MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Tehlikeli sokak edebiyatı son günlerde sık sık telaffuz edilmektedir. Neymiş, sokak hazır, muhalefetin silkinmesi gerekiyormuş. Yeni Meclis oluşmalıymış, sözde Kürt meselesi demokratik ve şeffaf biçimde çözülmeliymiş. Hele bir çıksınlar sokağa da acıklı şekilde görsünler Anya'yı Konya'yı, dünyanın kaç bucak olacağını. Hodri meydan, Türkiye Cumhuriyeti sokakta kurulmadı, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir” diyerek sert bir üslupla konuştu. İYİ Partili Belediye Başkanının Genel Başkanı Meral Akşener ile yaptığı görüşmede dile getirdiği "TKP'ye katılırız AKP'ye katılmayız" sözlerini de isim vermeden eleştiren Bahçeli, "Ha TKP, ha HDP; ha TKP ha CHP" yorumunu yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
AHI GİTMİŞ, VAHI KALMIŞ: Kriz severlerin, kavgadan ve kutuplaşmadan beslenenlerin güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları doğal ve normaldir. Çünkü bu tip siyaset anlayışlarının gıdası cepheleşmedir. Kaldı ki Cumhur İttifakı karşısında tutunma ihtimalleri olmadığı gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum sağlamaları da eşyanın tabiatına bütünüyle aykırıdır. Zillete düşenlerin birbirini yemeleri, birbirlerini kötüleyip uluorta hızara vermeleri bir siyaset değil, kaotik ve hazin bir çarpıklığın özetidir. Kulislerin ve hiziplerin partisi olan ne CHP, terörün yedeği ve teröristlerin siyasi yeleği olan ne HDP ne de karanlık bir projeden mütevellit olan İYİ Parti aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir. Etseler bile, bunun sonu üzeri çiçeklerle tuzaklanmış uçuruma açılacaktır. Bunların ahı gitmiş vahı kalmıştır. Bunları ayakta tutan mecalleri bile tükenmiştir. Ha TKP ha HDP; ha TKP ha CHP, sorarım sizlere bunlar arasında ne fark vardır? Dümen aynı, sadece dümenciler farklıdır.
HELE ÇIKSINLAR SOKAĞA: HDP’yi, MHP’ye tercih edecek kadar zıvanadan çıkan bu yüreksizler, bu kimliksizler değil midir? Tehlikeli sokak edebiyatı son günlerde sık sık telaffuz edilmektedir. Siyaseti sokağa havale edenlerin sonu elbette meçhuldür. ABD Başkan adaylarından Biden’in iktidarı devirme planlarının gündeme yansıması, 'parti kurmayın sokağa dökülün' tavsiyesi verenlerin deşifre edilmesi son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir. Bazı alçak kalem sahipleri ve televizyon yorumcuları da CHP propagandası yapayım derken ateşle oynamaktadır. Neymiş, sokak hazır, muhalefetin silkinmesi gerekiyormuş. Yeni Meclis oluşmalıymış, sözde Kürt meselesi demokratik ve şeffaf biçimde çözülmeliymiş. Hele bir çıksınlar sokağa da acıklı şekilde görsünler Anya'yı Konya'yı, dünyanın kaç bucak olacağını. Hodri meydan, Türkiye Cumhuriyeti sokakta kurulmadı, sokakta bulunmadı, sokağa bırakılmayacak, sokağın girdabına, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir.
EKMEK DEDİKÇE EKMEKSİZLER SALDIRIYOR: Bizim 'askıda ekmek' kampanyamızı eleştirenlerin alayı ümidini aslında sokağa bağlamıştır. Dış saldırıların ve KOVİD-19 salgının neden olduğu konjonktürel ekonomik sorunları toplumsal zeminde dayanışma ve yardımlaşma ahlakıyla nispeten zayıflatma düşüncemiz CHP’yi, İYİ Parti’yi, HDP’yi aynı anda neden rahatsız etmiştir? Bunların nimeti, helal lokmayı kötüleme densizliğini nasıl anlayalım? Nasıl anlatalım? Biz ekmek dedikçe, ekmeksizler topyekûn saldırıyor. Meğer ekmeğe düşman kesilmişler, bizim de bundan haberimiz olmamış. Dünyanın her ülkesinde, her yerinde muhtaçlık yaşayan, temel ihtiyaçlarını teminde zorluk çeken, mesela ekmek alamayan, ekmeğe ulaşamayan insanlar vardır ve bilinmektedir. Zilletin yüksek voltajına çarpılanlara sesleniyorum; nasıl olsa ekmek derdiniz yok, ekmeğinin peşinde olan vatandaşlarımızla ilgili bir kaygınız yok. Askıda ekmek vardır, ama size sokakta ekmek yoktur, sokakta hayır yoktur, sokakta adım atacak yeriniz yoktur, var diyorsanız sonuçlarını göze almak zorundasınız.
CHP OYUNU BOZULDU, İYİ PARTİ GERİYE SARDI: CHP’nin oyunu bozuldu. İYİ Parti’nin filmi geriye sardı. Yuları Kandil’den tutulan HDP bunalıma girdi. Diğer marjinal partilere laf söylemek bile zaman israfıdır. Hepsi birden aynı çuvalda buluşmuştur. Ekmek bilmezler, yoksul bilmezler, rızık nedir desek aval aval yüzümüze bakarlar. Ama 'Sokağa çıkalım' diyen olsa hemen Kırgızistan, Belarus akıllarına gelir, damarlarına zehirli kan yürür. Yok öyle yağma, ekmeğe de vatana da sahip çıkacağız.
CAMİYE BASKIN SUİKAST GİRİŞİMİDİR: AB ülkelerine hakim olan Türk ve İslam düşmanlığı kaygı verici boyutlardadır. Küresel hoşgörü, küresel adalet, küresel vicdan kurumuştur. Berlin’de bulunan Mevlana Camii’ne geçen hafta bir sabah namazı vakti yapılan kalabalık polis operasyonu inançlarımıza yönelik adi bir suikast girişimidir. Irkçılık, İslamofobi ve Türk düşmanlığı yaşlı kıtaya karargah kurmuştur. Hollanda Özgürlük Partisi’nin soysuz Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na terörist diyecek kadar alçalmış, gerçek manada teröristin, caninin, faşistin ve barbarın kim olduğunu gözler önüne sermiştir. Terör örgütleriyle yasak ilişki yaşayan bu karanlık siyasetçinin ve destekçilerinin terörizmin Avrupa’da konuşlanan temsilcileri oldukları izahtan varestededir.
MACRON’A “ŞİZOFREN” DEDİ: Son zamanlarda Müslümanlara ve yüce dinimize yönelik Fransa’da sergilenen hayasız ambargo ve ablukalar hepimizi derinden yaralamaktadır. Macron, sözde İslamcı ayrılıkçı görüşlerle mücadeleye ilişkin hazırlanan yasa tasarısının 9 Aralık 2020’de Bakanlar Kurulu’na sunulacağını utanmaz bir yüzle açıklamıştır. İslam’ı yeniden yapılandıracaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı cehaletin ve husumetin taşeronluğuna soyunmuştur. İslam’ın dünyanın her yerinde kriz yaşadığını ileri sürmek, bu nedenle yapılandırılacağından bahsetmek muhteris ve müflis Macron’un haddi değildir. Akli melekelerini hepten kaybetmiş Macron’un kafa yoracak, mesele yapacak başka işi, başka gündemi, başka meşgalesi yok mudur? Bu siyasi şizofren ne hakla İslam’ı yapılandırmayı hedef olarak belirlemiştir? Biliyor ve iman ediyoruz ki; Allah katında kıyamete kadar geçerli olan tek hak din İslam’dır. Dinin sahibi Allah’tır. Peki Macron’un sahibi kimdir? Macron aslında en büyük dersi kendi ülkesinde alacaktır. İnanıyorum ki Macron’un ve havarilerinin düşeceği günler, hüsrana uğrayacağı dönemler yakındır, hatta muhakkaktır.
ABD’YE Mİ SORACAĞIZ: ABD’nin Dağlık Karabağ üzerinden yaptırım tehdidinde bulunması beyhude bir hevestir. Ayrıca S-400 hava savunma sisteminin test edilmesinden ürken ABD’nin Türkiye’yi üst perdeden kınaması bizim nazarımızda yok hükmündedir. Ne yapacağız, hangi silahı alıp almayacağımızı, kimi destekleyip desteklemeyeceğimizi ABD’ye mi soracağız? Türkiye’yi ne sanıyorlar? Nasıl görüyorlar? Nereye konumlandırıyorlar? Bu nasıl bir küstahlıktır?