Haber: ZUHAL ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - İBB Davası’nın 42’nci gününde savunmasını yapan tutuklu iş insanı Alper Aydın, “2013’ten bu yana seçim dönemlerinde çalışıyorum. 2014, 2017 referandumu, 2018, 2019, 2023 ve 2024 seçimlerinde iş yaptım. Paramı almam şartıyla çalıştım, ücretlerimi de peşin aldım. AK Parti’nin kampanyalarında duvar kiraladım, baskı hizmeti verdim. CHP’ye de iş yaptım. 2023 seçimlerinde yaklaşık 8 milyon liralık duvar kiralama işi yaptım. Reklamcıyım; işim bu” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görülüyor.
Duruşma, saat 11.06’da tutuklu reklamcı Vedat Şahin’in savunmasıyla başladı. Şahin, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyi daha önce geri çekmişti. Şahin’in savunmasının ardından çapraz sorgusu ve avukat savunması da tamamlandı. Ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Aradan sonra ise iş insanı Alper Aydın’ın savunmasına geçildi.
"1994’TEN BERİ TİCARET YAPIYORUM, BU PROJELER UZMANLIK GEREKTİRİYOR"
Aydın savunmasında, reklam ve dış cephe uygulamaları alanında yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip olduğunu belirterek, faaliyetlerinin İstanbul’da kentsel dönüşüm ve kent estetiğine katkı sunduğunu savundu. Aydın, "1994 yılından beri ticaretin içindeyim. Çok genç yaşlardan itibaren ticaret yaptım. Bağdat Caddesi’nde bir binayla başladık" diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçmiş dönemde bina cephelerinin düzenlenmesine yönelik çalışmalarını fırsata dönüştürdüklerini anlatan Aydın, özellikle Mecidiyeköy bölgesinde çok sayıda binanın dış cephe yenileme ve restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdiklerini söyledi.
Aydın, “Apartmanlara tek tek gittik, bina yönetimlerini ikna ettik. Birkaç bina ile işe başladık. Yaklaşık üç yıl boyunca Mecidiyeköy bölgesindeki çok sayıda binanın restorasyonunu yaptık diyebilirim” ifadelerini kullandı.
“KIZILAY İLE PROTOKOLÜMÜZ VAR”
Faaliyet alanlarının yalnızca reklam uygulamalarıyla sınırlı olmadığını belirten Aydın, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde de yer aldıklarını kaydederek, "Kızılay ile protokolümüz var" dedi.
“20 BİN SAYFAYA YAKIN DOSYA İNCELEDİM”
İddianamenin tamamını okuduğunu belirten Aydın, tutuklu bulunduğu süreçte zamanının büyük bölümünü dosyayı inceleyerek geçirdiğini söyledi. Oğlu Alperen Aydın’ın da aynı dosyada sanık olarak yer aldığını hatırlatan Aydın, "Ben iddianamenin tamamını okudum. Zamanımın büyük kısmını dosyayı inceleyerek geçirdim. Dosyayı okurken Alperen Aydın’ın 17 Mart tarihinde dosyaya dahil edildiğini gördüm. Özellikle bunu belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
23 Mart’ta oğlu ve kardeşinin tahliye edildiğini belirten Aydın, “Hayatımın en mutlu anlarından biriydi” dedi.
“BU PROJELERİ HERKES YAPAMAZ”
Yargılamaya konu edilen projelerin yüksek teknik bilgi ve uzmanlık gerektirdiğini savunan Aydın, "Bu tür projeleri yapmak herkesin kolaylıkla yapabileceği işler değildir. Çünkü bizim bu alandaki tecrübemiz çok yüksektir. Prodüksiyon tarafını çok iyi biliyoruz. Hangi kumaşın kullanılacağı, rüzgar yükleri, emniyet hesapları, çelik konstrüksiyon sistemleri, görsel tasarım ve estetik unsurlar gibi birçok teknik konu söz konusudur" ifadelerini kullandı.
"HAYDARPAŞA PROJESİ AVRUPA’DA ÖDÜL ALDI"
Savunmasında Haydarpaşa Garı’nda gerçekleştirdikleri projeye de değinen Aydın, uluslararası ölçekte ses getiren çalışmalar yaptıklarını belirtti. Renault için hazırladıkları uygulamanın Avrupa’da ödül aldığını söyleyen Alper Aydın, "Haydarpaşa Garı için geliştirdiğimiz proje çok etkileyici bir çalışma oldu. Renault’nun Fransa’daki yöneticileri gelip çalışmayı yerinde izlediler. Bu proje Avrupa’da ödül aldı" dedi.
“KIZILAY’A 1 MİLYON DOLARIN ÜZERİNDE GELİR SAĞLADIK”
Savunmasını görseller eşliğinde sürdüren iş insanı Alper Aydın, faaliyetlerinin kent estetiği ve şehir güvenliğine katkı sağlayan projeler olduğunu savundu. Aydın, terk edilmiş ve metruk yapıların değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Metruk binaları tamamen kapatıyoruz. Böylece hem kötü görüntü ortadan kalkıyor hem de çevresi düzenleniyor. Bazı yerlerde bütçeye göre güvenlik hizmeti de koyuyoruz. Bu tür yapılarda yangınlar çıkabiliyor veya farklı olaylar yaşanabiliyor. Güvenlik önlemleri alarak bu alanları kontrol altına alıyoruz” diye konuştu.
Fotoğraflar üzerinden projelerini anlatan Aydın, şehir merkezindeki atıl durumdaki yapıların dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, "Bu binada sokakta yaşayan kişiler kalıyordu, uyuşturucu kullanan kişiler giriyordu. Çok sayıda yangın çıkmıştı. Bununla ilgili birçok yangın raporu da vardı. Biz bu bina için girişimlerde bulunduk ve binayı tamamen kapatarak çevresini düzenledik" dedi.
“KIZILAY’A HALA AYLIK 700 BİN LİRA KİRA ÖDÜYORUZ”
Kızılay ile yaklaşık 10 yıldır iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Aydın, Akmerkez karşısındaki bir Kızılay mülkünün değerlendirilmesine ilişkin projeyi anlattı. Aydın, şunları kaydetti:
“Buradaki ilk hedefimiz Kızılay’a gelir sağlamaktı. Sonrasında çeşitli protokoller yaptık. Kiraya verilsin ya da verilmesin, biz alanı değerlendirip Kızılay’a katkı sağlıyorduk. Kızılay ile yaptığımız iş birliği kapsamında ciddi bedeller ödeyerek bu alanları kullandık. Halen de Kızılay’a kira ödemeye devam ediyoruz. Şu anda aylık yaklaşık 700 bin lira kira ödüyoruz. Bugüne kadar Kızılay’a sağlanan toplam gelirin bir milyon doların üzerinde olduğunu düşünüyorum. Ankara Kızılay Meydanı’ndaki AVM’nin üzerindeki LED ekran uygulamaları da dahil olmak üzere birçok projemiz oldu."
“İBB’NİN TEK BİR METREKARE ALANINI DAHİ KULLANMADIK”
Savunmasında faaliyet alanlarının kamu reklam ihalelerinden farklı olduğunu vurgulayan Aydın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait herhangi bir reklam alanını kullanmadıklarını söyledi. Aydın, "Biz başladığımız günden bugüne kadar İBB’nin doğrudan kiraya verebileceği, ihaleye çıkarabileceği tek bir metrekare alanı dahi kullanmadık. Bir metrekare bile. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Biz her zaman özel projeler ürettik ve özel mülkler üzerinde çalıştık" dedi.
Billboard, metro reklamı ya da benzeri kamu alanı ihaleleriyle hiçbir zaman ilgilenmediklerini belirten Aydın, “Hiçbir zaman billboard ihalesi, metro reklam ihalesi veya benzeri kamu alanı ihaleleriyle ilgilenmedik. Çünkü bu sektörlerin her birinin ayrı bir iş modeli vardır. Biz hangi alanda güçlü olduğumuzu biliyorsak yalnızca o alana odaklandık. Hiçbir zaman ‘onu da alalım, bunu da alalım’ anlayışıyla hareket etmedik” diye konuştu.
“BU ALAN HERKESİN GİREBİLECEĞİ BİR SEKTÖR DEĞİL”
Yürüttükleri projelerin teknik uzmanlık gerektirdiğini de savunan Aydın, Mecidiyeköy’de gerçekleştirdikleri dış cephe ve restorasyon çalışmalarına ilişkin görseller göstererek, “Burada yaptığımız işlerin ne kadar teknik ve uzmanlık gerektiren işler olduğunu göstermek istiyorum. Bu herkesin kolaylıkla girebileceği bir alan değildir. Biz hangi alanda uzman olduğumuzu biliyorsak o alanda çalıştık ve projelerimizi bu doğrultuda geliştirdik” dedi.
“SEDAT KAPIDAĞ, ESKİ ADALET BAKANIYLA FOTOĞRAFINI GÖNDERİP ‘GÖRECEKSİN ONLARA NELER YAPACAĞIM’ DEDİ”
Sedat Kapıdağ ile yaşadığı ticari anlaşmazlığa değinen iş insanı Alper Aydın, dosyada yer alan bazı suçlamaların arka planında bu süreçlerin bulunduğunu öne sürdü. Aydın, iddianamede Sedat Kapıdağ ile ilgili iddialara yer verilmemesine dikkati çekerek, “Ömer Bey’e burada teşekkür etmek isterim. Her ne kadar bu süreçler yaşanmış olsa da iddianamede adını geçirmemiş. Demek ki benim tutuklanmama gerekçe gösterilen konularla Sedat Kapıdağ arasındaki ilişkinin bağlantılı olmadığını görmüşler” şeklinde konuştu. Sedat Kapıdağ ile arasındaki ilişkinin ticari bir anlaşmazlıktan kaynaklandığını belirten Aydın, 2024 yılının başlarında yaşanan bir olayı mahkeme heyetine anlattı.
Kapıdağ’dan alacağını tahsil etmeye çalıştığını ifade eden Aydın, “Kendisiyle yaptığım sözleşme kapsamında bir reklam alanı kullanıyordum. Yaklaşık dört ay kullandıktan sonra panolar söküldü. Benim alacağım da bu süreçten doğdu. Bir taraftan kullandığım panolar sökülüyor, diğer taraftan ben bununla suçlanıyorum. Oysa ortada benim alacağım vardı, para benim paramdı” diye konuştu. Aydın, alacağını talep ettiği dönemde Kapıdağ’ın kendisine dönemin Adalet Bakanı ile çekilmiş bir fotoğraf gönderdiğini ileri sürerek, “Bana eski Adalet Bakanı ile olan fotoğrafını attı. O zamana kadar sürekli ‘Paralar bulunacak, çözülecek’ diyordu. Sonra bu fotoğrafı gönderdi ve ‘Bak göreceksin, onlara neler yapacağım’ dedi” ifadelerini kullandı.
“BANA NE FOTOĞRAFTAN, PARAMI ÖDE DEDİM”
Söz konusu yazışmaların ve ses kayıtlarının telefonunda bulunduğunu belirten Aydın, mahkeme heyetinden bu kayıtların incelenmesini talep etti.
Kapıdağ’a gönderdiği bir ses kaydına da değinen Aydın, “Kendisine gönderdiğim ses kaydında açıkça ‘Ya kardeşim, bana ne fotoğraftan, bana ne Ekrem İmamoğlu’ndan, sen benim paramı ödesene’ diyorum. Bunların tamamı 2024 yılının başındaki mesajlaşmalardır ve telefonumda mevcuttur. İncelenmesini özellikle rica ediyorum” dedi.
“HAKKIMDA KANAAT OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Dosyada yer alan suçlamalarla ilgili kamuoyunda ve soruşturma sürecinde belirli bir algı oluşturulmaya çalışıldığını savunan Aydın, “Bu süreçte hakkımda kanaat oluşturulmaya çalışıldığını düşünüyorum. Bu nedenle yaşadığım bu olayın da değerlendirilmesini istiyorum. İçim rahat etsin diye bunları anlatıyorum” diye konuştu.
Suçlamaların temelinde Sedat Kapıdağ ile yaşadığı anlaşmazlığın bulunduğunu öne süren iş insanı Alper Aydın, mahkeme heyetine telefon kayıtlarının incelenmesi çağrısında bulundu. Aydın, “Telefonuma bakın Sayın Başkanım. 2024 yılının ağustos ayında Sedat Kapıdağ benden 300 bin lira istedi. O tarihe kadar sürekli ‘Sana olan borcumu ödeyeceğim, İBB’de yerlerimi tekrar ayarlıyorum’ diyordu. Daha sonra benden haraç vari bir talepte bulundu. 300 bin lirayı vermediğim için bugün burada olduğumu düşünüyorum” dedi.
Dört çocuğu olduğunu belirten Aydın, tutuklandığında en küçük kızının dört aylık olduğunu anlatarak, “Şerefim üzerine söylüyorum; bugün olsa yine o parayı vermem. Alper Aydın o parayı vermez. Benim üç yüz bin liramı verseydi bugün burada olmazdım” ifadelerini kullandı.
“AK PARTİ’YE DE CHP’YE DE İŞ YAPTIM, BEN REKLAMCIYIM”
Dosyada yer alan siyasi bağlantı iddialarına da yanıt veren Aydın, faaliyetlerinin tamamen ticari nitelikte olduğunu savundu.
Kendisini “profesyonel reklamcı” olarak tanımlayan Aydın, “2013’ten bu yana seçim dönemlerinde çalışıyorum. 2014, 2017 referandumu, 2018, 2019, 2023 ve 2024 seçimlerinde iş yaptım. Paramı almam şartıyla çalıştım, ücretlerimi de peşin aldım. AK Parti’nin kampanyalarında duvar kiraladım, baskı hizmeti verdim. CHP’ye de iş yaptım. 2023 seçimlerinde yaklaşık 8 milyon liralık duvar kiralama işi yaptım. Reklamcıyım; işim bu” dedi.
Siyasi partiler arasında ayrım yapmadığını belirten Aydın, “Bugün birçok televizyon kanalına CHP de reklam veriyor, AK Parti de reklam veriyor. Ben müteahhit değilim, reklamcıyım. Benim potansiyel müşterilerim seçim dönemleridir. Bir siyasi partiye iş yapmak suç değildir” diye konuştu.
“DEVLETE HİÇBİR ZAMAN FATURA KESİP PARA ALMADIM”
Hayatı boyunca kamu gücünü veya siyasi ilişkileri ticari çıkar için kullanmadığını savunan Aydın, “AK Parti’den de çok sayıda dostum vardı. Ancak hiçbir zaman bir dostluğumu ya da yakınlığımı ticaret için kullanmadım. Devlete fatura kesip para alan biri olmadım. Her zaman kurumsal firmalarla çalıştım. Sektördeki herkes de bunu bilir” dedi.
Mali hareketlerinin tümünün resmi kayıtlarda bulunduğunu belirten Aydın, “Hesaplarımız MASAK tarafından da incelendi, diğer kurumlar tarafından da incelendi. Ben kendi adıma hukuka aykırı herhangi bir işlem göremedim. Tüm ticari faaliyetlerim açık ve kayıtlıdır” ifadelerini kullandı.

