(TBMM) - YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, sermaye piyasalarında yaşanan süreci bir "vurgun" olarak niteleyerek, "Bu fon vurgunun başında AKP iktidarı, saray iktidarı gelmektedir. 'Tedbir alıyoruz' derken paralar kaçırıldı. Bugüne kadar daha çok göstermelik operasyonlar olduğunu görüyoruz. 63 kişi hakkında işlem yapılmış, 4 tutuklu, 44 gözaltı var ve bu gözaltılarla ilgili de bir kamu görevlisinin gözaltına alındığına, ifadesinin alındığına daha tanık olmadık. Herhangi bir kamu görevlisi henüz soruşturulmadı" dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında İstanbul Borsası'ndaki gelişmeler ile sermaya piyasalarında gerçekleştirilen manipülatif işlemler, Adalar Belediyesi Başkan Vekliliği seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Emir, yaşanan süreci bir "vurgun" olarak niteleyerek, "Öylesine bir vurgun ki bu vurgunun asıl sorumlusu kim? Kimler bu işin içerisinde? Kimler görevini yapmadı? Kimler bu vurgunu hazırladı? Kimler bu vurgundan faydalandı ve kimler bu vurgunu seyretmekle yetindi? Bu sorunun cevabı son derece önemli" dedi.
Söz konusu tablodan iktidarı sorumlu tutan Emir, şunları söyledi:
"Bu vurgunun başında AKP iktidarı, saray iktidarı gelmektedir. Birinci dereceden fail saray iktidarıdır. Bu fon vurgununun geleceğini herkes biliyordu. Maliye Bakanı söyledi 9 ay önce. SPK yaptığı açıklamada bir yıl öncesinden gördüğünü, tedbir alacağını söyledi. 'Tedbir alıyoruz, alacağız, rehber yayımlayacağız' derken her birine haberler verildi, o dosyalar görüldü, paralar kaçırıldı ve bir şekilde borsada satışlar başlayınca da tekrar müdahale etmek zorunda kaldılar. Büyük bir yangın başladı.
Burada en büyük kaygı asıl zararı vatandaşlarımızın, milyonların göreceği ve bu işi yapanların, bu vurgunu vuranların, bu vurgunun içerisinde olanların ya cezalandırılmayacağı ya da küçük cezalarla kurtulacağı kaygısı. Her zaman yaptıkları gibi yine asıl faturayı millete ödetmeye kalkacaklar. Mehmet Şimşek birinci dereceden sorumlu Maliye Bakanı. 'Biliyordum, hazırlık yapacağız' demiş bir kişi. Ama bugüne kadar hiçbir şey yapmamış bir kişi. SPK Başkanı, Borsa İstanbul Başkanı ve BDDK Başkanı ve tabii bunları atayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birinci dereceden sorumludur."
"OPERASYON YAPILACAĞINA YATIRIM BANKASI KURMA YETKİSİ VERİYORLAR"
Konuşmasında Terra Grubu'na dair iddialara da değinen Emir, "Bu Terra grubu, Emre Tezmen ve babası yaklaşık 2,6 milyar dolarlık bir servet yapmışlar. Bunlar daha yıllar öncesinden Kasım Garipoğlu'nun fon şirketinde 350 milyon dolarlık bir kara para operasyonuna eşlik ettikleri kayıtlara girmiş bir grup. Bunlara operasyon yapılacağına, bu balonu üflemeleri, balonu şişirmeleri engelleneceğine dönüyorlar bir de yatırım bankası kurma yetkisi veriyorlar daha bu meseleler konuşulurken son bir yıl içerisinde" ifadelerini kullandı.
Grup içerisindeki isimlere ilişkin detayları paylaşan Emir, şunları kaydetti:
"Bu grubun içinde aynı zamanda Alkin kardeşler, Emre Alkin ve Kerem Alkin var. Emre Alkin Cumhurbaşkanı'nın çok yakın adamı, OECD'ye Türkiye'nin gönderdiği ekonomist. Kerem Alkin yine çok korunmuş, çok ellerde, kucaklarda taşınmış birisi. En son kitap yazıyor. Kitabının adı da çok manidar: Menfaat Ekonomisi. Yine aynı şekilde Terra'nın yönetim kurulu üyesi Abdülkadir Özkan. Bakıyorsunuz, bizim 19 Mart darbesinden sonra yaptığımız mücadeleye 'vatan haini bunlar' diyecek birisi. Ama aynı zamanda bu fondan paralar götürülürken yönetim kurulu üyesi. Mehmet Uçum. Mehmet Uçum'un kitaplarını da basan Kopernik Yayınevi'nin sahibi. Ve sarayın adamları... Kavcıoğlu eski Merkez Bankası Başkanı, eski AKP milletvekili ve bu kişi BDDK Başkanı. Maliye Bakanı'nın, SPK'nın gördüğü, 'Burada balon şişiriliyor, olağanüstü fiyatlar artırılıyor, burada bir vurgun var, biz burayı düzelteceğiz' dediği sırada dahi, yani güya önlem alacakları sırada dahi bu gruplara, 4 gruba banka kurma yetkisi vermiş. Şimdi birinin gelip Şahap Kavcıoğlu'na 'Sen bu yetkiyi nasıl verdin?' diye sorması gerekir."
"YAPILAN OPERASYONLAR GÖSTERMELİK"
Yürütülen hukuki süreci "göstermelik" olarak nitelendiren Murat Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugüne kadar daha çok göstermelik operasyonlar olduğunu görüyoruz. 63 kişi hakkında işlem yapılmış, 4 tutuklu, 44 gözaltı var ve bu gözaltılarla ilgili de bir kamu görevlisinin gözaltına alındığına, ifadesinin alındığına daha tanık olmadık. Herhangi bir kamu görevlisi henüz soruşturulmadı. Kamu görevlilerine, başta siyasiler olmak üzere, Maliye Bakanı olmak üzere, SPK Başkanı'na, BDDK Başkanı'na, Borsa İstanbul Başkanı'na gelip de 'Siz bu kişilere onay verirken, banka yetkisi verirken, bunlar bu fonları şişirirken, bunlar piyasayı böylesine dolandırma çabasına girmişken niye seyrettiniz' diye henüz sorulmadı. Piyasa dolandırıcılığı oldukça küçük bir suç ve 3 yıldan 5 yıla kadar cezası olan bir suç. Oysa burada organize bir suç, örgütlü bir suç var, bir ayağı siyasette, bir ayağı sarayda, bir ayağı Maliye Bakanlığı'nda, bir ayağı BDDK'da, bir ayağı SPK'da olan örgütlü bir suç var. Burada nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu var. Bütün bunlardan yargılanması ve soruşturulması gerekenler adeta ellerini yıkayıp bir kenarda bekler durumdalar."
ADALAR BELEDİYESİ'NDEKİ SEÇİM: "BUNUN ADI SİYASİ YANKESİCİLİK"
Adalar Belediyesi'ndeki meclis üye sayıları ve yaşanan seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, durumu "siyasi yankesicilik" olarak nitelendirdi. Emir, şöyle konuştu:
"Yankesicilik sadece fonlar yoluyla, sadece piyasadaki bu işlemlerle olmuyor. Aynı zamanda bir siyasi yankesicilik var. AKP iktidarının 25 yılın sonunda geldiği nokta siyasi yankesiciliktir. En son Adalar'da yaptılar. Adalar'da daha 3 ay öncesine kadar 12 belediye meclis üyesi var. 10 belediye meclis üyesi bizim. 2 belediye meclis üyesi de AK Partili. Hayatın olağan akışına göre 2 olanın, 10 olanı ele geçirmesi, üstüne çıkması mümkün değil. Ama bunu da denediler ve ne acıdır ki bunu da başardılar. Bu yankesiciliği dahi yapabildiler. Şimdi bu kazanmak mı? Bunun adı siyasi yankesicilik, belediye başkanlığı koltuğu gasp etmek değilse, bunun adı bütün devlet gücünü, yargı gücünü, kolluk gücünü, bütün devletin zor gücünü Adalar Belediyesi gibi küçük bir belediyede dahi orayı almak için ikiyi ondan daha büyük yapmak için kullanılmadıysa başka ne denebilir buna? Böylesine bir gözü dönmüş, böylesine arsızlaşmış ve almak için sahip olmak için üstüne çökmek için her şeyi göze alabileceğini gösteren bir siyasi akılla ve bir siyasi edep yoksunluğu ile karşı karşıyayız."
"İLTİFAT F-35 GİBİ UÇMUYOR"
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Murat Emir, ABD Başkanı Donld Trump'ın açıklamaları ve Türkiye-ABD ilişkileri hakkındaki soru üzerine somut gerçekliklere bakılması gerektiğini belirtti. Emir, şunları söyledi:
"Trump'ın övgü dolu sözlerine alıştık. Sadece Cumhurbaşkanı için değil, dünyadaki birçok lider için. Hatta savaş sırasında İran liderleri için defalarca çok övücü sözler söylemiştir. Bu Trump'ın fıtratında olan bir şey. Ama bizim işimiz somut gerçekliğe bakmaktır. Somut gerçeklik nedir? Bizim Türkiye Cumhuriyeti olarak Amerika'dan haklı beklentilerimiz var. Bir türlü alamadığımız F-16'larımızın modernizasyonu, bir türlü gerçekleşmeyen F-35 programına tekrar dahil olmamız ve bir türlü gerçekleşmeyen CAATSA yaptırımlarının bitirilmesi. Bizim hedefimiz bu. Türkiye Cumhuriyeti randevu alabilmek için Beyaz Saray'a gidebilmek için 6 yıldan sonra Trump'la yan yana oturabilmek için 120 Boeing alma karşılığında Beyaz Saray'a gitti. Yine güzel sözler ve somut bir gelişme olmadı. Arkasından Türkiye'ye geldiler. Bu yaz 7 Temmuz'da NATO Zirvesi oldu. NATO Zirvesi'nden gittikten iki hafta sonra Senato'dan haber geldi. 'Henüz S-400 sorunu çözülmediği için bizim açımızdan somut bir değişim yoktur' dediler.
F-35 programına hala dahil olmadık, F-16'larımızın modernizasyonu gerçekleşmedi, CAATSA yaptırımları hala yerinde duruyor. O halde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın kendisine iltifat edilmesinden daha başka bu gerçekçi beklentileri istemesi lazım, beklemesi lazım. Ama bunları bir kenara bırakmışlar, iltifat peşindeler. Bunlara baksanız iltifat yetecek. İltifat F-35 gibi uçmuyor. İltifat F-16 gibi uçmuyor. İltifat CAATSA yaptırımlarını kaldırmıyor. Bizim iltifata ihtiyacımız yok. Bizim ordumuzu modernize etmeye ihtiyacımız var. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın ve ekibinin her bir muhatabına bunu açıklıkla ve cesaretle söylemesi gerekir. İltifatla yetinen bir Türkiye Cumhuriyeti asla kabul edilemez."
EMİR'DEN MANSUR YAVAŞ SORUSUNA YANIT
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesine ilişkin soruya, "Sayın Mansur Yavaş bizim, 86 milyonun onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapma ihtiyacı duyarsa da kendisi yapacaktır" yanıtını verdi.