Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görülüyor.
KÜRSÜDE FENALAŞTI
Duruşmada, Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak, savunmasını yaptığı sırada şekerinin düşmesi nedeniyle kürsüde ayakta duramadı. Bayılmak üzere olan Çolak, savunmasına devam edemedi. Çolak, sağlık ekipleri ile jandarmaların kollarında salondan çıkarıldı. Çolak’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Mahkeme Başkanı, bir diğer tutuklu sanık olan reklamcı/iş insanı Ömür Yılmaz'ın savunmasına geçilmesine karar verdi. Ömür Yılmaz kürsüye gelerek savunmasına başladı.
Savunmasına şirketlerinin kuruluş sürecini anlatarak başlayan Ömür Yılmaz, pandemi döneminde babasından aldığı sermaye desteğiyle organizasyon ve prodüksiyon alanında faaliyet göstermek üzere şirketlerini kurduğunu belirtti. Yılmaz, şirketlerinin kuruluşundan itibaren tüm faaliyetlerin yasal zeminde yürütüldüğünü savundu.
Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.’nin tedarikçi listelerine yaptıkları işler sayesinde girdiklerini söyleyen Yılmaz, davet usulüyle katıldığı ihalelerin yalnızca bir bölümünü kazandığını belirterek, “2022 yılında 7, 2023 yılında ise 6 ihale kazandım. 2024 yılında ise teklif vermeme rağmen hiçbir ihale alamadım” dedi.
“BIRAKIN KAMU ZARARINI, ALACAKLARIMIZI TAHSİL EDEMEDİK"
İddianamede yer alan “fazla fatura düzenlenerek sisteme para aktarıldığı” iddiasını reddeden Yılmaz, bazı ihalelerde iş eksilişine gidildiğini, bazılarında ise sınırlı iş artışı yapıldığını anlattı. Yılmaz, “Bırakın kamu zararını, bazı işlerde alacaklarımızı dahi tahsil edemedik. Kültür A.Ş.’nin ne şekilde ve ne tutarda zarara uğratıldığına ilişkin somut bir tespit yoktur” ifadelerini kullandı.
“OMR’NİN GİZLİ ORTAĞI OLDUĞU İDDİASI GERÇEK DIŞIDIR”
Şirketinin Emrah Bağdatlı’nın kontrolünde olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Yılmaz, “Şirketimin kuruluşundan bu yana tek ortağı ve yetkilisi benim. Kimsenin güdümünde olması mümkün değildir. Emrah Bağdatlı ile sektörden ve sosyal çevreden tanışıklığım vardır ancak şirketimin sahibi olduğu yönündeki iddialar tamamen mesnetsizdir” dedi.
“TANIK BEYANLARI DUYUMA DAYANIYOR”
Dosyada yer alan tanık ifadelerine de değinen Yılmaz, Vedat Şahin, Gökhan Köseoğlu ve diğer tanıkların şirketiyle ilgili anlatımlarının somut bilgiye değil, duyum ve çıkarımlara dayandığını savundu. Tanıkların mahkeme huzurunda önceki beyanlarının bir kısmını geri çektiğini hatırlatan Yılmaz, bu ifadelerin aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
“MURAT ONGUN’U HİÇ GÖRMEDİM”
Yılmaz, savunmasında Murat Ongun ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını belirterek, “Murat Ongun ile bir araya gelmedim, kendisini görmedim. Kendisiyle tek bir telefon görüşmem dahi yoktur” diye konuştu.
“İFADEM ALINMADAN TUTUKLANDIM”
19 Mart operasyonları kapsamında önce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını anlatan Yılmaz, savcılığın itirazı üzerine hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, kararı öğrendikten sonra karakola giderek teslim olduğunu söyledi. Yılmaz, “Kaçmadım, teslim oldum. Daha sonra ifadem alınmadan tutuklandım. 15 aydır tutukluyum” dedi.
Suçlamaları kabul etmeyen Yılmaz, “Ben hiçbir örgüte üye değilim. Kimseyi dolandırmadım, kimsenin zararına işlem yapmadım. İddianamede aleyhime somut tek bir husus bulunmuyor. Kaçma şüphem yoktur. Öncelikle tutukluluğumun kaldırılmasını, ardından beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Ardından Yılmaz'ın çapraz sorgusu tamamlandı ve avukatının savunması dinlendi. Duruşma, tutuklu sanık Ahmet Köksal'ın savunmasıyla devam ediyor.

