(İSTANBUL) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşması iktidara gelmeye hazırlanan birinin konuşması gibi. Memlekette her an her şey olabiliyor. Üniversiteyi kapatıyorsunuz kararnameyle, kendi kararnamenizle sonra kendi kararnamenizi bir kararname daha yapıp boşa düşürebiliyorsunuz. Bu öngörülemezlik memlekette herkes için huzursuzluk sebebidir. Siyasetin bu fırtınalı zamanlarından süzüle süzüle gelmiş öngörülebilir bir kadroyuz biz. Anahtar Parti öngörülebilir bir memleketin taşıyıcısı olacak" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Türkiye’nin Yeni Kalkınma Rotası: 2050 Vizyonu" programına katıldı. Programda, Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın "Anahtar Parti Kalkınma Politikaları Vizyonu"nunu kamuoyuyla paylaştı.
"Planın partisiyiz, programın partisiyiz. Stratejik verimlilik, denetim, rekabet, hesap verilebilirlik, şeffaflık, yönetilebilirlik bu kavramlar etrafında önümüzdeki dönemin ihtiyaçlar hiyerarşisini bir yeni yönetim modellemesine dönüştürmek zorunda olduğumuz bir iklimin siyasetçileriyiz biz. Muhasebe ediyoruz. Muhasebelerimizin merkezine koyduğumuz bir şey var: Türkler konuşabilmeyi biliyorlar çok uzunca zamandır. Türkler, Türk siyasetçileri hususiyetle yahut sektörel olarak hangi konuyla iştigal ediyorsak o iştigal ettiğimiz konu üzerinde olağanüstü sunumlar yapabiliyorlar. Bizim muzdarip olduğumuz bir husus vardı, Anahtar Parti tam da herhâlde bu bıkkınlığın üstüne kuruldu. İyi konuşabilen değil, iyi yapabilen bir kapasiteye dönüşmek zorundayız.
"İKTİDARA YENİ GELİYORMUŞ DUYGUSU VEREBİLİYOR"
Bazen kinayeyle, bazen latifeyle söylüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı'yla güzel konuşmak, AK Parti'yle güzel sunum yapmak, iktidar partisiyle olağanüstü organizasyonlarda rekabet etmek gibi bir iddia ile kurulmadık. Güzel konuşuyorlar, harikulade sunum yapıyorlar, fevkalade raporlar okuyorlar. Tayyip Bey de bunları çok veciz bir belagatla milletiyle paylaşabiliyor. Bazen iktidarda olmasına rağmen muhalefetteymiş gibi yapabiliyor. Bazen 24 yıldır iktidarda olmasına rağmen iktidara yeni geliyormuş duygusu verebiliyor ama nihayetinde bu 24 yıllık karne onun. Bu karne güzel konuşabilenlerin bizi getirdiği yerin karnesi. Güzel yapabilenlerin devralma zamanıdır diye o yüzden bu programda güzel yapmaya niyet edenlerin, yaptığı planı önümüzdeki dönem reel zeminde dünyayla beraber içine doğduğumuz içinde olduğumuz rekabet şartlarına kavuştuğumuz coğrafyayı da doğru kullanarak risklerimizi, kapasitemizi, imkanlarımızı, fırsatlarımızı doğru yönetecek bir aklı Türk milletine teklif ederek önümüzdeki dönem siyaseti bu kavgadan gürültüden hamasetten bağırmadan çağırmadan kurtaracak bir stratejik gayretin partisinin planı.
"PARTİMİZ SİYASİ BİR KAVGAYLA KURULMADI"
Bizim partimiz bir siyasi kavgaya kurulmadı. Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kapasitesine kuruldu. Biz devlet millet varlığımızın kapasitesine kurulmuş bir partiyiz. Risklerimizi biliyoruz, imkanlarımızı biliyoruz. Nelerimizin eksik olduğunu, neyi çalışarak, neyi ortaklaşarak, neyi hedefimize koyarak başarabileceğimizi, nelere nasıl ulaşabileceğimizi plan yaparak yönetmeye geliyoruz. Dolayısıyla bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın içine girdiği iklimi görüyoruz. Dünyanın içine girdiği yönetim krizini görüyoruz, çatışmayı görüyoruz, artan nüfusu görüyoruz. 8.5 milyar oldu nüfusumuz. Önümüzdeki 35-40 yıl içinde dünya nüfusu 10 milyara yaslanacak. 10 milyarlık bir nüfusun kaldıramayacağı kaynak kıtlığını görüyoruz. Bu kaynak kıtlığında dünyanın insanca yaşama güvencemiz olan kurumlarının çalışamayacağını görüyoruz. Azgınlığın kuralsızlığa döneceğini, kuralsızlığın çatışmaları doğuracağını, çatışmaların dünyayı huzursuzlukla yeniden hareketlendireceğini görüyoruz. Bazen savaşa bazen bölgesel nüfus hareketliliklerine mecbur kalınacağını görüyoruz. Su kaynaklarının doğru kullanılmazsa dünyanın önümüzdeki dönem su savaşlarına şahit olacağını görüyoruz. Gıdanın planlanmazsa önümüzdeki dönem özellikle gıdada, gıda mühendisliğine bağlı, aynı zamanda bunun bir silah dönüştürülme risklerini görüyoruz. Anahtar Parti sadece bir oy derdinin değil, insanca yaşama idealinin, insanı koruma hassasiyetinin, nesli muhafaza etme, her şeyi tabiatıyla koruma hassasiyetinin de partisi. Fıtratı, insanı, bizzat insanın varlığını, gıda ayağı bağlı olarak insanın sağlığını, yaşanabilir bir dünyanın içerisinde en çok yaşamayı hak edeni koruyacağız, insanı koruyacağız. Dolayısıyla insanı korumamıza sebep olacak ya da buna imkan olacak her şeyi korumak zorundayız.
"DOĞRU PLANLAMAYLA ÇOK YAKINDA ALMANYA STANDARTLARINA ULAŞABİLİRİZ"
Bizim büyük problemimiz şu: Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar büyük potansiyeli olan, doğru yönetilirse 85 milyona değil, 850 milyona yetebilecek olan bir memleketi bir avuç azgının elinde bu kadar fakirleştiren sistemsizliği düzeltmemiz lazım. Neresinden bakarsanız önünüzde bir fotoğraf var. Evdeki gence bakarsanız da emekliye bakarsanız da iş dünyasına bakarsanız da ihracat ithalat rakamlarına bakarsanız da, verimliliğe bakarsanız da, nereden bakarsanız görebildiğiniz bir şey var Türkiye'de: Planlanamıyor. Türkiye kapasitesine göre yönetilmiyor. Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye aslında imkanları olduğu halde bu fakirliği yaşıyor. Bazı memleketlerin imkanları yoktur. Onlar geleceklerini kiralamak zorundadırlar diye bir kelime duydum, güzel bir tanımlama. İmkanı olmayan başka şeyler yaparak belki geleceğini kiralayabilir. Ama Türkiye gibi memleketler imkanın olduğu memleketlerdir. Burada siz geleceğinizi değil, kiralamayı töhmet altına sokacak kadar kötü yönetim sergiliyorsanız memlekette bir kaynak yokluğundan, insan yokluğundan, imkan yokluğundan, fırsat yokluğundan değil yönetim aklı noksanlığından, yönetim maharetsizliğinden sorun var demektir. Mutsuzluğumuza sebep olan şey budur. Türkiye bunun 5-10 katı olabilecek durumda bir ülkedir. Kapasitesi buna uygundur. Almanya ile mukayese edildiğimizde Almanya ile aramızda dört kat fark var. Her endekste. Almanya nüfus olarak bizimle aynı. Aslında kapasite olarak Almanya'ya eşleşsek Türkiye çok rahatlıkla Almanya olabilme kapasitesini yakalayabilir bir ülkedir. Türkiye'nin Anahtar Parti özelinde hususiyetle önümüzdeki dönemlerde inşallah imkan olarak kavuşmasını arzu ettiğimiz şey şudur: Biz doğru planlamayla çok yakın bir gelecekte Almanya standartlarına ulaşabiliriz.
"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN NAMZETİ BİZİZ"
Önümüzdeki dönemin namzeti biziz. Allah izni versirse bunu görecektir milletimiz. Siyasetin bu 50 + 1'e bağlı olarak AK Parti, CHP arasındaki tahterevallisinin bir mecburiyet olmadığını göstereceğiz. 'Ya oradansın ya buradansın' duygusunun, ikide bir sadakat testine tabi tutulmanın, devamlı sorgulanmanın, devamlı benden senden diye ayrılmanın, parmak sallanmanın, itilip kakılmanın, her an her sürprizle karşılaşacak bir berisizliğe kurban olmanın huzursuzluğundan bu ülkeyi kurtaracağız. Kararnamelerle yönetilen bir ülkenin, kanun hükmünde kararnamelerle, olağanüstü hal şartlarında, her an herkesin başına her şeyin gelebileceği, her an herkesin her şey olabileceği yani her an Merkez Bankası Başkanı da olabilirsiniz bu ülkede, her an her an okulunuz kapatılabilir, her an partiniz bölünebilir, her an her şeyle karşılaşabilirsiniz. Her an malınıza mülkiyet haklarınıza saldırı olabilir. Her an bir sürpriz sizi bekleyen bir ülkede yaşamak adrenalin hevesli olanlar için belki iyi olabilir ama yatırım için iyi değil, kariyer planlamak isteyenler için iyi değil, geleceğini inşa etmek isteyenler için iyi değil. Öngörülebilirlik vadediyoruz. Öngörülebilirlik vadedenlerin mecburiyet duygusu şudur: Kendileri öngörülebilir olmak zorundadırlar.
Siyasetin bugün bize öngörülemez bir vatanda yaşamamıza sebep olan savrulmasının sebebi siyasetçilerimizin öngörülemez olmasıdır. Bu bizim siyasetçilerimizin 'Şunu yapmaz' diyebilecekleri hiçbir şeyleri yoktur çünkü. En son zirveyi Devlet Bey'le yaptığımız öngörülemezlik Öcalan'la test edilmiştir mesela. Dünyada pek çok şey mümkündür. En mümkün olmayan nedir dense Sayın Devlet Bahçeli'nin Öcalan'a 'Kurucu Önder' demesi mesela. Yahut Meclis'e davet etmesi yahut ne öngörülemez mesela DEM'in yetkililerinin misal 'Meclisteki yasayı İmralı'ya götürüp bir onaylatmamız lazım' demesi. Bunlar mesela hiç olmaz şeylerdir. Tayyip Bey'in 24 yıldır iktidarda olmasına rağmen dünkü grup konuşmasını izledim, mesela iktidara gelmeye hazırlanıyor anladığım kadarıyla. Yani Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşması iktidara gelmeye hazırlanan birinin konuşması gibi. Memlekette her an her şey olabiliyor. Üniversiteyi kapatıyorsunuz kararnameyle, kendi kararnamenizle sonra kendi kararnamenizi bir kararname daha yapıp boşa düşürebiliyorsunuz mesela. Bu öngörülemezlik memlekette herkes için huzursuzluk sebebidir. Öngörülemez ülkede yaşanılamıyor. Öngörülemez siyasetçiler buna sebep oluyor. Siyasetin bu fırtınalı zamanlarından süzüle süzüle gelmiş öngörülebilir bir kadroyuz biz. Anahtar Parti öngörülebilir bir memleketin taşıyıcısı olacak, planla, programla, liyakatle, şeffaflıkla, hesap verilebilirlikle, sistemle."
