Anka Haber

Tekirdağ’da 19 Mayıs, üç gün boyunca "TekGençFest" ile kutlandı

Mahreç: BULTEN
20.05.2025 12:37
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
Tekirdağ’da 19 Mayıs, üç gün boyunca "TekGençFest" ile kutlandı

Özgür Özel, Diyarbakırlı gençlerle bir araya geldi… “Kayyum, ‘İktidar yürüyüşünü bırak, gel benle güreşe tutuş’ diyorsa onları orada bırakırım, iktidara yürümeye devam ederim”

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır’da gençlerle buluştu. Gençlerin sorularını yanıtlayan Özel, “12’nci kattan atıldığımızdan beri 12 şehir gezmiştik, 13’üncü şehirdeyiz. Butlan yoluyla kayyum atanmış partimizde, kayyumdan çok çekmiş Diyarbakır sokaklarında gezip yol soruyoruz. CHP’nin yeniden yönetimine düşünüyoruz. Bir yol bulamıyorsak bir yol açmanın gerekliliğine de inanıyoruz. Biz iktidar yürüyüşünü CHP'de sürdürmek istiyoruz. Ama CHP'ye atanan kayyum, ‘İktidar yürüyüşünü bırak, gel benle güreşe tutuş’ diyorsa onları orada bırakırım, ben iktidara yürümeye devam ederim” dedi.

27 Haziran 2026 00:45

Aa

HABER: GÜLARA SUBAŞI / KAMERA: DURSUN ALKAYA & İSMET MİKAİLOĞULLARI

(DİYARBAKIR) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır’da gençlerle buluştu. Gençlerin sorularını yanıtlayan Özel, “12’nci kattan atıldığımızdan beri 12 şehir gezmiştik, 13’üncü şehirdeyiz. Butlan yoluyla kayyum atanmış partimizde, kayyumdan çok çekmiş Diyarbakır sokaklarında gezip yol soruyoruz. CHP’nin yeniden yönetimine düşünüyoruz. Bir yol bulamıyorsak bir yol açmanın gerekliliğine de inanıyoruz. Biz iktidar yürüyüşünü CHP'de sürdürmek istiyoruz. Ama CHP'ye atanan kayyum, ‘İktidar yürüyüşünü bırak, gel benle güreşe tutuş’ diyorsa onları orada bırakırım, ben iktidara yürümeye devam ederim” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, bugün Diyarbakır’daki programlarının sonuncusunda gençlerle bir araya gelerek soruları yanıtladı.

Gençlerin kendileri hakkında vaatlerini sordukları soruları Özel, topluca şöyle yanıtladı:

“Esas beka sorunu ülkenin gençlerinin dünyanın diğer ülkelerinde gelecek hayal kurması. Bunun en temel sebebi gelecek kaygısı hem ekonomik olarak hem özgürlükler anlamında hem sosyal yaşam anlamında. Bizim CHP olarak gençlere en önemli vaadiniz ne deseniz… Tabii bunu butlan tartışmalarından önceki seçilmiş genel başkan ve partinin başındaki seçilmiş genel başkan olarak yanıtlıyorum. Bizim hayal ettiğimiz gelecekte, bir kez bugünkü meseleyi doğru tespit etmek lazım. Son 23 yıldır ülkedeki özgürlükleri birer birer kısıtlayan, demokrasiden geriye adımlar atan, sonra bir tek adam rejimi kuran, sonra da her şeye devletle parti ayrımının ortadan kalktığı, ele geçirdiği bu imkanları mutlak kendi iktidarı için sürdürüp bir daha iktidarı devretmemek üzere bir şeyler yapmak bu otokrasiye kayıştır, tek adam rejimine kayıştır. Hele hele sonra kamu gücünü ve yargı üzerindeki baskıyı, yargıdaki birtakım aparatları kullanarak da iktidardan gitmemek darbeciliktir.”

19 MART VE 21 MAYIS’IN AMACI

19 Mart 2025 ve 21 Mayıs 2026’ya giden süreçleri özetleyen Özel, yapılmaya çalışılanın şu olduğunu söyledi:

“Bir, partinin adaysızlaştırılması. İki, kurumsuzlaştırılması. Şimdi de yaptıkları saldırılarla niyet ediyorlar ki partinin lidersizleştirilmesi sürecini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Öyle olunca biz burada bir mücadeleyi dimdik ayakta hep birlikte veriyoruz. Ve buradan ‘gençlere bir cümleyle ne vaat ediyorsun’ diyenlere hep söyledim, söyleyeyim: Biz gençlere yasaksız bir Türkiye, vizesiz bir Avrupa, hatta pasaportu değerli olduğu için de çok kolay dünyanın herhangi bir ülkesine istediğinde gidebileceğin, Avrupa'da kimlik kartınla gezebileceğin, istediğin eğitimi alacağın, istediğin tatili yapacağın ama memleketine dönüp memleketinde eğer istiyorsan çalışacağın hayalleri Türkiye'de kurdurmayı vadediyoruz. Gençlerin dünyanın herhangi bir ülkesinde değil, Türkiye'de hayal kurmasını vadediyoruz.

Atatürk yönü batıya göstermiş ya. Bunlar sanıyor ki o bir yön. O bir yön değil. O bir tarif. Diyor ki ‘Muhasır medeniyetleri yakala, geç.’ Dünyanın en zengin ülkeleri hukukun en üstün olduğu, en demokratik yönetilen, parlamentonun, yargının ve iktidarın birbirini denetlediği ve birbirinin üzerinde baskının olmadığı, tek elden yönetimin olmadığı ülkeler zenginleşir. O yüzden bizim önce, ilk iş ülkeye demokrasiyi geri getirmek, hukukun üstünlüğünü, mahkemelerin bağımsızlığını, kimsenin mahkemelere talimat verememesini, mahkemeye gidenin adaletten şüphe etmemesini sağlamak lazım. Ve bunu yapabilmek için de muasır medeniyetler nasıl yaptıysa onu yapmak lazım.

SOSYALİST ENTERNASYONAL’DEN ÖZGÜR ÖZEL KARARI

Sosyalist Enternasyonal karar aldı. ‘Butlan varsa onu tanımıyoruz. Türkiye'de Özgür Özel'i tanıyoruz. Görevden uzaklaştırılmış olması bir şeyi değiştirmez. Bizim burada başkan yardımcılığı devam eder’ dedi. Orada 78 ülkeden 86 partiden imza aldım. ‘CHP iktidara geldiğinde Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği kayıtsız şartsız destekleyeceğiz’ diyor. Bu ne demek? İki yıl, üç yıl, dört yıl içinde AB’nin bütün standartlarını yerine getirmek, sınırları kaldırmak, AB standartlarında maaşlara kavuşmak için önemli adımlar atmak, işçi haklarında, özgürlüklerde, gençlerin haklarında, eğitim hakkında olmak üzere bu noktaya gelmek.”

Partisinin eğitim konusundaki vaatlerini sıralayan Özel, şöyle devam etti:

“Üniversite sınavının at yarışı hazırlığı gibi olmaması gerekiyor. Ama nasıl olması gerektiği için çok büyük bir yuvarlak masaya ihtiyaç var. Bir ülkedeki eğitim sistemi, bir siyasi partinin karar verdiği, öbürünün de gelip bozduğu bir iş olmaz. Masada öğrenciler veliler, sağlık alanında örgütlü sendikalar, okul aile birlikleri, akademisyenler oturacak ve Türkiye'nin doğru bir eğitim ve sınav sistemine, bir milli ulusal büyük mutabakat sağlanacak. Ve 40 yıl boyunca buna sadece revizyon yapılacak. Doğru bir planlamayla birlikte yetiştirilecek mühendisi, hemşiresi, doktoru atanamayan öğretmeni de öyle planlanacak.”

KILIÇDAROĞLU’NUN “PİŞMAN DEĞİLİM” AÇIKLAMASI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir televizyon programında, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına destek vermesiyle ilgili “Pişman değilim” açıklamasının sorulması üzerine Özel, şunları söyledi:

“Bir televizyon programında, ‘Hiç pişman değilim’ falan denince büyük bir travma oldu yine haklı olarak hem Kürt vatandaşlarda hem Diyarbakır’da Selahattin Başkan ile ilgili. Bugün benim buraya geleceğimi bilince dün avukatını gece çağırmış. Sonra da burada beni göreceğinden emin olduğu bir kişiye avukatıyla ‘Özgür Başkan'a selam olsun. Diyarbakır’a, Amed'imize hoş geldi’ diye söylemiş Selahattin Başkan. Biz de bunu bütün kent adına başımız gözümüz üstüne aldık. Çok teşekkür ediyoruz. Ben zaten geçmişte dokunulmazlıklarla ilgili karşı görüşte olduğumu biliyorsunuz, yazıldı, çizildi de. Mücadele ettiğimizi partide. Ama genel başkan seçildikten sonra da bunun yanlış olduğunu söylemiş ve grup toplantısı kürsüsünden o zamanki tutum için bugünkü genel başkan olarak özür dilemiştim. O yüzden o konudaki hatalı tutumun ısrarına yönelik sözlerin bir kıymeti yok. CHP’nin temel tutumu bizim tutumumuzdur. O günkü tutum hatalıdır ve biz şu anda o gün dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda 130 arkadaşımızdan 20’sinin ikna edilerek güya referandumsuz geçmesin diye yapılan işin son derece yanlış, ayıplı, sorunlu olduğunu görüyoruz, kabul ediyoruz. Bunu bir kez daha buradan ifade edeyim.

KÜRT MESELESİ

Özel, süreçle ilgili soruya şu yanıtı verdi:

“Bizim CHP olarak, Kürt meselesine yaklaşımımız şudur: Biz bir kere silah olmasın isteriz. Bu kentte silah olmasın istiyoruz. Gözyaşı olmasın isteriz. Bir şeyin rengi ananın gözünün yaşının rengi olmaz. Kürt'ün de Türk'ün de anasının gözünün yaşı dinsin isteriz. Ve bunun olması için de hem bir an önce bir kanun çıkarılacak, silahlar bırakılacak, ne yapılması gerekiyorsa her iki tarafta da hızlı şekilde bunların yapılması lazım, silahların bırakılması lazım PKK tarafından ve atılması gereken kanuni adımların da buradan uzatılması lazım. Biz bu meselenin Meclis zemininde çözülme fikrinin sahibi partiyiz. Yıllarca bunu söyledik. On yıllarca söyledik. Kurulan komisyona da o yüzden girdik. Yapıcı katkı sağlamaya çalıştık. Diğer yandan da bu Kürt sorununun sadece silahsızlanma değil, bir demokratikleşmeyle çözülebileceğini düşünüyoruz. Yani özgürlüklerin arttığı, kişilerin kendini siyasi olarak ifade edebildikleri, kişilerin siyasete katıldıkları, var oldukları, korkmadan konuştukları, hakkını aradıkları bir zemine ihtiyaç var. Bu iktidarın bunu sağlaması mümkün değil ama yine de bu konuda komisyonun altıncı ve yedinci maddelerinin peş peşe değil iç içe ele alınarak bu sorunların çözülmesini; AYM kararlarıyla gezi tutsaklarının, AİHM kararlarıyla hem Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, siyasi tutsakların hem de yapılacak düzenlemelerle yine bu konuda siyasi tutsakların özgürlüklerini kavuşması gerektiğini söylüyoruz. Hangi partide olursa olsun mutlaka kayyum uygulamalarına son verilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bunu şiddetli şekilde hep birlikte savunuyoruz.”

MUTLAK BUTLAN KARARINDA HUKUKİ DURUM NE

Özel, mutlak butlan kararıyla ilgili sorulara karşılık ise şöyle konuştu:

“Tarihin en büyük haksızlığına uğradık mı, uğradık. Toplum bizimle mi, bizimle. Partide bir bölünme bekleyenler, yüzde 50-50 mi olur, 60-40 mı, 30-70 mi; görüldü ki yüzde 1-99. Yani bir bölünme değil, bir bütünleşme var partide. Büyük bir heyecan var. Bu noktada, dört ayaklı olarak bir şeyi takip ediyoruz. Hukuki süreçleri -yani hukukçu arkadaşlar bilirler- atılan arkadaşlarımızın haksız ihraca uğrayan arkadaşlarımızın geri dönülmesi için sulh hukuk mahkemelerini; imzaları teslim ettiğimiz halde bugün cuma sonuna kadar da kurultay kararı verilmedi, o yüzden kurultayın yapılabilmesi için asliye hukuk mahkemesini ve asliye hukuk mahkemesinin 40 gün içinde sadece maaşları ödeyecek, mal almayacak, mal satmayacak, hiçbir şey yapmayıp partiyi kurultaya götürecek bir çağrı heyeti atamasını bekliyoruz. Diğer taraftan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na partimizde 60 kişi olan ve yedeklerle tamamlandığında dahi 20'li rakamlara düşen PM’nin kanunlar gereğince hızla kurultaya gitmesi gerektiği, bunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ihtaren bildirilmesi konusundaki talebimizin sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Ayrıca Yargıtay üçüncü Daire'de görülecek olan butlan davasında tedbirin kaldırılması ve esastan görüşüldüğünde de istinaf mahkemesinin karar bozulması noktasındaki mücadelemizi sürdürüyoruz.

YENİ PARTİ TARTIŞMASI

Tüm bu mücadeleler sürüyor. Bir yandan da 12’nci kattan atıldığımızdan beri 12 şehir gezmiştik, 13’üncü şehirdeyiz. Diyarbakır'ı Ankara kadar, İstanbul kadar önemli bir kent olarak görüyoruz. Özellikle butlan yoluyla kayyum atanmış partimizde, kayyumdan çok çekmiş Diyarbakır sokaklarında gezip yol soruyoruz. ‘Nereden gidelim, ne yapalım’ diyoruz. Bazen hep yolu göstermek değil, yolu sormak da iyidir. Vatandaşla göz göze, göz hizasında biz iletişimi çok kıymetli buluyoruz. Bugün Diyarbakır'da gördüğümüz ilgiyi, desteği çok kıymetli buluyoruz. CHP’nin yeniden yönetimine düşünüyoruz hukuk yoluyla. Eğer bu olursa, eyvallah. Olmazsa yani bir yol bulamıyorsak bir yol açmanın gerekliliğine de inanıyoruz. Bu noktada bunun adı biraz önce dillendirilen hiçbir seçeneği dışlamadan titizlikle hepsi için çalışıyoruz, hepsi için hukuki ve teknik hazırlıklarımızı yapıyoruz. Önemli olan bir tek şunu söyleyeyim: 26 Temmuz'a kadar CHP kurultay yapmadığında seçimlere giremeyebilir. Doğru mu? Böyle bir risk var. Bu riski alan alır, biz almıyoruz. Tedbirimizi alıyoruz. ‘CHP’yi bir çukurun içine çekelim. Davalar sürsün. Biz takvimler açıklayalım…’ Ben bunları bırakayım, butlancılarla güreşe tutuşayım. Beni oraya çekip partinin iktidar yürüyüşünü durdurmak istiyorlar. Biz iktidar yürüyüşünü CHP'de sürdürmek istiyoruz. Ama CHP'ye atanan kayyum, ‘İktidar yürüyüşünü bırak, gel benle güreşe tutuş’ diyorsa onları orada bırakırım, ben iktidara yürümeye devam ederim. Başka bir çaresi yok çünkü.”