Anka Haber

ÖSYM, hafta sonu 4 sınav düzenleyecek

Mahreç: Anka Haber
24.04.2026 11:38
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
ÖSYM, hafta sonu 4 sınav düzenleyecek

TBMM Okullarda Şiddeti Araştırma Komisyonu... "Önüne gelen herkes CİMER'den öğretmenleri şikayet ediyor"

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olaylar ile dijital ortamların çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nda konuşan Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun, "Önüne gelen herkes CİMER uygulamasıyla eğitim çalışanlarını, öğretmenleri, okul idaresini şikâyet etmektedir. Bu kapsamda CİMER başvurularına ilişkin mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Bu çok önemli bir maddedir. Eğitim çalışanları hakkında yapılan başvurularda şikâyetçinin adı, soyadı, imza ve adres bilgilerini içermeyen, somut bilgi ve belgelere dayanmayan, açık bir olaya işaret etmeyen ihbar ve şikâyet dilekçelerinin işleme alınmaması sağlanmalı" dedi.

17 Haziran 2026 20:25

TBMM Okullarda Şiddeti Araştırma Komisyonu... "Önüne gelen herkes CİMER'den öğretmenleri şikayet ediyor"
Aa

(TBMM) - Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olaylar ile dijital ortamların çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nda konuşan Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun, "Önüne gelen herkes CİMER uygulamasıyla eğitim çalışanlarını, öğretmenleri, okul idaresini şikâyet etmektedir. Bu kapsamda CİMER başvurularına ilişkin mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Bu çok önemli bir maddedir. Eğitim çalışanları hakkında yapılan başvurularda şikâyetçinin adı, soyadı, imza ve adres bilgilerini içermeyen, somut bilgi ve belgelere dayanmayan, açık bir olaya işaret etmeyen ihbar ve şikâyet dilekçelerinin işleme alınmaması sağlanmalı" dedi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olaylar ile dijital ortamların çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarına devam ediyor. Komisyon, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında eğitim ve kamu alanında faaliyet gösteren yetkili sendika ve konfederasyonların temsilcilerinin dinlemek üzere toplandı.

Sahada yaşanan sorunlar, eğitimcilerin gözlemleri ve çözüm önerilerinin masaya yatırılacağı toplantıda, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen), Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (Hür Sen) ve Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) yetkilileri sunum yaptı.

"ÇALIŞMAMIZI KOMİSYON ÜYELERİNE VEREBİLMEK İÇİN GÜVENLİKTEN GEÇİREMEDİM"

Milletvekillerinin konuşmalarının ardından sendika temsilcilerinin sunumuna geçildi. MEMUR-SEN'e bağlı Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Deniz, "Okul bir ekosistemdir. Bu ekosistemde yer alan her unsur birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Ailede yaşanan bir ihmal, okul iklimini etkileyebilmektedir. Okulda yaşanan bir olay, dijital ortamda büyüyebilmektedir. Tüm başlıkları birbirinden koparmadan, bütüncül bir bakış ile ele almak zorundayız. Öğretmenimizin görevi başında hayatını kaybetmiş olması, ayrıca üzerinde durulması gereken bir olaydır. Öğretmenin huzur içinde görev yapamadığı bir okulda, çocuğun da kendini güvende hissetmesi mümkün değildir. Yaşanan acı hadiselerin ardından konuyu sadece tepki düzeyinde bırakmadık. Sahadan gelen bilgiler ve görüşmelerle süreci yakından takip ediyoruz" dedi. Deniz, Eğitim-Bir-Sen olarak gerçekleştirdikleri "Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar arası Koordinasyon ve Sorumluluklar" başlıklı çalıştayın sunumunu paylaştı. Öte yandan Deniz, komisyon milletvekilleri için yanlarında bir çalışma dosyası getirdiklerini ancak bunun güvenlikten geçmediğini söyledi.

"ABD'DE YAŞANAN OKUL SALDIRILARINA BENZER BİR TABLONUN ÜLKEMİZDE GÖRÜLMESİ SON DERECE ÜRKÜTÜCÜ"

Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Dolgun, okullarda şiddetin sona ermediğini, güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamının tam anlamıyla tesis edilemediğini söyledi. Dolgun, şöyle konuştu:

"Adeta ABD'de veya farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi son derece ürkütücüdür. Bu durum eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bakınız, okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi zorunluluk olmuştur. Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. TÜRK EĞİTİM-SEN olarak okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 yılında ve 2023 yıllarında 2 kez kanun teklifi hazırlayarak milletvekilleri aracılığıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine ilettik. Bunun yanı sıra caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesi sağlandı. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdik, çok sayıda basın açıklaması düzenledik"

"CAYDIRICI DÜZENLEMELER GETİRİLMELİ"

Öğretmenlerin itibarlaştırılması, saygınlığının sağlanması gerektiğini ifade eden Dolgun, CİMER'in yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Dolgun, "Önüne gelen herkes CİMER uygulamasıyla eğitim çalışanlarını, öğretmenleri, okul idaresini şikâyet etmektedir. Bu kapsamda CİMER başvurularına ilişkin mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemenin yapılması elzemdir. Bu çok önemli bir maddedir. Eğitim çalışanları hakkında yapılan başvurularda şikâyetçinin adı, soyadı, imza ve adres bilgilerini içermeyen, somut bilgi ve belgelere dayanmayan, açık bir olaya işaret etmeyen ihbar ve şikâyet dilekçelerinin işleme alınmaması sağlanmalıdır. Ayrıca, asılsız olduğu açıkça tespit edilen ihbar ve şikâyetler hakkında caydırıcı düzenlemeler muhakkak getirilmelidir. Öğretmene verilen değer aslında çocuklarımızın geleceğine verilen değerdir" diye konuştu.

"SORUNUN KÖK NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİT EDİP KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMEK ZORUNDAYIZ"

Hürriyetçi Eğitim-Sen Genel Sekreteri Ömer Özyavuz, ise okullardaki şiddet olaylarının yalnızca Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarıyla değerlendirilmeyeceğini belirterek, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının son yıllarda artış gösterdiğini, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve öğrencilerin daha fazla risk altında kaldığını söyledi. Özyavuz, şunları kaydetti:

"Sorunun kök nedenlerini doğru tespit etmek ve kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Okul şiddetinin nedenleri bireysel, toplumsal, aileye ilişkin ve okula ilişkin faktörler olarak ele alınmaktadır. Bireysel faktörlere örnek olarak antisosyal davranışlar, bireyin kendini ifade etmede yaşadığı güçlükler, iletişim ve çatışma çözme becerilerindeki yetersizlikler, öfke kontrolü problemleri, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi durumlar gösterilebilir. Aileye ilişkin faktörlere örnek olarak ise ebeveynlerin çocuk üzerinde yeterli denetim ve kontrolün bulunmaması, çocukların gelişim süreçlerine yeterince destek vermemeleri, hatalı disiplin anlayışları ve çocuk yetiştirme tutumları, aile içerisinde şiddetin varlığı, eşler arasında yoğun sorunların yaşanması ve boşanma süreçleri de gösterilebilir. Toplumsal faktörlere baktığımızda, silahların yaygınlaştırılması ve bunlara kolay ulaşılabilmesi, uyuşturucu kullanımı, toplumda ve yakın çevrede şiddet davranışlarının artması, arkadaş çevresinde suç, şiddet ve çeteleşme gibi olumsuz yapıların bulunması, kalabalık nüfus, medya ve sosyal medyanın etkisi, göç, okul nüfusunun fazlalığı, yoksulluk ve hoşgörüsüz bir toplumsal yapının giderek yaygınlaşması gibi etkenler de karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde okul şiddetini yalnızca fiziksel ortamlarla sınırlı değerlendirmek de mümkün değildir. Teknolojinin ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte dijital şiddet de eğitim ortamlarını doğrudan etkileyen önemli bir sorun hâline gelmiştir. Dijital şiddet sosyal medya platformları, mesajlaşma uygulamaları ve çevrim içi oyunlar gibi dijital teknolojiler kullanılarak bireylerin hedef alınması, tehdit edilmesi, manipüle edilmesi, aşağılanması veya taciz edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Fiziksel sınırları aşan bu şiddet türü öğrenciler, öğretmenler ve hatta veliler üzerinde ciddi psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle öğrenciler arasında sosyal medya üzerinden yürütülen akran zorbalığı, dışlama, ifşa, hakaret ve tehdit içerikli paylaşımlar okul ortamındaki çatışmaların büyümesine ve zaman zaman fiziksel şiddete dönüşmesine neden olmaktadır"

"HER 150 ÖĞRENCİYE EN AZ BİR REHBER ÖĞRETMEN, PSİKOLOJİK DANIŞMAN ATANMASINI İSTİYORUZ"

Eğitim ve Bilim Gücü Sendikası Genel Sekreteri Sinem Akşemsettinoğlu, okullarda fiziksel şartların yetersizliğinin başlı başına problem olduğunu söyledi. "Çocuklar çantalarına istedikleri zarar verici unsuru sokabiliyorlar ve bizler aslında öğretmenler olarak buna müdahale etme hakkına sahip değiliz" ifadesini kullanan Akşemsettinoğlu, şu tespitlerde bulundu:

Örneğin, öğretmen olarak bir öğrencinin çantasında herhangi zarar verici bir şey olduğundan şüpheleniyorsunuz, dikkatinizi çekti, çocuğun davranışlarında gariplik var. Çocuğun çantasını açıp kontrol etme hakkına hukuken sahip değil öğretmenlerimiz. Bizler bunu diğer öğrencilerimizi korumak, okulu korumak ya da öğretmenlerimizi korumak adına aslında yasa dışı yapıyoruz. Burada bizi bağlayan bir yasa yok ve bizler bunun için bu okulun içine girmeden engellensin istiyoruz. Bunu nasıl yapabiliriz? X-ray cihazları kurabiliriz, turnike sistemleri kurabiliriz, aynı şekilde okul güvenlik merkezleri yapabiliriz, ziyaretçileri yine aynı şekilde kartlı sistemle içeriye alabiliriz, randevu sistemleriyle içeriye alabiliriz ve bunları yapacak olan kişi öğretmen değil, okul güvenlik personeliyle, kadrolu güvenlik personeliyle sağlayabiliriz. Rehberlik hizmetlerinde norm kadro ve yetki düzenlenmesinden aynı şekilde bahsetmek istiyorum. Evet, bizler her 150 öğrenciye en az bir rehber öğretmen, psikolojik danışmanın atanmasını istiyoruz"

Komisyonun haftaya 24 Haziran Çarşamba günü yapılacak toplantısında dernek ve vakıf temsilcileri dinlenecek.

Anka Haber | ÖSYM, hafta sonu 4 sınav düzenleyecek