(İZMİR) - CHP MYK kararıyla geçen hafta görevden alınan İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, “Biz mücadelemizi binalara sıkışarak değil, sokakta, meydanlarda ve halkla birlikte sürdüreceğiz" dedi. Güç, örgütün çalışmalarını yeni bir merkezden devam ettireceğini açıkladı.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararıyla geçen hafta görevden alınan İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Konak İlçe Başkanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya CHP’li ilçe belediye başkanları ile CHP İzmir Milletvekilleri Murat Bakan, Deniz Yücel, Ednan Arslan ve Yüksel Taşkın da katıldı.
Güç, açıklamasında il başkanlığı binasında yaşanan olaylara değinerek, söz konusu gelişmelerin yalnızca CHP İzmir İl Başkanlığı’na değil, demokrasiye ve örgüt iradesine müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güç yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"CHP DÖRT DUVARDAN İBARET DEĞİLDİR"
“Dün yapılanlar Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı'na değil; demokrasiye, örgüt iradesine ve halkın seçme hakkına yönelik bir saldırıdır. Gece vakti geldiler. Pazar günü geldiler. Kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan gruplarla geldiler. Kapılarımızı kırdılar, kadınlarımıza ve gençlerimize şiddet uygulamaya çalıştılar. Dün gece hep birlikte çok önemli bir gerçeği gördük. AKP’ye hizmet eden butlancılar ve kendilerini güçlü sananların, gece yarısı yanlarında kim oldukları, neyi temsil ettikleri belli olmayan insanlar ile örgütümüzün emeğiyle, alın teriyle ayakta duran il başkanlığımıza gelerek güç gösterisi yapmaya çalıştılar. Çünkü haklı olanlar tehlikeli gruplarla korkutmaya çalışmaz. Haklı olanlar kapıları kırmaz. Haklı olanlar gece yarısı operasyon yapmaz. Onlar il başkanlığının binasına girebilirler. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin örgütüne, vicdanına ve iradesine giremezler. İşte biz bu gerçeği gördüğümüz için bir karar verdik. Onları o binanın duvarları arasında kendi yalnızlıklarıyla baş başa bıraktık. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca dört duvardan ibaret değildir. Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi halkın tam kalbindedir. Biz binalara sıkışamayız. Biz nöbet tutarak enerjimizi tüketemeyiz. Biz mücadelemizi meydanlarda, sokaklarda, çarşılarda, pazarlarda büyüteceğiz.
"HİÇBİR GÜÇ ÖRGÜTLÜ HALKTAN BÜYÜK DEĞİLDİR"
Bugün o binanın içinde kalanlar, aslında tükenmiş bir siyasi anlayışın, yani AKP’nin aparatlığını yapan temsilcileridir. Biz ise milletin umudunu büyüten, yarının Türkiyesini kuracak olan büyük yürüyüşün neferleriyiz. Onlar duvarların içinde kaldılar. Biz milletimizle birlikte yola çıktık. Onlar yalnızlaştıkça biz büyüyeceğiz. Onlar küçüldükçe biz çoğalacağız. Onlar örgütten koptukça biz halkla daha güçlü kenetleneceğiz. Çünkü bizim gücümüz binalardan değil, milletten geliyor. Bizim gücümüz makamlardan değil, örgütümüzden geliyor. Bizim gücümüz zorbalıktan değil, haklılığımızdan geliyor. Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Örgütü dimdik ayaktadır. Mücadelemiz hep birlikte devam edecektir. Ve bu mücadeleyi sokakta, meydanda, halkımızla omuz omuza büyüterek sürdüreceğiz. Bugün yaşadığımız mesele bir parti içi mesele değildir. Bugün yaşadığımız mesele, Türkiye'de demokrasinin ayakta kalıp kalmayacağı meselesidir. Bugün yaşadığımız mesele, milletin iradesinin teslim alınıp alınamayacağı meselesidir. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi'nin değil, demokrasiye inanan herkesin mücadelesidir. Biz üzgünüz. Çünkü Türkiye'nin kurucu partisinin il başkanlığına yapılan bu saldırı, milletimizin demokrasi kültürüne yapılmış bir saldırıdır. Biz üzgünüz. Çünkü hukukun, adaletin ve siyasi ahlakın ayaklar altına alınmasına tanıklık ediyoruz. Ama aynı zamanda kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki hiçbir zorbalık sonsuza kadar sürmez. Hiçbir baskı millet iradesinden güçlü değildir. Hiçbir güç örgütlü halktan daha büyük değildir.
"DEMOKRASİNİN, HUKUKUN, MİLLETİN YANINDAYIZ"
Bugün Türkiye'nin gerçek gündemi bellidir. Vatandaş geçim derdi yaşamaktadır. Emekli geçinememektedir. Gençler geleceğe umutla bakamamaktadır. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alamamaktadır. Ancak bütün bu sorunları çözemeyenler, Cumhuriyet Halk Partisi'ni tartışmaların içine çekerek kendi başarısızlıklarını gizlemeye çalışmaktadır. Ama başaramayacaklar. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bugün Türkiye'nin birinci partisidir. Çünkü Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel liderliğinde halkın umudu haline gelmiştir. Çünkü meydanlarda milyonlar vardır. Çünkü halk değişim istemektedir. Ve bu değişimin önüne hiçbir güç geçemeyecektir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in yanındayız. Örgüt iradesinin yanındayız. Demokrasinin yanındayız. Hukukun yanındayız. Milletin yanındayız. Ve sonuna kadar mücadelemize devam edeceğiz. Biz herhangi bir şehir değiliz. Biz İzmiriz. Biz herhangi bir millet değiliz. Biz büyük Türk milletiyiz. Bizim önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun bize bıraktığı Cumhuriyet'e, demokrasiye ve bağımsızlığa sonuna kadar sahip çıkacağız. Kimse bizi korkutamaz. Kimse bizi teslim alamaz. Kimse bizi sindiremez. Kimse millet iradesinin üzerine çıkamaz. Bu ülkeyi hukuksuzluğa teslim etmeyeceğiz. Zorbalığa teslim etmeyeceğiz. Baskıya teslim etmeyeceğiz. İzmir'den yükselen bu ses, Türkiye'nin dört bir yanında yankılanacaktır. İzmir'den yükselen bu kararlılık, demokrasi mücadelesinin sesi olacaktır. Ve hep birlikte başaracağız. Hep birlikte kazanacağız. Çünkü kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz.”
"BİZ SOKAKTA SİYASET YAPMAK İSTİYORUZ"
Basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Güç, il başkanlığı binasında yaşanan gelişmeler sırasında örgüt üyelerinin bölgede bulunduğunu belirterek, olası gerginliklerin büyümemesi adına farklı bir yol izlediklerini söyledi.
Güç, şunları kaydetti:
“Orada kadınlar ve gençler vardı, 15-20 kişi. Sonra çağrı yapınca biraz insanlar toplandı. Örgüt toplanmaya başladı. 150-200 kişi olunca aslında orada böyle bir kavga görüntüsü olmamak açısından 'Biz ne yapalım' diye düşündük. Binalar onların olsun, binaların içerisinde, duvarların içerisinde sıkışsınlar diye. Biz arkadaşlarımızla beraber, örgüt üyelerimizle beraber Konak İlçe'ye doğru yürüyelim dedik. Bir tane ilçe binasında tabii ki duramayız şu anda. Biz yarın çağrı yapsak, yarın 'Arkadaşlar il binasında toplanırız' desek, 5 bin kişiyle o binaya gireriz. Ancak biz her gün o binayı savunma, yani bugün gelecekler, yarın gelecekler, butlancılarla böyle sokak ağzıyla sürtüşme şeklinde gidilmesinin örgüt olarak, İzmir örgütü olarak bize süreç içerisinde zarar verdiğini düşünüyoruz. Çünkü süreç sadece butlancılarla Cumhuriyet Halk Partisi'nin gerçek temsilcileri arasındaki ufak tefek sürtüşmelere dönüşmeye başladı. Sorular hep buna dönmeye başladı. Şimdi biz bu şekilde ilerlesin istemiyoruz. Biz sokakta siyaset yapmak istiyoruz, esnafla siyaset yapmak istiyoruz, köylüyle siyaset yapmak istiyoruz, çarşıda siyaset yapmak istiyoruz. Biz çiftçiyle görüşmek istiyoruz. Biz bir aydır bir binaya tıkılmış durumdayız. Biz polisi çağırmamıza rağmen polisler arkadaşların arkasından gelip, arkadaşları koruyarak girdiler içeriye. Biz o yüzden kendi il binamızda, kendi sürecimizi, iletişim sürecimizi yürüteceğimiz büyük bir ofis tuttuk. O ofisin tadilatını yapıp en kısa sürede oraya geçeceğiz. Muhtemelen 3-4 gün içerisinde ofise geçmiş oluruz. Genel Başkanımız Özgür Özel ile İzmir'de bir program hazırladık. Programla beraber, o programın içerisinde İzmir İl Örgütü'nü ziyaret edecektir. Seçilmiş il başkanı neredeyse il binası orasıdır. Bizim bulunduğumuz il binasına kendisi gelip bizleri ziyaret edecektir. Programımızı yapıyoruz. Sizlere tekrar duyuru yapacağız.”
KÜFÜR İDDİALARINA YANIT
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ve beraberindekileri kişilere küfür edildiği iddiası üzerine konuşan Güç, “Orada çok küfür edilecek şey vardı. Ama biz nezaketli, üslup bilen, kadınlara şiddet uygulamayan, ahlaklı, vatansever insanlarız. Çünkü o insanların gözlerindeki o şiddeti, yalnızlığı ve hallerini gördük biz. O yüzden gençlerimizi ve kadınlarımızı uyardık. Dedik ki kadınlarımızı geri çekmeye çalışalım ama kadınlarımız, biliyorsunuz, bizlerden çok daha cesaretlidir. Bu konuya çok daha fazla tepki göstermiştir. Tabii engelleyemediğimiz, zarar gören, biraz yaralanan arkadaşlarımız oldu. Darp raporu aldılar. Bununla ilgili suç duyurusunda da bulunacağız. Ancak süreç içerisinde o butlancı temsilcisi kişi gözü dönmüş bir şekilde üzerimize geliyordu. Ben de ‘Çık git şuradan’ dedim. Burası baba ocağı anlamında, yani git buradan dedik. Arkadaş nasıl anladıysa da çok önemli değil. Yani ben umursadığımdan değil. Ama orada ‘Çık git baba ocağından’ dedim. Belki o aksiyonla farklı tepkiler de verilebilirdi. Ama biz gerekli tepkiyi zaten halkla beraber mücadele ederek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
"İL BAŞKANLIĞINDA BİR RUH VARDI, O RUHU ÖLDÜRDÜLER"
Öte yandan Güç, olayların yaşandığı gece bina çevresinde bulunan bazı kişileri tanımadıklarını ve bu nedenle güvenlik endişesi oluştuğunu söyledi.
Güç, şöyle konuştu:
“Geçenlerde gittiğimiz zaman, il başkanlarımız açıklama yaptığı zaman karşılayacak insan yoktu. Genç arkadaşlar oranın önünden geçmişler, insan yok diyorlar. Ya orada bir ruh vardı, ruh. O ruhu öldürdüler. O ruhu biz geri kazandıracağız oraya. Örgütümüzle beraber, halkımızla beraber o ruhu geri kazandıracağız. Orada tespih sallayarak, sağa sola sinirli sinirli bakarak, gözlerini pörtleterek bakarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni temsil etme şansı yok arkadaşlar. Dün gençlik kollarından ve kadınlarımızdan böyle uyarılar geldi. Dediler ki arkadaşlarda kesici aletler var, ateşli silahlar var gibi uyarılar geldi. Biz de onların gözlerinde nefreti gördük. İnsanlar iri yarıydı ve nasıl insanlar olduklarını bilemedik. Bizim örgütte görmediğimiz insanlar. Hani görüp tanıdığımız insanlar olsa ‘Abiciğim yapma, etme’ deriz, bunu konuşuruz. Dışarıdan, nereden geldiği belli olmayan farklı gruplar geldi. Şimdi bizim orada kadınlarımız var, gençlerimiz var. Gençler bir küfür etse, bir şey olsa o insanların ne kullanıp kullanmadıklarını bilmiyoruz ki. Tanımıyoruz çünkü. O yüzden biz orada daha sakin davranmaya, el kaldırmamaya, onlarla bire bir diyaloğa girmemeye çalışarak süreci yürütmeye çalıştık. Orası bir savaş alanı değil. Orayı alabilirler. Hiçbir önemi yok binanın. Ben şu anda çağrı yapsam beş bin kişiyle oraya giderim. Hiçbir şey değil. Alsam ne olacak orayı? Ne fark edecek? Ben sokağa çıkamadıktan sonra, siyaset yapamadıktan sonra, gençlerin ve kadınların haklarını savunamadıktan sonra butlancılarla mı uğraşacağım ben? Sürekli münakaşa halinde mi geçireceğim zamanımı? Böyle bir şey yapmayacağız tabii ki. Ben kendim görmedim arkadaşlar. Uyarılar yapıldı ve o insanları tanımadığımız için böyle bir endişe oluştu. Zaten videoları da görmüşsünüzdür. Sosyal medyada arkadaşlarımız paylaşmışlar. Vandallığın tanımı bellidir. Orada kırıp döken, zorla gelen insanlara vandal denir. Şimdi vandallık yapan insanları biz nasıl değerlendirelim? Gecenin yarısı gelen, ne olacağını bilmediğimiz insanlar. O yüzden bu kelimeleri kullanmamın bir sebebi vardı, nedeni vardı. O gözlerdeki o şeyi gördük, o vahşeti gördük. O yüzden dikkatli davranmaya çalıştık.”
