Anka Haber

CHP’nin “İkinci Yüzyıl” programı Balıkesir’de anlatıldı: “Bu programı halk yazdı"

Mahreç: Anka Haber
08.02.2026 19:12
Güncelleme: 03.06.2026 16:42

Orhan Sarıbal: "Tarım dolarla besleniyor, enflasyonla sulanıyor"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, yaz ayıyla birlikte üretimin başladığını ancak çiftçinin de halkın da iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle cezalandırıldığını ifade ederek, "Tarımın bütün girdileri dolarla sağlanıyor; biz buna dolarla besleme, enflasyonla sulama diyoruz. Bugün yaşadığımız bütün sorunların temel kaynağı iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi ve tarım politikalarıdır" dedi.

27 Haziran 2026 15:11

Güncelleme: 27 Haziran 2026 15:13

Aa

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, yaz ayıyla birlikte üretimin başladığını ancak çiftçinin de halkın da iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle cezalandırıldığını ifade ederek, "Tarımın bütün girdileri dolarla sağlanıyor; biz buna dolarla besleme, enflasyonla sulama diyoruz. Bugün yaşadığımız bütün sorunların temel kaynağı iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi ve tarım politikalarıdır" dedi.

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda politikalarına ilişkin yaptığı açıklamada gıda güvenliği, gıda güvencesi ve gıda egemenliği vurgusu yaparak, "Tarımın bütün girdileri dolarla sağlanıyor; biz buna dolarla besleme, enflasyonla sulama diyoruz" dedi. Sarıbal, yaz ayıyla birlikte üretimin başladığını ancak çiftçinin de halkın da iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle cezalandırıldığını kaydederek, şunları söyledi:

"Tarım bu ülkenin en temel stratejik alanlarından biri. İktidar yetkilileri her defasında şu cümleleri kullanırlar, 'Tarım stratejiktir. Tarım bir milli güvenlik meselesidir' derler. Söylemde iyidir. Ama iş tarımın çiftçi boyutuna geldiğinde ve halkın gıda boyutuna geldiğinde gerçek böyle değildir. Mazot yüzde 55'in üzerinde artmış. Gübre yüzde 50 ile yüzde 100'e varan bir artış göstermekte ama iktidar Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla buğdayda sadece yüzde 22'lik bir artış, arpada sadece yüzde 15'lik bir artış ortaya koymaktadır. Enflasyon yüzde 35 civarında ki bu enflasyon TÜİK'in gece gündüz uğraşarak gerçekleri saptırarak Goebbels yöntemleriyle ortaya koyduğu bir rapor ve sonuç, öbür taraftan tarımsal girdi fiyatları yüzde 40 oranında artmışken elektrik, su ve diğer bütün girdiler çok yüksek oranda artmışken çiftçinin ürettiği ürün maalesef cezalandırılıyor.

"HALKIMIZ DENGELİ, YETERLİ, SAĞLIKLI BESLENEMİYOR"

Şu anda çiftçimiz 500 kilogramın üzerinde bir dekardan verim alan çiftçimiz ancak belki kendini kurtarabilir ama 500 kilonun altında verim alan çiftçimiz tamamen zarar etmektedir. Ve bugün Kızıltepe'de, Mardin'de buğday hasadının, arpa hasadının yapıldığı yerde ne yazık ki buğday Toprak Mahsuller Ofisi tarafından 16,5 lira kilogram açıklanmıştı ama bugün orada fiyat 14 lira civarında hatta 12-13 lira bile buğday fiyatının olduğunu duyuyoruz.

Yine aynı şekilde şekilde 14,5 lira civarında açıklanan arpa fiyatları bugün ne yazık ki Kızıltepe'de 11-12 lira kilogramı satılmakta. Bu açıkça iktidarın ortaya koyduğu tarım politikasının ve özellikle stratejik ürün olarak algıladığımız ve bildiğimiz buğday ve arpanın adeta cezalandırılmasıdır. Oysa çiftçimiz buğday için tohum aldı. Mazot, gübre kullandı. İşçilik yaptı. Diğer mekanizasyonları kullandı. Biçer döver kullandı. Ve ne yazık ki şu anda zarar etmektedir. Oysa bu ülkenin en önemli, 86 milyon insanın en önemli gıda ürünü ekmek. Dünyada birinciyiz. Neyde birinciyiz? En çok ekmek tüketen ülke olduğumuz için birinciyiz. Kişi başına 200 kilogram civarında ne yazık ki ekmek tüketen dünyada tek ülkeyiz. Bu şu demektir, halkımız dengeli, yeterli, sağlıklı beslenemiyor. Ne yapıyor? Halkımız karnını doyuruyor. Bunu bile yaparken buğdayın fiyatı, kilogramı 13, 14, 15 lira seviyesinde ne yazık ki bir ekmek 17,5 lira. Bir kilo undan dört beş ekmek civarında ekmek çıkmakta. Bir ekmek 17,5 lira, buğday 14-15 lira kilogramı. Geldiğimiz gerçek bu.

"AKLIMIZLA ALAY EDEN, ÇİFTÇİYİ CEZALANDIRAN BİR YAPIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Ne yazık ki arpa 12, 13 lira ama dört kilo arpadan bir kilogram canlı ağırlık elde eder çiftçilerimiz çok iyi bilir ne yazık ki arpanın fiyatıyla canlı hayvanın fiyatı arasında neresinden bakarsanız bakın 10 kat fiyat farkı var. Bugün en ucuz karkas fiyatı canlı hayvan fiyatı 350 lira ile 450-500 liraya kadar çıkmıştır. Ama dört kilo arpayı üst üste koyduğunuzda 15 liradan olsa 60 lira yapar. Yani adeta aklımızla alay eden, çiftçiyi cezalandıran bir yapıyla karşı karşıyayız.

Peki ya tüketici? Ekmek fiyatını verdim. Geçen yıl büyük bir don felaketi olmuştu. Daha doğrusu doğal olan don olayının yaratmış olduğu muhteşem bir sıkıntı vardı. Ürün yoktu. Özellikle meyve üreticileri Marmara'da, Ege'de, Akdeniz'de, Doğu Anadolu'da, Güney Anadolu'da perişan olmuşlardı. Peki bu yıl üretim çok güzel, verim çok yüksek ama tarlada şeftali 15 lira, en ucuz pazarda 60 lira. Tam dört kat. Çiftçi zarar ediyor, tüketici de maalesef zarar ediyor. Yani kısaca yaz geldi, üretim başladı hem çiftçi büyük bir zarar içerisinde hem de halkımız dengeli, sağlıklı, yeterli gıdaya ulaşamıyor. Oysa gıda haktır dedik. Nedir mesele? Halkın gıda güvencesini, halkın gıda güvenliğini almak zorundadır. Kim? Devlet. Bu devleti yöneten kim? Hükümet. Hükümet halkın gıda güvenliğini ve güvencesini sağlamak zorundadır. Hatta hem gıda güvenliğini, hem gıda güvencesini ama aynı zamanda da gıda egemenliğini sağlamak zorundadır. Çünkü Türkiye'nin dört mevsimi yedi bölgesiyle birçok üründe özellikle stratejik ürünlerde gıda egemenliğini sağlayabilecek koşulları vardır. Ama uluslararası ticaret, uluslararası şirketler ve yerli şirketler ve piyasa, rant, kar, rekabet, verimlilik sarmalık ki sömürünün temel özne cümleleridir, kelimeleridir. Bununla maalesef tarım sektörünü piyasaya teslim etmiştir.

"İŞİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE MEHMEK ŞİMŞEK EKONOMİSİNE BIRAKIRSANIZ..."

Bir, çiftçinin üretim maliyetleri sahici bir şekilde hesaplanmalı, çiftçinin insanca yaşam olanaklarının maliyeti hesaplanmalı ve bir taban fiyat belirlenmeli. O taban fiyatı Toprak Mahsuller Ofisi de aynı kullanmalı, özel sektör de aynı fiyattan almalı. Bunun güvencesi kimdir? Elbette iktidardır, devlettir. Çünkü eğer özel sektöre bırakırsanız özel sektörün amacı bellidir, daha fazla kar etmek. Daha fazla kar etmek için ne yapacaktır? Daha ucuz ürün almak gibi bir talebi olacaktır. Bu dengeyi kim kuracaktır? İktidar tarım, ekonomi politikalarıyla kuracaktır. Ama işi siz Recep Tayyip Erdoğan ve Mehmet Şimşek ekonomisine bırakırsanız birileri ezilecektir, birileri de bir eli yağda bir eli balda yaşayacaktır. Ama bu sistem hem çiftçiyi zarara uğratan, ezen ve üretimi sürdürülebilir hale getirmeyen bir sistemdir hem de tüketiciyi az gelir üzerinden adeta dengeli ve yeterli beslenmeye değil sadece ekmek tüketen, çay içen, karnını doyuran bir topluma dönüştürmek durumunda kalacaktır ki durum bugün budur. İkincisi; halkın gerçekten iyi bir gelire sahip olması lazım. Çünkü bu sarmalın temel iki tarafı var. Bir; üretim ve üretim maliyetleri iki; bu üretim ve üretim maliyetleri karşısında üretilen ürünü alacak olan kişi içinin geliri. Yani halkın yeterli bir gelire sahip olması lazım. Emeklinin 20 bin lira aldığı, emekçinin açlık sınırı altında asgari ücret aldığı bir toplumda siz dengeli ve yeterli beslenmeyi sağlayamazsınız.

"SORUNLARIN KAYNAĞI YANLIŞ EKONOMİ VE TARIM POLİTİKALARIDIR"

Öbür taraftan da çiftçi zarar ettiği için yeterli üretime gitmez. Yeterli üretim yoksa ne yazık ki enflasyon da ve diğer maliyetler de elbette fazla olacaktır. Üç; meralarımız ıslah edilmeli ve çiftçi hayvansat üretimini meralara dayalı bir şekilde hayata geçirmek zorundadır. Yem fiyatları, dolara bağlıdır, yurt dışına bağlıdır. Yem bitkisine yeterli destek verilmeli, yeterli üretim yapılmalı ve yem fiyatlarının ve yem üretim biçiminin dışa bağımlı olmasından kurtulmalıdır. Elbette gümrükler yerli üretimi köstekleyen, zarar ettiren iktidarın ucuz gıda üzerinden çiftçiyi yok etme politikası üzerinden değil üretimimizi, çiftçimizi koruyan bir sistemle devrede tutulmalıdır. Ve elbette en önemlisi başta girdiler olmak üzere mazot, gübre, tohum, ilaç, su bütün bu girdiler sahici bir şekilde desteklenmelidir. Eğer siz ülke bütçesi, merkezi bütçe açısından bir avuç sermayedere 3 trilyon TL ödüyorsanız 2 milyon 100 bin çiftçi insana sadece 168 milyar destek veriyorsanız olmaz. Orada siz tarımı destekleyemezsiniz. Siz orada tarımı yok edersiniz. Demek ki sorun parada değil. 18 trilyon üzerinde bütçesi olan bir ülkenin faize 3 trilyon ödeyip 2,7 trilyon bütçe açığı yapıp bunlara razı olup çiftçiye sadece '168 milyar vereceğim' deme anlayışını hiç kimseye anlatamazsınız. Girdiler desteklenmeli, halkın yeterli bir gelire sahip olması gerekir. Kısaca bugün yaşadığımız bütün sorunların temel kaynağı iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi ve tarım politikalarıdır."