(İSTANBUL) - Emek Gençliği'nin İstanbul’da gerçekleştirdiği Üniversite Öğrencilerinin Yaşam Koşulları Anketi’ne göre, öğrencilerin yüzde 82,2’si ekonomik nedenlerle çalışıyor veya çalışmayı düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 42,1’inin borçlu olduğu, çalışanlarda bu oranın yüzde 63,8’e çıktığı belirtilen ankette, öğrenci evinde kalanların aylık barınma ve beslenme giderleri ise ortalama 27 bin 400 TL’ye ulaştığı kaydedildi.
Emek Partisi'nin (EMEP) gençlik örgütü Emek Gençliği, İstanbul’da yaşayan üniversite öğrencilerinin yaşam koşulları, karşılaştıkları sorunlar ve taleplerine ilişkin yaptığı Üniversite Öğrencilerinin Yaşam Koşulları Anketi’nin sonuçlarını düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
877 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçlarına göre, katılımcıların üçte ikisinin aylık geliri 20 bin TL’nin altında bulunuyor. Üniversite öğrencilerinin yüzde 82,2’si ekonomik nedenlerle çalıştığını, çalışmaya devam ettiğini ya da çalışmayı düşündüğünü belirtirken, öğrencilerin yüzde 42,1’i borçlu olduğunu dile getirdi. Çalışan öğrenciler arasında borçluluk oranı ise yüzde 63,8’e yükseldi. Öğrenci evinde kalanların yalnızca barınma ve beslenme giderlerinin aylık ortalama 27 bin 400 TL’ye ulaştığı kaydedildi.
Yapılan açıklamada, işçi ailelerinin çocuklarının ekonomik koşullara bağlı olarak "ciddi geçim" sorunları yaşadığı belirtildi. Her 10 öğrenciden 8’inin ailesinden aldığı gelirle ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığı, 4 bin TL’lik KYK bursunun ise öğrencilerin yalnızca dörtte birine ulaştığı ifade edildi. Açıklamada, şöyle devam edildi:
"Onlar fon vurgunlarıyla milyarları kaldırırken öğrenciler en temel ihtiyaçları için çalışıyor, barınmak için, beslenmek için çalışıyor. Bahsedilen bilim yuvaları, ergenlik merkezleri, bugün öğrenciler için okurken çalışmak zorunda kaldıkları, derse girip çıkmaktan başka bir hayatı kendilerine göremedikleri alanlardan öteye gidemiyor. Dışarıdan yemek, daha iyi bir eve çıkmak ya da çeşitli başka şeyler talepler içerisinde değil. Talepler, geçim derdinde olmak, para düşünmemek, bir kahve içeceği için suçluluk duymamak haline gelmiş durumda. Aktif olarak çalışan gençlerin yarısından çoğu şu an borçlu. Daha önce çalışan gençler hala borçlarını ödeyebilmiş durumda değiller. Öğrenciler hayallerinden vazgeçerek çalışıyorlar. Bir tiyatroya gitmek, bir kahve içmek lüks görünürken, öğrenciler en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ya borç batağında ya da çeşitli günlük işlerde, güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar."
"EMEKÇİLERİN ALIN TERİYLE OLUŞAN BİRİKİMLER YAĞMALANIRKEN SORUMLULARIN KORUNMASINA İZİN VERİLEMEZ"
Açıklamada, ailesi İstanbul dışında yaşayan öğrenciler için barınmanın en temel sorunların ve giderlerin başında geldiği belirtildi. Öğrenci evinde kalanların aylık ortalama barınma giderinin asgari ücretin dörtte üçüne karşılık geldiği ifade edilen açıklamada, sinemaya gitmek ve kitap satın almak gibi faaliyetlerin öğrenciler için ulaşılması güç hale geldiğine dikkat çekildi. Açıklamada, her 10 öğrenciden 6’sının ayda en fazla 4 bin TL ayırabildiği aktarılarak, "Emekçilerin alın teriyle oluşan birikimler yağmalanırken sorumluların korunmasına izin verilemez. İşçilerin insanca ücret, emeklilerin geçinebilecekleri aylık, gençlerin burs ve barınma desteği taleplerine kaynak yok denilirken, sermaye çervelerine tanınan ayrıcalıklar ve form vurgununda ortaya çıkan ilişkiler meselenin kaynakların yokluğu olmadığını gösteriyor. Asıl sorun ülkenin kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığıdır" denildi.
"EĞİTİM VE SAĞLIK BAŞTA OLMAK ÜZERE TEMEL İHTİYAÇLARA EŞİT ERİŞİMİ GÜVENCE ALTINA ALMAK ZORUNLUDUR"
"Bilimsel, demokratik, laik ve parasız eğitim, nitelikli ve erişilebilir kamusal hizmetler, herkes için insanca yaşam koşulları. Bütçenin ölçüsü, sermayenin kârlılığı veya askerî kapasitenin büyüklüğü değil, toplumun ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılandığı olmalıdır. Eğitim için gerekli kitap, araç gereç ve diğer zorunlu masrafların üniversiteler tarafından karşılanması, bilimsel araştırma, laboratuvar ve atölye imkânlarının geliştirilmesi temel talepler arasında yer almalı. Ancak bu taleplerin karşılanması, bütçeye bir miktar daha kaynak eklenmesiyle sınırlı bir mesele değil. Vergi sisteminin kimden ne kadar vergi alındığı temelinde yeniden ele alınması, büyük sermaye gruplarına tanınan vergi ayrıcalıklarının ve kamu kaynaklarını sermayeye aktaran uygulamaların sorgulanması, temel kamusal hizmetlerin piyasa koşullarına terk edilmemesi gerekiyor. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel ihtiyaçlara eşit erişimi güvence altına almak zorunludur."