İYİ Parti Siyaset Akademisi Başkanı, Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, çoklu baro teklifine ilişkin "İYİ Parti Adalet Komisyonu’nda büyük bir mücadele verdi, aynı mücadeleyi Genel Kurul’da sürdüreceğiz" dedi.
Sezgin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısındah hiçbir demokratik hukuk devletinde çoklu baro benzeri ir düzenlemenin düşünülemeyeceğini belirterek, "New-York Baroları, Paris Baroları, Tokyo Baroları gibi ifadeler duyamazsınız, oralarda kimselerin aklına gelmez. Bu ülkemizin, tek adam rejimiyle birlikte totalitarizme doğru kaydığının yeni bir göstergesi, bu vahim sürecin yeni bir aşaması.Bu tür geçiş dönemlerinde kurumlar imha edilir, sivil toplumun ve siyasetin alanı daraltılır. Biz de Türkiye’de hem bunu hem de insan hakları ve temel özgürlüklerin gittikçe ağırlaşan ihlallerini yaşıyoruz. Avukatlık kanun teklifini, Halk TV ve TELE 1 kanallarının keyfi ve insafsız cezalara çarptırılmalarını birlikte görmek ve Türkiye’nin totalitarizme doğru götürülme gayretleri bağlamında değerlendirmek gerekir. Tarihsel bilgi olarak değiniyorum, 1920’lerde Mussolini İtalya’sında 1930’larda Hitler Almanya’sında benzer gelişmeler yaşanmıştır" dedi.
Sezgin, Aydın halkının Germencik ilçesinde yapılması planlanan yeni EFE-8 Jeotermal Enerji Santrali (JES) karşısında direndiğini ifade ederek, "Ancak bu itiraz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başta olmak üzere bazı kesimlerce yok sayılmaktadır. Germencik’te göz göre göre bir çevre ve doğa katliamı yaşanmaktadır. Dünyada JES tesislerinin en yoğun bulunduğu Germencik’te, yeni JES’lerin yapılması için şirketler, Bakanlık ve Danıştay adeta savaş vermektedir.Yerel mahkeme tarafından 2 defa alınan “ÇED Olumlu raporunun iptali” kararı ve JES’lerin zararlarını açık bir şekilde ortaya koyan bilirkişi raporlarına rağmen, Bakanlık şüpheli bir ısrarla, santralin kurulması için her türlü yolu denemektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, henüz temyiz süreci devam ederken yeni bir ÇED süreci başlatmış ve Danıştay’ın yerel mahkeme kararını iptal etmesinin hemen ardından yeniden ÇED olumlu kararı almıştır. Bakanlık, JES yatırımcısı şirketlerle kol kola, iktidarın baskısıyla alındığı intibaı yaratan Danıştay kararının da desteğiyle, Germencik’i ve Aydın’ı JES’lerle “boğma” gayretindedir. Bilirkişi raporları ısrarla yok sayılmakta, mahkeme kararları ardı ardına iptal edilmektedir. Tüm bunlara ilaveten, uzmanlar, jeotermal enerji u¨retiminin depremleri tetikleyebildiğini vurgulamaktadırlar" görüüşünü dile getirdi.
Sezgin, Çin’de Uygur Türklerinin maruz bırakıldığı insan hakları ihlalleri karşısında iktidarın sesiz kaldığını savunarak "Dün Urumçi katliamının 11. Yıldönümüydü. Bu katliamda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Totaliter Çin Yönetimi’nin on yıllardan beri Doğu Türkistan’da Çin Han nüfusunu arttırma çabasına ilaveten son dönemde Uygur Türklerine karşı zorla kısırlaştırma politikasını daha azgın hale getirdiğine dair ciddi ve güvenilir raporlar vardır. İktidarın, Doğu Türkistan’da yaşanan ağır, kitlesel insan hakları ihlallerine, toplama kamplarına, kısırlaştırma ve Stalinvari nüfus kaydırma politikalarına, kısacası zulme karşı tutumu dostlar alışverişte görsün tarzıdır. Bu konuda defalarca tekrarladığımız uyarılar dinlenmemektedir. İktidar, kulaklarımızı sağırlaştıran bir sessizlik içindedir. Keşke Türkiye’nin veya İslam Konferansı Teşkilatı’nın çabaları sonucunda Uygur Türklerinin koşulları düzeldi diyebilseydik. İktidarın bu ataleti ayıptır. Diğer bir acıklı sorun Filistin’dir, ilhak konusudur, sizleri bugün çok tuttum, bu konuyu başka bir sefer işleyeceğim. Ama, bu konunun da nedense İktidarın gündeminden kaydığı anlaşılmaktadır." dedi.
