Türkiye'deki hastanelerde test kitinin yetersiz olduğuna yönelik iddiaları hatırlatan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, ülkede test kiti üretiminin tek bir firmaya ihale edildiğine dikkat çekti. Firmanın önce Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.'den sonra da Devlet Malzeme Ofisi'nden kit ihalesini kazandığına vurgu yapan CHP'li Emir, "Bu testi üretebilecek birden fazla firması var ve ürün, kaynak çeşitliliğinin olması hem fiyatın düşük olması hem de sayıların erişilebilir, ulaşılabilir olması bakımından çok değerli. Dolayısıyla bir firmada ısrar edilmesi doğru değil" dedi.
Murat Emir, Türkiye'nin koronavirüsle mücadelede geldiği aşamayla ilgili ANKA'ya değerlendirmede bulundu. Koronavirüs testlerini yeterli sayıda yapılamadığını belirten Emir, temaslı kişilere bile test uygulanmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Bakanlığı aslında test sayısının kısıtlanma gayretinin bir sonucu. Bunu vaka sayıları daha düşük görünsün diye yapıyorlar. Diğer bir sebebi de aslında yeteri kadar test sayısının olmamasıdır. Biz test sayısının sinyal verdiğini biliyoruz. Bakanlığın tedariki konusunda kulağımıza geliyor. Şimdiden uyarıyoruz. Testlerin olması gerektiği seviyede alımlarının yapılması, gerekiyorsa birkaç firmadan bunun temin edilmesi, üretim olanaklarının genişletilmesi çok değerli. Böyle giderse testsiz kalma veya çok daha sınırlı sayıda test yapma dolayısıyla da bu hastalıkla mücadele edememe riskiyle karşı karşıya kalacağız gibi görünüyor.”
'KONTROL TESTİNİN MUTLAKA YAPILMASI LAZIM'
"Test yapmama çabasından kaynaklanıyor. Kontrol testinin mutlaka yapılması lazım. Bakanlığın, test yapma konusundaki bu algoritması doğru bulmuyoruz. Şu anda 60 binler seviyesinde giden bir test sayısı var. Geçen aylara göre iyi bir seviye. Bunun 80 bin, 100 bin olmaması için bir sebep yok."
'TEK FİRMAYA VERİLDİ'
Son zamanlarda yaşanan test kiti sıkıntılarına da değinen Emir, salgının ilk ortaya çıktığında Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kit üretimini tek bir firmaya verdiğini, daha sonra ihale yapma yetkisinin Devlet Malzeme Ofisi'ne geçmesine rağmen yine ihaleyi o firmanın aldığına dikkat çekerek, şunları vurguladı:
"Özellikle pandeminin ilk başlarında USHAŞ üzerinden alım yapılırken sadece bir firma üzerinde ısrar edildi. Başka firmalar olmasına rağmen o firmada neden ısrar edildiğini, başka firmalar olmasına rağmen ve o firmaların da dünya standartlarında ve ihraç edilebilir seviyede ürettiklerini biliyor olmamıza rağmen niye alındığını defalarca sormuştuk ama doyurucu bir cevap alamamıştık. Daha sonra DMO üzerinde ihale yapıldı ve yine aynı firma kazandı ama en azından diğer firmalar ihaleye girebildiler. Bir ihale süreci sonunda alındı. Türkiye’nin bu testi üretebilecek birden fazla firması var ve ürün, kaynak çeşitliliğinin olması hem fiyatın düşük olması hem de sayıların erişilebilir, ulaşılabilir olması bakımından çok değerli. Dolayısıyla bir firmada ısrar edilmesi doğru değil."
Sağlık çalışanlarının artan vakalar nedeniyle uzun saatler çalışmaktan tükenme noktasına geldiğini kaydeden Emir, sağlıkçıların yaşadığı durumu "Tükenmişlik sendromu" diye nitelendirerek, şunları belirtti:
"Yetişmek zorunda kalıyorlar fakat çoğu zaman yetişemiyorlar. Vatandaşlar evlerinde ilaç, oksijen bekler durumdalar. Tabi burada bir hazırlıksız olduğu görülüyor. Salgının, beklenenin çok ötesinde yayıldığı da bir gerçek. Dolayısıyla şu ana kadar iş sağlık personelinin özverisiyle yürütülmüş gibi görülse de tıkanma noktasına gelmiş olduğunu biliyoruz. Bu konuda da acil önlemlerin alınması şart."
'BAKANLIĞIN AŞI ÇALIŞMALARINA İZİN VERMEMESİ ANAYASA'YA AYKIRI'
Sağlık Bakanlığı'nın koronavirüs aşısıyla ilgili sınırlı sayıdaki çalışmaya izin vermesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu söyleyen Emir, Bakanlığı bu tutumuyla koronavirüsle mücadelede inandırıcılığını yitirmeye başladığını belirterek, şunları ekledi:
"Bilimsel çalışma yapacak bilim insanları için olağan prosedürler vardır. Etik kurullara başvurular yapılır, çalışma projelendirilir, izin alındıktan sonra da bilimsel çalışma başlar. Şimdi koronavirüs ile ilgili ek bir önlem getiriyorlar. ‘Önceden bize soracaksınız, bizim iznimizle çalışacaksınız’ diyorlar. Bu hem Anayasamıza aykırı olduğu gibi hem de koronavirüs ile mücadelede önemli aksamaya sebep oluyor. Bakanlığın, özellikle süreci şeffaf yürütmemesi sonucunda, Türkiye’nin gerçekleri, rakamları konusunda dünya çapındaki inandırıcılığımızı zedeleyen bir şey. İnandırıcılığı olmayan bir mücadelenin başarılı olması mümkün değil."
"Hem Türkiye’de hem dünyada, Türkiye’nin rakamlarının, gerçeklerinin, tedavilerinin, tedavi sonuçlarının mutlaka şeffaf, bilimsel, bağımsız bilim insanlarınca çalışılması, paylaşılması bu mücadelenin en temel noktalarından birisi. Dolayısıyla Türk Toraks Derneği’ne izin verilmemiş olması hem bilimsel çalışmaya hem de koronavirüsle mücadelesine bir darbe anlamı taşıyor."