(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, YENİ Parti'ye ilişkin, “Elbette biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde kurulan her siyasi partiye hayırlı olmasını dileriz. Türk demokrasisine, Türk milletine ve Türk devletine katkı yapmalarını isteriz” dedi.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin, 25 Mart 2009 tarihinde yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmaya yönelik şunları söyledi:
“17 sene önce şehit liderimiz Muhsin Başkanımızı ve onunla birlikte Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve İsmail Güneş kardeşlerimizi kaybetmiştik. Biliyorsunuz, bu 17 yıllık süreç içerisinde Kahramanmaraş'ta açılan dosya, o dönemde özel yetkili mahkemeler ve savcılıklar nedeniyle Malatya'ya gitmişti. Daha sonra özel yetkili mahkemeler kapandıktan sonra tekrar Kahramanmaraş'a döndü. Dosyaya, biri 2014, diğeri 2016 yılında olmak üzere iki kez takipsizlik kararı verildi. Bu takipsizlik kararları; partimiz, camiamız, avukatlarımız ve ailelerin, yani camianın topyekûn girişimleriyle kaldırıldı. Son takipsizlik kararı, 2016 hain darbe girişiminden hemen bir ay önce verilmişti. Biz de iki gün önce itiraz etmiştik. Yaklaşık iki yıl sonra takipsizlik kararı kaldırıldı ve dosya yeniden soruşturulmaya başlandı.
Ama maalesef 2026 yılı, yani 12 Haziran'a kadar ciddi bir gelişme olmadı. 12 Haziran'da Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takipsizlik kararı verip dosyayı Ankara'ya göndermesiyle birlikte soruşturma büyük bir ivme kazanarak yeni bir aşamaya geçti. Hemen ardından, yaklaşık bir aylık soruşturma sürecinden sonra biliyorsunuz ilk dalga operasyonlar gerçekleştirildi. 29 kişi 13 Temmuz'da gözaltına alındı ve yapılan sorgulamaların ardından bunların 19'u tutuklandı. Soruşturma devam ediyor. Önümüzdeki günlerde ve haftalarda yeni gelişmeleri de hep birlikte inşallah göreceğiz.
"HESABI SORULACAKTIR"
Bizim inancımız şudur: Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte ortaya koyduğu hassasiyet, Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek Bey'in faili meçhul olaylarla ilgili kararlılığı ve hassaten Muhsin Başkanımız ile arkadaşlarımızın şehadet süreciyle ilgili gösterdiği kararlılık, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın, görevli başsavcı vekilimizin ve dosya savcımızın titizlikle yürüttüğü soruşturma neticesinde inşallah bu dosya aydınlanacaktır. Başta şehit liderimiz Muhsin Başkanımız ve arkadaşlarımız olmak üzere, onların şehadetindeki sır perdesi ve şüpheler ortadan kaldırılacak, mesele tamamıyla aydınlatılacak ve burada mutlaka ama mutlaka her kimin kusuru ve kastı varsa ortaya çıkarılacak, hesabı sorulacaktır.
Büyük Birlik Partisi olarak ilk günden itibaren bu şehadet sürecinin resmî tarafıyız. Ancak resmiyet bir tarafa, biz şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun geride bıraktığı dava arkadaşları ve kardeşleri olarak da bu sürecin tarafıyız. İlk günden itibaren de bütün camia olarak, genel başkanından en taşradaki üyesine kadar hukukçularımızla birlikte hepimiz bu sürecin takipçisi olduk. Bundan sonra da kararlı ve azimli bir şekilde takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Tabii bu süre zarfı içerisinde bizim de, ailelerin avukatlarının da ilgili savcılıklara; kendilerine gelen duyumlar, evraklar, belgeler ve araştırmalar sonucu elde ettiğimiz bulgularla ilgili ya da bu meselenin aydınlatılmasına ve faillerin ortaya çıkarılmasına yönelik tespitlerimize ilişkin dilekçelerimiz oluyor. Yani bunların da araştırılmasını istiyoruz. Bununla ilgili daha önce de verdiğimiz dilekçeler vardı. Dikkate alınanlar oldu, alınmayanlar da oldu. Ama bu süreçte de hukukçularımız, başsavcılığımız ve yetkili başsavcı vekilimiz başta olmak üzere ilgili kişilerle görüşerek bu konudaki taleplerimizi ve araştırılmasını istediğimiz hususları iletmeye devam etmektedir.
Yani arkadaşlarımız, camiamız, aileler ve Türk milleti emin olsun ki hiçbir nokta eksik bırakılmamıştır ve bırakılmayacaktır. Bugün de bize bu hususlarla ilgili birtakım müracaatlarda bulunan, bilgi, belge ya da duyumlarını aktarmak isteyenler olmaktadır. Bunları ya ilgili avukatlarımız dinlemektedir ya da kendilerini doğrudan başsavcılığa yönlendirerek, ‘Gidin, ifadelerinizi oraya verin, bildiklerinizi orada anlatın’ demekteyiz. Yani kamuoyunda konuşulan ve dile getirilen hiçbir konu asla ve kat'a eksik bırakılmamaktadır.”
Destici, bir gazetecinin kendisine yönelttiği soru üzerine, YENİ Parti’ye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tabii ki siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Onun için kurulan her siyasi parti, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarının çizdiği çerçeve içinde, demokrasimiz için bir kazançtır. YENİ Parti’nin kuruluşuna baktığımızda, adı YENİ Parti ama kurucuları oldukça eski ve deneyimli siyasetçilerden oluşuyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan isimler. Kurucularının neredeyse tamamı Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiliydi. Oradan ayrılarak bu partiyi kurdular. Parti içinde bir anlaşmazlık yaşadılar ve kendi içlerinde yeni bir siyasi oluşum meydana getirdiler.
“ÖZGÜR ÖZEL’İ ARAYARAK KENDİSİNİ TEBRİK ETTİM”
Elbette biz, Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde kurulan her siyasi partiye hayırlı olmasını dileriz. Türk demokrasisine, Türk milletine ve Türk devletine katkı yapmalarını isteriz. Ben Sayın Özgür Özel'i arayarak kendisini tebrik ettim ve başarılar diledim. Sayın Kılıçdaroğlu partisinin başına döndüğünde de kendisini aramış, tebrik etmiş ve başarılar dilemiştim.
“BİZ HİÇBİR SİYASİ PARTİNİN HAZİNE YARDIMI ALMASINI İSTEMİYORUZ”
Dolayısıyla bize düşen, dışarıdaki bir siyasi parti olarak demokratik teamüllere göre hareket etmek; Türkiye ve Türk milleti için, teröre bulaşmamış ve terörü savunmayan tüm siyasi partilerle iyi ilişkiler kurarak Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda ortak çalışmalar yapmaktır. Biz aslında hiçbir siyasi partinin Hazine yardımı almamasını istiyoruz. Çünkü Hazine yardımı meselesinde Anayasa'nın ilgili maddesi, yardımın 'yeterli miktarda ve hakça' yapılacağını söylüyor. Ancak yasal düzenlemeye baktığımızda ne yeterli miktarda ne de hakça bir dağıtım görüyoruz.
Bir kere verilen yardım çok fazla, çok abartılı. Biz de burada görüyorsunuz, faaliyetlerimizi bir kuruş Hazine yardımı almadan sürdürüyoruz. Kamuoyunda da sanki bütün siyasi partiler Hazine yardımı alıyormuş, bütün giderleri devlet tarafından karşılanıyormuş gibi bir anlayış var. Oysa Türkiye'de sadece beş siyasi parti Hazine yardımı alıyor. Diğer siyasi partiler ise bu yardımdan yararlanamıyor. Seçim yardımı da yine aynı beş siyasi partiye veriliyor. Burada daha büyük bir haksızlık söz konusu. Hazine yardımı almak için bir baraj konulmuş. Eskiden yüzde 7 idi, biliyorsunuz son düzenlemeyle yüzde 3'e düşürüldü. Ancak seçim yardımı da yine aynı partilere veriliyor. Yani seçime 20 ya da 30 parti giriyor ama yardımı sadece beş parti alıyor.
Kamuoyunda yine yanlış bir algı var. Sanki bu para 20 partiye verilse bütçeye daha fazla yük getirecekmiş gibi düşünülüyor. Hayır. Toplam para aynı. Beş parti de alsa aynı para dağıtılıyor, 20 parti de alsa aynı para dağıtılıyor. Diyelim ki toplam 5 milyar lira. Beş parti arasında da paylaştırılsa, 20 parti arasında da paylaştırılsa bütçeden çıkan miktar değişmiyor. Sorun, bunun adaletli dağıtılmamasıdır. Onun için biz hiçbir siyasi partiye Hazine yardımı verilmemesini savunuyoruz. Biz burada arkadaşlarımızın, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimizin aidatları ve dava arkadaşlarımızın bağışlarıyla siyasi faaliyetlerimizi nasıl yürütüyorsak, diğer partiler de aynı şekilde yürütmelidir. Zaten yeni kurulan partinin Hazine yardımı alabilmesi için ayrıca yeni bir kanuni düzenleme yapılması gerekir.”