(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz" açıklamasına tepki gösterdi.
NİMET ÖZDEMİR YANITI: SOMUT BİLGİM YOK
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Emir, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir'in AK Parti'ye geçmesinin sorulması üzerine "Arka planı hakkında somut bilgim olmadığı için bir değerlendirme yapmak istemem. Üzüntülerimi ifade ediyorum" dedi.
Emir, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplansındaki 'Bir partinin iç meselesini bu yüce çatının meselesi haline getirilmesine kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışma buna evrilmiş, TBMM'nin saygınlığına gölge düşürülmüş, siyaset kurumu yıpratılmıştır. Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz' açıklamasını nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"CHP İLE SARAY İKTİDARI ARASINDAKİ MESELEDİR"
"Bir defa CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi, CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Saray yani Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan yargısına talimatlandırarak adeta CHP'yi bölme, zayıflatma ve bu yolla kendi iktidarını sürdürebilme telaşına düşmüştür. Bu nedenle bu mesele CHP'nin bir iç meselesi veya CHP'deki bir çelişki, çekişme değil; CHP ile saray iktidarı arasındaki, milyonlarla bir kişi arasındaki bir meseledir. Ve burada çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Yüce çatı altında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı gibi saygınlığına da herhangi bir gölge düşürülmemiştir CHP'liler tarafından. Ama daha onların, AKP'nin, Cumhurbaşkanı'nın 76 milletvekili dört gün önce burada olmadıkları halde sahte pusula vermişlerdir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki o sahteciliği yapan 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir. Bunu söylemekten bile imtina etmiştir. Hiç olmamıştır."
"KILIÇDAOĞLU'NUN HERHANGİ BİR SEÇİMLİ TERCİH OLANAĞI YOKTU"
Emir, "Olağan kurultay için genel merkezden bir takvim açıklandı, eylül ayı için söylediler. Nasıl değerlendirirsiniz? Hem de sizin topladığınız imzalar vardı onlar için bir başvuru olacak mı?" sorusunu yanıtlarken, şunları söyledi:
"Açıkça anlaşılmaktadır ki şu ana kadar eğer son anda bir aklıselim, son anda bir demokratik anlayış ve son anda CHP'ye ve ona umut bağlayan milyonlara kastetmeme sağduyusu gelişmezse bir erken, derhal, olağanüstü kurultay yapılması arzu edilmiyor. Ve bu süreçte bir taraftan sarayın arzu ettiği gibi partide bir çekişme görüntüsü verecekler, bir yıpratma sürecine girecekler ve sarayın atadıkları, diğer taraftan CHP'nin öz evlatlarını, öz kadrolarını dağıtma görevi görecek. Ve bunun üzerinden yıllara yayılacak ve hatta seçim zamanında kurultay mı olur noktasına kadar getirecekleri ve oradaki o süreci dilediklerince sürdürebilecekleri bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz. Tüzüğümüz açıktır. Kurultay delegelerimiz görevdedir. Butlan kararında kurultay delegelerimize dönük olarak herhangi bir tedbir kararı yoktur. Tam da bu nedenle bu kurultay delegelerimiz haklarını kullanıp binin üzerinde delege 833, bizim şu anda İstanbul dışındaki delegemizle kurultay talep etmiştir. Bu durumda Sayın Genel Başkan atanmış Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun herhangi bir seçimli tercih olanağı yoktur. 45 gün içerisinde kurultayı toplaması gerekmektedir."
"BİZ BABA OCAĞIMIZDAYIZ"
Emir, yeni parti kurulacağı iddialarına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biz baba ocağımızdayız. CHP'nin seçilmiş kadrolarıyız. Partimize sahip çıkma konusunda, sonuna kadar sahip çıkma konusunda kararlıyız. Elimizdeki her türlü hukuki, siyasi ve demokratik hakkı sonuna kadar kullanırız ve kullanacağız. Kimsenin şüphesi olmasın. Ama bunları yapıyoruz diye diğer bütün seçeneklerin de masada olmadığını söylemesin kimse. Elbette ki biz partimize sahip çıkmak konusunda kararlıyız. Buradayız, sonuna kadar zorlayacağız. Herkes hesabını buna göre yapsın. Herkes tüzüğe uysun, demokratik geleneklere uysun, CHP tabanının sesini dinlesin. Ama kimse CHP kadrolarının bu saray operasyonuna, bu tuzaklara düşeceğini zannetmesin. Biz her bir kurulan tuzağı teker teker parçalayacak seçenekleri de elbette ki gündemde tutarız. Zamanı geldikçe, yeri geldikçe de yetkili ağızlardan kamuoyunun bilmesi gereken her şeyi açıklarız, açıklayacağız."
ÇERÇEVE YASA YANITI: "NE GETİRECEKLER BİLMİYORUZ"
Emir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir" açıklamasının hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:
"Bize gelen herhangi bir bilgi yok. Şu ana kadar yaklaşık yedi ay olmuş olması lazım komisyon raporundan sonra, yanılmıyorsam. Biz defalarca komisyon raporu lafta ve rafta kalmasın demiştik. Hâlâ gelmedi. Getirecekler mi bilmiyoruz. Defalarca getireceklerini ifade eden sözleri oldu. Getirecekler mi bilmediğimiz gibi ne getireceklerini de bilmiyoruz. Aslında getirdikleri ucube tek adam rejiminde anımsayın kanunları Meclis yapardı. Hatta o kanun teklifini de yine komisyonun, partilerin birlikte çalışması gerektiğini söylüyorlardı. Ama bugün itibarıyla bir yerlerde bir şeyler pişiriyorlarsa getirirler görürüz. Ama bir hükmü tekrar kamuoyunun dikkatine sunmak isterim. Raporda 6'ncı ve 7'nci bölümlerde özellikle terörün kalıcı olarak bitirilmesine dönük olarak yapılması gereken adımlar konusunda, atılması gereken adımlar konusunda öneriler vardı ama bir de demokratikleşme ve hukuk devlet önerileri vardı. Ve bu önerilerin hepsinin eşzamanlı görüşüleceği hükmü var orada. Biz orada görüntü olsun diye zevahiri kurtarmak için rapor yazmadık. O çalışmalar boşuna 52 heyet üyesi ile parlamentoda bulunan grubu bulunan bir parti hariç diğer bütün partilerin desteğiyle çıkmadı. Ortak akılla Türkiye'ye barışı getirelim ve ortak akılla Türkiye'de demokrasiyi ve hukuku ayağa kaldıralım demiştik. Nerede bunlar? O zaman bu var mıydı? Dolayısıyla hangi adım atacaklarını bilmiyoruz. Adım atıp atmayacaklarını bilmiyoruz. Ama şimdiden eksik adım atmasınlar. Sözlerinin arkasında dursunlar, raporun arkasında dursunlar ve 86 milyona mahcup olmasınlar diye uyarmış olalım."


