Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Hatay'ın Kırıkhan ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'nde bulunan Belediye Konutları A Blok'un yıkılması sonucu anne ve kardeşini kaybeden yurttaş, Kırıkhan Belediyesi, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) aleyhine, hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle tazminat davası açtı.
KIRIKHAN BELEDİYESİ'NDEN "MÜCBİR SEBEP" SAVUNMASI
Hatay 4. İdare Mahkemesi'nde görülen davada, ilgili kurumlar savunmalarını yaptı.
Kırıkhan Belediyesi, usul bakımından husumet mevkisinden çıkarılması gerektiğini; esas bakımından ise "idarenin herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığını, söz konusu zararın mücbir sebepten kaynaklandığını, dava konusu taşınmaz için yapı ruhsatı düzenlendiğini, binanın yapılış tarihi itibarıyla idarenin üzerine düşen tüm yasal sorumlulukları yerine getirdiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını" ileri sürerek davanın reddedilmesi gerektiğini savundu.
HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ: GÖREV VE SORUMLULUK BAKANLIKLARA AİT
Hatay Büyükşehir Belediyesi de mahkemeye sunduğu savunmada, dava konusu binaya ilişkin "yapı ruhsatı, depreme dayanıklılık denetimi, yapı kullanma izni ve projelendirme süreçlerinde sorumluluğunun bulunmadığını" ileri sürdü. "Deprem öncesi ve sonrasına ilişkin görev ve sorumluluğun AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile İçişleri Bakanlığı'na ait olduğunu" savunan belediye, "depremin çok yüksek kuvvet ve yıkım şiddeti nedeniyle 'mücbir sebep' oluşturduğunu" ileri sürerek davanın reddini istedi.
AFAD: İLLİYET BAĞI BULUNMUYOR
AFAD, savunmasında usule ilişkin olarak kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürdü. Esasa ilişkin ise "depremin ilk anından itibaren gerekli koordinasyonun sağlandığı, ulusal ve uluslararası arama kurtarma ile yardım ekiplerinin bölgeye ulaşmasının temin edildiğini, ilgili kurumlarla iletişim halinde afet risk yönetimi ve zararın azaltılması konusunda üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirdiklerini" belirtti. "İdarenin herhangi bir eylem veya işlemiyle dava konusu zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını" savunan AFAD, davanın reddini talep etti.
BAKANLIK: İDAREMİZE ATFEDİLEBİLECEK BİR KUSUR YOK
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da savunmasında, "imar mevzuatına göre şehir planlaması, planlamada ortaya konulan ilkeler ve kararlar, yapılaşma düzeni, yapıların imar ve inşaat tekniği yönünden denetimi ile zemin durumuna bağlı olarak deprem ve heyelan risklerine karşı dayanıklılığın kontrolü gibi konularda, mücavir alan sınırları içinde belediyelerin, mücavir alan dışında ise valiliklerin yetkili ve sorumlu olduğunu" belirtti. Bakanlık, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca idarelerce hazırlanan planların yalnızca 'arşivlenmek' üzere kendilerine gönderildiğini, bunun dışında herhangi bir görev ve sorumluluklarının bulunmadığını, kendilerine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek tazminat talebinin reddini istedi.
DÖRT KURUM İÇİN 200 BİN LİRA TAZMİNAT KARARI
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, Hatay 4. İdare Mahkemesi, anne ve kardeşini kaybeden yurttaşa 200 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Gerekçeli kararda, "deprem nedeniyle yaşanan acı, üzüntü ve manevi sarsıntının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, annesi ve kardeşini kaybeden davacıya 200 bin lira manevi tazminat ödenmesinin makul ve kabul edilebilir olduğu" belirtildi.
Karara göre, tazminatın 120 bin liralık kısmının yüzde 15 kusurlu bulunan Kırıkhan Belediyesi, 40 bin liralık kısmının yüzde 5 kusurlu bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi, 24 bin liralık kısmının yüzde 3 kusurlu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve 16 bin liralık kısmının yüzde 2 kusurlu bulunan AFAD tarafından, başvuru tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildi.
"İDARECE GERÇEKLEŞTİRİLECEK UYGULAMALARLA, DOĞABİLECEK ZARARLARIN ORTADAN KALDIRILMASI MÜMKÜN"
Türkiye'nin jeolojik ve topoğrafik yapısı nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan deprem felaketleriyle sık sık karşı karşıya kaldığına dikkat çekilen gerekçede, "Deprem olgusunun doğal bir olay olarak ortaya çıkmasının yanında, idarece gerçekleştirilecek uygulamalarla doğabilecek zararların önlenmesi, hatta ortadan kaldırılması mümkündür. Başka bir anlatımla, depremin nerede, ne zaman ve ne kuvvette olacağı öngörülememekle birlikte, depremin ortaya çıkaracağı olumsuz sonuçların tahmin edilebilir olduğu ve oluşacak zararların en aza indirilmesi için önceden önlem alınabileceği açıktır" denildi.
KAMU KURUMLARIN "MÜCBİR SEBEP" SAVUNMASINA YANIT
İdarelerce ileri sürülen "mücbir sebep" kavramının da değerlendirildiği gerekçede, şu ifadelere yer verildi:
"Mücbir sebep, sezilemeyen ve karşı konulamayan bir olayı ifade eder. Bu sebep, zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran ve zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını kesen dış bir etken olarak doğal, toplumsal veya hukuki bir olaydan kaynaklanabilir. Sezilememezlik, karşı konulamamazlık, kusursuzluk ve gerçeklik halleri mücbir sebebin ayırt edici öğelerini oluşturmaktadır. Deprem kuşağında yer alan bölgede, deprem gerçeğinin veri alınması suretiyle yerleşmelerle ilgili alanların belirlenmesi, bu alanlardaki yapılaşmaya ilişkin kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesiyle ilgili idari faaliyetlerin bütünündeki olumsuzluklardan oluşan idarenin 'olumsuz eyleminin' bulunması durumunda, depremin mücbir sebep olarak değerlendirilerek zararla illiyet bağını kestiğini kabule olanak bulunmamaktadır."
