(TBMM) - İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, TBMM Genel Kurulu’nda fon krizine ilişkin eleştirilerde bulunarak, "Memleket dolandırılmış, vatandaş dolandırılmış, Türkiye ekonomisi iki paralık edilmiş, uluslararası arenada inşa edilen her şey yerle yeksan edilmiş; siz hala kimden ne talimatı bekliyorsunuz? Talimatla mı iş yapıyorsunuz? O zaman kanunla düzenlenen o yetkilerinizin ne anlamı var?" ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu, gündemdeki konuları görüşmek üzere TBMM Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, şöyle konuştu:
"Yeni yasama yılımızı tebrik ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün İstanbul'un işgalden kurtuluşunun 103'üncü yıl dönümü, o yüzden bu yıl dönümünü büyük bir içtenlikle kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını ve İstiklal Mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmetle, minnetle anıyorum. Geçtiğimiz 1 Ekimde Soma'da meydana gelen göçükte 5 madencimizi kaybettik. Madencilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabırlar diliyorum. 2014'te 301 madencimizi toprağa verdiğimiz yerde yeniden bu ailelerin ocaklarına ateşler düştü. Bu süreci de hem parlamentoda hem de yetkili kurullarda detaylı bir şekilde araştıracağımızı ve takipçisi olacağımızı buradan kamuoyunun huzurunda ifade etmek istiyorum.
"TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİ TUTUKLAMALAR"
Önümde gündem haberleri var. 'Başakşehir'de ortaokulda bıçaklı saldırı' Başakşehir'de bu sefer ortaokulda. Yani silahlar dolaplara kilitlenirken, buna ilişkin tedbirler alınırken bu sefer de bıçaklı saldırılar... Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer tutuklandı. Vahap Bey'i şahsen tanırım, hem idareciliğe hem belediyeciliğe hem de hukuka, kanunlara ve kurallara olan saygısını da bugüne kadarki tanışıklığımda birçok kez tecrübe ettim. 'Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen ve 12 kişi tutuklandı.' 'Bayraklı Belediyesi Soruşturmasında 45 Gözaltı' 'Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş tutuklandı.' Tutuklandı, tutuklandı, tutuklandı, tutuklandı... Türkiye'nin gündemi tutuklamalar. Biraz önce Sayın Ekmen bu operasyonlar sırasında servis edilen gözaltı kayıtlarına atıfta bulundu, o yüzden tekrara düşmemek adına ve Sayın Ekmen'in hem Mersin Milletvekili olması hem süreci de çok detaylı ve içten tarif etmesi sebebiyle sadece bu süreçten tiksindiğimizi açıkça söylüyorum. Sorumluların bir türlü bulunamamasını da hayretle kendi ajandamıza da yazdığımızı ifade ediyorum.
"BİR SORUMLU YOK"
Yani, bir kadının sabah uyandığında polise açtığı kapıyla ilgili görüntüleri servis ediliyor, sorumlu yok; sermaye piyasasında keyfî halka arzlar oluşuyor, sorumlu yok; Borsa İstanbulda fon krizleri yaşanıyor, sorumlu yok; hiçbir şeyin sorumlusu yok, hiçbir şeyin sorumlusu yok. Oysaki bilgi çağındayız, bir düğmeye bastığınızda hepimizin, herkesin ne yaptığı ya da ne yapmadığı tek tek, tek tek, tek tek önümüze konulabilir ama bir sorumlu yok. Şimdi, fon krizinin üzerinden neredeyse yirmi günden fazla geçti ve büyük Türkiye Cumhuriyeti devletinde ve Türkiye Yüzyılı'nda sorumluyla ilgili hala bir bilgimiz yok. Şimdi, önümüze servis edilen isimler var. İşte, falanca şunu yapmış, filanca bunu yapmış, o onunla tatile gitmiş, öbürü bilmem ne yapmış; biz, bunlarla ilgilenmiyoruz. Sayın Genel Başkanımız Dervişoğlu bundan tam bir yıl önce grup toplantısında uyarıyor, Sayın Maliye Bakanı'na seslenerek 'Bakın, Borsa İstanbulda, SPK'de bir şeyler dönüyor, bir şeyler oluyor.' diyor, bunu konuştuğundaki tarih 22 Ekim 2025. 22 Ekim'de bu uyarıyı yapıyor, 2 Kasım'da tekrar bu uyarıyı yapıyor ve Sayın Maliye Bakanı 4 Kasım'da çıkıyor, diyor ki: 'Evet, bir şeyler var.' 4 Kasım 2025, geldik 2026 yılına.
"BİR İLETİŞİM KAMPANYASI YÜRÜTÜLÜYOR"
Şimdi, bütün bu uyarılara rağmen burada, bugün yine basına yansıyan haberlerde Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bu hafta parlamentoyu bilgilendirme ihtimali olduğu ifade edilmiş, bu da çok anlamlı ama değerli. Ben yaklaşık on beş gündür şunu gözlemliyorum: Bir iletişim kampanyası yürütülüyor. İletişim kampanyasının ana öznesi şu: 'Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok kızdı.' Tamam. 'Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok üzüldü.' Tamam. 'Sorumlularla ilgili gereğinin yapılması talimatını verdi.' O da tamam. SPK'sinden Adalet Bakanlığından tüm birimlere kadar bu sefer herkes cümleye şöyle başlamaya başladı: 'Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve kararlılığıyla...' Yahu kardeşim, sizin önünüzde mevzuat yok mu, sizin önünüzde kanun yok mu; siz ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğiyle ilgili bir makamdan talimat almak mı mecburiyetindesiniz? Memleket dolandırılmış, vatandaş dolandırılmış, Türkiye ekonomisi iki paralık edilmiş, uluslararası arenada inşa edilen her şey yerle yeksan edilmiş; siz hâlâ kimden ne talimatı bekliyorsunuz? Talimatla mı iş yapıyorsunuz? O zaman kanunla düzenlenen o yetkilerinizin ne anlamı var?
"TALİMATLA MI İŞ YAPIYORSUNUZ?"
Talimata atıf yapan tüm siyasilere ve bürokratlara sesleniyorum: Eğer siz bir haltı araştırmak için talimat bekliyorsanız bu cümlenin nereye geldiğini iyi analiz edeceksiniz. O zaman bu işgüzarlıklar, bu dolandırıcılıklar yapılırken de bir talimat aldığınız anlamına gelir. O ağzınızdan çıkan cümlelerin nereye gittiğini iyi analiz edeceksiniz. O makamlara otururken nasıl bir takdirle oturduğunuzu iyi analiz edeceksiniz. O makamların devlet makamı olduğunu iyi analiz edeceksiniz. Şimdi, öyle bir noktaya gelmiş ki 'Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı gelip bilgilendirecek.' Amenna ve saddakna, gelsin bilgilendirsinler de şimdi iletişim sürecinde ne götürülüyor, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın haberi yok'. Cumhurbaşkanının haberi yoksa Cumhurbaşkanı Yardımcısının da haberi yok. Cumhurbaşkanı Yardımcısının bir yıldır, bir buçuk yıldır haberi olmayan bir şeyle ilgili, bizlerle birlikte öğrendiği bir şeyle ilgili gelip bizim neyimizi bilgilendirecek? Mesela, merak ediyorum, zaten Cumhurbaşkanı Yardımcısı da Cumhurbaşkanıyla birlikte öğrenmiş. Hadi Cumhurbaşkanından bir gün sonra öğrenmiş, beş gün önce öğrenmiş. Bunların hepsi zaten on beş yirmi günde ortaya çıkan hadiseler. Eğer iki ay önce öğrendilerse iki ay önce niye müdahale etmediler? Yani bu sorular böyle arka arkaya, arka arkaya, arka arkaya gider. Diğer grup başkanvekillerinin de var aklında sorular, tüm milletvekillerinin var aklında sorular. Millet adına soruyoruz, millet adına. Gerçekten bugün burada başta AK Parti Grup Başkanvekili olmak üzere, AK Parti milletvekilleri olmak üzere bir itham siyasetiyle hareket etmiyorum, çözme iradesi konusunda onların da ellerini, kalplerini, yüreklerini taşın altına koymaları için bu hitapları yapıyorum. Dolayısıyla, bu işten ülkemin, ekonomimin, vatandaşımın, yatırımcımın ve hazinemin yerle yeksan olduğu, devletin tüm organlarının yerle yeksan olduğu bir alanda muhalefet olarak bizim tepineceğimiz bir durum yoktur, biz bundan hicap duyarız. Dolayısıyla biz, bunu tekrar ayağa kaldırmak için uğraşıyoruz. Ama bunu ayağa kaldırırken onun kaynı, öbürünün görümcesi, öbürünün oğlu, benim dava arkadaşım, kırk yıllık dostum, o, şu, bu falan diye diye... Şimdi sürece bakıyoruz, sürecin muhakkiklerinin tamamı süreç oluşurken görev başındaki adamlar. Borsa İstanbul'daki adamı almışlar öbür tarafa koymuşlar, öbür taraftakini almışlar buraya koymuşlar, buradakini almışlar oraya koymuşlar. Bir komisyon kuruyorlar, komisyonundakilerin hepsi, bütün bu kepazelik olurken görevdeki adamlardan oluşuyor. Gücü kendinden, inandıklarından, kanunlardan alma kabiliyeti değil de gücünü ve kendi tanımını talimatlardan aldığını ifade edenlerle süreç yönetiyorsunuz."