(MARDİN) - Özgür Kadın Hareketi (TJA), Şengal'de 12 yıl önce yaşananların soykırım ve kadın kırımı olarak tanınması, faillerin uluslararası hukuk önünde hesap vermesi ve kayıp kadınların bulunması çağrısı yaptı.
Özgür Kadın Hareketi (TJA), Şengal’e yönelik saldırıların ve Ezidi kadınlara yönelik katliamın 12’nci yılı dolayısıyla Mardin’in Artuklu ilçesindeki Karayolu Parkı önünde basın açıklaması yaptı.
TJA aktivisti Medine Aksoy, grup adına yaptığı açıklamada, IŞİD’in Şengal’e yönelik saldırılarının üzerinden 12 yıl geçtiğini belirterek şunları söyledi:
“BİNLERCE KADIN VE ÇOCUĞUN AKIBETİ HÂLÂ BİLİNMİYOR”
IŞİD’in Şengal’e yönelik saldırılarının üzerinden 12 yıl geçtiğini belirten Aksoy, şunları söyledi:
“İnsanlığın gözleri önünde yaşanan bu saldırı, yalnızca Ezidi halkına değil; kadınların varlığına, kimliğine, inancına, tarihine ve ortak insanlık değerlerine yönelmiş örgütlü bir yok etme politikasıydı. Şengal’de yaşananlar sıradan bir savaş suçu değildir; kadın bedenini savaşın ganimetine dönüştüren erkek egemen zihniyetin en vahşi biçimde tezahür ettiği, sistematik bir kadın kırımıdır. Binlerce Ezidi katledilmiş, yüz binlercesi yerinden edilmiş; binlerce kadın ve çocuk kaçırılarak köle pazarlarında satılmış, tecavüze, işkenceye ve zorla din değiştirmeye maruz bırakılmıştır. Bugün hâlâ binlerce Ezidi kadın ve çocuğun akıbeti bilinmemektedir.”
“FAİLLERİN TAMAMI YARGILANMADI, ADALET SAĞLANMADI”
Soykırımın dünyanın gözü önünde yaşandığını ancak uluslararası kurumların saldırıları durduracak iradeyi gösteremediğini savunan Aksoy, şöyle devam etti:
“Başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kurum yaşananları soykırım olarak tanımış, Birleşmiş Milletler mekanizmaları da bunun insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlardan biri olduğunu ortaya koymuştur. Ancak aradan geçen yıllara rağmen faillerin tamamı yargılanmamış, kayıp kadınların tamamına ulaşılamamış ve adalet sağlanmamıştır.”
“ÊZİDÎ KADINLAR SAÇ ÖRGÜLERİNİ DİRENİŞİN SİMGESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ”
Ezidi halkının tarih boyunca 73 kez soykırıma uğradığını belirten Aksoy, “74’üncü ferman” olarak nitelendirdiği Şengal saldırıları karşısında Ezidi kadınların teslim olmadığını söyledi.
Aksoy, “Saç örgülerini direnişin simgesine dönüştüren Ezidi kadınlar; öz örgütlülükleri, öz savunmaları ve demokratik yaşamı inşa eden iradeleriyle yalnızca kendi halklarına değil, Orta Doğu’daki kadın özgürlük mücadelesine de umut olmuşlardır. Bugün Şengal’de sürdürülen öz yönetim ve kadın öncülüğündeki yaşam inşası, kadın kırımına karşı verilebilecek en güçlü cevaptır” dedi.
“ZORLA ALIKONULAN TÜM KADINLAR BULUNMALI”
Aksoy, 3 Ağustos’un yalnızca geçmişte kalan bir katliam günü olmadığını, günümüzde devam eden şiddet politikalarını da hatırlattığını belirterek, şu çağrıyı yaptı:
“Bugün hâlâ akıbeti açıklanmayan tüm Ezidi kadınlar için adalet talep ediyoruz. Aynı zamanda Batı Suriye’de kaçırılan Alevi kadınların ve zorla alıkonulan tüm kadınların derhal bulunmasını, özgürlüklerine kavuşturulmasını ve bu suçların faillerinin yargılanmasını istiyoruz. Kadınlara yönelik kaçırma, alıkoyma ve kimliksizleştirme politikaları insanlığa karşı suçtur ve cezasız bırakılamaz.”
“TÜRKİYE, ŞENGAL’DE YAŞANANLARI SOYKIRIM OLARAK TANIMALI”
Türkiye’nin Şengal’de yaşananları resmî olarak soykırım ve kadın kırımı olarak tanıması gerektiğini ifade eden Aksoy, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Cezasızlık politikaları yeni suçların önünü açmakta, kadın kırımını görmezden gelen her yaklaşım yeni katliamların zeminini hazırlamaktadır. Türkiye’nin de Şengal’de yaşananları resmî olarak soykırım ve kadın kırımı olarak tanıması, uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarını yerine getirmesi ve Ezidi halkının haklarını güvence altına alacak adımları atması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Şengal’e yönelik devam eden her türlü saldırı son bulmalı; Ezidi halkının iradesi, öz yönetimi ve statüsü güvence altına alınmalıdır.
Bizler TJA olarak bir kez daha vurguluyoruz: Başta Ezidi kadınlar olmak üzere kaçırılan, kaybedilen, zorla alıkonulan tüm kadınlar bulununcaya; kadın kırımının tüm failleri yargılanıncaya ve Şengal’in güvenliği ile statüsü uluslararası güvence altına alınıncaya kadar hakikati açığa çıkarmaya ve kadın özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Şengal’i unutmadık, unutturmayacağız.”