CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Duvar'da Özlem Akarsu Çelik ile Gündem programına katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Tekalif-i Milliye” emirlerine değinen konuşmasının ardından tweet atan Fatih Portakal’a suç duyurusunda bulunmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Tekalif-i Milliye’nin ne olduğunu bilmemesinden kaynaklı. Tekalif-i Milliye’nin vergi olduğunu ve aslında bu paranın geri verilmeyeceğini düşünüyor. Siz bundan örnek verirseniz, akla şu gelecek: ‘Biz zorla paraları alacağız, sonra iade edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Tekalif-i Milliye" emirlerini Ulusa Sesleniş konuşmasında okumasının ardından Fatih Portakal tweet atmış ve bu gerekçe ile Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeme getirdiği "Tekalif-i Milliye" tartışmalarına da değinerek, bunu bir sermaye kontrol hazırlığı olup olmadığın yönündeki görüşünü açıkladı. Kılıçdaroğlu,şunları kaydetti:
“Erdoğan suç duyurusunda bulunması aslında Tekalif-i Milliye’nin ne olduğunu bilmemesinden kaynaklı. Tekalif-i Milliye’nin vergi olduğunu ve aslında bu paranın geri verilmeyeceğini düşünüyor. Zor dönemdeyiz, devlet işgal altında, ülke uçurumun kenarında ve dolayısıyla Tekalif-i Milliye emirleri dediğimiz vergi çıkarılıyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra çıkarılan kanunla alınan paralar kişilere iade ediliyor. Siz bundan örnek verirseniz, akla şu gelecek: ‘Biz zorla paraları alacağız, sonra iade edeceğiz’. Portakal da Tekalif-i Milliye emirlerine yollama yaptığı için herkesin aklına gelen bir şeyi oturup, tweet olarak attı.”
‘BDDK BAŞKANI TEKALİF-İ MİLLİYE’NİN NE OLDUĞUNU BİLİYOR MU?’
“Hemen BDDK suç duyurusunda bulundu. Bunu doğal karşılıyorum, çünkü Erdoğan bulunmuş. BDDK bulunmazsa adam koltuğundan olacak. Bürokraside çürüme var. BDDK başkanın aklı yok mu? Tekalif-i Milliye emirlerinin ne anlama geldiğini bilmiyor mu? Portakal’ın attığı tweettin herkesin düşündüğünü bilmiyor mu? El koymayacağız diyorlar ama neden polislerden zorla para toplanıyor. Yargıtay başkanı genelge çıkarıyor. Ya sen hakimsin bu koltuğun tarafsızlık üzerine inşa edildiğini bilmiyorsun. Rütbelere göre para mı istenir? Böyle bir dava Yargıtay başkanının önüne geldiğinde ne diyecek? Yargıtay başkanı herhalde bir genelge çıkaracak, bu kadar bağış yapmayan kişinin terfisini engelleyin diyecek.”
‘ADAM ZATEN 10 LİRAYA MUHTAÇ’
"Mevduat hesaplarına el konulma ihtimali" hakkında da değerlendirmede bulanan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Emin olun hiç bilmiyorum. Ne yaptıklarını da bilmiyorlar. Nereden para bulacaklar belli değil. Bağış kampanyasından sonuç alamadılar. En çok parayı verenler zaten devletin kurumları. Zaten bu para sizin. Adamı eve kapatmışsın, doğru dürüst para vermiyorsun ama adama ‘Şuraya şu mesajı atarsan 10 lira bağışta bulunursun’ diyorsun. Adam zaten 10 liraya muhtaç.”
‘AÇLIK SINIRININ ALTINDA BİR ÖDEME YAPILIYOR’
Siyasi iktidarın korona ile mücadele için aldığı önlemlerin sorunları çözmekte yeterli olmadığını, günü kurtarmaya yönelik olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ücretsiz izne çıkarılacaklara ödenecek olan günlük 39 lira 24 kuruş olan aylık bin 177 liranın açlık sınırının altında olduğunu belirtti: “Bu ödemeler ailenin bir aylık ihtiyacını karşılayacak mı? Elimizi vicdanımıza koyalım. İşsizlik Sigortası Fonu’nda 131 milyar lira var. Bu işçilerin parası. İşçilere bu para bu tür olaylar olduğu zaman ödenecek. Siz işçilere günde 39 lira para ödüyorsunuz. Altını çiziyorum açlık sınırının altında bir ödeme yapılıyor.”
‘SOKAKTAKİ SİMİTÇİ NE OLACAK?’
“Kısa Çalışma Ödeneği olsaydı, işçi en az 1752 lira alacaktı. Kısa Çalışma Ödeneği’nin alt sınırının altında bir para ödeniyor. Bu ödemeler kayıtlı çalışan işçilere yapılan ödemeler ama milyonlarca kişi kayıt dışı çalışıyor, onlar da evlerindeler. Sokaktaki simitçi ne olacak? Çöpten kağıt toplayan kadına bir ödeme yapıyor mu? Daha önce yoksulluk listesinde olmayan hiçbir kimseye de ödeme yapılmıyor. Bunların tamamının dikkate alınması lazım.”
‘GÜNÜ KURTARMAYA YÖNELİK ADIMLAR’
“Israrla Ekonomik ve Sosyal Konsey’in toplanmasını istemiştim. İşçi sendikalarına bu kararı sordular mı? İşçi sendikaları artı ve eksisini değerlendirebilirlerdi. Belki beraber alsalardı, toplumdan tepki de gelmeyecekti. Bu adımlar günü kurtarmaya yönelik adımlar.”
‘MERKEZ BANKASI PARA BASACAK’
“Hazinede para yok. Ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız. İşyerleri çalışmıyor, vergi ödeyemiyorlar. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yola çıkarak, Merkez Bankası’nın yeniden para basması sağlanacak. Ne için para basıyorsunuz diye eleştiri getirmiyoruz, çünkü elleri mahkum. Bunun kontrollü yapılması lazım.”
‘LİYAKATİN OLMADIĞININ KANITIDIR’
Görevden alınan İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay, koronavirüs salgını nedeniyle "Çocuklarımız aç, evde nasıl kalalım?" diyen yurttaşa "Geber" yanıtını vermişti. Bunu değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Sosyal politikalardan sorumlu bir bakanlığın ildeki bir müdür yardımcısı eğer kendi derdini anlatan bir yurttaşa ‘geber ‘ diye bir ifadeyi kullanıyorsa, çürümüşlüğün ve bürokrasinin hangi noktalara geldiğinin göstergesi. Bürokraside liyakatin olmadığının kanıtıdır. Tır şoförü de ‘Evde çoluk çocuk var nasıl geçineceğim’ dedi diye tutuklandı. Bu ‘Ben ne yaparsam doğrudur, aksini söyleyen kişiler bedel ödemeye mahkumdur’ anlayışıdır ve demokrasiyle bağdaşmaz” dedi.
‘BASIN İLAN KURUMU’NA RAĞMEN YAŞATAMADILAR’
Kılıçdaroğlu, iktidarın sosyal medya ile ilgili kısıtlama getirecek düzenleme hazırlığını da değerlendirdi ve “Siz konuşma, ne yaparsam yap, bana hak vereceksin. Şu televizyon kanalını izleyecek, şu gazeteyi okuyacaksın’ dediğiniz andan itibaren, toplumu tehlikeli noktaya sürüklemiş olursunuz. Saray iktidarı bunun farkında mı bilmiyorum… Havuz medyası diye tanımlıyoruz. Bunlardan bazı gazeteleri kapatmak zorunda kaldılar. Baktığınızda 100- 150 bin tirajları vardı ama aslında öyle bir tirajları yoktu. Bu tirajda bir gazete niye kapanır? Onlar ne okunuyor, ne de televizyonları izleniyor. Bir gerçek daha var aslında, infaz kanununa da bunu eklediler, arkadaşlar onun çıkarılması için uğraşıyor. Basın İlan Kurumu’na havuz medyasını besleyen bir organa dönüştürdüler. Tirajı yükseltip, gazeteyi yaşatmak istiyorlardı ve ona rağmen bile yaşatamadılar" dedi.
‘İNFAZA HAYIR OYU VERECEĞİZ’
İnfaz yasa değişikliğinde gazeteciler ve sivil toplum kuruluşundan insanların faydalandırılmaması hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, şunları açıkladı: “Demokrasi kültüründen nasiplerini alamamışlar. Bir insan düşüncelerinden, yazılarından dolayı hapse mi atılır? ‘Biz aykırı düşüneni hapse atıyoruz ama uyuşturucu satıcıysanız, hırsızsanız, rüşvet almışsanız serbest bırakacağız’ diyorlar… Çalan adam serbest, hırsızlığın haberini yapan hapiste. İşte bu yüzden de biz infaz yasasına hayır oyu veriyoruz. Arkadaşlarımız da bunun yanlış olduğunu söylüyorlar.”
‘TOPLUMUN BAŞARISI’
Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Ali Şeker’in sağlıkta şiddet yasa teklifinin reddedilirken, AKP’lilerin yeni düzenlemeyi vermesi konusunda “Bu kamuoyunun başarısıdır. Toplumsal talebin zorunlu olarak kabul edilmesidir. Ben bunu CHP ve muhalefetin başarısı olarak görüyorum. İktidar partisi ve yandaşı MHP sağlıkta şiddetle ilgili düzenleme yapmak zorunda kaldı” dedi.
Sağlık durumunun iyi olduğunu ve evde kitap okumayı sürdürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Siyaseti, sanatı yakından takip ediyorum. Gazetelerin kitap eklerine bakıyorum, biraz daha zaman ayırıyorum” dedi.