(İSTANBUL) - İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İBB davasına ilişkin, "Mahkeme heyetinin çok büyük sayıda tahliye kararını vermesi hukuken beklenir, insani açıdan da beklenir. İnsani hukuk, insancıl hukuk, anayasamız tarafından korunan bir hukuktur. Bu çerçevede bugüne kadar hukuksuzluklara da son veren bir tahliye kararı bekliyoruz" dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşmasını izleyen İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, duruşmaya verilen arada ANKA Haber Ajansı'na açıklama yaptı.
İBB İmar Dairesi Başkanı Ramazan Gülten'in savunmasını dinlediğini, Gülten'in savunmasında bir tür imar ve şehircilik hukuku dersi verdiğini söyleyen Kaboğlu, "Bir tür Anayasamızın 23'üncü ve 57'nci maddeleri çerçevesinde kentsel kamu düzeni, estetik kamu düzeni ne demektir sorularının karşılığını verdi. İstanbul'da bütün bu kaçak binaların, yapılması öngörülen imar planına aykırı yapılaşmalara karşı mücadele verdiğini, savaş verdiğini söyledi. 'Yatırımcılar, inşaat sahipleri, ruhsat bekleyen kişiler aslında belki zaman olarak acele etmiş olabilirler, gecikme olmuş olabilir ama biz bu işlemleri hukuka uygun olarak yaptık, ölçülüydü' deyince bir anayasacı olarak anayasanın ilgili maddelerini düşündüm" ifadesini kullandı.
İstanbul'un kalbinde bir inşaat, bir gökdelen yapacaksanız, bunun bütün mevzuata uygun olarak yapılması gerektiğini vurgulayan İbrahim Kaboğlu, şöyle devam etti:
"Bu, kimi zaman haftalar alır, kimi zaman aylar alır. Bir kez bu inşaat yapıldıktan sonra geriye dönüşü mümkün olmaz. Bu açıdan Ramazan Gülten'in anlattıkları bir tür İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü politikalar, uygulamaları açısından bir imar hukuku, şehircilik hukuku dersi niteliğindeydi. O vesileyle İmamoğlu ile ilişkileri, İmamoğlu'nun sorduğu sorular, yaptığı açıklamalar, İstanbul'un kentsel, tarihsel doğal dokusunu nasıl korumaya çalıştığını açıkladı Ramazan Gülten. Anayasanın 63'üncü madde çerçevesindeki faaliyetlerini ortaya koymuş oldu. O zaman kentsel, çevresel ve kültürel korumanın bütünleşik bir koruma yaklaşımıyla yapılması gerektiği biçimindeki şehircilik hukuku ilkelerinin de burada geçerli kılındığını gözlemledik. Bu açıdan aslında bu davanın gerçekten Ramazan Gülten şahsında neden bir kurgu dava olduğunu bir kez daha gözlemiş olduk. Zira şu soruyu sordum, iki - üç saatin ardından, bütün bu İmamoğlu heyetinin, şehir planlaması, imar dairesi çerçevesinde bunlar kent hukukuna, anayasaya aykırı eylem ve işlemlerde bulundukları için mi, yoksa korudukları için mi buradalar? Bu soruyu ciddi olarak kent hukuku ve çevre hukuku üzerinde çalışan bir uzman olarak bu soruları ciddi olarak sordum."
"HER TUTUKLU İÇİN AYRI KARAR VERİLMELİ"
İbrahim Kaboğlu, bugünkü duruşmanın tutukluluğa itiraz duruşması biçiminde yapılmış olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
"Anayasa madde 19, fıkra 8'e göre tutukluluğa itiraz dosyaları duruşmalı olarak görülmeli. Avukatlar dinlenilmeli. Sanıkların savunmaları alınmalı. Bunun sonucu olarak verilen kararlar gerekçeli olarak yazılmalı ve her bir tutuklu için ayrı karar verilmeli, ayrı gerekçe yazılmalı. Bu kurallar şu ana kadar şu saate kadar yerine getirilmedi. Özgürlükten yoksun kılma eylem ve işlemleri, bugün sona erer de mahkeme heyetinin çok büyük sayıda tahliye kararını vermesi hukuken beklenir, insani açıdan da beklenir. Çünkü Ramazan Gülten'in kızının doğumuna tanıklık edememesi ve 'buna mevzuat müsaade etmiyor' biçiminde kendisine verilen yanıt, Anayasanın 41'inci maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktaydı. İnsani hukuk, insancıl hukuk, anayasamız tarafından korunan bir hukuktur. Bu çerçevede bugüne kadar hukuksuzluklara da son veren bir tahliye kararı bekliyoruz. Öğleden sonra izleyeceğimiz duruşmalar bu kurgu davanın neden yasalara, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğuna bir kez daha tanıklık edeceğiz. Bu bakımdan son bulmasını diliyoruz."
Silivri'de yeni yapılan duruşma salonuna ilişkin de konuşan Kaboğlu, "Yeni yapılan duruşma sarayını pazartesi günü ziyaret etmiştim, boya kokuları devam ediyordu, ilk duruşmaydı. Ben dehşete kapılmıştım böyle bir sarayın yapılmasına. Şu soruyu sormakla yetineceğim, bütçe olanakları bu kadar büyük sarayların yapılmasına olanak tanıyor, neden kırsal alanda kentten 100 kilometre uzaklıkta yapılıyor da kentsel alanda böyle bir saray inşa edilmiyor. Bu soruyu sormakla yetinelim" dedi.
