Haber: Erkan KARACA
(ÇORUM) - Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Çorum'da partililer ve basın mensuplarıyla bir araya geldi. Siyasi sistemden ekonomiye, tarımdan yargıya kadar birçok konuda iktidarı eleştiren Çayır, "Türkiye'nin sistem değişikliğine ihtiyacı var" dedi.
Çayır, partisinin İl Başkanlığı tarafından kentteki bir restoranda düzenlenen kahvaltı programında partililer ve basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Siyasi partilerin ülkenin temel sorunlarına çözüm üretmek yerine kişisel söylemler üzerinden siyaset yaptığını söyleyen Çayır, “Siyasetin Türkiye'de tek emeli; Adalet Partisi de öyle, CHP'si de öyle, şimdiki AK Parti de böyle, İYİ Parti de böyle, kimse bizim temel meselelerimizi öne çıkarıp 'Ben bu şekilde ülkeyi yöneteceğim' demiyor. 'Ben daha iyi atlarım, ben daha iyi koşarım, ben daha iyi insanım'. Bunlar sübjektif şeyler. Bana objektif bir şeyler söyleyin" ifadelerini kullandı.
"25 YILDIR NEREDEYDİN YA?"
Çayır, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bir düşünün. 25 yıldır ülkeyi yöneteceksin, dönüp benim söylediklerimi söyleyeceksin. Sanki hiç ülke yönetmemiş gibi, hiç bu ülkede şu veya bu şekilde iktidar olmamış gibi. Dönüp ne dedi biliyor musunuz, 'mülakatı kaldıracağım' dedi. 'Ben siyaseti süreli hale getireceğim, enflasyonu bitireceğim' dedi. 25 yıldır neredeydin ya? Ve 25 yıldır bunları nasıl unuttun?
Milli Yol Partisi bir değişim ve dönüşüm hareketidir. Milli Yol Partisi, Türkiye'deki sistemi değiştirmek üzere yola çıkmış bir harekettir. Biz işimizin de aşımızın da sistemimizin de temeline insan onuru ve şerefine koyuyoruz. Adam geliyor, geldiğinde kendisi de ne zaman başkanlığı bırakacağını bilmiyor. Görev süresi ne zaman dolacak bilmiyor. Ne zaman başbakanlığı bırakacak bilmiyor.
Sayın Cumhurbaşkanı'nın 2013'te bir konuşması var, iyi dinleyin. 2013'te diyor ki 'Ey dava arkadaşlarım', millete pür dikkat, 'Bu son genel başkanlığım, hakkınızı helal edin' diyor. Kaç yıl geçmiş? 13 yıl geçmiş. Şimdi kaç yıl daha? Görev süresi ne olduğunu siz biliyor musunuz? Yok. Ben de bilmiyorum. Görev tanımını biliyor musunuz? Ben de bilmiyorum. Geri kalmış toplumlarda görev tanımı ve görev süresi olmaz. Ama ileri toplumlarda, gelişmiş toplumlarda görev süresi olur, görev tanımı olur, hesap sorma olur, hesap verme olur. Burada hiçbir şey yok.
"BİZ SÜRELİ SİYASETİ SAVUNUYORUZ"
Biz süreli siyaseti savunuyoruz. 4+4 anayasal hüküm ister. Başarılı olsun, başarısız olursa halk değiştirir. İkinci dört yılı vardır ama şimdikiler öyle değil. Adam geliyor, bir daha gitmiyor. Saltanat kuruyorlar. Neden süreli siyaset biliyor musunuz? Süreli siyaset olunca ben dönüyorum, bir daha kendimi ileriye taşımak için sistem kurmuyorum. Milletin derdiyle dertleniyorum, onlara çözüm üretiyorum. Derdim o oluyor. Ama süresiz olunca ne oluyor? 'Ben bu iktidarı kimseye vermeyeyim, bu makamı vermeyeyim, bu gücü vermeyeyim. Ne yapmam lazım? Ona göre medyayı oluşturmam lazım, ona göre yargımı oluşturmam lazım, ona göre zengin sınıfını oluşturmam lazım'. Şu an olduğu gibi. Buna gerek yoktu ama böyle yaptılar.
"SİYASETİ BIRAKIP YANINDA YER ALACAĞIM"
Şimdi Anadolu'nun çocuklarını topluyorlar; öğretmenleri, askerleri, astsubayları, işçileri topluyorlar, atıyorlar içeriye. Sizden hiç mi yok? Tıpkı şimdi CHP'ye yaptıkları gibi. Bu mahallede bütün hırsızları topluyorlar, kendi hırsızlarını unutuyorlar. Açık söylüyorum. Ne zaman Sayın Cumhurbaşkanı bir gün kendi hırsızlarının peşine düştüğü an, Rabb'im şahit olsun, siyaseti bırakacağım. Kendisinin yanında yer alacağım. Siyaset etme sebebimiz de parti kurmak mı? Eğer adaletle bu ülkeyi yönetir, başkası için düşündüğünü kendi için düşündüğü gibi düşünürse, Rabb'im şahit olsun, Çorum'da bugün sizin huzurunuzda itiraf ediyorum, söz veriyorum; siyaseti bırakıp yanında yer alacağım.
"BU KADAR DÜŞÜNCESİZ MİSİNİZ?"
Türkiye'deki enflasyonun temel sebebi pahalılık, maliyet, girdilerin çok olması. Şu anda bütün tekstil fabrikaları nereye gidiyor biliyor musunuz? Milli gelirimiz, milli servetimiz nereye gidiyor biliyor musunuz? Çorumlu kardeşlerim, Mısır'a gidiyor. Şu an orada kuruyorlar. Söküp söküp gidiyor, orada fabrika kuruyorlar. Devlet ve hükümette bakıyor. Niye bakıyorsun? Bizim için savunma sanayi daha önemli. Savunma sanayine bunlar adapte olsunlar. Ya adam savunma sanayini bilmiyor. Sen tutmuşsun beş, on kişiye vermişsin bu alanı. Bizim Çorum insanı tekstilden bu işi öğrenmiş. Bir anda başka sektöre geçmek öyle kolay mı? O sebeple üretim. Üretim, üretim, üretim derken ille de fabrika değil. Çiftçi, çiftçi. Ben çiftçi çocuğuyum. Bir ton buğday elde edebilmek için benim kardeşim 18 bin lira harcıyor. Satarken 15 liraya satıyor. Üstünü nereden alacak? Devlet teşvik vermesi lazım ki arayı kapatsın. Yok. Gittikçe ekilen alanlar azalıyor. Çiftçi sayısı azalıyor, traktör sayısı azalıyor. Gidiyor ne yapıyor? İşte pancarları ve şeker fabrikalarını kapatmaya başladılar o zaman. 'Kanada'dan daha ucuzmuş', tamam da bu sektörün kamyoncusu var, aracısı var, otelcisi var, lokantacısı var. Hiç mi kafanız almıyor ya? Bu kadar düşüncesiz misiniz? Neymiş, dışarıdan daha ucuzmuş. Adamın kafasına bak.
"ARTIK YETER; BÖYLE GELDİ, BÖYLE GİTMEYECEK"
Şu anda emekliye 3 bin lira zam verdiler. Ayıp ya, ayıp, ayıp. Böyle olmaz. Adamın evi yok diyelim, nerede oturacak? Diyelim ki evi 10 bin liraya buldu. 13 bin lirayla nasıl geçinecek? Söylesene Sayın Cumhurbaşkanı. Simit çay, hesabı yaptın, bir de yeni bir hesap yap ya. Vicdan sahibi, hadi buyur. Bizim burada bulunma sebebim. Rabb'im her şeyi biliyordur. Benim bir tek sebebim var. Çocukluğumdan biriktirdiğim o öfkeyi çocuklarınız duymasın diye, torunlarınız duymasın diye buradayım. Allah şahidim olsun başka bir sebebim yok.
Türkiye zorda. İnsanlar zor durumda. Kredi almakta bile zorlanıyorlar. Bankalara gidip kredi almakta bile zorlanıyorlar. Paraya ulaşmakta zorlanıyorlar. Normal bir hayat sürmek için zorlanıyorlar. Çocuğu üniversiteyi kazanmış. Eğer Tekirdağ'a, İstanbul'a gidecekse 'Göndereyim mi, göndermeyeyim mi?' telaşında. Bu hesabı yapıyor. Hal böyleyken biz oturup evimizde kaderimize razı olamazdık. O sebeple ortaya çıktık. Artık yeter. Böyle geldi, böyle gitmeyecek. Bir şey değişecek, her şey değişecek dediğimiz sistem. Bir sistem değişikliği istiyoruz. Hiçbir partinin bizim dışımızda sistem değişikliği talebi yok. Türkiye'nin sistem değişikliğine ihtiyacı var.
"MUTLAK BUTLAN KARARI SİYASİDİR VE İKTİDARIN ÜRÜNÜDÜR"
Mutlak butln kararı siyasidir ve iktidarın ürünüdür. Çok net. Birileri bana kızabilir ama ben olduğu gibi söylüyorum. Yani Tayyip Bey iki yıldır bize CHP'yi konuşturuyor. Açıyorsun televizyonu CHP, kapatıyorsun CHP, sokağa çıkıyorsun CHP. Yahu millet aç, millet sefil, millet işsiz, millet umutsuz. Sen bunları konuş. Bunlarla ilgili bir çaren var mı? Yok. Neyi konuşuyorsun? 'Kılıçdaroğlu şöyle dedi, Özgür Özel böyle dedi'. Ayıp, ayıp, ayıp.”