Haber: Batuhan Dükel / Kamera: Ünal Aydın
(ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabulüne ilişkin, “Mansur Bey çok dengeli bir politika izliyor. Soru, 'Mansur Bey neden Erdoğan’la görüştü' değil; 'Erdoğan neden Mansur Bey’le görüştü?' Onu önümüzdeki günlerde anlayacağız” dedi.
Özdağ parti genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özdağ, ülke genelinde orman yangınları nedeniyle olumsuz etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladığı konuşmasında, "Maalesef milli servet ormanlarımız, yeterli önlem alınmadığı için, yeterli hazırlık yapılmadığı için böyle yanıyor ve Türkiye orman fakiri bir ülke olmaya doğru ilerliyor" dedi.
"İKTİDAR SEÇİM EKONOMİSİNE GEÇİYOR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine ilişkin kararla iktidarın seçimlere hazırlandığını öne süren Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
"İktidar paraya sıkışmış durumda. Dışarıdan bekledikleri borçlar gelmiyor. Gelirse olağanüstü yüksek tefeci faizlerini dayatıyorlar. Artık borcu borçla çevirebiliyoruz. Onun için iktidar da miras yediler gibi memlekette ne bulursa, devletin elinde ne kaldıysa artık onları boşaltıyor, batan geminin malları mantığıyla 'kelepir köprü, kelepir otoyol' diyerek satışa sunuyor. Ve görüyoruz, seçim ekonomisine geçiyorlar. Seçime hazırlanıyorlar. Ve iktidar için seçimlere giderken fon oluşturma çabası içindeler."
"BAKAN ŞİMŞEK'E TEPKİ: SİZ FALCILARLA MI ÇALIŞIYORSUNUZ?"
İktidarın açıkladığı Orta Vadeli Program'a (OVP) değinen Özdağ, yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4'e çıkartıldığını hatırlattı. Tahminin geçen yıl 'Yüzde 16' olarak revize edildiğini anımsatan Özdağ, şunları kaydetti:
"Oysa iki yıl önce 2026 yılı için gösterdikleri enflasyon hedefi 8,5'tu. Şimdi 28,4'ten bahsediyorlar. Bu ekonominin ne kadar kötü yönetildiğinin ve kontrol edilemediğinin en somut göstergesidir. Başka hiçbir şeye gerek yok. Şimdi yeni Orta Vadeli Plan'da '2029'da enflasyonu yüzde 9'a düşüreceğiz' diyorlar. Yüzde 39 olur, eğer AK Parti iktidarda kalırsa ki inşallah kalmayacaki, önümüzdeki ilk seçimde Türk milleti sandıkta kendisini sefalete mahkum edenlerle, devletine PKK’yı ortak edenlerle, paralel devlet kurduranlarla, Abdullah Öcalan’ı adasında serbest bırakanlarla gereken hesaplaşmayı yapacak. Evet, inanırsanız üç vakte kadar enflasyon inecek. Ya Sayın Mehmet Şimşek, siz falcılarla mı çalışıyorsunuz? Tarot mu açtırıyorsunuz ekonomiyi yönetmek için? Vermiş olduğunuz bu rakamların hiçbir ciddiyetinin olmadığını vatandaşın gördüğünü anlamıyor musunuz?"
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen uyuşturucu-fuhuş operasyonları kapsamında tutuklanan isimlerden bazılarının Bakan Şimşek ile ilişkilerinin olduğunu iddia eden Özdağ, şunları söyledi:
"Uyuşturucu ve sanal kumarla, yasa dışı bahisle mücadelede de önemli işler yapıldığını görüyoruz. Bunu da takdir ediyoruz. Bizim Tertemiz Türkiye Projemizde öngördüğümüz mücadeleler kapsamında olmasa bile en son Ankara'da yapılan fuhuş ve uyuşturucu operasyonlarını takdirle izliyoruz ve devamının gelmesini istiyoruz. Ancak görüyoruz ki bu operasyonlarda gözaltına alınanlardan bazıları Mehmet Şimşek'le birlikte Londra'da para aramışlar. Bu ne biçim iş? Yani şimdi uyuşturucu ve fuhuştan tutuklu olanlar Türk devlet bürokrasisiyle ve siyasetle bu kadar iç içe nasıl girerler, buna nasıl müsaade edilmiş?"
İKTİDARA "EKONOMİ" TEPKİSİ: "SİZ BU SORUNLARIN NEDENİSİNİZ"
Özdağ, iktidarın görevde olduğu 24 seneden beri ekonomideki yapısal sorunları çözemediğini belirterek, "AK Parti bundan sonraki seçimi kazansa nasıl çözecek? 24 senede Türkiye'yi getirdiğiniz yer ortada. Nasıl şimdi milletten çıkıp tekrar 'Biz bu sorunları çözeriz' diye yetki istersiniz? Siz bu sorunları çözemezsiniz. Çünkü siz bu sorunların bizatihi nedenisiniz" dedi.
"BÜTÜN MİLLETİN VİCDANINI SIZLATMAKTADIR"
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ şunları kaydetti:
"Terörle müzakereler sonuçlandı. Artık mesele anayasanın nasıl değiştirileceği, ne zaman değiştirileceği konusuna geldi. Çerçeve yasanın terör örgütü mensuplarına af uygulamasına ilave olarak siyasete katılma yolunun da açılması ve narko-terörist bebek katilinin silahsızlanma komisyon başkanı olması, PKK'nın devlete, siyasete ortak edilme girişimlerinden başka hiçbir şey değildir. Bölücü bu çabanın devamı ile paralel bir terör yapılanmasının oluşmakta olduğunu görüyoruz. Bir tarafta terör örgütü üyeleri için taziye toplantıları adı altında düzenlendiğinde bölücü faaliyetlere izin verilmesi, başta şehit aileleri ve kahraman gazilerimiz olmak üzere bütün milletin vicdanını sızlatmaktadır."
"ÇERÇEVE YASANIN FİİLEN İŞLEME ALINMASI MÜMKÜN DEĞİL"
Özdağ, "Teörsüz Türkiye" süreci kapsamında ortaya konan ve yasalaşan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un fiilen uygulanamayacağını öne sürererek, "Gelinen aşamada terörsüz Türkiye sürecinde PKK terör örgütünün silah bıraktığına dair henüz hiçbir bilgi bulunmamaktadır. PKK'nın Suriye, Irak ve İran kolları zaten silah bırakmayacaklarını açıklamışlardır. Bu bakımdan çerçeve yasanın fiilen işleme alınması da mümkün değildir" dedi.
"SURİYE'DE PARALEL YAPI OLUŞMUŞTUR"
Suriye'de YPG'nin paralel bir devlet yapılanmasına girdiğini savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
"Nitekim PKK'nın Suriye kolu PYD, bölgede bütüncül yapıda dört terör tugayı şeklinde tertiplenmiş, silah bırakma bir yana, Haseke merkezli siyasi bir yapının alenen şekillenmekte olduğunu açıklamaktadır. Hani bize 'SDG çözüldü, Suriye'de üniter devlet sağlandı' diye masallar anlatıyorlar ya, bunlar tamamen masal. YPG'nin yetkilileri televizyonlara çıkıyorlar, anlatıyorlar; 'Bu bölge bizim, bu bölgeyi biz yönetiriz' diyorlar. Yani Suriye'de özerk bir paralel yapı oluşmuştur bile. Nitekim PKK'lılar bu özerk bölgede kamu kurumlarında istihdam ediliyorlar."
Diyarbakır Belediyesi'nin esnafa Türkçe asılan tabelaları indirip yerine Kürtçe tabela asmaları halinde vergide indirim vaadinde bulunduğuna ilişkin iddiaları gündeme taşıyan Özdağ şöyle konuştu:
"DEM'li belediyeler her yeri Kürtçe trafik işaretleri ve levhalarla dolduruluyorlar. Türkçe de ikinci dil olarak yazılıyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi bünyesinde Dil Koruma ve Geliştirme Şubesi kurulmuş. Bu trafik levhaları işini bu şubeye yaptırıyorlarmış. Şimdi duyuyoruz. Ve soruyorum Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne ve Diyarbakır Valiliği'ne: Diyarbakır Belediyesi esnafa, Türkçe levhanı indir, Kürtçe levha asarsan senden aldığımız vergiyi azaltacağız yarı yarıya diyormuş. Sayın Diyarbakır Valisi, bu doğru mu? Anayasa'ya aykırı bu talebin yerine getirilmesine siz Türkiye Cumhuriyeti devletinin Diyarbakır Valisi olarak izin verecek misiniz? Türk milletine haber vermeden özerk bölgeleri kabul ettiniz de milletin mi haberi yok, yoksa? Kime ve neye hizmet ediliyor? Eğer milleti umursamıyorsanız emin olun, büyük Türk milleti sandıkta kendisini umursamayanlara gereğini yapmak için sabırsızlıkla bekliyor."
"BU MU MİLLİ POLİTİKA?"
Özdağ, iktidarın geçmişte ve bugün uyguladığı Suriye politikasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
"Suriye'de Kürtlerin dört katı nüfusa sahip olan Suriye Türkmenleri tamamen sahipsiz bırakıldılar. Bu hafta müfredata iki saat Kürtçe dersi ilave edilirken okullarda Türkçe seçmeli ders müfredattan kaldırıldı ve yerine Fransızca konuldu. Şimdi Davutoğlu, Suriye politikasının başarısını anlatmak için muhalefetteyken bile, artık muhalefette bile değil, 'Suriye'deki vali Türkçe konuşuyor, bu bakan Türkçe konuşuyor' diyordu. Sayın Davutoğlu, marifet onların Türkçe konuşması değil. Marifet, Suriye'deki milyonlarca Türkmen'in Türkçeyi seçmeli ders olarak okuyabilmesidir. Bunu bile sağlayamıyorsunuz. Ve konuya Türk Dışişleri'nin tamamen Fransız kaldığını da görüyoruz. Türkiye hâlâ Suriye'de altyapı yatırımlarını finanse etmeye devam ediyor. Hâlâ milyarlarca dolar aktarmaya devam ediyoruz. Bu nasıl bir karşılıksız sevgi ki iki saat Türkçe dersi Suriye'de kaldırılıyor, yerine Fransızca konuluyor? Lanet olsun böyle dış politikaya. Hani Suriye'yi fethetmiştiniz. Lazkiye Limanı Fransızlara veriliyor. Seçmeli dersler Fransızca oluyor. Fransızlar para kazanıyor. Türk milleti de gırtlağından kesip Suriye'deki yatırımları finanse etmeye devam ediyor. Bu mu milli politika?"
Özdağ, "Terörsüz Tükiye" sürecine ilişkin bir bildiriyi imzaya açacaklarını duyurararak, "Türk milletine bu konudaki fikrini soracağız. Biz pazarlıkları İmralı'da yapmayacağız. Biz bütün Türkiye'de sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan milletle yazılı olarak bu sürece nasıl karşı çıktığımızı ortaya koyacağız" diye konuştu.
ÜSKÜDAR ELEŞTİRİSİ: BU DEMOKRASİ DEĞİL
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması nedeniyle düzenlenen Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçiminde belediyenin AK Parti'ye geçmesine ilişkin de konuşan Özdağ, "Yargının müdahalesinin nasıl, 'atı alan Üsküdar’ı geçti' mantığıyla Üsküdar Belediye Başkanının değişmesine neden olduğunu gördük. Bu demokrasi değil. Bu adalet değil" dedi.
"MANSUR BEY ÇOK DENGELİ BİR POLİTİKA İZLİYOR"
Bir basın mensubunun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabulüne ilişkin sorusuna Özdağ, şu yanıtı verdi:
“Mansur Bey'in Cumhurbaşkanı ile görüşmüş olması aslında çok normal bir gelişme olmalıydı. Sizin bana bu soruyu sormamanız gerekirdi. Ama Türkiye öyle anormal bir siyasal atmosfere bürünmüş durumda ki siz bana bu soruyu haklı olarak soruyorsunuz. Tabii benim görüşmeden haberim yoktu. Benim görüşmeden haberimin olmaması ne kadar normalse görüşmeden hem Özgür Özel'in hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun haberinin olması da o kadar anormal. Çünkü bir belediye başkanının bir tane genel başkanı olur. Neden iki genel başkana birden haber verilsin? Bunu anlamış değilim. Ama Mansur Bey dediği gibi bir denge politikası izliyor. Çok dengeli bir politika izliyor. Yani sadece iki dengeli değil, çok dengeli bir politika izliyor. Ama bu Mansur Bey'in zaten siyaset tarzıdır, her zaman yaptığı tarzıdır ve Türkiye'deki düşman ceza hukuku uygulamaları da bu tarzı Mansur Bey için bir zorunluluk haline getiriyor. Onun da bütün kamuoyu farkında. Öte yandan Ankara'nın halledilmemiş birçok sorunu var. Bu sorunlar için finansal çözümler gerekiyor ve bu noktada da Cumhurbaşkanı ile görüşmesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı için bir ihtiyaç. Soru şu; 'Mansur Bey neden Erdoğan'la görüştü' değil, 'Erdoğan neden Mansur Bey'le görüştü?' Onu önümüzdeki günlerde anlayacağız.”
"SURİYELİLERİ TÜRKİYE'DE TURİST OLARAK GÖRMEK İSTİYORUZ"
Lazkiye, Halep ve Şam'a turistik otobüs seferlerinin düzenleneceğine ilişkin değerlendirmesi sorulan Özdağ, şunları söyledi:
“Öncelikle güvenliğin sağlandığı her yere Türkler turist olarak gidebilirler. Biz de Suriyelileri Türkiye'de Türk vatandaşı olarak değil, turist olarak görmek istiyoruz. Vatanlarına dönmelerinin zamanı gelmiştir, geçmiştir. Artık vatanlarına dönmeleri bir sorumluluktur. Vatandaşlık verilenlere vatandaşlığın haksız verildiğini, yasalara aykırı verildiğini biliyoruz. Onun için biz ilk günden söz verdiğimiz gibi, iktidara geldiğimiz zaman yapacağımız ilk şeylerden bir tanesi vatandaşlık verilenlerin de vatandaşlıklarını iptal ederek bütün Suriyelilerin, geçici Suriyeli sığınmacı ve kaçak olarak gelmişlerin tamamının vatanlarına dönmesini sağlamak olacak. Zaten Suriye'nin toprak bütünlüğünü de ancak böyle bir politika sağlayabilir. Yoksa boş bir Suriye, İsrail karşısında çok zayıf ve yıkılacak bir ülke olur. Eğer Türkiye'yi yöneten bugün kadro birazcık jeopolitik, birazcık strateji bilgisine sahip olsaydı, Suriye'deki nüfusu tahkim etmenin, yani Suriyelileri Suriye'ye döndürmenin, Suriye'yi İsrail'e karşı güçlendirecek önemli bir hamle olduğunu da anlardı."