HABER: Fatih ÖZKILINÇ
(İZMİR) - İzmir'de, Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'ye yönelik soruşturma kapsamında kooperatiflerdeki usulsüzlük iddialarına ilişkin, aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in de bulunduğu 65 sanığın yargılandığı davada mahkeme, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin davaya katılma talebini kabul etti. Heyet, sanıklar Şenol Aslanoğlu ve Cihangir Lübiç hakkında 5'er milyon TL güvence bedeli belirleyerek, bedelin yatırılması koşuluyla adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi. Duruşma, 22 Ocak 2027'ye ertelendi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’ye yönelik soruşturma kapsamında kooperatiflerdeki usulsüzlük iddialarına ilişkin açılan, aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın da bulunduğu 65 tutuksuz sanığın 3'er yıldan 45'er yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın 7’nci celsesi görüldü.
Kamuoyunda “kooperatif” davası olarak bilinen dosyanın İzmir 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredilmesinin ardından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşmaya diğer soruşturmalardan tutuklu bulunan Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.
S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi'ne yönelik düzenlenen iddianamenin, 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından birleştirme talebiyle İzmir 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği öğrenildi. Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de suçtan zarar gören sıfatıyla davaya müdahillik talep ettiği belirtildi.
TUNÇ SOYER: "15,5 AYDIR TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYORUM"
Duruşmada savunma yapan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, hakkındaki suçlamalara ilişkin somut delil bulunmadığını savunarak, tutukluluk sürecine tepki gösterdi. Soyer, şöyle konuştu:
"Nitelikli dolandırıcılık, zimmet, evrakta sahtecilik gibi yüz kızartıcı suçlarla itham edilen bir insanın önüne, aleni olarak yaptığı, başka birçok insanın da konuşmacı olarak katıldığı tören konuşmaları dışında tek bir somut delil konmadan 15,5 aydır tek kişilik hücrede tutularak cezalandırılması nasıl mümkün olabilir? Her şey son derece kanuni görünüyor. Önce Emniyet Müdürlüğünde ifadeniz alınıyor. Sonra bir mahkeme huzuruna çıkıyorsunuz. Sorgulamalara muhatap oluyorsunuz. Avukatlar sayısız dilekçeler yazıyor. Yüzlerce sayfalık bir iddianame ile karşılaşıyorsunuz. Uzun günler, gece geç saatlere kadar süren yargılamalar başlıyor. Her ay tutukluluğunuz gözden geçiriliyor. Yine yüzlerce sayfalık iddianameler yazılıyor. Yeni savcılar, yeni hakimler, yeni heyetler görevlendiriliyor. Uzun uzun suçsuzluğunuzu anlatmaya çalışıyorsunuz, iki satırlık şablonlarla tutukluluğun devamına karar veriliyor. Bu böylece aylarca devam edip gidiyor ve her şeyin kanuna uygun olduğu iddia ediliyor. Oysa bu görüntünün, iddianın altında net bir hukuksuzluk gerçeği var. 1 Temmuz 2025 günü Emniyet Müdürlüğünde verdiğim ifade ile 3 gün sonra 4 Temmuz günü tutukluluğuma karar veren Sulh Ceza Mahkemesi'nde verdiğim ifadelere lütfen bakın. Satır satır, cümle cümle aynı ifadeleri bugün huzurunuzda da tekrar ediyorum. O günden beri aynı cümleleri kurmaya devam ediyorum, çünkü o günden beri sözlerimin üzerine yeni bir söz kurmamı gerektirecek bir delil de bir tanık beyanı da bir rapor da önüme konmamıştır. Mevcut iddiaların hepsini de yargılama sürecinde tek tek çürüttük. Kısacası 15,5 ayda benimle ilgili somut hiçbir değişiklik olmamış, yeni hiçbir kanıt ileri sürülmemiştir. Tek değişiklik aynı suçlamalarla 2 kez daha tutuklanmam olmuştur. Üstelik gelen MASAK Raporu, verilen ifadeler, ek bilirkişi raporları suçsuzluğumu tekrar tekrar kanıtlamıştır. Aylar boyunca SEGBİS üzerinden yapılan tutukluluk gözden geçirmelerine katılmadım. Çünkü suçlamanın adı dışında bir bilgisi olmayan hakimler, hangi fiilim nedeniyle suçlandığım sorusuna cevap veremediler. Nihayet, ikinci kez tutuklanmamdan 8 ay sonra, 2 iddianamede de toplam 11 satırda, açılışlarda yaptığım konuşmalarda zimmet suçuna iştirak ederek suç işlediğim iddia edildi. Bir de hangi evrak olduğu belli olmayan bir evrakta sahtecilik suçu var ki artık ona söyleyecek söz bulamıyorum."
"VERECEĞİNİZ BERAAT KARARI HÂLÂ ADALETİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERECEK"
Savunmasında hukukun araçsallaştırılmasının toplumsal sonuçlarına da değinen Soyer, mahkeme heyetinden beraat kararı verilmesini talep ederek, şunları söyledi:
"Hukuk, siyasi, dini, etnik veya şahsi hangi nedenle olursa olsun, suçsuz bir insanı cezalandırmak için araçsallaştırılırsa o toplum ne Atatürk'ün hedeflediği muasır medeniyet seviyesine çıkabilir ne de toplumu ve devleti ayakta tutan dinamikler varlığını sürdürebilir. Adalet duygusunun zedelendiği yerde ortaya çıkan toplumsal çürüme ve çözülme, insanları hergün biraz daha birbirinden ve toplumdan, devletten uzaklaştırır, parçalar ve dağıtır. Dağılma, eğitimden sağlığa, spordan ekonomiye hayatın her alanında kendini gösterir. Bu dava sadece benim nesnesi olduğum bir kurgu değildir. Empatiyi bir kenara bırakın; bu kurgu, hukuka ve adalete güveni yok eden, zararı bana verdiğinden çok daha derinlere uzanan bir süreç yaratmıştır. Bu sürece son vermenizi rica ediyorum. Vereceğiniz beraat kararı hâlâ adaletin mümkün olduğunu gösterecek, memleketin her yerinde 'İzmir'de hakimler var' dedirtecektir. Umarım anlattıklarım dosyayı kavrayışınıza biraz olsun ışık tutmuştur. Bu vesileyle, ilk günden beri suçsuzluğumu bilerek ve fedakarca yanımda duran aileme, avukatlarıma, dostlarıma huzurunuzda bir kez daha sonsuz teşekkür ediyorum. Özellikle, hayatının son savunmasını benim için yapan, mükemmel insan, mükemmel hukukçu, can dostum Özkan Yücel'i rahmetle, saygıyla, minnetle anıyorum. 15 yıl boyunca aşkla yaptığım belediye başkanlığı görevinde ve sonrasında beni hayatımın en kıymetli koltuğuna, gönül makamına oturtan tüm İzmirlileri sevgi ve saygıyla selamlıyorum."
"HEPSİNE HAKKIMI HELAL EDİYORUM"
Kentsel dönüşüm projelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Soyer, kooperatif üyelerinin konutlarının tamamlanacağına inandığını belirterek, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
"Geçen hafta İstanbul'da sabaha karşı çöken bir binada 5 kişinin öldüğü haberlerini izlemişsinizdir. Büyük depremler üreten aktif faylar üzerine oturan bir ülkede, deprem olmadan yıkılan binalar olması çok korkutucu. Haberi izlerken aklımdan geçen bir cümleyi huzurunuzda paylaşmak isterim. Kentsel dönüşümde kooperatif üyelerinin evleri elbet bitecek ve en kısa süre içinde evlerine yerleşecekler. Birgün Allah korusun İzmir'de bir deprem olsa ve çevrelerindeki binalar yıkılsa, sağlam bir binada oturuyor olmalarına şükredip, kahvelerini içerken belki benim adımı akıllarına getirirler. İşte o gün için şimdiden hepsine hakkımı helal ediyorum, onların canı sağolsun."
KAYA: "MENFAAT YOKSA SUÇ DA YOK"
Eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da savunmasında yargılama sürecindeki heyetteki değişikliklere değinerek "Bu kaçıncı hakim değişikliği bilmiyorum. Dosyada eksikler var. Hakimliği değişikliği belirsizlik yaratıyor. Savcılık bizim suçlu olduğumuzu ispatlayamıyor biz suçsuz olduğumuzu ispatlamaya çalışıyoruz. Menfaat elde etmediğimiz açık. Bugüne kadar dinlenilen hiç kimse benim menfaat temin ettiğimi söylemedi, adımızı bile anmadı. Dosyada menfaate ilişkin tespit yok. Menfaat yoksa suç da yok. Gariban ve yoksullara ödenen kira bedeli zarar değilki. 27 milyon liralık bir zarardan bahsediliyor. Kira ödenmesine de ben değil İZBB Meclisi karar vermiş. Bu zarar olarak tanımlanamaz. Zarar ve menfaat yoksa nitelikli dolandırıcılık olamaz. Biz garibana 27 milyon kira ödensin diye mi suç işledik. Kastın olmadığı yerde suç olmaz. Olmayan suçtan 6 ay tutuklu kaldık. Matruşka gibi diğer dosyalardan da 16 aydır tutukluyum. Hakkımdaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını ve derhal beraatimi istiyorum” diye konuştu.
ASLANOĞLU: "LEKELENMEME HAKKINDAN FAYDALANAMIYORUZ"
Savunmasında Tunç Soyer ile İzmir’de görev yapan tüm belediye başkanlarını anan Şenol Aslanoğlu da “Rahmetli Burhan Özfatura ovadaki deprem riskini görüp Evka’ları yapmıştı. Tunç Başkan da bu şehre değer kattı. Allah tüm belediye başkanlarını onurla anmayı nasip etsin. Siz dosyadaki 12'nci hakimsiniz. Allah size Hz. Ömer adaleti nasip etsin. Geçen senenin İzmir 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ikinci heyeti bugün 24. Ağır Ceza Mahkemesi. Bu ara sosyal medyada dolaşan bir isim var; Fatma Betül Sayan Kaya. Söylemesi bile bir buçuk dakika sürüyor. Bizim mahkemeninin adı da öyle. Sıkışan topu 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atıyor. Dönüp dolaşıp yine aynı yere geldik" ifadelerini kullandı. Aslanoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon soruşturmasında adı geçenlerin "lekelenmeme hakkını" hatırlatmasına da değinerek "Biz de bu ülkenin vatandaşıyız, bir parça o lekelenmeme hakkından faydalanamıyoruz. Bir buçuk yıldır iddia var, yargılama yok. Deprem sonrası enkaz altındakilere ulaşmak için 'Sesimi duyan var mı?' diye bağrıldığı gibi biz de yıkılmış adelet sistemi içinde 'Bizi yargılayacak mahkeme var mı?' diye bağırıyoruz" dedi.
CUMHURİYET SAVCISI MÜTALAASINI AÇIKLADI
Diğer sanıkların da beraatlerini talep ettiği duruşmada, Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, haklarında adli kontrol tedbiri uygulanan bazı sanıklar yönünden mevcut tedbirlerin devamını talep etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılma talebi, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ne ilişkin hazırlanan iddianame kapsamında 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gelen birleştirme talebi ile bilirkişi raporunun beklenmesi hususlarını ise mahkeme heyetinin takdirine bıraktı.
SOYER’İN AVUKATINDAN MÜDAHİLLİK TALEBİNE İTİRAZ
Cumhuriyet savcısının mütalaasını açıklamasının ardından söz alan Tunç Soyer’in avukatlarından Murat Aydın, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılma talebinin reddedilmesini istedi. Belediyenin suçtan zarar görmediğine ilişkin daha önce mahkemeye belge sunduğunu belirten Aydın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, parti değişikliğinin ardından Tunç Soyer ile mahkeme üzerinden hesaplaşmak amacıyla davaya müdahillik talebinde bulunduğunu öne sürdü. Aydın, bilirkişi raporu alınmasından da vazgeçilmesini talep ederek bugüne kadar yaklaşık 30 üniversiteye bilirkişi görevlendirilmesi için yazı gönderildiğini, buna karşılık yaklaşık 60 kez görevin kabul edilmediğini ifade etti.
İZBB'NİN MÜDAHİL OLMA TALEBİ KABUL EDİLDİ
Avukatların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılma talebini kabul etti. Heyet, dosya kapsamında talep edilen bilirkişi raporunun beklenmesine karar verirken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ne ilişkin hazırlanan iddianame kapsamında 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gelen birleştirme talebini ise reddetti. Mahkeme ayrıca sanıklar Şenol Aslanoğlu ve Cihangir Lübiç hakkında 5'er milyon TL güvence bedeli belirleyerek, bu bedelin yatırılması koşuluyla söz konusu sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 22 Ocak 2027 tarihine ertledi.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 1 Temmuz 2025’te 157 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya’nın da bulunduğu bazı şüpheliler tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında asfalt ve yol bakım onarım işleri, iş makinesi ve araç kiralama hizmet alımları ile kooperatiflerdeki usulsüzlük iddialarına ilişkin 3 ayrı dava açılmıştı. Kooperatiflere ilişkin 65 sanıklı davada tutuklu bulunan 11 sanığın tamamı yargılama sürecinde tahliye edilmişti. Soyer ve Kaya’nın başka soruşturmalar kapsamında tutuklulukları sürerken, Gaziemir İlçesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı projeleri kapsamında S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifine ilişkin yürütülen ayrı soruşturmada Soyer, Kaya ve Aslanoğlu hakkında yeniden tutuklama kararı verilmişti.
