(TBMM) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizini haber yapan gazetecilerin gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına tepki göstererek, "Birazcık mert olun, 'Yaptıysam yaptım, hesabını veririm' deyin, gazetecilerle uğraşmayın kardeşim" dedi. Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerine yönelik operasyonların siyasi amaç taşıdığını belirterek, "Arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu’nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti’yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz" diye konuştu.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, toplantı salonunda yer alan fon krizi mağdurlarının yaşadığı sorunlara değindi.
Sistemde parası kalan her vatandaşın mağdur olduğunu söyleyen Özel, ev parasını, ameliyat parasını, evladının okul taksidini buraya kaptıranların bulunduğunu belirtti. Özgür Özel, "Mağdurlardan bir kısmı bugün grup toplantımızdalar. Biz mağdurun partisine bakmayız, mağdurun siyasi görüşüne bakmayız. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mağdurlara duyarsızlığının ve onları bir şekilde bastırmaya çalıştığının da farkındayız. Mağdurlar şunu bilsin, hangi görüşten olursa olsunlar biz sarayda oturanlardan, kibirle aşağıya bakanlardan, sizi karınca gibi görenlerden değiliz. Karıncanın kardeşi var o da YENİ Parti’nin ta kendisidir" ifadelerini kullandı.
"ERDOĞAN MASASININ ÜSTÜNDEKİ SOYGUNCU LİSTESİNİ BİR AN ÖNCE AÇIKLAMALI"
Yapılması gerekenin belli olduğunu dile getiren Özel, "Erdoğan, masasının üstündeki soyguncu listesini bir an önce açıklamalıdır. Bu paralar, soygunu yapanlardan alınmalıdır. Amerika bunu geçmişte yaptı, bir daha benzer olayların yaşanması çok çok azaldı. Ama siz eğer siyasi saiklerle bu kişileri gizlemeye, suçlarını örtmeye, bazılarını feda edip kodamanları, tepedekileri gizlemeye, bakanlığı, bir bakanlığın yetkililerini korumaya, saraydaki, yanıbaşınızdaki üst düzey bürokratları korumaya kalkarsanız o zaman bu milletin size hiçbir güveni kalmaz. Ayrıca fonların hoplatıp zıplatıp millete çakıp kaçtığı hisse senetleri var. Bu senetlere sıkışmış, satamamış, perişan olmuş insanlar var. Bunların da mağduriyetlerinin mutlaka giderilmesi gerekmektedir" değerlendirmesini yaptı.
"HAYATİ YAZICI'NIN OĞLU İŞİN İÇİNDE"
YENİ Parti Lideri Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fon krize ilişkin yaptığı açıklamalarını da eleştirerek, şunları kaydetti:
"Erdoğan utanmadan, sıkılmadan sıkışınca hep yaptığı gibi 'Dış güçler sabotaj yapıyor' diyor. Kargalar gülüyor. Hatta dün 'FETÖ parmağı var bu işin içinde' dedi. Hayati Yazıcı'nın oğlu işin içinde ve suçüstü yakalandı. Oğlunun ortağı Allah rahmet eylesin, canına kıydı ya da o işe çok daha dikkatli bakmak lazım. Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya'nın on katı vurgun yapmış kişiyle Bodrum'da tatil yapmış, konser izlemiş, aynı uçakla gitmiş, aynı uçakla gelmiş. Şimdi fotoğrafı çıkmış önlü arkalı oturmuş. O fonda milletin parasını çarpıp gidenle, onu yayınlayan gazeteciyi hapse attırdı. Ömer Çelik böyle pahalı takım elbiseler, dik duruşlar, o özgüvenli sözler… Konuşurken bu olay ortaya çıkınca çıktı, eli ayağı titriyor, eli ayağı. Ne dediğini bilmiyor. Ağzından ateş çıkıyor. Dedi ki 'Şu andan itibaren.' Ne andan itibaren Ömer Bey, ne oldu? Hangi andan itibaren? 'Şu andan itibaren' diyor, 'Teyakkuzdayız, en üst düzey alarmdayız. Siyasi ve hukuki mücadelede en üst noktaya çıkıyoruz' dedi.
"ÖMER BEY, BU KADAR GİZLİLİK VARKEN BU İŞLER NEREDEN ÇIKIYOR?"
Dört gazeteciyi evden aldılar, ikisini hapse attılar, ikisine adli kontrol, geceleyin itiraz üzerine ev hapsi verdiler. Savcıların, hakimlerin Parti Sözcüsü'den talimat aldığı, Parti Sözcüsü'nün işin ucu kendine geldiği zaman haykırdığı, hönkürdüğü, aslında çatıştıklarına ses yükselterek, 'Bu gazetecileri bari toplayın' dediği, haberin kaynağını değil de haberi yapanı hedefine koyduğu bir işin içindeyiz. Ömer Bey, bu kadar gizlilik varken, bu işler nereden çıkıyor? Nereden çıkıyor? Bayrampaşa YENİ Parti örgütünden mi çıkıyor? Nereden çıkıyor? Birbirinizi yiyorsunuz, birbirinizin kuyusunu kazıyorsunuz, birbirinizle tehlikeli işlere girişiyorsunuz. Sonra dönüp zavallı gazetecileri çocuklarından ayırıyorsunuz. Birazcık mert olun, 'Yaptıysam yaptım, hesabını veririm' deyin, gazetecilerle uğraşmayın kardeşim."
"MAĞDURLARIN HAKKINI YİYENE ZEHİR ZIKKIM OLSUN"
Özgür Özel, 3 Kasım 2023'ten beri, "yenilgiyi kabul etmeyen, AK Parti'ye konfor alanı tanımlamayan, onlara huzur vermeyen, onların gücünden çekinmeyen" siyasetin, milletin hakkını savunmak için Meclis'te, meydanda, ortada olduğunu belirterek, "Kimsenin bundan endişesi olmasın" dedi.
Fon krizine ilişkin Sabah gazetesinin MASAK'a dayandırdığı haberde, "MASAK paranın izinde... 141 kişiye ait 187 milyar liralık hesaplar donduruldu" denildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ise 1 saat 45 dakika sonra yaptığı açıklamada, "85 kişilik" bir listeden söz ettiğini ifade eden Özel, iki açıklama arasındaki farka dikkati çekti.
"56 MEŞHUR İSMİ LİSTEDEN ÇIKARDILAR"
Özgür Özel, "Bu 85 adını sanını da çok bilmediğiniz, AK Partili olsalar da uzaktan bağlantılı 85. Arada buradaki 141'le arada 56 isim kayıp. 1,5 saat içinde 56 meşhur ismi listeden çıkarıp onların hesaplarındaki dondurmayı kaldırıp düzeltmeyi yapıp 85'e indiriyorlar. Sabah gazetesi bu kaynağını açıklasın -ki MASAK diyor- Sabah'taki 141 nasıl 85'e inmiş, Adalet Bakanlığı da onu açıklasın" diye konuştu.
Fon krizinin ortaya çıkmasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın hesabına konulan blokenin yaklaşık bir saat sonra kaldırıldığını belirten Özgür Özel, soruşturma sürecinde ayrıcalık tanındığını savundu.
Özel, "Bir taraftan 'İşin ucu nereye giderse gitsin' diyen, yalandan bir politik söylem, bir tarafta Hayati Yazıcı'nın oğlunun hesabına bloke koyan Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 saat sonra hesaptaki blokeyi kaldıran İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Böyle adalet olacaksa olmaz olsun. O mağdurların hakkını yiyene de zehir zıkkım olsun" ifadelerini kullandı.
"SUÇUMUZ AK PARTİ'Yİ YENMEKTİR, O SUÇU BİR DAHA İŞLEYECEĞİZ"
Özgür Özel, ülkede "fon hırsızlığının" yanı sıra "demokrasi hırsızlığı" yaşandığını savunarak, şöyle konuştu:
"Muhalefete karşı 2024 yılının 30 Ekim gününden beri muhalif seçmenin seçtiği, ilçelerini, illerini emanet ettiği belediye başkanlarına, meclis üyelerine karşı büyük bir siyasi operasyon sürdürülüyor. Hiçbir somut delili olmadan ki aylarca meydanlarda diyor ya, ‘Meydan meydan, şehir şehir gezdi.’ Gezdim. ‘Bu operasyonları itibarsızlaştı’ diyor. İtibarı yok da o yüzden itibarsızlaştırdım. Biliyordum, arkadaşlarının gözünün içine baktım ve onlara olan güvenimle bir Genel Başkan olmanın gereğini yaptım. Ben bir günde Manavgat Belediye Başkanını partiden attık. Bakma, diyorlar ki ‘Baklava kutusu savundu.’ Filmi çekenin bir ay önce tutuklandığını, elverişli bir film için senaryo oynadıklarını söyledik. Ama baklavacıyı da belediye başkanını da o dakika attık, o dakika ve ispatladık. Bir ay önce uyuşturucudan gözaltına alınıp birkaç saatte bırakılıp, sonra baklava kutusuyla filminin çekildiğini. Bu olaydan birkaç ay sonra Bodrum’da bir belediye meclis üyesi rüşvet alırken yakalandı. O dakika attık. Uşak Belediye Başkanı dört günlük gözaltı sürecinde avukat kabul etmediler. Avukat ulaştığı an tedbirli olarak disipline sevk edip partiden attık. İşlemin bittiği 20 günü, ‘Efendim 20 gün atmadılar. O gün aldık kararı. Herkes biliyor tedbirli disipline vermek nedir. Bir yerde kusuru olup da tartışmaya açık olmayıp da ya da kendi de kabullenip de bir dakika gözünün yaşına bakmadık. Ama öbür tarafta efendim AK Parti’nin güldür güldür kendine istediklerini gönüllü bağışlarla, millete çocuğuna kreş yaptırmış, ‘Efendim itibar yoluyla irtikap.’ Her ay aldığı parayı 12 ay sonra tekrar almaya devam etmiş, ‘Efendim ödemiyordu da rüşvet istedi de şunu verdi de bunu verdi de.’ Bir tek kanıt, bir delikli kör kuruş para, ne evde ne kasada ne hesapta ne yakınında ne orada burada. Tamamında hele hele partimize arkadaşlarımıza atılan büyük iftiralar. Hani biliyorsunuz ya. Para kutusu çantaları, ‘İçinden jammer çıktı’ diyor sonra iddianamede. Hani diyor ya ‘Paraları bölüştüler.’ ‘Öyle duymuştum, yokmuş öyle bir video.’ Hani diyor ya parke altında 2 milyon Euro.’ 2 Cent çıkmamış. Yok öyle bir belge. ‘KİPTAŞ’tan ev dağıttılar. Öyle duymuştum, yalanmış.’ Tamamı çöktü.
"HAYSİYET CELLATLIĞI YAPTIĞINIZ İŞLER"
Şimdi diyorlar ki ‘Efendim onlar kendilerini savundular, şöyle yaptılar, böyle yaptılar.’ ‘Meydan meydan gezdi, yolsuzluk yapan arkadaşlarını savundu’ diyor. Meydan meydan gezip savunduğum arkadaşlarım, bu milletin seçtiği, usulüne göre yapılan denetimlerde hiçbir suç çıkmayan, delilden suçluya değil; hedefteki kişiden delile gitmek için milleti iftiraya zorladığınız, somut kanıtla ispatlayamadığınız, haysiyet cellatlığı yaptığınız işlerdir. Milletimiz de biliyor ben de biliyorum. Bütün AK Partili yöneticiler de biliyor ki arkadaşlarımızın suçu, Ekrem İmamoğlu’nun suçu, belediye başkanlarımızın suçu AK Parti’yi yenmektir. O suçu hep birlikte bir daha işleyeceğiz. Değerli arkadaşlar, Bayrampaşa, Ataşehir, Gaziosmanpaşa, Adalar, Üsküdar. Bu belediyelerde belediye başkanlarını tutukladılar, kimin de çoğunlukları vardı, Gaziosmanpaşa gibi. Hemen ilk seçimde o yüzden içeride başkan. Kimin de önce bizden seçildiği, o sırada belediye meclis üyelerine birkaç ay çalıştılar. Öyle somut deliller var ki buradan söylüyorum. Örneğin bazı gazeteciler demişlerdi ki bu iddialar doğruysa ispatlanmalıdır.
"HİLEYLE, AHLAKSIZLIKLA BÖYLE İŞLERE KALKIŞIYORLAR"
Özgür Çelik gitti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘na partimiz adına başvurdu. Örneğin Üsküdar’da biri diyor ki ‘Benim oğlum yurt dışında firari. Adalet Bakan Yardımcısı söz verdi. Ben oyumu AK Parti‘ye vereceğim. 15 yıldır kaçak olan oğlumu Türkiye’yi geri getirecekler, terör suçundan kurtaracaklar.’ 40 kişinin içinde diyor ki ‘Mecburdum, AK Parti’ye verdim, kusuruma bakmayın.’ Bir başkasının ilk oylamada oğlu hapiste, ikinci oylamada bilmem kaç yıl ceza almış oğlu tutuksuz bırakılmış, dışarı salınmış. Oylamada tavrı değişiyor. Bir başkası ağzıyla söylüyor. ‘Belediye başkan yardımcılığı teklif edildi, o yüzden parti değiştirdim.’ Bizim kurultay davasında kurultay delegesi beş ay sonra belediye meclis üyesi olmuş, ‘Sen iradeni fesata mı uğrattın, belediye meclisi üyesi olmak için mi Özgür Özel’e oy verdin?’ sorusu var. Adam ağzıyla söylüyor, ‘CHP’liydim. Belediye başkan yardımcılığı sözü karşılığında taraf değiştirdim’ diye.
"ŞANTAJLAR, TEKLİFLER, BASKILAR HAVADA UÇUŞUYOR"
Diğer taraftan şantajlar, teklifler, baskılar, paralar havada uçuyor ve belediye meclisindeki transferleri tamamlıyorlar. Önce gizli tutuyorlardı. Örnek; Üsküdar. Belediye başkanvekiline operasyon yapıyorlar. İlk seçilene. O anda transfer ettirdiklerine; birinci tur, ikinci tur belli değil, üçüncü turda şak taraf değiştirtiyorlar ve belediyeyi elimizden almaya çalışıyorlar. Buna millet dedi ki ‘Ya böyle şey mi olur? Kadını aldınız. Yerine seçilen var, onu da aldınız. Taraf değiştirttiniz.’ Bu sefer Ataşehir’de öyle yapmadılar, önce transferleri yaptılar. Sonra gelip belediye başkanvekiline ‘Ya istifa edersin ya içeri girersin’ dediler. Arkadaşımız tweet paylaştı, ‘Onurlu duracağım, asla bükülmeyeceğim, eğilmeyeceğim’ diye. Bütün Türkiye bir gece onu konuştu. Ertesi sabah daha Türkiye onu konuşurken sabah yatağından alıp götürdüler. Şimdi içeri attılar. O seçimi yenilediler. Ataşehir’e taraf değiştirttiler. Bu kadar açık, bu kadar net. Bakın bunların bir tanesine ‘Olmadı’ diyen yok. Biz bunların her birini, Üsküdar için yazıp Cumhuriyet Başsavcılığı‘na verdik, duruyor daha orada. ‘Çağır bunları konuş’ diyoruz. Belediye meclis üyesinin ortağını iki gün önce alıp salıyorlar. Ortağı diyor ki, mimar ortağı ‘Aman abiciğim yarın dikkatli ol.’ Geceleyin de onu bir yokluyorlar, ‘Yarınki durumun ne?’ diye. Bu şartlar altında böyle olmadık işlerle, hileyle, hurdayla, ahlaksızlıkla teker teker…
Eyüpsultan’da en son yine buna niyetlendiler. Ne olduğunu gördünüz. Buradan kayda geçirelim. Aynı şeye giriştiler. Üçüncü turda dört kişiyi böyle ikna edebilmişler, beşe gelememişler. 18-18 berabere kaldılar. Dördüncü turda 19-18 ya da 20’ye 18 biz kazandık son turda en yüksek oyu olarak. Adamın açıklaması şu. ‘Bu seçime itiraz edeceğiz. Biz bu seçimi iptal edeceğiz. Görün, haftaya gelip burayı yine biz kazanacağız.’ Eyüpsultan için bunu açık açık söylüyor. Eğer bu kadar kötülük, bu milletin gözünden kaçıyor sanıyorsanız… Bu kadar açık açık.
Yahu bu millet yıllarca Eyüpsultan’ı da Üsküdar’ı da Bayrampaşa’yı da Gaziosmanpaşa‘yı da size yönettirdi. Belediye meclisi de belediye başkanı da gitti, görev yaptı. Bu milletin karşısına çıktınız. ‘Bu sefer olmaz’ dediler, ‘Bu sefer başkası yönetsin’ dediler. ‘Siz de birazcık sabredin, muhalefet edin, az kenarda durun’ dediler. Şimdi bu milletin tercihlerine karşı böyle pis işlere girerek, güya ‘Üsküdar’ı geri aldık’ diyor. ‘Gaziosmanpaşa’yı kazandık’ diyor. ‘Bayrampaşa artık bizde’ diyor. ‘Ataşehir’i ilk kez aldık’ diyor. Yahu Ataşehirli vermedikten sonra sen belediye binasını kökünden çalsan binayı çalarsın, Ataşehir’i alamadın, alamayacaksın."
(SÜRECEK)