Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – Küresel Sumud Filosu’na ilişkin davanın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmasında müştekiler yaşadıkları kötü muameleyi anlattı. Bir müşteki, "Eşyalarımız çalındı. İlaçlarımız vardı, başörtülerimizi aldılar, çöpe attılar. Özellikle bizi aç bırakıp izlediler. Hapishanede denk geldiğim bir İngiliz gazeteciye paslı demirle tecavüz ettiklerini öğrendim. Tuvalete gitmeye bile izin vermediler... Çıplak arama yaptılar." dedi. Mahkeme heyeti, Gazze’deki sivil halka yönelik eylemlerin ve Sumud Filosu dışındaki olayların iddianamede somutlaştırılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi. Heyet, duruşmayı 30 Mart 2027'ye erteledi.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda İsrail güvenlik güçlerince düzenlenen silahlı müdahaleye ilişkin, sanıkları arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 kişi hakkındaki davanın ilk duruşması İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
Bir takım müştekiler ve avukatları duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan müştekiler, alıkonuldukları sırada maruz kaldıklarını belirttikleri fiziksel ve psikolojik şiddeti anlattı.
“BAŞÖRTÜLERİMİZİ ALIP ÇÖPE ATTILAR... ÇIPLAK ARAMA YAPTILAR”
Müşteki İkbal Gürpınar, kişisel eşyalarına el konulduğunu, ilaçlarının ve başörtülerinin alındığını belirterek, “Eşyalarımız çalındı. İlaçlarımız vardı, başörtülerimizi aldılar, çöpe attılar. Özellikle bizi aç bırakıp izlediler. Hapishanede denk geldiğim bir İngiliz gazeteciye paslı demirle tecavüz ettiklerini öğrendim. Tuvalete gitmeye bile izin vermediler. Üç gün orada esir kaldık ama neler yaşadıklarını az çok anladık. Çıplak arama yaptılar. Şikâyetçiyim” dedi.
Gazeteci Ersin Çelik de fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, ters kelepçelendiğini belirterek, “Pasaportlarımıza ayaklarıyla bastılar. Türk yetkililerle görüşmemiz istenmedi” diye konuştu.
“DİZ ÇÖKMEMİZİ İSTEDİLER, KAFAMA DEMİRLE VURDULAR”
Müşteki Fikret Ayçin Kantoğlu, silahların kendilerine doğrultulduğunu ve diz çökmelerinin istendiğini anlattı. Kantoğlu, “Silahlarını bize doğrultup hedef aldılar. Ellerimiz yukarıda bekledik. Diz çökmemizi istediler. Kafama bir demirle vurdular. Herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadılar. İçinde fare dışkılarının olduğu yerde yaklaşık üç-beş saat, belki biraz daha fazla bekletildik. Eşyalarımı geri alamadım. Çantam, kişisel eşyalarım orada kaldı. Şikâyetçiyim” ifadelerini kullandı.
Muhammed Huzeyfe Küçükaytekin ise kendilerine basınçlı suyla müdahale edildiğini, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve sağlık sorunları yaşadıklarını söyledi. Küçükaytekin, alıkonuldukları sırada sıcak ve soğuk havanın sırayla açıldığını, temiz yiyeceğe ulaşmalarının engellendiğini ve zorla hukuki evrak imzalatılmaya çalışıldığını söyledi.
“SİZ DE FİLİSTİNLİLERİN YAŞADIKLARINI YAŞAYACAKSINIZ DEDİLER”
Müşteki Kasım Aktağ, gemiye el konulmasının ardından kendilerinin beşer kişilik gruplara ayrıldığını, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarını anlattı.
Aktağ, “Bizim Türk olduğumuzu duyanlar çok farklı muamele ediyorlardı. ‘Siz sanıyorsunuz ki size sıra gelmeyecek, siz de Filistinlilerin yaşadıklarını yaşayacaksınız’ dediler. Biz hücrelerde bomba sesi duyuyorduk. O gece Gazze bombalandı. Bunu biz orada olduğumuz için özellikle yaptılar” dedi.
Müşteki Bayram Kuş da gemilerde doktorlar tarafından getirilen ilaç ve bebek mamalarının bulunduğu valizlerin yırtılarak atıldığını belirtti. Kuş, gemiden limana ulaşmalarının 12 saat sürdüğünü, silah zoruyla yaklaşık 12 kişilik bir alana 100 kişinin sığdırıldığını ve kendilerinin burada tutulduğunu söyledi.
Liman girişinde yerde sürüklendiklerini, ring araçlarına bindirilirken ellerinin ve gözlerinin bağlandığını anlatan Kuş, üç gün boyunca aç bırakıldıklarını ve köpeklerle korkutulmaya çalışıldıklarını ifade etti.
Kuş, Alman uyruklu Anna isimli bir aktivistin tecavüze uğradığını belirterek, “Beni en çok üzen durum, Alman uyruklu Anna isimli bir aktivist arkadaşımızın tecavüze uğramış olması. Kameralarım, dronum ve ışık ekipmanlarım vardı. Bunların yaklaşık 2 milyonluk bütçesi vardı. Şikâyetçiyim” diye konuştu.
MAHKEMEDEN İDDİANAMEDEKİ EYLEMLERİN SOMUTLAŞTIRILMASI KARARI
Mahkeme, ara kararında Gazze’de sivillere yönelik eylemlerin iddianamede soyut ve dolaylı biçimde anlatıldığı değerlendirmesinde bulundu. İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanlığı ile Uluslararası Hukukçular Birliği tarafından dosyaya sunulan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve Sumud Filosu dışındaki Gazze’deki eylemlerin somutlaştırılması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar verildi.
Mahkeme ayrıca, şikâyetçilerin beyanlarında geçen ve İsrail’de kendilerine karşı gerçekleştirilen eylemlerde yer aldıkları belirtilen kişilerin tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Adalet Bakanlığı aracılığıyla Gazze’de soykırıma ilişkin Birleşmiş Milletler’e sunulan raporun mahkemeye gönderilmesi de istendi.
Ara kararda, sanıkların Türkiye’de taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları ve şirket ortaklıklarının bulunup bulunmadığının ilgili kurumlardan sorulması, mal varlıkları hakkında tedbir uygulanması hususunun değerlendirilmesi de yer aldı. Mahkeme, uluslararası ceza mahkemesinden sanıkların yargılandıkları dosyanın onaylı suretinin istenmesi için Adalet Bakanlığı’na müzekkere yazılmasına karar verdi.
İstanbul 2 No’lu Barosu Başkanlığı, Mazlumder, Uluslararası Hukukçular Birliği ve Yeryüzü Avukatları Derneği vekillerinin katılma talepleri kabul edildi. Mahkeme, duruşmayı 30 Mart 2027 saat 10.00’a erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’ndaki gemilere uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güvenlik unsurlarınca silahlı müdahalede bulunulduğu belirtildi. İddianamede, gemilerin zorla durdurulduğu, sivillere cebir ve şiddet uygulandığı, kişilerin alıkonulduğu ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakıldığı kaydedildi.
Soruşturma sonucunda, eylemlerin planlanması ve icrasında rol aldıkları belirtilen, bir kısmı hakkında yakalama kararı bulunan 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından iddianame düzenlendi.
Sanıklar arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Savunma Bakanı Israel Katz ve bazı üst düzey askerî yetkililer de bulunuyor.