Slow Food hareketinin başlattığı, ‘10 Aralık Toprak Ana Günü’, Nilüfer’de Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinlikle kutlandı.
‘Toprak Ana Günü’ etkinliğine; Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, çiftçiler ve yurttaşlar katıldı. Konuşmalardan önce katılımcılara, Nilüfer Kent Bostanları’nda yetişen pazıdan yapılan sütlü çorba ve Anadolu ekmeklerinden ikram edildi.
Açılış konuşmasını yapan Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, toprağın yaşam için önemine değindi. Toprak Ana’nın yaşamın, gıdanın ve öğrenmenin kaynağı olduğunu ve iyi yaşam için ihtiyaç duyulan her şeyi sağladığını belirten Binbaş, “İnsan haklarını garanti altına almak için Toprak Ana ve tüm varlıkların haklarını tanımak ve savunmak gerektiğini; bunu yapan kültürlerin, uygulamaların ve yasaların var olduğunu söylüyoruz. İklim değişikliğine ve Toprak Ana üzerinde tehditlere neden olan yapıların ve sistemlerin dönüşümü için belirleyici, kolektif eylemlerde bulunmanın aciliyetinin bilincindeyiz” dedi.
Başkan Turgay Erdem de yaptığı konuşmada, Toprak Ana Günü’nün dünyada yaşayan herkesi bekleyen sorunları fark etmek ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarına dikkat çekmek açısından önemli bir gün olduğunu aktaran Başkan Erdem, geleneksel üretim ve geleneksel beslenme biçimlerinden uzaklaşıldığı için sorunlar yaşandığını belirterek, şunları söyledi:
“ATA TOHUMUNA SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
“Hibrit tohum dayatmasına karşı ata tohumlarına sahip çıkmaya çalışıyoruz. Sağlıklı gıdayı herkes için erişilebilir kılmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızı toprakla ve tarımsal üretimle tanıştırmaya çalışıyoruz. Kent insanını bile balkon tarımına yönlendiriyoruz. Yerel ekosistem özelliklerini korumayı önemsiyoruz. Geleneksel ve yerel beslenme biçimlerini ve kadın derneklerinin bu üretimlerini destekliyoruz.”
Açılış konuşmalarının ardından Nilüfer Belediyesi Kırsal Alan Koordinatörü Arca Atay, Toprak Ana Günü’nün önemini anlattı. Atay, şöyle konuştu:
“Toprak Ana Günü, gıdamızı üreten toprağın, suyun ve tarımın önemini kavrayan, onların sürdürülebilir kullanım ve üretimini destekleyen, tarımdaki endüstriyel girişime ve yemek kültürlerinin standartlaşmasına teslim olmayı reddedenlerin günüdür. Yerel ürünler, yerel tohumlarla üretilirse daha anlamlı, daha sağlıklı daha besleyici olurlar. Yerel tohum, o bölge iklim ve coğrafyasına onlarca, yüzlerce yılda uyum sağlamış, bitkisel hastalık ve zararlılara karşı belli oranda direnç kazanmış çeşitlerdir.”