(TBMM) - EMEK Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, "çerçeve yasa" teklifinin demokratik çözüm ve kalıcı barış adına somut düzenlemeler barındırmadığını savunarak, "Biz saray iktidarının, saray ittifakının bu tutumuna rağmen silahların susmasını, operasyonların durmasını ve Türkiye'de kalıcı barışın sağlanmasını, Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü için mücadele olanaklarının genişlemesini, onun önünün açılmasını savunuyoruz, savunacağız" dedi.
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin başından bu yana iki temel husus üzerinde durduklarını belirten Bayhan, iktidarın demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü yönünde açık ve kararlı bir tutum izlemediğini savundu. Bayhan, "Biz saray iktidarının, saray ittifakının bu tutumuna rağmen, bu politik çizgisine rağmen silahların susmasını, operasyonların durmasını, çatışmaların durmasını ve Türkiye'de kalıcı barışın sağlanmasını, Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü için mücadele olanaklarının genişlemesini, onun önünün açılmasını savunuyoruz, savunacağız. Bu yönde atılacak en tutarlı, en basit, en somut adımı, en küçük adımı da destekleyeceğiz. PKK'nin silahları bırakması ve feshi kararını da bu doğrultuda değerlendirdik" değerlendirmesinde bulundu.
"KANUN TEKLİFİNİN TEK OLUMLU YÖNÜ SÜRGÜNDEN, CEZAEVİNDEN VE DAĞDAN DÖNÜŞE UMUT OLMASIDIR"
TBMM'ye sunulan teklifin detaylarını eleştiren Bayhan, düzenlemenin sınırlı olumlu tarafı ile yetersiz kaldığı noktalara ilişkin şunları söyledi:
"Bu teklifin, bu metnin tek somut ve olumlu düzenlemesi; bugüne kadar terör, terörle mücadele, bölücülük, bölücü terör, Kürt sorunundaki bir dönem inkâr, bir dönem sonra imha, yok sayma tutumları. Bütün bunlar nedeniyle yıllardır, onlarca yıldır sürdürülen politikaların sonucunda cezaevlerindeki binlerce yurttaşımız, sürgüne gitmek durumunda kalan binlerce yurttaşımız ve dağda bulunan binlerce Kürt genci yurttaşımız, çeşitli milliyetlerden ama esas olarak Kürt gençleri, onların artık sürgünden, cezaevinden ve dağdan gelerek Türkiye'de günlük hayata, normal hayata katılmasının önünü açmak üzere bir umut kapısı aralamasıdır, yeni bir sürecin başlangıcı olabilecek düzenlemeleri içermesidir. Kanun teklifinin olumlu söylenebilecek tek yönü budur."
Düzenlemenin kalıcı barış adına yeterli adımları içermediğini savunan Bayhan, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmamasını meşrulaştıran yaklaşımlar barındırdığını, Selahattin Demirtaş ve benzer konumdaki tutuklu siyasetçilerin durumuna somut bir çözüm getirmediğini ifade etti.
"SİYASETE KATILIMIN ÖNÜNE EKSTRA ENGELLER KONULUYOR"
Haklardan yararlanacak kişilere denetim sürelerinin yanı sıra siyasete katılım için de engel çıkarıldığını savunan Bayhan, şu ifadeleri kullandı:
"Yurttaşlarımızın gelip cezaevinde, sürgünde ve dağda olan bütün binlerce, on binlerce kişinin gelip bu kanundan yararlanıp günlük hayata her vatandaşımız gibi eşit haklardan yararlanarak katılımının önüne bir dizi engel çıkarıyor. Esas olarak da bir kez düzenlemeyi dayanak yapıp bundan yararlanacak olan binlerce yurttaşımızın üzerinde şöyle bir basıncı, baskıyı daha şimdiden bu teklifte hissettiren, hissettirmekten öte bir Demokles'in kılıcı gibi sallayan bir yaklaşımı içeriyor. Yasaları demokratikleştirip, değiştirip bu konuda yasaları terör, terörle mücadele adına her türlü demokratik hakkı kısıtlayan düzenlemelerden ayıklamak ve TCK'yi, Terörle Mücadele Yasası'nı ortadan kaldırmak, lağvetmek yerine buradan sınırlı bir biçimde yararlanabilecek bir çerçeve çiziyor."
"TEK BİR HASSASİYET VAR: SARAY'IN VE SERMAYENİN HASSASİYETİ"
İktidarın "halkın hassasiyetleri" söylemini eleştiren Bayhan, kayyum uygulamaları, anadilde eğitim, AYM kararlarının uygulanması ve KHK mağduriyetleri konusunda halkın gerçek taleplerinin farklı olduğunu savundu. Bayhan, "Bakın, burada tek bir hassasiyet var: O da sizin sarayınızın ve sermayenin hassasiyetidir. Sizin iktidarınızın hassasiyetidir. Gözettiğiniz tek bir hassasiyet budur. Bütün politik düzenlemelerinizde ve tutumunuzda bu yansıyor. Bu kanun teklifinde de sizi ilgilendiren tek hassasiyet var. Sarayın, sermayenin, ittifakınızın hassasiyeti, iktidarınızın, saray iktidarınızın, saray düzeninizin, saray oligarşisinin hassasiyetidir" diye konuştu.
Ülkedeki esas sorunun iş cinayetleri, esnek çalışma ve mobbing gibi unsurlarla biçimlenen "sermaye terörü" olduğunu iddia eden Bayhan, fabrikalarda ve iş yerlerinde her yıl binlerce işçinin yaşamını yitirdiğini, idarenin ise buna karşı etkili adımlar atmadığını öne sürdü.
BAYHAN'DAN ACİL VE SOMUT ADIM ÇAĞRISI
Kürt halkının eşit haklarla bir arada kardeşçe yaşamasından yana olduklarını ifade eden Bayhan, süreçte hızla atılması gereken somut talepleri ve çözüm adımlarını şu sözlerle dile getirdi:
"Kürt halkına yönelik geçmişte işlenen suçlarla ve ağır hak ihlalleriyle bir an önce yüzleşilmeli, sorumluları açığa çıkarılmalı ve hesap sorulmalıdır. Barış diyen, kardeşlik diyen, eşit haklar diyen bu ülkenin emekçisi, işçisi, aydını, sanatçısı, siyasetçisi... Faili meçhul cinayetlerde, kayıplarda kurban giden bütün yurttaşları, bütün bu ülkenin onurlu vatandaşlarının yaşadığı acılar aydınlatılmalı, gerçekler açığa çıkarılmalıdır. Halkın iradesine el koyan kayyum rejimine bir an önce son verilmelidir. Derhal son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir. Kürt halkı başta olmak üzere bu ülkenin Türk ve Kürt işçilerinin, emekçilerinin seçme seçilme hakkı, iradesi tanınmalıdır. Bunun gereği yapılmalıdır. Kürt halkının en temel hakkı olan ana dilde eğitim hakkı ve kamusal hizmet hakkı... Bunun kamusal bir hizmet olması, ana dilde kamusal hizmet hakkı güvence altına alınmalı ve Kürt yurttaşlarımızın, Kürt vatandaşlarımızın kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Siyasi gerekçelerle cezaevlerine doldurulan, cezaevlerinde tutulan tüm mahpuslar, tutuklular hepsi kapsamlı bir genel af kapsamında serbest bırakılmalıdır. AYM kararları istisnasız, kararlılıkla, demokratik yöndeki bu kararlar uygulanmalıdır."
