(TBMM) - TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu'nda konuşan Prof. Dr. Şule Alan, Türkiye'nin veri sistemini geliştirmesi gerektiğine vurgulayarak "Ulusal planımız ölç, analiz et, geri bildir ve müdahale et, müdahaleyi takip et düzeyinde olmalı. İşe yarayan müdahalelerimiz var. Bunların ülke düzeyine hızlı bir şekilde yayılması, tabana yayılması gerekiyor. Sistem kendi içerisinde sabit bir sistem olamaz. Bunun için yapabileceğimiz en önemli şey de veri problemimizi hızlı bir şekilde çözmek ve akademi-devlet iş birliğini hızlı bir şekilde tahsil etmemiz gerekiyor. Akademi ve devlet kurumları iş birliği halinde veli odaklı çalışmalar yapmalılar" dedi.
TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Beyazıt, komisyon üyelerinin 4 Haziran Perşembe günü Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nu ziyaret ederek kurum başkanı ve ilgili heyetten çocukların ve ebeveynlerin bilinçli ve güvenli internet kullanımı deneyimi, dijital oyun güvenliği ve siber tehditler, güvenli internet merkezi ve bileşenleri, güvenli internet hizmetlerinde aile ve çocuk profili, bilişim ve internet alanındaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon, internet ihbar ve yardım portalı konuları üzerine istişarelerde ve değerlen değerlendirmelerde bulunulduğunu hatırlattı.
Bu hafta 12- 13- 14 ve 15 Haziran günlerinde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'e yeniden bir ziyaret gerçekleştirerek kamu kurumları, Emniyet, Valilik, aileler ve öğretmenleri de dinleyeceklerini ve olaya ilişkin daha kapsamlı bilgi edinmeyi planladıklarını söyledi.
Beşinci toplantısında Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Taner Atmaca, Bilkent Üniversitesi ve Cornell Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şule Alan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nurdan Duman sunum yaptı.
DİYARBAKIR'DA "ERGENE NASIL YAKLAŞILMALI?" PROJESİ VE SONUÇLARI ŞAŞIRTTI
Bilkent Üniversitesi ve Cornell Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şule Alan, Diyarbakır'da "Ergene nasıl yaklaşılmalı? Ergenin şiddet yaratmasına nasıl yaklaşılmalı?" Projesi adı altında yapılan bir çalışmada problemli, şiddete meyilli çocuklara okullarında 'anti şiddet yaymaları' görevi verdiklerini belirterek "Ortaokulda, sosyal ağlarda öne çıkan, herkesin peşinden gittiği problemli öğrenciler vardı. Herkes bunlarla arkadaşlık kurmak ister. İlkokulda bunu görmezsiniz. İlkokulda çalışkan çocuğun arkasından giderler. Ortaokulda 'cool' çocuğun arkasından giderler, o da genelde problemli ve ortalığı karıştıran çocuktur ama bilişsel empati de yüksektir. Çocuk başkalarını iyi anlıyor. Sadece başkalarını iyi anlamayı iyi anlamda kullanmıyor. Biz bu çocukları seçtikten sonra bu çocuklara dedik ki 'alın size güzel bir ders yöntemi haftada bir 5. ve 6. sınıftaki küçük arkadaşlarınıza, kardeşlerinize bunları öğreteceksiniz" dedi.
Seçilen "problemli çoçukların" kendilerinden küçüklere çok fazla şey öğrettiğini kaydeden Prof. Dr. Alan, şöyle konuştu:
"Çok basit şeyler öğrettiler, zaten çocuklara okulda öğrettiğimiz şeyleri yani 'Farklıyız çocuklar ama aynıyız. Hayalimizdeki okul nasıl olmalı? Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir?' Özellikle bu çok etkili oldu. Neden? Zorba, tutup bir zorbanın belirli özelliklerini küçük çocuklara anlatmak zorunda kaldı. Zorbanın empati azlığını, zorbanın kendisine güvensizliğini, zorbanın duyguları ve öfkeyi kontrol edememesini, bütün bunları zorba olarak öbür çocuklara anlatmak durumunda kaldı ve bayağı başarılı bir şekilde de anlattılar bir yıl boyunca. İki yıl sonra, eğitim alan çocuklarla eğitim almayan çocukların karşılaştırılması inanılmaz sonuçlardı. Tabii, bunlara da plasebo kontrolü yaptık. Bazı okullar bunu yaptı, bazı okullar yapmadı. Okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, okul içi davranış normlarında ciddi düzelme, akıl sağlığında, zihin sağlığında, özellikle bu lider çocuklarda inanılmaz düzelme, kendine güvende, öz değerde yükselme. Hiç beklemediğimiz başka bir sonuç da geldi, bunun hemen altını çizdim burada -7 ve 8'inci sınıf çocuklarını hedeflediğimiz için orada- LGS test skorlarında plaseboya göre inanılmaz bir yükselme, yüzde 10 civarında bir yükselme. Biz 'Gidin çocuklar, ders çalışın' falan demedik, bunu yaptılar, bir de sorumlulukla gidip evde ders çalışmışlar."
ALAN: VERİ SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ GEREKİLİYOR
Prof. Dr. alan, akademide devlet kurumları işbirliği halinde derin odaklı çalışmalar yaptıklarını hatırlatarak "Ulusal planımız ölç, analiz et, geri bildir ve müdahale et, müdahaleyi takip et düzeyinde olmalı. İşe yarayan müdahalelerimiz var. Bunların ülke düzeyine hızlı bir şekilde yayılması, tabana yayılması gerekiyor. Sistem kendi içerisinde sabit bir sistem olamaz. Nesil değişiyor, değişen nesil değişen ölçüm talep ediyor, değişen müdahale talep ediyor" dedi.
Yeni nesilden şikayeti bırakıp, yeni nesli anlayıp onun kırılganlıklarına göre müdahale geliştirilmesi gerekildiğini söyleyerek "Sistem geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için yapabileceğimiz en önemli şey de veri problemimizi hızlı bir şekilde çözmek ve akademi-devlet iş birliğini hızlı bir şekilde tahsil etmemiz gerekiyor. Akademi ve devlet kurumları iş birliği halinde veli odaklı çalışmalar yapmalılar" diye kaydetti.
TOSUN: ABD'DE İŞİN PSİKOLOJİK KISMI ARTIK İŞE YARAMIYOR
Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, ABD'de ortalama her ay bir okula bu tarz saldırıların düzenlendiğine dikkati çekerek "Bu rastgele olarak da düzenlenebiliyor. Yani hiç okulla alakası olmayan bir çocuk alıyor eline silahı, giriyor okula, herkesi tarıyor, öldürüyor. Okulla ilgili problemi olan bir çocuk da bunu yapabiliyor. Psikopatın biri de bunu yapabiliyor ama bunun bir adı var. 'Mass shooting' akımı ve bu akım ne yazık ki siber terör altyapısıyla beraber dünyada ortaya çıkmış bir akımdır. Bunun için açıkçası dört ülkenin aktif çalışması dışında biz bir çalışma görmedik" dedi.
ABD'de Beyaz Saray'ın Savunma Bakanlığı'na verdiği Savunma Bakanlığı'nın da Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak olarak düzenlediği şu anda bir projenin olduğunu belirten Tosun, "Amerika'da şu anda en büyük dert okullardaki şiddeti durdurmaktır. Biz bunu dediğim gibi Allah'a şükür iki kere yaşadık. Geçtiğimiz hafta Houston'da yaşandı. Bunu Amerika'da sıralamaya dünyada sıralamaya koyarsak yüzde 400 bir artış var. Yani bir azalma, psikolojik olarak destek alarak bir düşme yok. Bu bir hayal dünyası" diye konuştu.
ABD'de 17 yıl boyunca çocukları şiddetten "Ritalin" verilerek uzaklaştırmaya çalışıldığını belirten Tosun, "Amerika'da Türkiye'deki rehberlik yapısından çok çok çok daha üst düzey bir rehberlik altyapısı var. Bütün üniversite, liselerde en az 3-4 tane rehberlik hocası var ama yaptıkları şey neydi? Çocuklara 'ritalin' vermek... Yani çocukları sakinleştirmek, uyuşturmak, uyuşturarak sadece derslere yönelmesini sağlamaktı. İşin psikolojik kısmı artık işe yaramıyor" dedi.
KORU; KURUMLARARASI ORTAK RİSK UYARI VE İZLEME AĞI SİSTEMİ
Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Taner Atmaca da "KORU Ağı Sistemi"ni komisyona öneri olarak sunarak "Özellikle okulların haritalandırılması, dezavantajlı konumda bulunan okulların yıl yıl ya da ay ay ya da dönemlik olarak izlenerek müdahale programlarının bizzat kapalı devre sistemle izlenerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilmesi ve haritalandırılılarak riskli bölgelerdeki okullara daha fazla politik anlamda belki itina gösterilmesi ya da pedagojik anlamda daha fazla itina gösterilmesi konusunda bir önerimiz olmuştu ama gündemin yoğunluğundan zannedersem arada gitti" diye konuştu.
KORU Ağı Sistemi'nin kurumlararası ortak risk uyarı ve izleme ağı sistemine ilişkin Atmaca, "Özellikle risk grubundaki çocukların erken dönemlerinde okul başta olmak üzere okulun yanında bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, Emniyet'in, sağlık kuruluşlarının ya da sosyal hizmetlerin yerel yönetimlerin ilgili birimleri arasındaki bir koordinasyonu öneriyor. Neden böyle bir sisteme ihtiyaç var. Şimdi okulda olup bitenlerden aslında sosyal hizmetlerin haberi yok ya da emniyetin takip etmiş olduğu birtakım vakalardan Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın haberi yok. Ailenin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın izlemiş olduğu birtakım verileri ya da değerleri de riskli durumları okuyor bilmediği için birbirinden farklı ve birbirinden habersiz pek çok müdahale oluyor ya da hiç olmuyor" diye konuştu.
Atmaca, Düzce'deki çalışmalara katıldığını ve okulun özellikle mercek tuttuğu riskli çocukların başka birimlerin gözetiminde ya da izleniminde olmadığını kaydederek "Ondan kaynaklı sadece sorumluluğu okula devretmek tek başına yeterli olamıyor biliyor. Burada bütüncül bir yapı kurmak okulun özellikle işlevini güçlendirmek de bir anlamda çocukların birebir takibini sağlayacak bir sistem üzerinde çalışmak son derece önemli. Aile sorun yaşıyor fakat bunun bundan okurun haberi olmuyor ya da devletin diğer birimlerinin haberi olmuyor. Emniyetin takip ettiği birtakım vakalar varsa ve bu vakalar dışarıda oluyorsa okulun içerisinde olabilir. Bunun hangi risk grubu içerisinde olduğunu okul bilmediği için çocuğa okulun içerisinde herhangi bir müdahale söz konusu olamayabiliyor" dedi.
"ÖNEMLİ OLAN VAKA OLMADAN BELİRLEMEKTİR"
Okullardaki rehberlik hizmetlerinde bir vakanın olmadığı sürece kimin risk grubunda, kimin ne yaptığının, neye eğiliminin olduğunun farkında olunmadığını dikkati çeken Atmaca, şu ifadelere yer verdi:
"Sadece bir başvuru olursa ya da herhangi bir sorun olursa o çocuğa mercek tutuluyor. Oysa ki bu Koru sisteminde bizzat bütün çocukların takip edilmesi, özellikle risk grubundaki çocukların takip edilmesi sağlanması gerekiyor. Koru sisteminin temel amacı özellikle risk grubundaki öğrenci erken dönemde belirlemektir. Vaka olmadan belirlemektir. Vaka olduktan sonra bir müdahale etmenin bence çok fazla bir etkisi söz konusu olmuyor. Ondan kaynaklı müdahaleyi erken şekilde gerçekleştirmek son derece önemli. Kurumlar arası eş güdümü sağlamak, her kurumun kendi veri seti içerisinde kendi izlem ağı içerisinde riskli bu durumları başkalarıyla paylaşarak ortaklaşa bir çalışma yürütmelerini sağlamak son derece önemlidir. Öğrenciyi sadece izlemek değil burada desteklemek de çok değerli. Hangi noktada desteğe ihtiyacı varsa onu bilip farkında olup okulda yeteri kadar destek personeli yoksa bunu sağlayacak başka birimlerden ya da farklı okullardan destek almakla son derece önem arz ediyor. Kurumlararası ortak takip yani koordinasyonu burada sağlayacak bir birim olacak ve okul, aile, sosyal hizmet, sağlık ya da gerekli diğer kurumlar birbirleriyle irtibat halinde bu kişileri takip edip gerekli destek ve yardımları yaptığında önemli gelişmeler olabilir. Örneğin Çocuk Büro'da çalışan bazı emniyet personelindeki kişilerle yapmış olduğumuz görüşmelerde kendi inisiyatifleriyle, suça sürüklenen çocuklara çeşitli şekillerde destek vermesi, onları çeşitli oyuna, spora ve sanata yönlendirmesinin fayda sağladığını söylüyor ama tekil düzeyde, yerel düzeyde kalıyor."

