Haber: Çağatan AKYOL - Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) - Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren usta oyuncu ve yönetmen Kadir İnanır (77) için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlendi. Hayat arkadaşı Jülide Kural, “Herkesin abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır ve aslında o halktır; Anadolu’dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum’dur, Türk’tür, Ermeni’dir, Çerkez’dir, Boşnak’tır, Arap’tır ve tabii Kürt’tür” dedi.
Bir süredir tedavi gördüğü Acıbadem Fulya Hastanesi’nde önceki gün çoklu organ yetmezliği nedeniyle 77 yaşında hayata veda eden İnanır için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlendi.
Anmaya İnanır’ın ailesi, arkadaşları, sevenleri ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi de katıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ile Mithat Sancar, CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan ve önceki CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İnanır’ı son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
“KENAN EVREN” GERİLİMİ
Salonda uzun bir süre “Hekimoğlu” türküsü çalındı. İnanır’ın yaşamını anlatan belgesel gösterilirken ekrana 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in bildiri okuduğu görüntü yansıyınca salondakiler yuhaladı. Ön taraftaki bir kişi, “Yapmayın cenaze töreninde. Yuhaladığınız kişi, bu ülkenin Genelkurmay Başkanı” dedi. Yaşanan gerilimde tepki gösterilen kişi, salondan çıkartıldı.
“VASİYETİN SORUMLULUĞUMUZDUR”
Konuşmaların yapıldığı kürsünün arkasında “CHP Genel Başkanı Özgür Özel”, “Ekrem İmamoğlu” ve “İBB Başkanvekili Nuri Aslan” yazılı çelenkler yer aldı.
Törende ilk olarak İnanır’ın hayat arkadaşı Jülide Kural konuştu. “Şu andaki duygum sadece sessizce durmak. Asıl duygum bu ama Kadir’in haykırmak istedikleri o kadar büyük ki kalbimin buna dayanabileceğini zannetmiyorum” diye sözlerine başlayan Kural, şunları söyledi:
“Aslında Kadir İnanır’ı hepiniz tanıyorsunuz. Onun haksızlık karşısında o taşan öfkesini, sevgisini ifade ederken sözcüklere hiç ihtiyaç duymamasını, yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik karşısında o şahlanan vicdanını, bazen de kalbinin kırılganlığında o gözyaşlarının, nasıl da o güzelim gözlerinin dostu olduğunu, kısacası aslında onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz. Belki de hayatı boyunca en büyük heyecanı olan sinemada kendi aktörlüğünü inşa ederken tanık olduğum bir şeydir. Hep dönüp dolaşıp başvurduğu yerdir aslında kalbi, sezgileri ve en önemlisi merakı ve hayata gülümseyerek bakabilme cesareti. Ben onu hep izledim bu süreçlerde ve bu benim için çok büyük bir ayrıcalıktı. Bir aktörün sevdiği mesleğini nasıl inşa ettiğini izlemek benim için çok özel bir deneyimdi. Bir yandan da Kadir İnanır, şöyle bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır ve herkesin aslında abisidir, dayısıdır, sevgilisidir, oğludur, babasıdır ve aslında o halktır; Anadolu’dur ve bütün halkların dostudur. O yüzden de Rum’dur, Türk’tür, Ermeni’dir, Çerkez’dir, Boşnak’tır, Arap’tır ve tabii Kürt’tür. Bu dünyadayken ya da ayrılırken en büyük vasiyetidir memleketine. ‘O büyük barışı mutlaka biz halklar kuracağız’ der. Dünyanın en güzel gülümsemesiyle… Vasiyetin sorumluluğumuzdur. Bir gün mutlaka sevgilim, mutlaka.”
“ARTIK HEKİMOĞLU’NU DİNLEMEK ZOR”
Oyuncu arkadaşı Menderes Samancılar da duygularını şöyle dile getirdi:
“Hayatın zor anları vardır. Bizim de bugün zor anlarımızdan biri ve en büyük zorluklardan birini yaşıyoruz. Buradan birçok arkadaşımızı yolcu ettik ama bir gün buradan Kadir Dayımı yolcu edeceğimizi gerçekten hiç düşünemezdik. Artık dinlemek zor Hekimoğlu’nu. Her dinlediğimizde yeniden ağlayacağız. O derlemişti, Ümit Okçan okumuştu. Bundan da hep övgüyle bahsederdi. Sarılırdık dostça. Kocaman bir incir ağacıydı benim için. Sürekli bal gibi incirler veren, bal gibi hayata bakan; barış, kardeşlik, sevgi dolu bir yürek. Asla unutmayacağız. Kadir İnanır gibi bir değeri asla unutmayacağız. Her daim yüreğimizde yaşatacağız. İyi ki hayatımıza girdin. Ömrümün 50 yılını birlikte geçirdim. İyi ki varmışsın. İyi ki canım abim. Güle güle.”
“ÖNCELİĞİ HİÇBİR ZAMAN KENDİSİ OLMADI”
Duygulu konuşmasında Canan Kaftancıoğlu da şunları söyledi:
“Duruş demişken aklıma belki pek bilinmeyen, hastalığı döneminde bile hastalığının bile bozamadığı duruşuna dair zihnime hücum eden sayısız anekdottan birkaçını paylaşmak isterim. Hasta yatağında bile önceliği hiçbir zaman kendisi olmadı. Orada da hepimizin güvenli limanı ve sığınağı olmaya devam etmişti. Yurt dışına taşınan ortak bir arkadaşımızı arayıp ‘Nasılsın? Bir şeye ihtiyacın var mı?’ demeyi hepimizden önce düşünmüştü. İlk yattığı hastanede, bir gün gittiğimde, hepimiz biliyoruz, o gariban emekçi dostunu, bir gariban hastane emekçisi onu bulmuş, ‘Bana yardımcı olabilir misin’ diye. Eh be Kadirciğim, emekçi seni bulur. Sen emekçi dostusun da hangi arada o hâlinle o adamcağızın derdini dinledin de çözüm bulmak için bizlerle paylaşıyorsun? Hepimizin hayatın olağan koşturmacasında atladığımız onlarca detayı o hasta yatağında bile asla atlamadı.”
“İÇİMİZDE YAŞAYACAK”
“Kadir Dayım” diye sözlerine başlayan yeğeni Levent İnanır, şöyle konuştu:
“Büyük usta, büyük aktör, büyük insandı. Çok şey öğrendim ondan. Hatta öğrendiğim her şeyi ondan öğrendiğimi söyleyebilirim. Onun erdemini de sürdüreceğim. Kadir Dayım yıllar önce bir röportajında şöyle demişti, ‘Ben bir gün ölürsem Türkiye’deki bütün evlerden cenaze kalkacak’. O, yine kendi söylemi, ‘Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllarca sonra keyifle izlenecek’ derdi. Keyifle izlenmenin altı şöyle çizilebilir. Bütün filmleri nitelikli, sosyal yaralara parmak basan, kahramanları içimizden seçen, nitelikli ve kendi oynadığı kadar senaryolarına da dokunduğu işlerdi. O yüzden hepimize izler bırakacak. Biz de o izlerle yaşamımıza devam edeceğiz. O yüzden ben onunla vedalaşmıyorum. O içimizde yaşayacak. Yaşıyor.”
Törenin ardından sevenleri, tabutunun başına gül bıraktı. İnanır'ın cenazesi, Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’ne uğurlandı.
KADİR İNANIR KİMDİR?
Kadir İnanır, 15 Nisan 1949’da Ordu’nun Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Fatsa’da tamamlayan İnanır, İstanbul’daki Haydarpaşa Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nden mezun oldu.
SES dergisinin düzenlediği “Sinema Artisti Yarışması”nda finale kaldı. 1968’de Saklambaç gazetesinin “Fotoroman Artisti Yarışması”nda birinci oldu.
Aynı yıl “Yedi Adım Sonra” filmiyle sinemaya adım atan İnanır, 1970 yapımı “Kara Gözlüm” filminde Türkan Şoray ile başrolü paylaşarak geniş kitlelerce tanındı. “Selvi Boylum Al Yazmalım”, “Utanç”, “Bir Yudum Sevgi”, “Yılanların Öcü”, “Tatar Ramazan” ve “Tatar Ramazan Sürgünde” gibi çok sayıda önemli yapımda rol alarak Türk sinemasına damga vuran İnanır, 1973’te Altın Koza, 1986’da Altın Portakal, 1990’da Ankara Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödüllerine layık görüldü. İnanır, 2011’de ise Altın Koza “Yaşam Boyu Onur Ödülü”nün sahibi oldu.