Anka Haber

BAYRAMİÇ BELEDİYE BAŞKANI UYGUN'DAN ODUNPAZARI BELEDİYE BAŞKANI KURT'A ZİYARET

Mahreç: Anka Haber
11.03.2021 13:21
Güncelleme: 01.06.2026 23:17
BAYRAMİÇ BELEDİYE BAŞKANI UYGUN'DAN ODUNPAZARI BELEDİYE BAŞKANI KURT'A ZİYARET

Nacho Sanchez Amor: Türkiye'deki çoğulcu demokrasiyi koruyamıyoruz

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, "Akademik analizlerde Türkiye otoriter bir devlet olarak ele alınmaya başlıyor. Bence bu, AB olarak bizim de hatamızın bir parçasıdır, çünkü Türkiye'deki çoğulcu demokrasiyi koruyamıyoruz. Bu, telafisi on yıllar sürecek bir başarısızlıktır" dedi.

17 Haziran 2026 21:33

Güncelleme: 17 Haziran 2026 21:35

Aa

(ANKARA) - Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, "Akademik analizlerde Türkiye otoriter bir devlet olarak ele alınmaya başlıyor. Bence bu, AB olarak bizim de hatamızın bir parçasıdır, çünkü Türkiye'deki çoğulcu demokrasiyi koruyamıyoruz. Bu, telafisi on yıllar sürecek bir başarısızlıktır" dedi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Strazburg'daki Parlamento oturumunda bugün kabul edilen Türkiye Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Amor düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye raportörü olmak çok sinir bozucu çünkü uzun yıllardır iyi haberler alamadık ve ne yazık ki rapor, standartlardaki gerilemeyi ve dolayısıyla katılım sürecinin imkansızlığını tekrar etmek zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.

Önde gelen muhalefet aktörlerinden Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinin yeniden başlatılması için AB'nin düşünmesi yönünde talepler aldığını aktaran Amor, "İmamoğlu'ndan, Demirtaş'tan ve Özgür Özel'den bahsediyorum. Katılım sürecini yeniden başlatmak için nesnel koşullar yoktur. AB, Türkiye ile bir komşu ve ortak olarak nasıl başa çıkılacağına dair bir yol bulmak zorunda" dedi.

"CHP'NİN DURUMU ENDİŞE VERİCİ"

Amor, şöyle konuştu:

"Rapordan vurgulamak istediğim diğer bir bölüm ise Komisyon'un sessizliğine veya zayıf açıklamalarına yönelik sert eleştirilerdir. Bu her açıdan çok zarar verici. Bence buna gerek yok. Türk muhataplarımızın zekasını hiçe saymak, aramızdaki farklılıkların nerede olduğunu çok iyi bildiklerini görmezden gelmek ve sonra da iç meseleleri gizlemek, ilişkilerimizin gidişatında Komisyonun dış ilişkilerinden kaynaklanan büyük bir başarısızlıktır. Bu bir çifte standarttır. Sırp sivil toplumunu, Avrupa yanlısı Sırp sivil toplumunu, Gürcistan sivil toplumunu açıkça koruyoruz ama neden Türk sivil toplumunu korumuyoruz? Bu da yine bir çifte standarttır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta. Türkiye'deki Avrupa yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz. Kendilerini terk edilmiş hissediyorlar.

Öte yandan, CHP'nin durumu çok endişe verici. CHP, son seçimlerin galibi olan ana muhalefet partisidir ve itinayla tasfiye edilmiştir, şu anda tasfiye sürecindedir. Bu, Türkiye'deki çoğulculuk için büyük bir kayıptır. Ve şimdi akademik analizlerde Türkiye otoriter bir devlet olarak ele alınmaya başlıyor. Bence bu, AB olarak bizim de hatamızın bir parçasıdır, çünkü Türkiye'deki çoğulcu demokrasiyi koruyamıyoruz. Bu, telafisi on yıllar sürecek bir başarısızlıktır."

"KATILIM SÜRECİ DONMUŞ DURUMDA"

Amor, diğer mevkidaşlarının da desteklediği görüşünün, Türkiye'deki demokratik standartlarda hiçbir ilerleme olmadığı, katılım sürecinde hiçbir şey yapılmadığı yönünde olduğunu söyleyerek, "Katılım süreci donmuş durumda. Ancak Türkiye ile komşu ve ortak olarak nasıl başa çıkacağımız konusunda bir yol bulmalıyız" diye konuştu.

Son yıllarda Gümrük Birliği müzakerelerinin yeniden başlatılmasını savunduklarını dile getiren Amor, "Her ne kadar sürecin sonunda bir tür demokratik koşulluluk görmek istesek de, çünkü parlamentonun gerçek bir demokratik ilerleme olmadan Gümrük Birliği'nde herhangi bir düzenlemeyi kabul etmeyeceğinden eminim, en azından katılım süreci hakkında konuşmaya başlanmalıdır" ifadelerini kullandı.

"ALTI KRİTER İÇİN ADIM ATMAYA BAŞLIYORLAR"

Amor, vize konusunda bazı kolaylıkları hayata geçirdiklerini kaydederek, "Ancak tam anlamıyla vize serbestisi Türk hükümetinin elinde ve görünüşe göre altı kriteri yerine getirmek için gerekli adımları atmaya başlıyorlar" dedi.

Türkiye-Ermenistan ilişkilerine değinen Amor, "Bu etkileşimin sonrasında temasları yeniden başlatmak ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki katı sınırı ortadan kaldırmak için bir fırsat penceresi olmasını umuyoruz. Ayrıca, Komisyon Türkiye'ye SEPA bankacılık ödeme sistemi ve yurt dışı dolaşım hizmetini teklif etti" şeklinde konuştu.

"AB HALA BİR DEMOKRASİ KULÜBÜ"

Amor, "Türkiye ile ilişkilerimizi kesmedik, ancak kamuoyundan istediğim şey, AB üyesi olmanın demokrasiyle ilgili olduğudur. Üyelik demokrasiyle ilgilidir, ortaklık ise çıkarlarla ilgilidir. Dolayısıyla bir masada oynanan oyuna başka bir oyunun kurallarıyla oynamaya çalışmak adil olmaz. Katılım süreci normatiftir, katılım süreci esas olarak temel ilkelerle alakalıdır. Elinizdeki kaldıraçları, güvenlik ve savunma konularını kullanmaya çalışmayın" dedi. Amor, "Talebimiz şu: Burası hala bir demokrasi kulübü ve AB'nin demokrasi kulübü olarak kalmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"KIBRIS KONUSUNDA İLERLEME SAĞLANMAZSA, DİĞER MESELELERİ DÜŞÜNMEK ZOR"

Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin tutumu ve Parlamento'nun Türkiye'nin eylemlerine yönelik neler yapabileceği yönündeki soru üzerine Amor, iyi komşuluk ilişkilerinin, Yunanistan ve Kıbrıs ile ilişkilerin büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Bunlarda ilerleme olmazsa, Türkiye'nin güvenliğimiz ve savunmamızda herhangi bir şekilde yer almasından bahsetmek zor. Yani, yabancı bir devletin işgali söz konusu. Bu bir gerçek ve her zaman vurgulanıyor ve raporda Kıbrıs durumu ve Türk yetkililerinin Kıbrıs'taki kuzey toplumuna yönelik tutumları uzun paragraflar ile eleştiriler var. Ama bu yalnızca eleştirmek değil, Türkiye'yi uyarmak anlamına geliyor; eğer bu konuda ilerleme sağlanmazsa, gündemin diğer bölümlerini düşünmek çok zor" değerlendirmesinde bulundu.

Amor, yapılan görüşmelerde Türk muhataplarının hep savunma kabiliyetlerini dile getirerek, "AB'nin yeni savunma mimarisine dahil olmak istiyorlar. Ama siz bir yeri işgal ediyorsunuz. Dahası, iki devletli çözümü savunuyorsunuz, ancak şimdi Türkiye bu çerçeveden kaçıyor ve alenen iki devletli çözümü savunuyor. Bu çok zarar verici" dedi. Amor sözlerine şöyle devam etti:

"RUS FÜZELERİ KONUSUNDA NE YAPIYORSUNUZ"

"Rus füzeleri konusunda ne yapıyorsunuz? Gerçekten savunma sistemimizin bir parçası olmak istiyor musunuz? NATO sistemiyle uyumsuz Rus S-400'lerine sahipken mi? Dış politikanızın Avrupa dış politikasıyla uyumu nedir? Komisyon yüzde 4-5 olduğunu belirtti. Bu, AB'nin askeri ve savunma çerçevelerine katılmak için yeterli mi? Çünkü düşünmemiz gereken şeyler bunlar. Bu, insansız hava araçları üretmekle ilgili değil. Ancak AB'ye üye olmayı konuşmak, bu insansız hava araçlarıyla ilgili değil. Bu jeopolitikle ilgili değil. Bu askeri yetenekle ilgili değil. Bu demokrasiyle ilgili.

Türkiye'ye yaptığım son ziyaretlerden birinde ifade ettiğim gibi, Avrupa'ya giden yol insansız hava aracı fabrikalarından başlamaz. Silivri'den, İmamoğlu, Kavala ve diğer birçok tutuklunun bulunduğu hapishaneden başlar. Bu nedenle, Türkiye'nin güvenlik ve savunma yeteneklerindeki kaldıraçlarından birini kullanmaya çalışması gerektiğini anlıyorum, ancak katılım sürecini düşünmeden bile, bu askeri yeteneklerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Kıbrıs sorunu, S-400 meselesi ve dış politikadaki uyumsuzluk sorunlarını halletmemiz gerekiyor. Bunlar, siyasi güvenin hayati önem taşıdığı bir alana girmek için gerekli olan temel şartlardır. Çünkü kıtanın güvenlik ve savunma alanındaki en hassas alanlara giriyorsunuz. Uymak zorunda olduğunuz pek çok husus var.

Kıbrıs ve Yunanistan'ın tereddütlerini tamamen anlıyorum. Biz asla Türkiye hakkında, bazı Türk yetkililerinin Yunanistan ve Kıbrıs hakkında konuştuğu gibi konuşmuyoruz. Karşı taraftaki hiç kimseye hakaret etmiyoruz ve çok agresif değerlendirmeler aldık. Bu tür şeyleri bir gecede kabullenebiliyoruz. Yunanistan, uluslararası hukuk uyarınca karasularını genişletme hakkına sahiptir ve bu hakkını kullanmaktadır."