Anka Haber Ajansı

İstanbul Ticaret Odası: İstanbul'da yıllık enflasyon yüzde 36,83

Mahreç: ANKA HABER
01.05.2026 15:51
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
İstanbul Ticaret Odası: İstanbul'da yıllık enflasyon yüzde 36,83

Bakırhan, Savaş Buldan anmasında konuştu: Faili meçhuller aydınlatılırsa gerçek bir barış olur

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Savaş Buldan anmasında yaptığı konuşmada, "Kürt halkının bu süreçten beklentileri faili meçhullerin aydınlatılmasıdır. Bunları yaparlarsa gerçek anlamda bir barış iradesinin olduğuna ve bu iradenin işlediğine Türkiye toplumu ancak karar verebilir" dedi.

03 Haziran 2026 19:42

Bakırhan, Savaş Buldan anmasında konuştu: Faili meçhuller aydınlatılırsa gerçek bir barış olur
Aa

(İSTANBUL) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Savaş Buldan anmasında yaptığı konuşmada, "Kürt halkının bu süreçten beklentileri faili meçhullerin aydınlatılmasıdır. Bunları yaparlarsa gerçek anlamda bir barış iradesinin olduğuna ve bu iradenin işlediğine Türkiye toplumu ancak karar verebilir" dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay'ın öldürülmelerinin 33'üncü yılında kabirleri başında düzenlenen anmaya katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şunları söyledi:

"BARIŞ SÜRECİ BU KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEKTİR, BU KATİLLERDEN NESAP SORMAKTIR"

"O kadar anmaya yapıyoruz ki altında ezilmemek elde değil. Üç arkadaşımızın tek bir suçu vardı, o da Kürt olmaktı. Bu ülkede Kürt olmanın faturası çok büyük. Savaş, Hacı, Adnan Kürt oldukları için katledildi ama en önemlisi de Kürt olduklarını kabul ettikleri için katledildi. Onlar kimliklerine sahip çıktıkları için Ankara’nın ve İstanbul’un karanlık dehlizlerinde katliam planları yapıldı. Onlar gibi binlerce yoldaşımız da Kürt oldukları için faili meçhul cinayetlere kurban gittiler. Pervin Başkan söyledi. Vallahi biz katilleri de iyi tanıyoruz, o karanlık dehlizlerde katliam emirlerini verenleri de iyi tanıyoruz. Ama bu devlete, bu devletin adaletine de artık yeter diyoruz. 32 yıl geçti ve katilleri artık gün yüzüne çıkarın, onlardan adalet karşısında hesap sorun ve ailelerinin bir nebze de olsa gönüllerini alın diyoruz.

Evet bir süreç var, adına barış süreci de diyebiliriz. Barış süreci Savaş’ı, Adnan’ı ve Hacı’yı unutmak değildir. Barış süreci, 33 yıl boşu boşuna Bolu Cezaevinde tuttukları Nevzat Öztürk’ü unutmak değildir. Aksine barış süreci bu katliamlarla yüzleşmektir, bu katillerden hesap sormaktır, bu katilleri yargının karşısına çıkarmaktır, bu karanlık sayfaları aydınlatmaktır. Eğer böyle olmayacaksa gerçek anlamda bir barış tesis ettik diyemeyiz. Barışın gerçek anlamda tesis edilebilmesi için devletin bu karanlık sayfaları aydınlatıp yüzleşmesi gerektiğini belirtiyoruz. Adalet Bakanı, Gülistan Doku’nun dosyasıyla başlamışken faili meçhul cinayetlerin bulunduğu dosyaları da artık açığa çıkarmalı ve bunların da faillerini aydınlatmalıdır.

Söz olsun Savaş’a, Adnan’a ve Hacı’ya, faili meçhul cinayete giden binlerce insana. Faillerinin bir gün mutlaka açığa çıkarılacağının ve gerçek bir yargılanmayla bu süreci kapatacağımızın sözünü veriyoruz. Olan oldu, biten bitti; ölen öldüğüyle kalsın, cezaevinde kalan cezaevinde çektikleriyle kalsın, biz de barışalım. Böyle bir barış olmaz. Onun için iktidara, yürütmeye ve Adalet Bakanına büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Kürt halkının bu süreçten beklentileri faili meçhullerin aydınlatılmasıdır. Bunları yaparlarsa gerçek anlamda bir barış iradesinin olduğuna ve bu iradenin işlediğine Türkiye toplumu ancak karar verebilir. Bir daha bu ve benzeri katliamların, faili meçhul cinayetlerin yaşanmaması için; “Kürt’üm” dedikleri için bir daha insanların katledilmediği demokratik bir Türkiye için hep birlikte daha fazla mücadele edeceğiz. İnsanlarımızın ağlamadığı, tutuklanmadığı; çocukların, babaların, annelerin ve kardeşlerinin katledilmediği bir Türkiye mücadelesini hep birlikte başarıya ulaştıracağımızın sözünü veriyoruz."

PERVİN BULDAN: KATİLLERİ KORUYAN BİR DEVLET VAR KARŞIMIZDA

Savaş Buldan'ın eşi ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, ise şu ifadeleri kullandı:

"Öncelikle bugün bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkür ediyorum. 3 Haziran 1994. 32 yıl bitti, 33. yıla girdik. Üç güzel insan; Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay katledildi. Kurşuna dizildiler, işkence yapıldı bedenlerine. Vücutlarına kurşunlar sıkıldı ama bize o gün üç şey bıraktılar. Birincisi, Zelal geldi dünyaya. İkincisi, bir poşet içerisinde kanlı elbiseler elimize verildi. Üçüncüsü ise onurlu bir miras. Onurlu bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten insanların mirası kaldı bize. Yargılama yapılmadı, soruşturma yapılmadı. Hiçbir katil cezalandırılmadı. “Kurşunu atan da kurşunu yiyen de benim için kahramandır” diyen Tansu Çiller yargılanmadı. “Tuğlayı çekersem altında kalırız” diyen Mehmet Ağar yargılanmadı. Göstermelik birkaç mahkeme ve duruşmada da bu cinayeti işleyen katiller hiçbir zaman gereken cezayı almadı; aksine korundular, kahraman ilan edildiler. Cinayetler işlemeye devam ettiler bu coğrafyada.

Sadece bu üç insandan bahsetmiyoruz elbette. Binlerce faili belli, faili devlet tarafından korunan, aklanan, kahraman ilan edilen cinayet var. Katilleri koruyan bir devlet var karşımızda. Şimdi Adalet Bakanlığı bünyesinde açılan bir faili meçhul cinayetler birimi var. Elbette ki bu çok önemli ve kıymetli. Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş cinayetlerinin aydınlanmasını ne kadar istiyorsak geçmişte işlenen cinayetlerin aydınlatılmasının da bir o kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu birim elbette ki onların katillerini de araştırmalı. Çünkü devlet de devamlılık esastır. Geçmişte yaşanan cinayetleri de bu devletin aydınlığa kavuşturma gibi, hakikati açığa çıkarma gibi bir sorumluluğu vardır. O yüzden biz Adalet Bakanlığından böyle bir talepte de bulunuyoruz.

İçerisinde bulunduğumuz bir barış süreci var. Elbette ki bu onurlu bir barış olmalıdır, bizim Zelal’e bu barış seni de temsil ediyor diyebilmemiz için. Bizim Enes ve Helin’e sen de bu barışı içinde hissetmelisin diyebilmemiz için. Yıllardır babasının kemiklerini arayan Besna Tosun’a bu barış senin de barışındır diyebilmemiz için onurlu bir barış olmalıdır. Bizim bu barış için söz verdiğimiz yoldaşlarımız var bugün aramızda olmayan. Sırrı Süreyya Önder’e borcumuz ve sözümüz var. Onun gibi barış mücadelesi yürüten çok sayıda arkadaşımıza sözümüz var barışı bu ülkeye armağan etmek için. Bu ülkeye barışın ancak ve ancak bir hakikatleri araştırma ve yüzleşme komisyonunun kurulmasıyla geleceğinin bir kez daha altını çiziyorum."