(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, NATO Zirvesi'ne ilişkin "Kimin ne diyeceğine, Türkiye'ye ne denileceğine, Türkiye'den ne isteneceğine, Türkiye'nin başına bir çorap mı örüleceğine, her şeye bakacağız. Endişelerimiz var, süreci de hassasiyetle takip edeceğiz" dedi. Ağıralioğlu, TÜİK’in işsizlik verilerine ilişkin, "Memleket şu anda bütün istatistiklerde fark ediliyor ki yönetilemiyor. Memleketin acilen sorunları çözebilme kabiliyeti olan bir yönetime ihtiyacı vardır" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesi yapılan hazırlıklara değinen Ağıralioğlu, şunları söyledi:
"Ev sahipliği yaptığımız için güzergâh üzerindeki makyajlamayı çok mevzu etti muhalefet. Hangi programa ev sahipliği yapıyorsanız, ona uygun olarak şehrinizi, ülkenizi tanıtmaya yönelik bir çalışma var. Bunun üzerinden bir metafor geliştirmeyi çok seviyor muhalefet. 'Efendim, makyajlayarak kapatmaya çalıştıklarınızın sorunlarını çözün' falan demeyi çok seviyorlar. O işin siyasi popülizm tarafı. Doğruluk tarafları da vardır. Ama daha mühim sorunlarımız var. NATO toplantısına ev sahipliği yapıyoruz. Sonuçlarını hassasiyetle tahlil etmek zorundayız. Dünyanın mühim sorunlarla yüz yüze olduğu, kendi sorunlarını çözme kabiliyetini kurumların yitirdiği, yeniden kurumların tanımlanmak zorunda olduğu bir eşiğe geldik. Avrupa Birliği de yeniden tanımlanmak zorunda. Avrupa'nın güvenlik mimarisi de yeniden tanımlanmak zorunda. NATO'nun güvenlik şemsiyesi, BM'nin güvenlik algısına nezaret eden beş devletin veto yetkisi dâhil, hepsinin, her şeyin yeniden konuşulmak zorunda olduğu bir döneme gidiyoruz.
Biz, NATO'nun güney kanadında NATO'nun en büyük ikinci ordusunu kumanda ediyoruz. Türkiye'de kurulmak istenen bir ordu var. Daha önce terörle ilgili hassasiyetlerimiz dolayısıyla birkaç sefer ifade etmiştik. Sınır güvenliğimizi sağlayacak, sınırımızın hemen dibinde ve bölgemizdeki azgın hesapların maşası olacağı ile ilgili kaygılarımız olan YPG terör örgütünün karşısında sınırı bekleyecek bir 6. ordunun kurulmasının, daha doğrusu, bir mecburiyet hâline geldiğini düşünüyoruz. Orada bir varlık ve irade göstermek zorundayız. Kıta sahanlığımızla ilgili ihlaller var. Hassasiyetimiz zirvede. Çünkü ihlaller, haddi çok aşan birtakım cüretli açıklamalarla örselenir hâle gelmiş. Mavi Vatan'daki egemenlik haklarımız bypass edilmeye çalışılıyor. Bunlarla ilgili çok hassasiyet göstermemiz lazım. NATO'nun buradaki toplantısında kimin ne diyeceğine, Türkiye'ye ne denileceğine, Türkiye'den ne isteneceğine, Türkiye'nin başına bir çorap mı örüleceğine, her şeye bakacağız. Endişelerimiz var, süreci de hassasiyetle takip edeceğiz."
"TERÖR ÖRGÜTÜNÜN YÖNETİCİLERİ SANKİ TÜRK DEVLETİNE DİZ ÇÖKTÜRMÜŞ GİBİ KONUŞABİLİYOR"
Ağıralioğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik de şöyle konuştu:
"Terörsüz Türkiye diye bilinen sürecin şahit olduğumuz birtakım nümayişleri var. DEM'in yöneticilerinin karıştığı birtakım meydan okumalar var. Tertip edilen, 'Öcalan'a hürriyet' diye güya planlanan mitinglerde, ortalama memleketteki sükûneti tahrik edecek, memleketteki düzeni, huzuru bozabilecek hadsiz açıklamalar var. İçeride 12 kişinin ölümünden sorumlu olarak yatmış, sonra bir kanun düzenlemesi ile çıkmış bir teröristin, 'Burada pişman olmuş insan var mı? Burada evladım pişman olsun, gelsin ben ona evladım diyecek bir aile var mı?' diye bir meydan okumayla karşı karşıya kalmışız. Şunun bilinmesini isteriz: Terör örgütünün elinde bırakacak silahı kalmamasına rağmen, elinde Türk milletine suikast yapabilme kabiliyetine imkân olarak kullanabilecek bir toplu iğne kalmamışken, sanki galipmiş gibi konuşabiliyor. Terör örgütünün yöneticileri sanki Türk devletine diz çöktürmüş gibi konuşabiliyor. Sanki biz bu mücadelede yenilmişiz de onlar galipmiş gibi konuşabiliyor. Bizim siyaset kadromuzun da hissesine, devlet galip, millet mücadelede galip; galip milletin, galip devletin mağlup siyasetçileri olmak düşüyor. Bu kadar meydan okumaya, bu kadar cüretkârlığa hatırı sayılır bir cevap bekliyoruz ama ses yok, çıkmıyor."
TÜİK’in açıkladığı işsizlik verilerini de değerlendiren Ağıralioğlu, işsizlik rakamlarında "ciddi artış" olduğunu belirterek, işsizlik sorununun Türkiye'nin "en büyük" sorunu olduğunu öne sürdü. TÜİK verilerini göre geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31'e çıktığını açıklayan Ağıralioğlu, 2020 yılında bu sayının yüzde 17 olduğunu söyledi.
"MEMLEKET UZUNCA ZAMANDIR ÇÖZMESİ GEREKEN SORUNLARI ÇÖZMEYE ODAKLANAMIYOR"
Ağıralioğlu, konuşmasının devamında şu değerlendirmeleri yaptı:
"Memleket, iş aramaktan vazgeçenleri, yaşamaktan canına kıyacak kadar kahırlı olmaktan, yurdu terk edecek kadar yurdundan umudu kesmekten toplamı artık milyonları bulan gençlerin, 13 milyon gencimizin işsizliğinden bahisle bir şey konuşuyorsanız, memleketinizi yönetemiyorsunuz demektir. Emeklinizi ve asgari ücretinizi enflasyona ezdiriyorsanız, memleketi yönetemiyorsunuz demektir. Kendi devletin gelirlerine zam yaparken yüzde 45'lere, yüzde 50'lere varan zamlar yapıyorsunuz. Kendi milletinizin ücretlerine zam yaparken, müdahale edilmiş enflasyon oranında zam yapıyorsunuz. Memleket uzunca zamandır aslında odaklanması gereken sorunlara, çözmesi gereken sorunları çözmeye odaklanamıyor.
Odaklanması gereken sorunlardan ziyade, aktüel, gündelik avantaj kollayan sorumsuz siyaset örneği haline geliyor, döngü haline geliyor. Memleket şu anda bütün istatistiklerde fark ediliyor ki yönetilemiyor. Demokrasi standartlarımız bozuluyor, hukuk standartlarımız bozuluyor. Yargının aktiviteleri yüzünden siyaset avantaj sağlayabilir hâle gelmişse memlekette siyasetten umut kesiliyor demektir. Yargı aktivitelerinin siyasete bu kadar müdahale edebildiği, siyasi bu kadar sonuç doğurabildiği memleketlerde sandığa ümit her geçen gün azalıyor demektir. Memleketin acilen sorunları çözebilme kabiliyeti olan bir yönetime ihtiyacı vardır. Memlekette muhalefete geçmiş bütün belediyeler teker teker sizin belediyeleriniz olsa, yakalarına rozet taksanız, bunun memleketimize ne faydası vardır?"