(ANKARA) - İnsan Hakları Derneği (İHD), son dönemde muhalefet partileri, belediyeler, sivil toplum örgütleri, LGBTİ+ yapıları ve hak savunucularına yönelik operasyonlara ilişkin açıklama yaptı. İHD, siyasi ve toplumsal muhalefetin kriminalize edilmesinin örgütlenme ve siyaset yapma hakkını tehdit ettiğini savundu.
İnsan Hakları Derneği, 3-4 Ekim’de gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısının ardından "Muhalefetin ve Sivil Toplumun Tasfiyesi Barış ve Demokrasinin Tasfiyesidir" başlıklı açıklama yayımladı. Açıklama şu şekilde:
"Türkiye’de son dönemde muhalefet partileri, belediyeler, sivil toplum yapıları, LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucularına yönelik operasyonların giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Kadın cinayetlerindeki büyük artış ise özellikle İstanbul Sözleşmesinden imza çekilmesi ardından Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramına dahi adeta yasak getirilmesi bizleri endişelendirmeye devam etmektedir. CHP ile başlayan, ESP, LGBTİ+ örgütleri ve aktivistlerine yönelik baskılarla devam eden ve son olarak SYKP’ye uzanan bu operasyonlar, yalnızca belirli kişi ve örgütleri hedef almamakta; toplumun demokratik siyaset yapma, örgütlenme ve itiraz etme hakkını bütünüyle tehdit etmektedir.
Siyasi partilere ve tüm muhalif örgütlere yönelik bu baskı politikasının siyasal örgütlenme alanında da sürdüğünü göstermektedir. Bir siyasi partinin yöneticilerinin ve üyelerinin demokratik ve siyasal faaliyetleri nedeniyle operasyonların hedefi haline getirilmesi, örgütlenme ve siyaset yapma hakkı açısından ciddi bir ihlal iddiasını gündeme getirmektedir. Muhalif siyasi partilerin ve örgütlerin kriminalize edilmesi, yalnızca o örgütlere yönelik bir müdahale değildir; toplumun farklı kesimlerinin siyasal yaşama katılma hakkına yönelik bir müdahaledir.
Bu baskı ve operasyon dalgasının yerel yönetimlere de uzandığı görülmektedir. Üsküdar ve Adalar belediyelerinde meclis üyelerinin gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından başkan vekili seçimlerine gidilmesi, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve ilçelerinde ise belediye başkanlarının gözaltına alınması, yerel demokrasinin işleyişi açısından ciddi sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Seçimlerle oluşmuş belediye yönetimlerinin, seçilmiş başkan ve meclis üyelerinin adli ve idari süreçlerle görevlerini yerine getiremez hale getirilmesi ve ardından belediye yönetimlerinin farklı yöntemlerle el değiştirmesi, yurttaşların sandıkta ortaya koyduğu iradenin sonuçlarını tartışmalı hale getirmektedir.
Gerçek bir barış ancak çoğulcu, özgür ve demokratik bir siyasal ortamda mümkündür. Muhalefetin susturulduğu yerde demokrasi, yargının bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı yerde hukuk devleti, ekonomik ve siyasal gücün denetimsiz kaldığı yerde temiz toplum, demokratikleşmenin olmadığı yerde ise kalıcı barış mümkün değildir."
