(TBMM) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılması nedeniyle kendisine yöneltilen eleştirilere ilişkin, "İzmir ile YENİ Parti’nin arasına, İzmir ile Özgür Özel‘in arasına kimse giremez. İzmir’de bir üzülen, bir gözyaşı döken varsa kurban olayım ona. Ama herkes haddini bilecek. Seçimlerde İzmir’de dünya rekoru kıracağız" dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"19 Mart darbesinden beri yargıdaki çeteleşmeyi anlatıyoruz. Sonunda artık apaçık itiraf ediyorlar. Ankara 2 Nolu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir yaptığı güzel işleri anlatıyor. Yeniden aday olacak, ne iyi bir şey yaptığını anlatıyor: ‘Adalet Bakanlığı bize ayrıcalık tanıdı. İki senede referansımızla…’ Yani ‘torpilimizle’. ‘70 üyemiz avukat arkadaşımızı hakim ve savcı yaptık.’ 2 Nolu Baro, AK Parti’nin barosu, bu yapılırken biz hep dedik ki ‘Yapmayın, baroları siyasileştirmeyin. Yarın bu baroların başka şeyleri olur. Altı oklu barolar çıkar, kurtlu baro çıkar, güvercinli baro olur. Sonra siyaset, adalet birbirinin içine girer.’ Dinlemediler. Açık açık baro başkanı söylüyor bu mevzuyu. Tam olarak da suçüstü halidir, bir gerçeğin itirafıdır. O barodan hakim-savcı olmuş o 70 ismin çıkarılıp dönülüp oraya bakılması lazımdır.
“KENDİ KURDUKLARI BARONUN SEÇİMİNİ KAYBEDEN KABİLİYETSİZLER, MAHKEMEYE GİDERLER”
Bir de Allah’ın sopası yok, nasıl işler oluyor? Bu 2 No’lu barolardan bir tane de İstanbul’da kurdular. İstanbul’da burası kadar çok kamu kurumu yok. Burası kadar ittirme olmadı. Orası kurulurken AK Partililerin dışında yine muhafazakar, eskiden AK Partili olan ya da milli görüşten olan bir grup avukat kayıt yaptırmış. AK Parti’nin adayı bu yarışta geride kalmış. Milli görüşçüler kazanmışlar. Açıklama yapıyor, ‘Sonuca itiraz edeceğim. Mahkemeye gideceğim. Yönetimi geri alacağım’ diye. Belediye seçimini kaybederler, başkanı hapse atarlar. Vekillik seçimini kaybederler, kumpas kurup seçimi yenilerler. Kendi kurdukları baronun seçimini kaybeden kabiliyetsizler, seçimi kazananlar için mahkemeye giderler. Hadi anca gidersin.
İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASI
Bu çete dünyanın en büyük siyasi davasını görüyor. 15 buçuk milyon insanın oy vererek cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu, bir darbe davasında yargılanıyor. 18 aydır hiçbir delil olmadan, bir kuruş dahi para bulunmadan, gizli tanıkların ve itirafçıların, iftiracıların beyanıyla tutuklu. Adil yargılanma hakkı nasıl elinden alındı, takip ettiniz. 9 Mart‘ta yargılama başladı. İlk sözü istedi. ‘Madem örgüt lideriyim, bir sorgulayın beni’ dedi. ‘Olmaz’ dediler. ‘Kısa bir giriş yapayım’ dedi. ‘Olmaz’ dediler. Millete soru soruyorlar, Ekrem Başkan itiraz ediyor, ‘Ekrem Bey sıranız gelince konuşacaksınız, savunma hakkı kutsaldır’ dediler. Bekledi. 9 Temmuz’da, ‘Ben kaçarım. Celseyi kapatıp giderim’ dedi hakim. Ekrem Bey dedi ‘Ben ne olacağım?’ Dedi ki ‘Dört buçuk saatin var. Sen ve avukatların bu bütün dosyayı...’ 157 farklı şeyden suçluyorsun adamı, aralıksız dört ay hakkında konuşuluyor, duruyor orada. ‘Avukatlar da dahil dört buçuk saatte bitir bu işi.’ ‘Olmaz’ dedi. ‘O zaman savunmadan vazgeçtin’ dedi, kapattı, tatile gitti.
VATANDAŞLARI İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASINI DİNLEMEYE DAVET ETTİ
Dönmüş, gelmiş, yeni duruşmayı açtı ağustosta. Ekrem Bey söz istedi. ‘Olmaz. Ben ne zaman savunma yapacaksın sana söyleyeceğim’ dedi. O günden beri duruyor, susuyor. Ekrem Başkan savunmasını kitap yaptı; matbaayı bastılar, kitaplara el koydular savunması ulaşmasın diye. Şimdi nihayet, umarız yarın Ekrem Başkan savunma yapmak için yeni bir dalavere alavere olmazsa kürsüde olacak. Ben demokrasiye ve adalete inanan herkesi Ekrem İmamoğlu’nu savunmak için değil; avukatları savunur, Ekrem İmamoğlu’na inanmak için değil; inananlar inanıyor, sevenleri inanıyor. Tarafsız bir gözle, adil yargılanma hakkını savunmak için İmamoğlu davasına gelebiliyorsa gelmeye, gelemeyenleri kulak vermeye, ne söylüyor diye dinlemeye, okumaya, Ekrem İmamoğlu’na bir buçuk yıldır bu kadar iftira atılıyor diyorlar, tarafsız bir gözle dinlemeye davet ediyorum. Ekrem İmamoğlu’nu desteğe davet etmiyorum. Ona destek veren çok, var, bulunur. Adil yargılanma hakkını savunmaya, savunmasının kısıtlanmamasını savunmaya ve tarafsız bir gözle milletimizi bu savunmayı dinlemeye davet ediyorum. Sonunda şuna inanıyorum ki AK toroslar çetesinin talimatı ne olursa olsun ya da mahkemeyi yönetecek hakimin, heyetin kararı ne olursa olsun İmamoğlu’nun ihtiyacı olan şey milletin vicdanında yargılanıp milletin vicdanında aklanmaktır. Ben onu dinleyen, anlamak için dinleyen herkesin onun masumiyetine, haklılığına ve temizliğine inanacağına yürekten inanıyorum.
“BİZ ‘ONLARA TESLİM OLACAĞIMA ASLANLAR GİBİ İÇERİDE YATARIM’ DİYENLERİN YOL ARKADAŞLARIYIZ”
Biz son yerel seçimleri kazanan, AK Parti’yi tarihinde ilk kez yenen, seçimi kazandık diye 19 Mart darbesine maruz kalan kadrolarız. Biz arkadaşlarımızı bırakmadık diye 21 Mayıs’ta partisine kayyum atanan, partisinde kazandıkları son dört kongre yok sayılan ve bir seçilmemiş heyete partileri verilen, iki aylık mücadelenin sonunda milletin talimatıyla yeni bir yola çıkan, YENİ Parti’yi kuran kadrolarız. Yakınları, aileleri, akrabaları, yol arkadaşları, cumhurbaşkanı adayları hapse atılan, zulmedilen kadrolarız. Tarihte görülmemiş bir baskıyla karşı karşıyayız. Eğer AK Parti muhalefette olsaydı ve ona bu baskıları yapacak bir ceberut iktidar bulunabilmiş olsaydı, emin olun yüzde 95’i, 15 gün içinde dağılırdı. Topuklayıp gidenler, kaçanlar, satanlar bir yana; ‘Onlara teslim olacağıma aslanlar gibi içeride yatarım’ diyen aslanların yol arkadaşlarıyız.
CEMİL TUGAY’IN AK PARTİ’YE GEÇİSİ
Bu yangın yerinde kimi tehditlere direnirken, mücadele ederken, onuru ve haysiyeti için yataktaki anasını-babasını bırakıp hapiste yatarken, beşikteki çocuğunu, hatta kendisi içerideyken doğan çocuğunu açık görüş günleri ayda bir kere kucağına alabilirken birileri tehditle, şantajla, teklifle, bir sebeple gidiyor, parti değiştiriyor. Bu yangın yerinde İzmir Belediye Başkanı da gitti AK Parti‘ye katıldı. Kendisini seçenlere ihanet edip, yol arkadaşlarına ihanet edip, söylediği her sözü, ettiği her yemini, verdiği her teminatı hiç edip, daha 10 gün önce söylediği sözlerin hepsini birden yok sayıp, gidip bir de orada birilerine methiyeler düzmeye, oralarda pişkin pişkin sırıtmaya, İzmir’le alay etmeye ve İzmirlileri kahredecek işler yapmaya başladı. Bu ne ilk, belki de son olmayacak. Tarihte de hep böyle oldu. Çünkü dönem kirli bir dönem ve bu dönem kirlilerle temizler, cesurlarla korkaklar, menfaatçilerle kahramanlar birbirinden öyle ayrışacak, tarihte öyle yerlerini alacaklar.
“İZMİRLİLERE HİSSETTİRDİKLERİNİ ANLIYORUM”
Ben bir yıl önce kongremizi yaparken ‘Ben size iktidara gül bahçelerinden yürümeyi değil; dikenli yollarda yürümeyi, eziyet çekmeyi, üzülmeyi ama teslim olmamayı vadediyorum’ demiştim. Oradaki yolda devam ediyoruz. Elbette İzmir’de yaşananlar ve İzmir’de yaşananların İzmirlilere hissettirdiklerini anlıyorum. 10 yaşında bir başka şehre ilk kez, İzmir’e yatılı öğrenci olarak gitmiş, iki haftada bir çıktığı çarşı izinlerinde bugün o ihaneti yapanların hizmet etmekle mükellef oldukları şehirde, 1985’te koca koca binalara baka baka dolaşmış, hayatı tanımış, insanları tanımış, İzmir gibi bir şehri tanımış, 12 yaşında Zübeyde Hanım’ın kabri başına gitmiş Karşıyaka’da dua etmiş, İlk Kurşun Anıtı’nın önünde gözyaşı dökmüş, her 9 Eylül’ü kendi yaş gününden daha büyük bir heyecanla karşılamış küçücük bir çocuğun, ilkokulu, ortaokulu, lise ve üniversiteyi, vatani görevini yaptığı bir şehirde; genel başkan seçildikten sonra hatırlayın ’İzmir’i felaket bekliyor, İzmirli küskün, İzmirli kırgın’ yazıları arasında, İzmir’de 31 belediye başkanı adayı göstermiş ve 29’unun seçilmesinin sevincini 31 Mart akşamı sizlerle birlikte yaşamış birisiyim.
“İZMİRLİNİN AYAĞININ ALTINA YATARIM AMA SİZİN GİBİ HAYSİYETSİZLİK PEŞİNDE KOŞANLARA BU PARTİYİ TESLİM ETMEM”
O gün, bugün bizde olanlar, olmayanlar; tüm milletvekilleri başarıyı sahipleniyorlardı. Bugün orada burada yalan beyanlarda bulunanlar, ilk telefonda kutlamaları yapıyorlardı. Türkiye tarihinin en büyük yerel seçim başarısıydı. Türkiye’nin yüzde 65’i, ekonominin yüzde 85’i, İzmir’de Menemen ve Aliağa özel durumu olan iki ilçe dışında tamamı kazanılmıştı ve çok büyük bir zaferdi. O gün çeşitli yöntemlerle diğer adayların belirlendiği gibi belirlenen aday, bugün ihanet etti. Şimdi birileri, o gün ‘büyük bir zafer, başarı’ deyip sahiplenen birileri, dönmüş bize ıvır zıvır konuşuyor. ‘Öz eleştiri yapacak mısın?’ Öz eleştiri ne? İçim yanıyor, içim. Cemil Tugay’a eğer son imzayı bu el attıysa, bu el kırılsaydı, bu kafa kırılsaydı bugünü görmeseydi de o namussuzu aday yapmasaydı. Ama kendilerinin ilk ilan ettiği aday, prensesleri, Aydın’da topuklayıp kaçarken hiç orada sorumluluk almayanlar; prensesleri Afyon’dan AK Parti‘ye koşa koşa giderken hiç sorumluluk almayanlar; Ataşehir’de taraf değiştiren altı belediye meclis üyesinin beşi önceki dönemin sorumluluğunda olanlar; çıkıp bize İzmir ile aramıza girip ‘Özür dileyecek misin?’ İzmirlinin ayağının altına yatarım ama sizin gibi haysiyetsizlik peşinde koşanlara bu partiyi teslim etmem. Aklınızı başınıza alın. Kimsiniz siz? Butlancılar. Kimsiniz siz? İktidara teslim olanlar, kimsiniz siz? 47 yıllık zaferden sonra kaybetmeye görevlendirilenler.
“HERKES HADDİNİ BİLECEK. KİMSE İZMİR İLE ÖZGÜR ÖZEL ARASINA GİREMEZ”
Herkes şunu bilsin: İzmir ile YENİ Parti’nin arasına, İzmir ile Özgür Özel‘in arasına kimse giremez. İzmir’de bir üzülen, bir gözyaşı döken varsa kurban olayım ona. Özür ne? Köle olayım ona. Ama herkes haddini bilecek. O İzmir’i 31’de 31 alacağız. O seçimlerde İzmir’de dünya rekoru kıracağız. Haydi bakalım. İzmir sana selam olsun. İzmir, YENİ Parti ve Özgür Özel sana kurban olsun. Hepinizi çok seviyoruz.”
(SON)