(İSTANBUL) - 2026-YKS öncesi adaylara önerilerde bulunan Doğuş Üniversitesi Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden Uzman Psikolog Sevim Taş, son haftalarda çalışma süresini artırmak yerine mevcut bilgiyi verimli kullanmanın, rutinleri korumanın ve kaygıyı doğru yönetmenin önemine dikkati çekti.
Türkiye genelinde milyonlarca adayın üniversiteye giriş için hazırlandığı Yükseköğretim Kurumları Sınavı için geri sayım başladı. ÖSYM takvimine göre 2026-YKS’nin ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi 20 Haziran Cumartesi günü saat 10.15’te, Alan Yeterlilik Testleri 21 Haziran Pazar günü saat 10.15’te, Yabancı Dil Testi ise aynı gün saat 15.45’te uygulanacak.
Doğuş Üniversitesi Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden Uzman Psikolog Sevim Taş da sınav öncesinde adaylara kaygıyı doğru yönetme, çalışma rutinini koruma ve bugüne kadar verilen emeğe güvenme konusunda önerilerde bulundu.
Sınava sayılı günler kala birçok öğrencinin dikkatinin eksik olduğunu düşündüğü alanlara yöneldiğini belirten Uzman Psikolog Sevim Taş, yapılamayan sorular, yetişmediği hissedilen konular ve “Ya olmazsa” düşüncesinin bu dönemde daha sık akla geldiğini ifade etti. Taş, “Bu durum çoğu zaman olumsuz bir tablo gibi algılansa da aslında zihnin bugüne kadar verilen emeğe sahip çıkma biçimidir” dedi.
Bu süreçte öğrencilerin kaygı yaşamasının doğal olduğunu vurgulayan Taş, kaygının doğru anlamlandırılması gerektiğini belirterek, “Kaygı; zihnin ‘Bu benim için önemli ve bu emeği korumalıyım’ deme şeklidir. Buradaki temel nokta kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil; onun düşünce ve davranışları yönetmesine izin vermeden süreci sürdürebilmektir. Doğru yönetildiğinde kaygı performansı düşüren bir yük olmaktan çıkıp dikkati toparlayan bir sinyale dönüşebilir” ifadelerini kullandı.
ÇALIŞMAYI ARTIRMAK DEĞİL ENERJİYİ DOĞRU KULLANMAK ÖNEMLİ
Son haftalarda hissedilen zihinsel yorgunluk, motivasyondaki dalgalanmalar ve geçici isteksizliğin uzun soluklu bir hazırlık sürecinin birikimli sonucu olduğunu belirten Taş, bu dönemde öğrencilerin kendilerine yeni yükler eklemek yerine mevcut bilgilerini daha kontrollü kullanmaya odaklanmaları gerektiğini söyledi.
Taş, “Bu aşamada önemli olan çalışmayı artırmak değil; mevcut bilgiyi, enerjiyi daha kontrollü ve verimli biçimde kullanabilmektir” diye konuştu.
Sınav performansının yalnızca akademik bilgiye dayanmadığını dile getiren Taş, dikkatin sürdürülebilmesi, zihinsel denge ve sınav sürecinin doğru yönetilmesinin de en az bilgi kadar belirleyici olduğunu vurguladı.
Taş, “Bu nedenle kalan süre, gençlerin kendilerine yeni yükler eklemelerinden çok; kazanılmış bilgi ve becerilerin sınav anında daha kolay erişilebilir hale getirilmesine ayrılmalıdır” dedi.
PERFORMANS YÖNETİMİ VE RUTİN OLUŞTURMA
Sınav yaklaştıkça öğrencilerin odağını değiştirmesi gerektiğini belirten Taş, “Sınav yaklaştıkça odağınızı ‘Ne kadar daha çalışmalıyım’ sorusundan, ‘Mevcut bilgimi sınav anında nasıl daha etkili kullanabilirim’ sorusuna kaydırın” ifadelerini kullandı.
Günlük çalışma düzeninin sınav saatlerine ve öğrencinin biyolojik ritmine göre planlanmasının önemine dikkati çeken Taş, zihinsel performansı korumanın en etkili yollarından birinin belirsizliği azaltan net ve sürdürülebilir rutinler oluşturmak olduğunu söyledi. Taş, “Bu dönemde amaç çalışma süresini artırmak değil performansı istikrarlı ve dengeli biçimde sürdürebilmektir” dedi.
YANLIŞLAR SINAVDAN ÖNCE FARK EDİLMİŞ GERİ BİLDİRİMLERDİR
Son haftalarda çözülen deneme sınavlarının birer seviye belirleyici olarak değil, öğrenmeyi derinleştiren araçlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Taş, öğrencilerin yapılamayan sorulara yalnızca hata olarak bakmaması gerektiğini ifade etti.
Taş, “Yapılamayan sorulara yalnızca ‘hata’ olarak bakmak yerine, sınavdan önce fark edilmiş değerli geri bildirimler olarak yaklaşmak gerekir. Bir soruyu incelerken yalnızca doğru cevabı görmekle yetinmeyin. Neden yanıldığınızı, diğer seçeneklerin hangi bilgileri ölçtüğünü ve sorunun hangi kazanımlarla ilişkili olduğunu analiz edin” dedi.
Nitelikli bir soru analizinin tek bir sorudan birden fazla öğrenme alanı yaratacağını belirten Taş, “Amaç yalnızca yanlış sayısını azaltmak olmamalı, her hatadan mümkün olan en yüksek öğrenmeyi elde etmektir” ifadelerini kullandı.
SINAV KOŞULLARI ÖNCEDEN DENEYİMLENMELİ
YKS’ye hazırlanan adayların deneme sınavlarını yalnızca süre tutarak çözmelerinin yeterli olmadığını belirten Taş, gerçek sınav koşullarının mümkün olduğunca birebir taklit edilmesinin önemine işaret etti.
Taş, “Denemeleri saat 10.15’te başlatmak sınav atmosferine alışmayı sağlarken, kütüphane ya da etüt salonu gibi ortamlara saat 10.00’dan önce girip sınav başlayana kadar geçen yaklaşık 15 dakikalık bekleme sürecini de denemelere dahil etmek zihinsel hazırlığı güçlendirir” dedi.
Bu sürecin öğrencilerin iç ses, heyecan ve dikkat gibi unsurları yönetmeyi öğrenmesine yardımcı olacağını söyleyen Taş, denemelerin farklı masa ve sandalyelerde, değişen ortamlarda ve birebir zamanlı şekilde uygulanmasının sınavın fiziksel koşullarına uyum becerisini geliştireceğini belirtti.
Taş, “Bu anlarda ortaya çıkan dikkat dağınıklığı ve iç konuşmaları yönetebilmek sınav performansını doğrudan etkiler. Bu deneyimin önceden kazanılması ise sınav günü yabancılık hissini azaltır ve kendinize olan güveni artırır” diye konuştu.
MÜKEMMEL SINAV DEĞİL SAĞLIKLI PERFORMANS HEDEFLENMELİ
Adayların sınavda mükemmel olmak zorunda olmadığını vurgulayan Taş, asıl hedefin bugüne kadar öğrenilenleri sınav anında en sağlıklı şekilde ortaya koyabilmek olduğunu söyledi. Taş, “Mükemmel bir sınav geçirmek zorunda değilsiniz. Asıl hedef, bugüne kadar öğrenilenleri sınav anında en sağlıklı şekilde ortaya koyabilmektir. Kendinizle kurduğunuz iç diyalog sınav performansını doğrudan etkiler. Bu nedenle yıkıcı eleştiriler yerine emeği fark eden ve süreci destekleyen bir iç ses geliştirmek önemlidir” dedi.
Sınavın öğrenciler için tamamen bilinmez bir alan olmadığını ifade eden Taş, “Unutmayın; sınavda tamamen yabancı, hiç karşılaşmadığınız konularla değil okulda öğrendiğiniz, tekrar ettiğiniz ve denemelerde çalıştığınız kazanımlarla karşılaşacaksınız. Sınav; bir bilinmezlik değil bildiğiniz bilgilerin farklı soru formlarıyla yeniden karşınıza çıkmasıdır” değerlendirmesini yaptı.
EMEĞİNE SAHİP ÇIKAN ADAYLAR FARK YARATIR
Son haftaların öğrenciler için yeni yükler ekleme zamanı olmadığını belirten Taş, bu dönemin bugüne kadar sürdürülen hazırlık sürecine güvenme zamanı olduğunu söyledi. Taş, “Sınav günü en güçlü dayanaklarınızdan biri bugüne kadar gösterdiğiniz istikrarlı çaba olacaktır” dedi.
Sınava son haftalar kala hayallerin bireyin yönünü belirlediğini, üstlenilen sorumlulukların ise bu sürecin olgunlaşmasını sağladığını ifade eden Taş, emeğin aylardır verilen çabayı somut bir karşılığa dönüştürdüğünü belirtti. Taş sözlerini, şöyle tamamladı:
“Bu nedenle bu dönem hiç korkmayanların değil, kaygılarına rağmen ilerlemeyi sürdürebilen ve emeğine sahip çıkan bireylerin fark yarattığı bir zaman dilimidir. Tam da bu noktada durmak yerine ilerlemeyi, taklit etmek yerine kendi çalışma düzenine güvenmeyi ve vazgeçmek yerine istikrarlı biçimde devam etmeyi seçmek belirleyici hâle gelir. Çünkü bu bilinçli tercihler, sınavı yalnızca bir sonuç anı olmaktan çıkarır. Bireyin kendine güvenini pekiştiren, sürecine sahip çıkan ve sınav anında potansiyelini daha sağlıklı ortaya koyabilen bir duruşa dönüştürür. Son haftalarda atılan her kararlı adım, yalnızca sınav gününü desteklemez bireyin uzun vadede özgür, sorumluluk sahibi ve güçlü bir gelecek inşa etme kapasitesini de besler.”
