Anka Haber

Beylikdüzü 23 Nisan Çocuk Şenliği devam ediyor

Mahreç: BULTEN
24.04.2026 11:51
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
Beylikdüzü 23 Nisan Çocuk Şenliği devam ediyor

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Bursa’da eylem: Para babalarının işi görülsün diye gözaltına alındık

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara’da başlattığı eylemlere destek için Bursa’da bir araya gelen eğitimciler, öğretmenlere yönelik gözaltıları protesto etti. Basın açıklamasında konuşan Koray Aslan, “Özel sektördeki eğitim kurumlarını kontrol eden para babalarının işi görülsün, devranı yürüsün diye gözaltına alındık” dedi.

16 Haziran 2026 23:13

Aa

Haber: Zehra Değirmenci / Kamera: Sibel Kahraman

(BURSA) - Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara’da başlattığı eylemlere destek için Bursa’da bir araya gelen eğitimciler, öğretmenlere yönelik gözaltıları protesto etti. Basın açıklamasında konuşan Koray Aslan, “Özel sektördeki eğitim kurumlarını kontrol eden para babalarının işi görülsün, devranı yürüsün diye gözaltına alındık” dedi.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, öğretmenlere verilen sözlerin tutulması talebiyle başlatılan eylem kapsamında, açlık grevine başlamıştı. Ankara’da eylem yapan öğretmenler polisin müdahalesi sonrası gözaltına alınıp serbest bırakılırken, iki gündür konakladıkları otelde abluka altına alındılar. Öğretmenlere yönelik müdahaleye ve gözaltılara karşı bugün Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Fomara Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Eğitim Sen ve Eğitim İş üyesi öğretmenler de destek verdi. Basın açıklamasının ardından öğretmenler meydanda oturma eylemi yaptı.

“ÖZEL SEKTÖRDEKİ EĞİTİM KURUMLARINI KONTROL EDEN PARA BABALARININ İŞİ GÖRÜLSÜN DİYE GÖZALTINA ALINDIK”

Açıklamada Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası adına konuşan Koray Aslan, şunları söyledi:

“Sendikamız Ankara'ya çağrı yaptı. Kurtuluş Parkı'nda toplanıp özel sektördeki öğretmenlerin yaşadıklarını ve mülakatlardan mağdur olan öğretmen arkadaşlarımızın sorunlarının çözümünü Meclis’e, Bakanlığa taşımak için bir buluşma yaptık. Saldırıya uğradık. Kırktan fazla arkadaşımız baskıyla, zorla, işkenceyle gözaltına alındı. Direnmeye başladık, gözaltından çıktıktan sonra yine buluştuk. O günün akşamında açıklamamızı yaptık. Ertesi gün yine Kurtuluş Parkı'na gitmek istedik. Çünkü bir eylem süreci başlatmak zorundaydık. Özel sektör öğretmenlerinin ve mülakat mağduru öğretmenlerin yüz binlerce öğretmenden bahsediyoruz, başka bir yolu, çaresi kalmadı. Dolayısıyla devam etmek zorundaydık. Ailelerimiz yanımızda annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz yanımızda. Park buluşmamıza gelmek için kaldıkları otelden çıkarılmadılar. Otel kuşatıldı. Otelin çıkışına izin verilmedi. Parktaki diğer sendika üyelerimiz yine gözaltına alındı. Desteğe gelen eğitim sendikalarının yöneticileri, başkanları ters kelepçeyle gözaltına alındı. Niye? Özel sektördeki eğitim kurumlarını kontrol eden para babalarının işi görülsün, devranı yürüsün diye. Başka hiçbir açıklaması yok arkadaşlar.

“MÜLAKAT KALDIRILACAK DEDİLER, SONUÇ ORTADA”

Özel sektörde yüz binlerce öğretmen asgari ücret koşullarında, bazı yerlerde asgari ücretin altında haftalık elli saat derse girerek çalışıyor. Anlattığımız bir Türkiye tablosudur. Anlattığımız yüz binlerce öğretmenin yaşadığı kaskatı gerçektir. Mülakat mağduriyeti kaskatı gerçektir. Cumhurbaşkanı mülakatı kaldıracağız dedi. Önceki Milli Eğitim Bakanı kaldıracağız dedi. Yusuf Tekin öyle bir mülakat yapacağız ki herkesin kafası rahat olacak dedi. Sonuç ortada. On binlerce mağdur var.

“DİRENİŞ SÜRECEK”

Mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektör öğretmenleri güçlerimizi birleştirdik. Eğer bize reva görülen patronların insafına bırakılmaksa, geçinemediğimizi, yaşayamadığımızı gören ailelerimizin yerde sürüklenmesi ise, karga tulumba işkenceyle gözaltıysa iki gündür açlık grevindeyiz. Yemiyoruz, içmiyoruz, Ankara'da taleplerimiz karşılanana kadar, Ankara ve bütün iller artık bu sorunun duyulduğu, konuşulduğu ve çözüldüğü yerler olana kadar bu direniş sürecek. Biz Öğretmen Sendikası olarak Ankara'da direnmeye alışkınız. Ankara'da 2024 yılında taban maaş hakkımız için günlerce direnmiştik. Nöbet tutmuştuk. Ve bu direnişimiz sonucunda bazı sonuçlara varmıştık. Bakanlığın etkili bürokratları, Meclis’teki pek çok milletvekili bunun çok büyük bir ihlal olduğunu, özel sektör eğitim emekçilerinin taban maaş hakkının karşılanması gerektiğiyle ilgili kayıtlara geçen, resmi evraklara geçen sözler verdiler, tutulmadı. Devamında 2025 yazında yine Ankara'daydık. Yine bakanlığın önemli etkili bürokratlarıyla görüştük. İstediğimiz tek bir şeydi. Yasalaşsın ve yasalaşması için bir masa kurulsun. Çalışma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, özel sektör öğretmenlerinin temsilcileri bir masa etrafında bu sorun çözülsün. Bundan daha demokratik, bundan daha fazla halkın sorununu bakanlığa taşıyan nasıl bir süreç olabilir? Bunun amacı bütün özel sektörü taşere eden ve domine eden, her yere kursları, özel okulları büyük bir kârlılıkla sokan ve hepimize "kâr etmiyoruz" yalanıyla oyalamaya çalışan özel sektör baronlarıdır. Bizim başka bir yolumuz yok. Biz haftada kırk elli saatlere varan çalışma düzeninde asgari ücretle yaşamak istemiyoruz. Biz her yazı en az iki ay maaşsız, işsiz ve sigortasız geçirmek istemiyoruz. Biz öğretmenlik mesleğinin bu kadar ayaklar altına alındığı, bu kadar onursuzlaştırıldığı bir eğitim düzenini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz ve direnmeye devam edeceğiz.

TABAN MAAŞIN YASALAŞMASI İÇİN ACİL TOPLANMA ÇAĞRISI

İki somut talebimiz var. Geçtiğimiz yaz uzlaşmaya vardığımız, kayıtlara geçen Çalışma Bakanlığı temsilcileri, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Öğretmen Sendikası temsilcileri ve özel sektör eğitim temsilcilerinin hep birlikte bir masa etrafında taban maaşın yasalaşması için toplanmasını ivedilikle talep ediyoruz. Bu sıradan bir talep değildir. Bizim Ankara'da olmamızın sebebidir. Ankara'daki ikinci gününü bitirdiğimiz açlık grevinin sebebidir. Ve bu talep karşılanana kadar açlık grevimiz de, eylemlerimiz de, direnişimiz de bitmeyecektir. İkinci talebimiz ise mülakat mağduriyeti yaşayan öğretmen arkadaşlarımıza verilen ve yine kayıtlara geçen sözlerin tutulması için meclise yasa teklifinin gelmesi ve bu mağduriyetin hızla giderilmesidir. Yani yasanın meclisten geçmesidir. Bu iki somut ve öğretmenler için yakıcı talep etrafında bir direniş sürecinin içerisindeyiz. Öğretmen Sendikası bir adım geri atmayacak. Bu, yüz binlerce eğitim emekçisinin yaşam kavgasıdır, onur kavgasıdır, ülke kavgasıdır, eğitim kavgasıdır.”

“BU FAŞİZMİ KABUL ETMİYORUZ”

Eylemde destek vermek için gelen Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona şu ifadeleri kullandı:

“Dün Ankara'da geleceği aydınlatmak için çaba harcayan öğretmenlerin yaka paça gözaltına alındığı, biber gazıyla müdahale edildiği, seyahat özgürlüklerinin kısıtlandığı, demokratik haklarının engellendiği bir baskı sürecini maalesef hep birlikte yaşadık. Konakladıkları otelden Güvenpark'taki arkadaşlarına gitmek isteyen meslektaşlarımız barikatla engellendi. Güvenpark'ta arkadaşlarını bekleyen ve haklı taleplerini dile getiren öğretmenler, "İnsanca yaşamak istiyoruz, onurlu bir çalışma hayatı istiyoruz, güvenceli bir iş istiyoruz, artık müteahhitlerin eğitim sattığı bir ülkede tüm karlarını öğretmenin alın teri üzerinden sağlayan bu sermayenin düzeninde yaşamak istemiyoruz” dedikleri için gözaltına alındı. Onlara destek için alanda bulunan sendikaların yöneticileri insanlık dışı muameleyle yere yatırılarak ters kelepçeyle gözaltına alınmaya çalışıldı. Bu faşizmi asla kabul etmiyoruz."

“MİLLİ EĞİTİM BAKANI PATRONLARIN YANINDA”

Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem ise şunları söyledi:

“Öğretmen Sendikası'ndan arkadaşlarımızın çok temel ve net bir talebi var. Taban maaş istiyorlar. Bu maaş devlet bütçesinden karşılanmayacak. Bunu özel okul patronları karşılayacak. Milli Eğitim Bakanı bunu imzalamamakta niye bu kadar çırpınıyor? Verdiği sözü tutmamakta niye direniyor? Çünkü patronların yanında, eğitim emekçilerinin yanında değil.”