ESRA ALUS
Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, “Son dönemde yaşanan kur, faiz ve enflasyon şoku ve belirsizliği ekonomiyi adeta felç etmiştir. Maceracı ekonomi politikaları Türkiye’yi bırakın orta gelir tuzağına düşürmeyi, fakir ülkeler ligine doğru hızla sürüklemektedir” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın katılımıyla partinin 119 maddeden oluşan ekonomi ve finans politikaları eylem planı açıklandı. DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, partisinin açıkladığı politikalara ilişkin bilgi verdi.
Çanakcı; ekonomi ve finans politikaları eylem planının, “ekonomi yönetiminin güçlendirilmesi, para politikası, maliye politikaları (bütçe ve vergi), finans politikaları, ihracat, yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi, iş gücü politikaları ve mesleki eğitim politikaları” başlıkları altında olduğunu belirtti.
“5 TANE CAN YAKICI SORUN VAR”
Çanakcı, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını şöyle özetledi:
“Beş tane can yakıcı sorunu var, Türkiye’nin şu anda ekonomi alanında. Birinci düşük büyüme: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi altında Türkiye’nin ortalama büyümesi, yüzde 3,5 civarına gerilemiştir. Türkiye’de yüzde 5’in altındaki büyümeleri resesyon olarak kabul edersek, bunun ne kadar önemli bir sorun haline geldiği açıktır. Yüzde 25 mertebesine çıkmış olan geniş, atıl işsizlik oranıdır. Üçüncüsü; Türkiye tekrar kronik, yüksek enflasyon sürecine girmiştir, üç haneli enflasyon ortamına geri dönmüştür. Bu da şu anda önümüzde duran en temel sorundur. Dördüncüsü; derin ve yaygınlaşan bir yoksulluk yaşıyoruz. Aşırı yoksulluk geri geldi. Bundan da önemlisi mutlak yoksulluk; 2 senede üç milyon 200 bin kişi arttı. Göreli yoksulluk yüzde 30’a yakın, maddi yoksulluk yüzde 25’e yakın. 23 milyon insanın maddi yoksulluk çektiği, 23 milyona yakın insanın göreli yoksul olduğu, 10 milyon 200 bin kişinin mutlak yoksul addedildiği bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu da önemli bir sorun. Beşincisi; Türkiye’nin sağlam mali yapıları, birer birer heba edilmiştir. Merkez Bankası rezervleri eksiye düşmüştür, bütçe tekrar borç ve faiz bütçesi haline gelmiştir, kredi notumuz tarihin en kötü seviyelerine gerilemiştir. Zaten son dönemde yaşanan kur, faiz ve enflasyon şoku ve belirsizliği ekonomiyi adeta felç etmiştir. Sonuç olarak biz bu son dönemde politikaların adını ‘maceracı ekonomi politikaları’ olarak koyuyoruz. Bu maceracı ekonomi politikaları Türkiye’yi bırakın orta gelir tuzağına düşürmeyi, fakir ülkeler ligine doğru hızla sürüklemektedir.”
Çanakçı, iktidarlarında hayata geçirmeyi planladıkları politikalar hakkında şu bilgileri verdi:
“STRATEJİ VE PLANLAMADAN SORUMLU YENİ KURUM KURULACAK: Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurum kuracağız. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılması büyük bir yanlış olmuştur. Aynı isimde olmasa bile, benzer fonksiyonları ifa edecek bir kuruma ihtiyacı var.
ÇOKLU MAAŞ UYGULAMASI KALDIRILACAK: Kamu görevlilerinin birden fazla yerden gelir elde etmesi, özellikle son dönemlerde kamu vicdanını derinden yaralayan bir olay. Bunun da ortadan kaldırılmasını ve bununla ilgili yasal altyapı hedefliyoruz.
SİYASİLER VE YAKINLARININ PARA HAREKETLERİ ÇOK DAHA YAKINDAN GÖZETİLMELİDİR: Türkiye, OECD Mali Eylem Gücü tarafından gri listeye alınmış durumda. Mali Eylem Gücü’nün uyum standartlarına tam uyum sağlama konusunda eksikliklerimiz var. Hiç uyumlu olmadığımız standartlardan bir tanesi. Siyasi nüfuz sahibi kişilerin ve yakınlarının transferleri ve mali işlemlerinin çok daha yakın gözetime tabi tutulmalıdır. DEVA Partisi iktidarında bu düzenlemeyi de hayata geçirerek tam uyum sağlamayı hedefliyoruz.
KAMU BANKALARINA LİMİT VE KRİTERLER GETİRİLECEK: Kamu bankaları kuruluş amaçlarıyla tutarlı olmayan kredilendirme faaliyetlerine girdiler. Bugün Halk Bankası esnafın, Ziraat Bankası çiftçinin bankası değil. Medyadan, çok değişik sektörlere kadar kredilendirme var. Kamu bankalarına hem sektör hem de konsantrasyon riskleriyle ilgili limit ve kriterler getirmeyi öngörüyoruz. Kamu bankalarının sektör içinde rekabeti bozmamalarını sağlayacağız. Kamunun kontrol ettiği büyük şirket ve bankaların yüzde 25 oranından az olmamak üzere halka açılmasını hedefliyoruz.”