(İSTANBUL) - İBB Davası’nın 54’üncü gününde savunma yapan tutuklu Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, “Eğer buradan çıkmamın yolu başkalarına iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkalarına iftira atarak buradan çıkmaktansa onurumla cezaevinde kalmayı tercih ederim” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam edildi.
Duruşmada bugün savunma yapan dördüncü sanık tutuklu Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer oldu.
Doğruer, hakkındaki suçlamaları reddederek, “Bugün huzurunuzda, 40 yıl düşünsem aklıma gelmeyecek suçlamalarla karşı karşıyayım. Namusumu, şerefimi ve 35 yılı aşan çalışma hayatım boyunca alın terimle kurduğum emeğimi savunmak için karşınızdayım” dedi.
“HİÇBİR SUÇ ÖRGÜTÜNÜN PARÇASI OLMADIM”
Savunmasına öz geçmişini anlatarak başlayan Doğruer, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olduğunu, uzun yıllar bankacılık sektöründe üst düzey yöneticilik yaptığını ve 2016 yılında emekli olduğunu söyledi. Çeşitli bankalarda müfettiş ve bölge müdürlüğü görevlerinde bulunduğunu anlatan Doğruer, “Hayatım boyunca hukuka aykırı hiçbir faaliyetin içinde bulunmadım. Suç işlemek amacıyla kurulan hiçbir yapının içinde yer almadım” dedi.
Emeklilikten sonra yeniden çalışmayı düşünmediğini ancak evde oturmanın kendisine uygun olmadığını ve Kültür AŞ'de açık bir pozisyon olduğunu öğrenince öz geçmişini gönderdiğini anlatan Doğruer; Serdal Taşkın, Banu Saraçlar, Ertan Yıldız ve Yiğit Oğuz Duman ile mülakatlara girdiğini bildirdi.
Doğruer, “Bu görüşmelerden önce adı geçen kişilerin hiçbirisiyle tanışıklığım yoktu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ya da iştiraklerinde çalışan herhangi biriyle de daha önce ilişkim bulunmuyordu” dedi.
Serdal Taşkın’ın da savunmasında kendisini önceden tanımadığını söylediğini hatırlatan Doğruer, “Bir örgüte CV incelenerek ve mülakat yapılarak mı üye alınıyor? Böyle bir şey olabilir mi?” diye sordu.
“KAÇTI DENİLDİ, OYSA KENDİ İRADEMLE ADLİYEYE GİTTİM”
Tutuklanma sürecini de anlatan Doğruer, 19 Mart 2025’te evine polislerin geldiğini, aramada eşine “Altınlar nerede, paralar nerede?” diye sorulduğunu ancak evde hukuka aykırı hiçbir şey bulunmadığını söyledi.
İlk sorgu sürecinin ardından hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını belirten Doğruer, daha sonra basında “kaçtı”, “firar etti” haberleri yapıldığını anlattı.
Doğruer, savunmasında şunları söyledi:
“Serbest bırakılan kişi nasıl kaçmış olabilir? Bu nasıl bir manşet? Haberden rahatsız oldum ve tutuklanacağımı bile bile avukatımla birlikte adliyeye gidip teslim oldum. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla bana adli kontrol kararı veren sulh ceza hâkimi de Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na gönderilmiş. Böyle bir zulüm görülmemiştir. Eğer buradan çıkmamın yolu başkalarına iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkalarına iftira atarak buradan çıkmaktansa onurumla cezaevinde kalmayı tercih ederim.”
Kaçma şüphesine dayalı tutukluluk gerekçesini de eleştiren Doğruer, “Ben kendi irademle teslim olmuşken nasıl kaçma şüphesi var denilebilir? Pasaportum dahi yok” ifadelerini kullandı.
“ŞİRKETİ ZARARDAN KÂRA GEÇİRDİK”
Kültür AŞ’de Mali İşler ve Organizasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Doğruer, işe başladığında şirketin zarar ettiğini, görev sürecinde ise şirketin kâr eden bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
Doğruer, “2019 yılında Kültür AŞ’ye girdiğimde şirket zarar açıklıyordu. Sonrasında şirket kâra geçti. Fortune 500 Türkiye 2023 listesine kültür ve sanat sektöründen giren tek şirket oldu. 2024 yılında 345 milyon lira kâr açıkladı” dedi.
Şirketin mali durumunu düzeltmek, yeni kredi kaynakları bulmak, geciken ödemeleri yapılandırmak ve nakit akışını düzenlemekle görevlendirildiğini anlatan Doğruer, “Görevimi layıkıyla yerine getirdim” diye konuştu.
“DOĞRUDAN BANA ATFEDİLEN TEK BİR SOMUT FİİL YOK”
Doğruer, iddianamede kendisine doğrudan atfedilen herhangi bir hukuka aykırı fiil bulunmadığını savundu.
“İddianamede ‘Doğan Hamit Doğruer şunu yaptı, şu kişiyle şu usulsüzlüğü gerçekleştirdi’ şeklinde tek bir somut isnat yok. Kollukta da savcılıkta da bana herhangi bir hukuka aykırı eylemim sorulmadı” dedi.
Doğruer; rüşvet, suç örgütü üyeliği ve dolandırıcılık suçlamalarını kabul etmediğini belirterek, “Ben üzerime atılan suçların hiçbirini işlemedim” ifadelerini kullandı.
“MURAT ONGUN İLE 6 YILDA SADECE 2 GÖRÜŞMEM VAR”
İddianamede Murat Ongun’a bağlı çalıştığının ileri sürüldüğünü belirten Doğruer, “Murat Ongun ile 6 yılda sadece 2 görüşmem var, onlar da 2021 yılında. Benim 2019’a kadar ne Ekrem İmamoğlu’yla ne belediye ya da iştiraklerinde çalışan kişilerle ilişkim vardı. Sonrasında da yalnızca görev gereği görüşmeler yaptım” dedi.
Kültür AŞ’de kendisine bağlı müdürlükleri anlatan Doğruer, Ticaret Müdürlüğü, Mali İşler Müdürlüğü, İdari İşler Müdürlüğü ile İhale ve Satın Alma Müdürlüğü’nün kendisine bağlı olduğunu ancak bu birimlerin karar verici değil, uygulayıcı ve destek birimleri olduğunu söyledi.
Doğruer, “Benim görevim, önüme gelen belgeleri usul yönünden değerlendirmekti. Hiçbir işlem yalnızca benim imzam ve onayımla gerçekleşmedi. Süreçler kademeli kontrol mekanizmasıyla yürütülürdü” dedi.
İşe alım ve işten çıkarma yetkisinin dahi bulunmadığını belirten Doğruer, genel müdür yardımcısı olarak yetkisinin sınırlı olduğunu savundu.
“ALT İHALE KAVRAMI DOĞRU DEĞİL”
İddianamede Kültür AŞ’nin aldığı işlerin alt yüklenicilere yaptırılmasının “alt ihale” olarak tanımlandığını belirten Doğruer, bunun hukuken doğru olmadığını söyledi.
“Kültür AŞ anonim şirkettir. Devlet İhale Kanunu ya da Kamu İhale Kanunu kapsamındaki klasik kamu ihalelerine tabi değildir. Aldığımız işleri İBB’nin muvafakatiyle başka firmalara yaptırarak şirket lehine gelir elde ettik” dedi.
Doğruer, ihale komisyonunda yer almasının tek sebebinin genel müdür yardımcısı olması olduğunu belirterek, “Ana görevim hiçbir zaman ihale komisyonu üyeliği değildi” ifadelerini kullandı.
“GELİR GETİRİCİ FAALİYETTE KAMU ZARARI NASIL OLUŞUR?”
İddianamede 61 ile 76 arasındaki eylemlerin gelir getirici faaliyetlere ilişkin olduğunu belirten Doğruer, bu işlemlerde şirket kasasına para girişi olduğunu ve kamu zararından söz edilemeyeceğini savundu.
Doğruer, “Gelir getirici faaliyetlerde belediyenin ve şirketin kasasına para girer. Biz belediyeden aldığımız işi daha yüksek bedelle alt yükleniciye verip kâr elde ettik. Kültür AŞ zarar etmediği için İBB de zarar etmedi. O halde kamu zararı neye göre hesaplandı?” diye sordu.
“3G İSTİSNA İZİNLERİ 2019 ÖNCESİNDEN ALINMIŞTI”
Doğruer, iddianamede 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3/G istisnası kapsamında işlerin parasal limitleri aşmamak için bölündüğünün iddia edildiğini belirterek, bu suçlamayı reddetti.
Bu işlemlerin kendi sorumluluğundaki müdürlükler tarafından yapılmadığını savunan Doğruer, Kültür AŞ’nin 3/G istisnasını uygulayabilmek için Kamu İhale Kurumu’ndan izin aldığını ve bu izinlerin 2019 öncesine dayandığını söyledi.
Doğruer, “2015’te 37, 2016’da 38, 2017’de 46, 2018’de 66, 2019’da 50 alt yüklenici ihalesi yapılmış. Bu uygulama 2020 sonrası ortaya çıkmış değildir” dedi.
“İŞLER LİMİT İÇİN DEĞİL, UZMANLIK ALANLARINA GÖRE BÖLÜNDÜ”
Mal ve hizmet alımlarının bir arada yapılmasının rekabeti engellediği iddiasını da reddeden Doğruer, organizasyon işlerinin doğası gereği farklı kalemlerden oluştuğunu anlattı.
“Organizasyon hizmetini yerine getirebilmek için gerekli mallar ve hizmetler doğal olarak bir arada bulunur. Reklam, matbaa, promosyon gibi hizmetler organizasyonun doğal parçalarıdır. İşlerin bölünmesinde temel amaç parasal limit değil, sektör ve uzmanlık farklılıklarıdır” dedi.
“SAYIŞTAY 3G İŞLEMLERİ İÇİN ELEŞTİRİ GETİRMEDİ”
Kültür AŞ’nin her yıl Sayıştay denetiminden geçtiğini belirten Doğruer, 3/G istisna işlemleriyle ilgili herhangi bir eleştiri yapılmadığını söyledi.
Doğruer, “Kanunun tanıdığı hakkı kullanan kişi ya da kuruluş için başka niyet aramak hakkaniyetle bağdaşmaz. 3G istisnası 2019’dan önce de defalarca kullanılmıştır” dedi.
“SAVUNMA HAKKIM KISITLANDI”
Doğruer, iddianamenin ve eklerinin kendisine duruşmalara kısa süre kala tebliğ edildiğini, CD üzerinden çalışma yapabilmek için dilekçe vermesine rağmen bu imkânın sağlanmadığını söyledi.
“Bana 26 eylem isnat eden iddianame 6 CD ile gönderildi ancak cezaevinde şubat ayında tebliğ edildi. Duruşmaların başlamasına bir aydan az süre vardı. CD üzerinden çalışma talebim karşılanmadı. Savunma hakkım ciddi şekilde kısıtlandı” dedi.
Doğruer, savunmasının sonunda kendisini iyi hissetmediğini belirterek savunmasına yarın devam etmek istediğini söyledi.
Davanın görülmesine yarın devam edilecek.
