(İSTANBUL) - Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk” başlıklı kitabında, halk arasında "bacak obezitesi” ya da “ağrılı selülit" olarak bilinen lipödemin yalnızca estetik bir sorun değil, kronik ve karmaşık bir sağlık sendromu olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk” kitabında, genellikle pek çok kadını etkileyen, çoğu zaman obezite ya da selülitle karıştırılan lipödemi anlattı.
Lipödem, özellikle kalça, basen, uyluk ve bacaklarda görülen orantısız yağ birikimiyle dikkat çekiyor. Hastalığın en önemli özelliklerinden biri ise diyet ve düzenli egzersize rağmen bu yağ dokusunun büyük ölçüde değişmemesi.
Lipödemli bireyler bu görüntünün yanı sıra bacaklarda ağrı, hassasiyet, şişlik, kolay morarma, yorgunluk hissi ve hareket güçlüğü gibi sorunlarla da karşı karşıya kalıyor. Bu belirtiler nedeniyle birçok kişi yıllarca farklı uzmanlara başvurmasına rağmen doğru tanıya ulaşmakta zorlanıyor.
Halk arasında "ağrılı selülit" veya "bacak obezitesi" olarak bilinen, diyet ve egzersize yanıt vermeyen, kronik bir yağ metabolizması hastalığı olarak tanımlanan lipödem konusunda Karacalar, lipödemin yalnızca yağ dokusunu değil; damarları, lenf sistemini, sinirleri ve bağ dokusunu da etkileyen karmaşık bir sendrom olduğunu vurguladı.
Hastalığın bazı kişilerde hormonal ve metabolik değişimlerle birlikte seyrettiğini belirten Karacalar, bu nedenle lipödemin yalnızca estetik açıdan değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
EVRİMSEL GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
Karacalar, insanlık tarihinin büyük bölümünde kıtlık, zorlu yaşam koşulları ve enerji depolama ihtiyacının belirleyici olduğunu hatırlatarak, bugün sağlık sorunu olarak görülen bazı biyolojik özelliklerin geçmişte avantaj sağlamış olabileceği görüşünü ortaya koydu.
Kitapta, lipödemli yağ dokusunun insanlığın avcı-toplayıcı ve tarım toplumları dönemindeki yaşam koşullarıyla ilişkisini inceleyen Karacalar, modern yaşam biçimi ile insan biyolojisi arasındaki uyumsuzluğun hastalığın ortaya çıkışında etkili olabileceğini değerlendirdi.
BİLİMSEL VERİLERLE ANLATILIYOR
Lipödemin evreleri, tanı yöntemleri, genetik yatkınlık, hormonların etkisi, inflamasyon süreçleri, bağ dokusundaki değişiklikler, mikrodolaşım bozuklukları ve lenf sistemiyle ilişkisini güncel bilimsel çalışmalar ışığında ele alan Karacalar, ayrıca beslenme yaklaşımları, vitamin destekleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve günümüzde uygulanan tedavi seçeneklerini de inceledi.
TEDAVİDE MODERN CERRAHİ TEKNİKLER
Lipödem tedavisinde erken tanının önemine dikkat çeken Karacalar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak için multidisipliner yaklaşım gerektiğini belirtti.
Tedavi yöntemleri arasında, lenf sistemini korumaya yönelik geliştirilen modern cerrahi tekniklere de yer veren Karacalar, Superdry4D olarak adlandırılan yöntemin, lenfatik yapılara zarar vermeden sorunlu yağ dokusunun uzaklaştırılmasını hedeflediğini ve bu yönüyle dikkat çektiğini ifade etti.

