ANKARA - Mahkemenin 'mutlak butlan' kararının ardından CHP Grup Başkanı olan Özgür Özel, partisinin Meclis Grubu toplantısında konuşuyor.
Özel'e destek vermek amacıyla mevcut CHP'li milletvekillerinin yanı sıra eski vekiller de CHP grubuna geldi. Çok sayıda CHP’li belediye başkanı da destek için salonda yerini aldı.
Katılımcılar, “Türkiye laiktir, laik kalacak“, ”Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz“, ”Asla yalnız yürümeyeceksin“, ”Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek“, ”Susma, sustukça sıra sana gelecek“, ”Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz“, ”Dik dur, eğilme, bu millet seninle“ sloganları attı.
Salona girerken "Kurultay!" sloganıyla karşılanan Özel, kürsüye çıkarken de "Özgür Başkan" sloganları atıldı.
'GÖREVİMİZ KUMPASA KARŞI BU ÇATININ ALTINDA MÜCADELEYİ TAŞIMAK'
Özel, konuşurken zaman zaman "Hain Kemal" sloganı da atıldı. Özel konuşmasında, "Bu partinin damarlarından, siz sokağı bilen, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz ama bizim görevimiz bu öfke seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Bizim görevimiz bir kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır" dedi.
"İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde kazandıran duygudur. Bu çatı altında geleceğe yönelik umut sloganları atalım" ifadelerini de kullana .Özel, “Bu bir grup toplantısına katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir” mesajı verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, "Bendeki madalya ne kadar büyükse o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da, o görevi bırakabilseydi madalyası daha büyük olacaktı" diyen Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ise, "Sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun" diye seslendi.
GEZİ VE AİHM KARARLARINA UYULSUN HATIRLATMASI
Gezi Parkı eylemlerinde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz Ethem Sarısülük'ü, Hasan Ferit Gedik'i, Ali İsmail Korkmaz'ı ve evladımız Berkin Elvan'ı saygıyla anıyorum. O gün hekiminizin yerine orada olan, ağaçları ve İstanbul'u savunan Taksim Dayanışması'ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkarladılar. Hala AİHM ve AYM Kararlarıyla içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala'ya, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız! Buradan Meclis'in ortaklaştığı, Meclis Başkanı'nın başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır" diyen 6. maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum.
'DİPLOMAYI İNKAR EDEN BENİM TAPUMU MU TANIYACAK?'
Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu vergi sorunu, verginin adaletsiz ve yersiz alınma sorunudur. Bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine, fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle yüzde 64'lük dilimi ödediği düzen haksızdır. Yani ülke kötü yönetilmekte, beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye'de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin otuz yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, devletin bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik.
Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir. Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır.
'TÜRKİYE ONLARI GERİDE BIRAKTI'
Onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı; hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden tamamen kurtulanları, sadece iktidarını sürdürmek için hukukun h’sini tanımayanları Türkiye geride bıraktı. ‘Türkiye’de artık millet kazandı’ denmeden bu kriz bitmeyecektir.
'GÖREVİ BIRAKMAYI BİLSEYDİ MADALYASI DAHA BÜYÜK OLACAKTI'
Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenler ile 31 Mart seçimlerini hazmedemeyenlerin yani mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı vardır Türkiye'de.
Bir siyasi partinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da, o görevi bırakabilseydi bırakmayı bilseydi, madalyası daha büyük olacaktı.
İlk günlerde Ekrem Başkan’ın eşine ilk koşanlar, hapiste ziyaret edenler, yaptığımız kurultaya katılıp ayakta alkışlayanlar, bir yandan birilerinin ‘Ekrem’i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur, bizim için makbul olan budur’ diyenlere hayır cevabını biz verince ‘belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz, biz alıştık kaybetmeye bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz’ dediler.
ERDOĞAN'A: SEN O TOMA'NIN ŞOFÖR KOLTUĞUNDA OTURUYORSUN
Hani ‘hiç bir yerinde yokum’ diyorsun ya önümüze 6 kere barikatlar çektiğin, TOMA'ları dizdiğin, o üstüne çıktığım toma var ya sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 21 Mayıs butlan darbesini yapan, polisi Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da sen ve senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirip Bakan yaptığın o cellatın elinde talimatı sen verdin. Kes bunların boyunun diye talimatı sen verdin' Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan ve rejim ile millet arasındadır.
'DEVLET AKLI' DİYEN KUŞOĞLU'NA YANIT
Çıkmışlar tüm bu yapılanlara devlet aklı diyorlar. 3-5 kişinin menfaatine uydurmak devlet aklı olamaz. Devlet dediğin binadan, araçtan, gereçten ibarettir. Bu millet devletine saygı duyar. çağrısı askere gider, ay yıldızlı al bayrakta şehit gelir 'vatan sağolsun' der. Ama devleti, milleti karşısına dikersen and olsun ki bu millet kazanır!
'İĞRENÇ BIYIKLI TGRT'Cİ'
Kurultay yapılırsa bu defter kapanır, önümüze bakılır ve iktidara yürünür. Kurultay salonunda anonsumuzu yapmayanlarla, arkadaşların tartaklanmasına neden olanları çağırıp öptüm. Birlikte çalışacak yüzümüz kalmadı dedim. Daha önce görüştüğüm kurumlardan birini birine diğerini de birine aynı şartlarda yolladım. Tazminatlarını verip gönderdim. Onun dışında bir emekçinin dahi ekmeğiyle oynamadım. Genel Başkanla gelen özel kaleme istiyorsa kalsın dedim. Ocağa kadar kalıp tazminat alsın dediler, tamam dedim. Şimdi gelmiş iğrenç bıyıklı TGRT'ci bu partide 24. yıldır çalışan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış. Kamuoyu tepkisi gelince 'inceleyeceğim' diyor. Gün gelecek bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim. Saflar net. otokratlar v e demokratlar mücadele etmektedir. Dayanışma gösteren başta siyasi partilere, sendikalara, barolara, meslek örgütlerine, tüm kurumlara çok teşekkür ediyorum. Ama teşekkür son değil, virgül. Mücadele, destek sürerse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak.
'BU GRUP, İKTİDARA YÜRÜYÜŞ GRUBUDUR'
Bu Meclis'e bir yazı yazılmış. Grubumuz yoktur diye. Evelallah grubumuz burada, bir ve ayakta! CHP grubu dimdik ayaktadır! Bu grup bir siyasi parti grubudur, adı CHP grubudur. Bu grup bir yürüyüş grubudur, iktidara yürüyüş grubudur. Öfkeyi mücadeleye dönüştürmeye, iktidara yürümeye var mısınız? Yürüyelim arkadaşlar!"