(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "'Abdullah Öcalan gelsin bu kürsüde konuşsun. Umut hakkından yararlansın' dediler. Ne oraya gelebildi ne umut hakkından yararlanması konuşuluyor. Buna bizim muhalefetimiz sebep olmuştur. 'Ona bir hukuki statü verilmesi gerekir' diye söylediler. Ona bugün siyaseten devlet katından bir statü verilmediyse bunun da müsebbibi biziz. Şimdi yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyetten bahsediyorlar. İnanıyorlar yeni bir cumhuriyet inşa edecekler. Onu da söylüyorum: Cesedimizi çiğnemeden 'numaralı cumhuriyet', yeni bir cumhuriyet inşa edemezler" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara Kent Konseyi (AKK) Gençlik Meclisi ve Esnaf Meclisi ev sahipliğinde, 'SözOnda Deneyim Paylaşım Platformu’nun Gençlik Parkı’nda düzenlediği etkinliğin konuğu oldu. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Kent Konseyi ve 'SözOnda Deneyim Paylaşım Platformu' hakkında bilgiler verdi. Ardından Dervişoğlu'na sorular yöneltildi.
"İHTİLALİN OLUŞTURULMASI SÜRECİNE KATKI SAĞLAMAYI YAŞAMAK İSTEMEZDİM"
AKK Halil İbrahim Yılmaz'ın "Bir daha yaşanmamalı kanaatiniz var değil mi sizin? Ya işte ben diyorum ya doğru abilerim tarafından himaye görmüşüm o konuyla ilgili. Şimdi bize deniyor işte ne yaşanmasaydı" sorusuna Dervişoğlu, "Örnek vereyim. İhtilali olgunlaştırılma sürecine katkı sağlamayı yaşamak istemezdim... Bugün gazeteci gazeteciliğini yapamıyor. Saldırıya uğruyor ya da hürriyetinden mahrum bırakılıyor. İşte siyasetçinin siyaset yapması kısıtlanıyor, engelleniyor. Aslına bakarsanız bunlar bizim Anayasa'nın bize tanıdığı hakların kullanımı anlamına geliyor. Anayasa'nın bize tanıdığı hakların kullanılmasını engelleyenler hangi makamda oturuyorlarsa otursunlar bu yaptıklarının hesabını gün gelir bir gün öderler. Çok özel eleştiri duydum da öğrenim özgürlüğünü engellemiş olduğunu ilk defa duydum. İşte onu söylüyorum. Ben onun için sık sık diyorum ihanetin de zaman aşımı yoktur diye. Bazı suçlar vardır ki onların zaman aşımı yoktur" yanıtını verdi.
"MİLLİYETÇİLİK BİR MEDENİYET TASAVVURUDUR"
Yılmaz'ın "Milliyetçilik nedir? Yeni bir tanım yapar mısınız" sorusuna Dervişoğlu, özetle şu yanıtı verdi:
"Milliyetçiliğin aslında salt krizlere çare üreten bir fikir sistemi olarak değerlendirilmesinden yana değilim. Milliyetçilik bize göre bir medeniyet tasavvurudur aslına bakarsanız... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş felsefesidir Türk milliyetçiliği. Dolayısıyla üzerimize yüklediği birden muasır medeniyetler seviyesine yükselme ülküsünün yerine getirilmesi yolunda bize katkı ve motivasyon sağlar. Mesele o yönüyle ele alındığında aslında milliyetçilik sadece sıradan bir manevi şuur değil, aslında bir hedef ülkü olarak karşımıza çıkıyor."
"ŞİMDİ GİZLİ PAZARLIKLAR KÜLLİYE'DE YAPILIYOR"
Partiden ayrılanlara da değinen Dervişoğlu, şöyle devam etti:
"Ben fırsatçılıktan kaçarım. Benim için önemli olan Meclis'in mali bir şahsiyeti, muhabbeti ve itibarıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurallarına uygun hareket etmek gibi bir tarihi sorumlulukta üzerimize yüklenmiştir. Bazen elinize fırsat gelir. Faydacı ve fırsatçı bir yaklaşımla ondan yararlanmaya kalkışabilirsiniz. Ama emin olun ki hem Meclis'e, hem demokrasiye, hem de siyasete müessesesine zarar vermiş olursunuz. İşte ondan yararlanmaya çalışanların artan bir biçimde çoğunlukla kendini hissettirdiği bir işgal alanına dönüştürüldü Meclis. Bu bütün vatandaşlarımıza utanç veren özellikle de genç kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı üzen siyasi transfer siyasi transferlerin kaynağı da odur. Siyasetlere kaynak denince akla Güneş Motel gelir. Gizli pazarlıkların yapıldığı yer. Şimdi gizli pazarlıklar üzülerek ifade ediyorum ki külliyede yapılıyor..."
"16 AĞUSTOS'TA BALIKESİR MEYDANI'NINDA BAYRAĞI BİR KERE DAHA GÖNDERE ÇEKECEĞİM"
"Tandoğan'daki buluşmadan sonra vermek istediğiniz mesajın karşılık bulduğuna inanıyor musunuz" sorusuna ise Dervişoğlu, "Yürekten inanıyorum ve öyle olacağını da en başında biliyordum. Çünkü bayrak bizim bütün milli ve manevi değerlerimizin sembolize edildiği şey. Ben oraya alkış almak için de çıkmadım ayrıca. Türk milletinin değerlerinin sahipsiz olmadığını ve bir gün gelir göndere çekilmeye namzet olduğunu göstermek için çıktım... Benim orada yaptığım şey Müsavat Dervişoğlu'nun yaptığı şey değil. Milletin istediği şeydi. Dolayısıyla bayrağı layık olduğu yere çektim. Yaşadığımız olayları görüyorsunuz. Hayata farklı pencerelerden bakan insanların olduğu bir topluluğa hitap ediyorum. Kimsenin de partisinin ne olduğunu, etnik kökeninin ne olduğunu, dininin ne olduğunu, mezhebinin ne olduğunu bilmediğim gibi merak da etmiyorum. Böyle bir imkan madem ki bana sunulmuş, o zaman doğrular üzerinden hareket etmek gibi bir sorumluluğun icabını yerine getirmeye çalışıyorum. Bayrağı oraya çektim ama bazıları bunu anlamadı. 16 Ağustos'ta bir kere daha Balıkesir Meydanı'nda göndere çekeceğim. Bugün anlamayanlar diler ve umarım ki o gün sözlerimize bir anlam yüklemeye çalışırlar" yanıtını verdi.
"SİYASETTE HİÇBİR ŞEY SAKLI KALMAZ"
"Size göre Türkiye'nin bugün en büyük sorunu fikir ayrılıkları mı? Yoksa biraz önce biraz değindiğiniz birbirini dinleme kültürünün yok olması mı" sorusuna Dervişoğlu "etik" ve "ahlak" vurgusu yaparak özetle şunları söyledi:
"İYİ Parti'nin Türk siyaset sahnesinden tasfiyesine yönelik bir planlama yapılıyordu. O planın bir bir parçası olarak da İYİ Parti içinde zafiyet yaratılmaya çalışılıyordu. Bu bugün de böyle. Yani biz ne zaman doğru bir şey yapsak karşımıza açmakta zorlandığımız bir problem çıkarılıyor. Bu siyasetin doğasında olan ve size de göğüsleme sorumluluğu yükleyen bir durumdur. Son bir arkadaş, 'Ben genel başkanla her şeyi delikanlıca gittim konuştum' diyor. Benimle konuştuğumu konuştuğunu size anlatsam mahcup olur yani. Yani bunlar bunlar olacak ama görüyoruz ki siyaset gidenlerle değil kalanlarla yapılıyor. Değerlerinize sahip çıkacaksınız. Ben bakın söylüyorum. Siyasette hiçbir şey gizli kalmaz. Dolayısıyla kimle neyi konuşursanız yarın karşınıza çıkar. Yarın kötü anılmak ya da olumsuz sıfatlamalarla yad edilmek istemiyorsanız size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayacaksınız."
"BUGÜN YAPILANLAR TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE GÖTÜRÜR MÜ? BEN İNANMIYORUM"
"Gerçekten terörsüz bir Türkiye'nin mümkün olduğuna inanıyor musunuz? Türkiye siyasetinde bu hedef doğrultusunda yeteri samimiyet ve ortak irade var mı" sorusuna Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye'yi elbette ki arzuluyorum. Ama rahmetlik Dündar Taşer'in bir ifadesi var. Biz çadırımızı sırtlanların geçiş yolu üzerine kurmuşuz. Dolayısıyla bu coğrafyada büyük devlet olma iddiası sergileyen milletlerin bu coğrafyanın jeopolitiğinden kaynaklı olarak çeşitli riskleri göğüsleyebilecek kudretin de sahibi olması gerekiyor. Bugün yapılanlar nazarından soruyorsan bu olup bitenler bizi terörsüz Türkiye'ye götürür mü diye ben buna inanmıyorum. Çünkü terörün kaynağının ve terör örgütünün yöneticilerinin yol göstericiliğinde tanzim edilmiş bir yol haritası bir çözüme değil bir felakete yolculuğu işaret eder. O sebeple de o süreci bütünüyle protesto ediyor ve ona da karşı çıkıyorum" yanıtını verdi.
"CESEDİMİZİ ÇİĞNEMEDEN NUMARALI CUMHURİYET İNŞA EDEMEZLER"
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye sürecinde TBMM'ye sunulması beklenen kanun teklifine ilişkin şunları söyledi:
"Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine gelecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bütün bunlar konuşulacak, tartışılacak. Herkes işin bir tarafından tutmaya da çalışıyor. Öyle görüyorum. Yani kimseyi de eleştirmiyorum. Yani bu sohbete çok derin memleket meseleleri üzerinde konuşuyorum ama siyaseten kelimelerimi özenle seçmeye dikkat ederseniz gayret sarf ediyorum. Bunun mücadelesini vermek gerekiyorsa bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğimizi söylüyorum. Bakın, 'Abdullah Öcalan gelsin bu kürsüde konuşsun. Umut hakkından yararlansın' dediler. Ne oraya gelebildi ne umut hakkından yararlanması konuşuluyor. Buna bizim muhalefetimiz sebep olmuştur. Bakın açık söyleyeyim. 'Ona bir hukuki statü verilmesi gerekir' diye çıkıp söylediler. Ona bugün siyaseten devlet katından bir statü verilmediyse bunun da müsebbibi biziz. Bunun da müsebbibi bizim çabalarımız. Şimdi yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyetten bahsediyorlar. İnanıyorlar ki ya da zannediyorlar ki 'numaralı yeni bir cumhuriyet' inşa edecekler. Onu da söylüyorum: Cesedimizi çiğnemeden 'numaralı cumhuriyet', yeni bir cumhuriyet inşa edemezler. 'Efendim cesetten bahsedip durumu ne diye dramatize ediyorsun' diyenler de çıkıyor özellikle genç kardeşlerimizden. Benim lafımdan muhatapları anlayacağını anlar, tanıyanlar anlar. Şaka yapmadığımı göstermek için öyle diyorum. Yani onu da buradan şimdi tekrarlamış olayım."
"ANKARA MİLLİ İRADENİN CİSİM BULDUĞU YERDİR"
"Tarihi, kültürel ve ekonomik yönüyle büyük bir potansiyele sahip Ankara. Sahip olduğu değerleri sizce ortaya koyabiliyor mu" sorusuna Dervişoğlu şöyle yanıt verdi:
"Tabii ki koyamıyor... Ankara'nın kaynakları, potansiyeli özellikle insan kaynağı bulunduğu yerden çağın ötesine hamle yapabilecek tarihi birikimleri de bünyesinde barındırıyor. Ankara bir tarih kentidir. Ankara bir bilim kentidir. Ankara bir sağlık kentidir. Ankara bir eğitim kentidir. Ankara bir sanayi kentidir. Ankara'nın olmayan vasfı yok ama Ankara'nın en büyük özelliği Ankara Başkenttir ve sözlerimin arasında söyledim: Cumhuriyet iradesinin, milli iradenin, milli egemenliğin cisim bulduğu yerdir. Dolayısıyla dolayısıyla dedim ya 'Cumhuriyetin yenisini kimseye kurdurmayız', Ankara'dan da Ankaralılıktan da asla vazgeçmeyiz."
"TÜRKİYE'NİN CİDDİ BİR SİSTEM SORUNU VAR"
Devlet Planlama Teşkilatı'nın kapatılmasına ilişkin soru üzerine Dervişoğlu, "Devlet Planlama Teşkilatı'nın yerine ikame edilen bir başkanlık var. O başkanlıkta Devlet Planlama Teşkilatı'nın bu zamana kadar yerine getirdiği görevlileri deruhte etme kabiliyetine sahip değil. Zaten uzunca bir zamandan beri plansız yönetiliyoruz. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden sonra hepimizin ortak geleceği bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak kelama terk edildi. Yani şu anda devlet planlama teşkilatı olsa da bir şey değişmez. Türkiye'nin ciddi bir sistem sorunu var. Ama sistemi eleştirmek yerine sistemden kaynaklı yetkileri fırsat bulur da ele nasıl geçiririm diye hesap eden bir siyasi cenah da yok değil" dedi.
"DÜNYA SİYASİ TARİHİNDE TEŞEBBÜSLE REJİM DEĞİŞTİREN TEK ÜLKE BİZİZDİR"
"Geçmişteki askeri müdahalelere yasal dayanak gösterilen İç Hizmet Kanunu 35. madde 2013 yılında yeniden düzenlenmesi Türkiye'deki asker-sivil ve demokratikleşme açısından önemli bir adım mıdır" sorusuna Dervişoğlu, "Aynı bağlamda düzenlenmedi. Ülkenin geleceğini kurtarmak üzere kendisine görev atfedilmiş askerlerin arkasına saklandığı bir mazeretti ve onun arkasına saklanarak darbe yapma ihtiyacı hissediyorlardı. Ya da ona meşru dayanak oluşturuyorlardı. Şimdi de sistemi değiştirdik biz bir darbe teşebbüsünden sonra. Eğer güç yanlış kullananın eline geçerse darbenin gerçekleşmiş olması gerekmiyor. Sistemi değiştirmek için bir teşebbüsle yetinebiliyorlar. Dünya siyaset tarihinde zaten teşebbüsle rejim değiştiren tek ülke bizizdir" yanıtını verdi.