UNESCO Dünya Miras Alanları Geçici Listesine dahil edilen Tuz Gölü’nde daha fazla tuz çıkarmak için yapılmak istenilen 10 yeni maden tesisine ilişkin plan yargıdan döndü.
1.Derece Sit Alanı olan Tuz Gölü’nden daha fazla tuz çıkaracak maden işletmesi için 2011 yılında ihale yapıldı, tabiri caizse göl parsel parsel bölüdü ve 10 tesis kurulması planlandı. Plana ilişkin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu hazırlandı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rapora onay verdi. Çevre mevzuatı konusunda da uzman olan Avukat Şevket Salman açtığı dava sonucu rapor iptal edildi. Rapor iki kez daha hazırlandı, Bakanlık onay verdi ancak yine açılan davalar sonucu raporlara iptal kararı verildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 6 Mayıs 2013 tarihinde bölgede tesislerin kurulması için 1/50.000 ölçekli Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planı Değişikliği yaptı. Bu süreçte Çevre Mühendisleri Odası olaya müdahil oldu ve 2014 yılında Bakanlığı uyardı. Ancak uyarılar dikkat alınmadı. Bakanlığın planı da davalık oldu. İlk derece mahkemesi Odayı haklı buldu ve planı iptal etti. Dava Danıştay 6. Dairesine taşındı. Daire de Odayı haklı bularak planın iptal edilmesi gerektiğine hükmetti.
Bakanlık Danıştay’ın kararının kararını düzeltmesi için başvuruda bulundu, dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na geldi. Kurul Bakanlığın başvurusunu reddetti ve 6. Daire’nin kararını yerinde buldu.
‘TUZ GÖLÜ’NÜN YOK OLACAĞINI SÖYLEMİŞTİM’
Kararı değerlendiren Oda Başkanı Baran Bozoğlu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesinde vatandaşlara bu olumlu gelişmeyi duyurduklarını söyleyerek, şunları kaydetti: “Uzun ve yoğun bir çabanın olumlu sonuçlarını almanın haklı ve gururlu mutluluğunu yaşıyoruz. Büyük emek vererek Tuz Gölü’ndeki hukuksuzluğu, bilim dışılığı, doğanın yok oluşunu tespit etmiş ve hatalı projeleri dert edip kamuoyunun gündemine getirmiştik. 2014’de, Tuz Gölü’nde bir basın toplantısı ile Tuz Gölü’nün yok olma tehlikesini ifade etmiş ve ilgilileri bu hatalı karardan dönmeye davet etmiştim.”
‘ARTIK TUZ GÖLÜ’NDE MADENCİLİK FAALİYETLERİ YAPILMAYACAK’
“Ancak Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 10 yeni madencilik projesini durdurma çağrısına, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Şereflikoçhisar Belediyesini göreve davet etmesine, ÇED olumlu kararlarının her defasında iptal edilmesine rağmen bu hatalı çalışmaların önü sürekli Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygulamaları ile aşılmaya çalışıldı. En nihayetinde artık herhangi bir hukuki tartışmaya dahi konu olamayacak bir karar verildi ve Tuz Gölü yoğun madencilik derdinden kurtuldu. Artık Tuz Gölü’nde yeni bir madencilik faaliyeti yapılamayacak.”
ODALARIN ÖNEMİNE VURGU YAPTI
“Bu karar tarihi bir karardır. Çevre sorunlarını dert ettiğimizde, bilimsel, objektif ve kamu yararı gözeterek meselelere yaklaştığımızda ve kararlı olduğumuzda, yılmadığımızda ülkemizi, toprağımızı, gölümüzü, dünyayı koruyabileceğimizi gördük. Aynı zamanda, meslek odalarının ülkemizdeki demokrasi, katılımcılık, kamu yararı için ne kadar değerli ve gerekli olduğunu da bir kez daha göstermiş olduk.”
‘YAPILMASI GEREKEN İNŞAAT KALINTILARININ KALDIRILMASIDIR’
“Şimdi yapılması gereken, hukuksuz bir şekilde gölün üzerine hafriyat yığınları yaparak kurulan onlarca kilometrelik, gölün gözelerini kapatan, tahribat yaratan seddelerin ve diğer inşaat kalıntılarının gölün yüzeyinden kaldırılmasıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı umarım bu sefer görevini yapar ve bu yıkımın etkilerinin azaltılması için başa harcar. Ve bu olayların bir daha yaşanmaması için, hatalı kararları veren ve bu hatalı kararda ısrar edenlerin de topluma hesap vermesi gerekir.”
“Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 40’ı Tekel tarafından kurulan ve 2006’da özelleştirilen 3 tesis tarafından sağlanmaktadır. Ancak tuz ihtiyacı kaya tuzundan da sağlanabilmektedir. Dolayısıyla Tuz Gölü’nden daha fazla tuz almaya ihtiyacımız yok.”
DANIŞTAY NE DEDİ?
Danıştay kararında projenin kamu yararı içirmediğinin altını çizerek, “getireceği çevre sorunları açısından kamu yararına uygun olmadığı kanaatine ulaşılmış” dedi ve gerekçesini şunlara dayandırdı:
- Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik uyarınca, plan hazırlama sürecinde tabiat varlıklarını koruma kurul ve komisyonlarının dışında ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmadı.
- Suda yer üstü inşaatı ile oluşturulan seddelerin (Barajdan küçük, nehir üstündeki su durdurma yapıları) yapı olarak tanımlanması gerektiği bu nedenle dava konusu plan değişikliğinde tuz üretim sahası olarak belirlenen alanda sedde inşa edilmiş olması, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 20 Nisan 2011 tarihli kararında yer alan 1. Derece Doğal Sit Sınırları içerisinde herhangi bir yapılaşmaya izin verilmemesi koşulu ile bağdaşmıyor.
- Konya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Konya İli, Cihanbeyli İlçesi sınırlarında ve Tuz Gölü içerisinde 5 adet tuz işletme izni talebi üzerine aldığı 12 Nisan 2012 tarihli “Tuz Gölü’nün biyolojik bakımdan zenginliği doğrultusunda tuz üretim sahalarına ilişkin talep uygun görülmemiştir" denilerek sedde yapımı için Tuz Gölüne toprak ve cüruf dökülmesinin uygun görülmedi. Oysa dava konusu planda seddelerin toprak dökülerek ve kenarlarına taş döşenerek inşa edilmesini önleyecek herhangi bir hüküm konulmadığı dolayısıyla ilke kararında belirlenen ilkelere uygun davranılmadığı görüldü.
- UNESCO Dünya Miras Alanları Geçici Listesine dahil edilen Tuz Gölü’nün sit alanlarını kapsayan dava konusu plan değişikliğinin doğal çevrenin korunması konusunda gerekli karar ve hükümleri içermiyor.
TUZ GÖLÜNÜN ÖNEMİ NEDİR?
Tuz Gölü 7414 kilometrekare ile ülkemizin Van Gölü’nden sonra ikinci büyük gölür. 1. Derece Site Alanı, Özel Çevre Koruma Alanı, Önemli Kuş ve Bitki Alanı, Türkiye'nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesine göre Uluslararası Öneme Sahip A Sınıfı Sulak Alan, Tuza Dayanıklı Türler Açısından Önemli Bir Genetik Rezerv Alanı, dünya mirası listesinde Türkiye'de aday olarak kabul edilen ilk ve tek doğal alan. Filamingoların yaşam alanı olan Tuz Gölü, yer altı suyu akışı ile üzerindeki gözelerden beslenerek hayatta kalıyor. 2003 yılında TBMM’de ilk defa kuraklığına ve yok oluş riskine dair komisyon kurulan ilk göl olma vasfı taşıyor.