(ANKARA) - Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, belediyelere yönelik operasyonlara tepki göstererek, "Fon krizi bu kadar deprem etkisi meydana getirmişken, kurumların başındaki insanlar sadece şüpheli sıfatıyla ifade verip salınırken belediye operasyonlarının öne çekilmesi, adeta bir gündem değiştirme hamlesi gibi görülmektedir. Suç işleyen belediye başkanı varsa elbette ki alınacaktır ama geçeni partiye alıyorlar, geçmeyeni gözaltına alıyorlar. Dolayısıyla işleyenin hukuk değil, partizanlık olduğu kanaatindeyiz" dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin MYK toplantısının ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kılıç, şunları söyledi:
"Manisa'nın Soma ilçesindeki özel bir maden ocağında dün öğle saatlerinde meydana gelen ve 7 işçinin etkilendiği facia yüreğimizi bir kez daha yaktı. Hayatını kaybeden 5 madencimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, ailelerine sabır diliyoruz. Allah işçilerimizi, emekçilerimizi korusun, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Bu tür kazalar aslında göz göre göre geliyor… 2014’teki maden faciasının hesabı hakkıyla sorulsaydı, gereken önlemler alınsaydı, kontroller sıkılaştırılsaydı dün Soma’da beş işçimizin ölümüyle sonuçlanan facia belki de yaşanmayacaktı.
"MAĞDUR VATANDAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ"
Malumunuz gündemin en kritik konusu ‘fon krizi’. Devletin kontrolünde, kurumların gözleri önünde içi boş şirketlerin, sansasyonel fonların milyarlarca dolarlık değere ulaşması kabul edilebilir bir durum değildir. Fon krizi, bir ekonomik türbülans değil organize işler kapsamında cereyan eden bir piyasa dolandırıcılığı hadisesidir. Milyarlarca dolar el değiştirirken Sermaye Piyasası Kurulu nerededir? Tüm hisseleri çakılan, yatırımcısını büyük zarara uğratan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nerededir? Bankalar aradı işlemleri ekranında anbean gören Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu nerededir? Uçan kuştan haberdar olması gereken Devlet Denetleme Kurulu nerededir? Açıkça söylemek gerekir ki ekonomi yönetimi tüm kurumlarıyla duvara toslamıştır. Şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan SPK eski başkanının, bazı hisselerde bir yılda 1000 katına varan artışları ‘vatandaşın teveccühü’ olarak izah etmeye kalkışması da aymazlıkta gelinen son noktadır. Mağdur vatandaşlarımızın yanındayız. Yandaşın değil vatandaşın korunmasından yanayız. Bu çerçevede ana para ödemelerinin derhal yapılmasını savunmaktayız.
"HÜKÜMET ESNAFA DESTEK SAĞLAMALIDIR"
Yeni ÖTV düzenlemesi de yapıldı. Zamlar pompa fiyatlarına düzenli olarak yansıtılacak. Ekim, kasım, aralık zamlarıyla hem benzin hem de mazotun pompa fiyatının 100 lirayı tekrar aşması bekleniyor. Bu şartlar altında taksilerden dolmuşlara, okul servislerinden kamyonculara kadar taşımacılık sektöründe büyük bir darboğaz bekleniyor. Esnaf bir yandan kepenk kapatıyor. Öte yandan kontak kapatmaya zorlanıyor. Acilen önlemler alınmalıdır. Hükümet esnafa destek sağlamalıdır.
"EKONOMİ BAŞTA OLMAK ÜZERE TÜRKİYE YÖNETİLMİYOR"
28. Dönem 5.Yasama Yılı 1 Ekim’de açıldı. Hayırlı uğurlu olsun. Bu dönem TBMM’nin yapacağı en hayırlı iş bir an önce erken seçim kararı almak ve sandığı ortaya koymaktır. Fon krizi, akaryakıt zamları, yüksek enflasyon ve faizler… Kademeli emeklilik bekleyenler, atanamayan öğretmenler ve diğer mağdur kesimler… Türkiye etken seçim istiyor. Hemen seçim istiyor. İnşallah Meclis karar alır ve Türkiye de bu kararla rahat bir nefes alır. Fon krizi de göstermiştir ki ekonomi yönetimi başta olmak üzere Türkiye artık yönetilemiyor. Olayların önünde adeta suyun üstündeki bir buğday başağı gibi maalesef sürükleniyor. Bu sürüklenmenin önüne geçmek, parlamentoyu ve yönetimi yenilemek de mümkün olacaktır. Halkın talebine tercüman olmak bizim görevimizdir."
"BELEDİYE BAŞKANLARINI YA AK PARTİYE ALIYORLAR YA DA GÖZALTINA ALIYORLAR"
Kılıç, açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı sabah operasyonla gözaltına alındı. Fakat fon krizinden dolayı görevinden el çeken birçok kişi olmasına rağmen herhangi bir soruşturma yapılmadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Kılıç, şöyle yanıt verdi:
"Daha birkaç gün önce Yeniden Refah Partimizin de üç tane ilçe belediye başkanını; bunlardan bir tanesi 200 bini aşkın nüfusuyla Kahramanmaraş Dulkadiroğlu Belediye Başkanı, bir diğeri Kahramanmaraş Türkoğlu Belediye Başkanı ve üçüncüsü de 'Parti değiştirmem, belediye başkanlığını bırakırım' diyen Elazığ Palu Belediye Başkanı... Anlıyoruz ki geçeni alıyorlar, geçmeyeni gözaltına alıyorlar. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Geçeni AK Parti'ye alıyorlar, partiye geçmeyeni gözaltına alıyorlar. Mersin Belediyesi'nde ne yaşandı bilmiyoruz ama belediye başkanı üçüncü dönemi olan bir belediye başkanı. Son döneminin üçüncü yılında olan bir belediye başkanı. Yolsuzluk yaptığını, ihaleye fesat karıştırdığını yeni mi gördünüz? Bir de fon krizi bu kadar deprem etkisi meydana getirmişken, kurumların başındaki insanlar sadece şüpheli sıfatıyla ifade verip salınırken belediye operasyonlarının öne çekilmesi, adeta bir gündem değiştirme hamlesi gibi görülmektedir. Suç işleyen belediye başkanı varsa elbette ki alınacaktır. Ama geçeni partiye alıyorlar, geçmeyeni gözaltına alıyorlar. Dolayısıyla işleyenin hukuk değil, partizanlık olduğu kanaatindeyiz.
"ANADOLU AJANSI TARAFINDAN BİLE TAKİP EDİLMİYORUZ"
T24 ve pek çok muhalif sosyal medya hesaplarının kapatılmasına ilişkin soruya Kılıç, şöyle yanıt verdi:
"Türkiye aslında bu konuda çok ciddi eleştiriler alıyor. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında inanılmaz eleştiriler var. Türkiye'de basın özgürlüğüyle ilgili, medyada zaten sermayedarlık ve medya sahipliği bağlamında son yıllarda ciddi bir kısıtlılık yaşanıyor. Medyadaki daralmayı bugün bizi sadece bir kameranın takip ediyor olmasından da anlayabiliyoruz. Artık son haftalarda basın toplantılarımızda devletin resmî haber ajansı olan Anadolu Ajansı bile yok. Anadolu Ajansı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş, Cumhuriyet ile yaşıt, Kurtuluş Savaşı cephelerinden bile haber veren ve 86 milyonun vergileriyle finanse edilen bir kurum. Anadolu Ajansı niye burada değil? Anadolu Ajansı'nın bile basın toplantılarını takip etmediği... Biz, Meclis'te temsil edilen bir siyasi partinin genel başkanı, İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekili sıfatıyla görev yapan bir siyasi partinin etkinliklerinde bugün Anadolu Ajansı tarafından bile takip edilmiyoruz. Bir yıl önce burada beş kameraya konuşurken bugün tek kameraya konuşuyoruz.
"BU GÖRÜNTÜ TÜRKİYE'NİN HAYRINA DEĞİL"
Bu görüntü Türkiye için iyi bir görüntü değildir. Doğru bir görüntü değildir. Hayırlı bir görüntü değildir. Bırakın medya özgür olsun, serbest kalsın. Ajanlık mı yaptı? Casusluk mu yaptı? Hep oradan gidiliyor ya. Suç mu işledi? Saklı kalması gereken bilgileri alenen mi yaydı? Ne yaptıysa, kardeşim, suç varsa yargılanacak. Suçtur, olaydır, konudur ve bunlar aslında tutuklu yargılanmayı gerektiren suçlar kategorisi kapsamında da değildir. O nedenle Türkiye'de medyanın özgür kalması, en fazla iktidarda bulunanların hayrınadır, yararınadır. Çünkü piyasaya güvenin hukukla eş güdüm hâlinde sürdürülmesi lazım. Hukuk yoksa piyasaya güven yoktur. Güven yoksa ekonomide rahat yoktur. Bu kadar net."