Haber: İlhan Baba
(DUSİBURG)-Almanya’nın Duisburg kentinde faaliyet gösteren Fikir Atölyesi Derneği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını yazılı bir basın açıklaması ile kınadı.
Dernek, dünyada artan savaşların emperyalist politikaların sonucu olduğunu belirterek, tüm demokratik kurumlara “Savaşa karşı sesimizi yükseltelim, emperyalist savaşları durduralım” çağrısı yaptı.
Dernek adına açıklama yapan gazeteci Mehmet Tanlı, saldırıyı “açık bir saldırganlık ve savaş suçu” olarak nitelendirdi. Tanlı, Filistin, Yemen ve Ukrayna’da yaşanan çatışmaların aynı küresel sistemin sonucu olduğunu belirterek, İran’a müdahalenin “önleyici savaş” veya “demokrasi getirme” gibi gerekçelerle savunulamayacağını söyledi.
Tanlı, sivillerin hedef alınmasının insanlığa karşı suç olduğunu vurguladı ve ülkelerin iç sorunlarının dış müdahale gerekçesi olamayacağını kaydetti. Açıklama, emperyalist savaşlara karşı ortak duruş çağrısı yapılarak, barış, özgürlük ve eşitlik içinde bir dünya için sessiz kalınmaması gerektiği mesajıyla sona erdi.
Almanya’da Fikir Atölyesi Derneği'nden savaşa karşı çağrı

Dilovası’nda Adalet Nöbeti: Ailelerden kamu görevlileri yargılansın çağrısı
Dilovası'nda parfüm ve kolonya imalathanesinde çıkan yangında yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamu görevlilerinin yargılanması çağrısı yaptı. Aileler, tahliyelerin durdurulmasını, etkin soruşturma yürütülmesini ve Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
22 Haziran 2026 01:51

(KOCAELİ) - Dilovası'nda parfüm ve kolonya imalathanesinde çıkan yangında yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamu görevlilerinin yargılanması çağrısı yaptı. Aileler tahliyelerin durdurulmasını, etkin soruşturma yürütülmesini ve Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamuoyuna dayanışma çağrısı yaptı. Aileler, başta kendi kayıpları olmak üzere, iş cinayetlerinde, katliamlarda yitirilen tüm işçiler için adalet çağrısıyla başlatılan Adalet Nöbeti’nin ikinci haftası olduğunu belirterek, 7 ayı aşkın süredir devam eden mücadeleyi bir nöbet şekline getirmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.
Bu aşamada kamuoyuna ve halka çağrıda bulunmak için açıklama yapma mecburiyeti hissettiklerini ifade eden aileler, açıklamada şunları kaydetti:
"Kasım 2025 tarihinde, ülkenin en büyük ve geniş işçi havzalarından birinde; tamamen kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir binada, tamamen kaçak ve denetimsiz olarak işletilen bir parfüm ve kolonyağı imalathanesinde, bırakın iş sağlığı ve güvenliği tedbirini, insani koşullar bile sağlanmayan bir biçimde çalıştırılan yakınlarımızı kaybettik. Aylar süren soruşturma sonucunda, iş yerinin sahipleri, binanın sahibi, iş yerini denetlemekten kaçınmış iş sağlığı uzmanlarından oluşan bir grup katil yargılanmaya başladı. Ancak bu ne yeterli ne de adaletli bir yargılamadır. Davada ifade veren görgü tanıklarının da belirttiği gibi iş yerini denetlemekle görevli zabıtaların, eli boş gelip de ellerinde kutu kutu kolonya ve parfüm ile çıktıkları bu imalathaneden biz sevdiklerimizin cansız bedenlerini çıkardık. Hemen iki bina yanında İş-Kur olan bu binada çalışan sevdiklerimizin, çalışma koşullarına şahit olmamaları imkansız olmasına rağmen susan SGK görevlileri, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan binayı yıkmak yerine kullanılmasına göz yuman belediye ve bakanlık yetkilileri başta olmak üzere, bu olaydan sorumlu hiçbir kamu görevlisi henüz yargılanmadı.
"KATLİAM ORTAMINI YARATAN KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANMIYOR"
Bırakın yargılanmayı, hemen hepsi görevlerine devam ediyorlar. Dilovası Kaymakamı, en son kararname ile farklı bir ile gönderilerek yargı çevresinden kaçırıldı. Bizim sevdiklerimizi, görevlerini bile isteye yapmayarak ölüme götürenler, şu anda aramızda dolaşıyor ve yapmadıkları görevlerinin başında hayatlarına devam ediyorlar. 7 ay oldu ve kamu görevlileri dosyasında halen elle tutulur bir gelişme yaşanmadı.
Bu 7 ayda, sevdiklerimizin katledilmesine sebep olan kişilerin bir kısmının yargılandığı davada ise ilk celse 1, ikinci celse 3 kişi tahliye edildi. Biz adalet arıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz, ancak yargı bizim mücadelemizi ve yakınlarımızın adaletini yok sayarak, katilleri ve katillerin işbirlikçilerini serbest bırakıyor; katiam ortamını yaratan kamu görevlilerini yargılamıyor. Serbest bırakmaların artarak çoğalmaması için bu nöbet yoluyla yürüttüğüz mücadelemiz sonuç verdiği için, geçtiğimiz Cuma günü yapılan tutuk incelemelerde tutuklu sanıkların tümünün tutukluluğuna devam kararı verilmiştir. Ancak bu yeterli değil, serbest bırakılan sanıkların tekrardan tutuklanması, kamu görevlilerinin soruşturması derhal sonuçlandırılarak yargılanmalıdırlar.
"TAHLİYE EDİLENLER TUTUKLANSIN"
Yargı süreçleri özensiz, yavaş ve kötü niyetli şekilde yürütülür, duruşma kamuoyundan ve halktan kaçırılarak Kandıra'ya götürülür; adeta 'bu işin peşini bırakın' denirken çeşitli kanallardan bize ulaşılarak 'helalleşme' istekleri dile getiriliyor. Siyasi parti yöneticileri, farklı kentlerin belediye başkanları, sanık yakınları üzerinden örtük bir şekilde, adalet mücadelemizden vazgeçmemiz isteniyor.
Daha önce de dediğimiz gibi bizim acımız da kederimiz de satılık değil, olmayacak! Biz adalet arıyoruz. Bunu yaparken de yalnızca halkımıza, biz ve kaybettiğimiz yakınlarımız ile aynı yazgıyı paylaşan emekçilere güveniyoruz. Bu sebeple, adalet nöbetimizi başlattık ve sürdürüyoruz. Tüm işçi ve emekçi kamuoyuna, halkımıza buradan sesleniyoruz: Kamu görevlileri görevlerini yapmadıklarında, hepimiz ölüm ile burun buruna yaşıyoruz. Kamu görevlileri ise hakim karşısına bile çıkartılamıyorlar. Bizim ölümümüze sebep olanlar yargılansın istiyoruz. Başka katliamlar yaşanmasın istiyoruz. Herkesi taleplerimiz etrafında dayanışma göstermeye, nöbetimize davet ediyoruz. Kamu görevlileri yargılansın. Tahliyeler dursun, tahliye edilen herkes tutuklansın. Etkin soruşturma yürütülsün. Meclis araştırma komisyonu derhal kurulsun!"
En çok okunanlar
Almanya’da Fikir Atölyesi Derneği'nden savaşa karşı çağrı

Haber: İlhan Baba
(DUSİBURG)-Almanya’nın Duisburg kentinde faaliyet gösteren Fikir Atölyesi Derneği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını yazılı bir basın açıklaması ile kınadı.
Dernek, dünyada artan savaşların emperyalist politikaların sonucu olduğunu belirterek, tüm demokratik kurumlara “Savaşa karşı sesimizi yükseltelim, emperyalist savaşları durduralım” çağrısı yaptı.
Dernek adına açıklama yapan gazeteci Mehmet Tanlı, saldırıyı “açık bir saldırganlık ve savaş suçu” olarak nitelendirdi. Tanlı, Filistin, Yemen ve Ukrayna’da yaşanan çatışmaların aynı küresel sistemin sonucu olduğunu belirterek, İran’a müdahalenin “önleyici savaş” veya “demokrasi getirme” gibi gerekçelerle savunulamayacağını söyledi.
Tanlı, sivillerin hedef alınmasının insanlığa karşı suç olduğunu vurguladı ve ülkelerin iç sorunlarının dış müdahale gerekçesi olamayacağını kaydetti. Açıklama, emperyalist savaşlara karşı ortak duruş çağrısı yapılarak, barış, özgürlük ve eşitlik içinde bir dünya için sessiz kalınmaması gerektiği mesajıyla sona erdi.
Dilovası’nda Adalet Nöbeti: Ailelerden kamu görevlileri yargılansın çağrısı
Dilovası'nda parfüm ve kolonya imalathanesinde çıkan yangında yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamu görevlilerinin yargılanması çağrısı yaptı. Aileler, tahliyelerin durdurulmasını, etkin soruşturma yürütülmesini ve Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
22 Haziran 2026 01:51

(KOCAELİ) - Dilovası'nda parfüm ve kolonya imalathanesinde çıkan yangında yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamu görevlilerinin yargılanması çağrısı yaptı. Aileler tahliyelerin durdurulmasını, etkin soruşturma yürütülmesini ve Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde yakınlarını kaybeden aileler, başlattıkları Adalet Nöbeti’nin ikinci haftasında kamuoyuna dayanışma çağrısı yaptı. Aileler, başta kendi kayıpları olmak üzere, iş cinayetlerinde, katliamlarda yitirilen tüm işçiler için adalet çağrısıyla başlatılan Adalet Nöbeti’nin ikinci haftası olduğunu belirterek, 7 ayı aşkın süredir devam eden mücadeleyi bir nöbet şekline getirmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.
Bu aşamada kamuoyuna ve halka çağrıda bulunmak için açıklama yapma mecburiyeti hissettiklerini ifade eden aileler, açıklamada şunları kaydetti:
"Kasım 2025 tarihinde, ülkenin en büyük ve geniş işçi havzalarından birinde; tamamen kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir binada, tamamen kaçak ve denetimsiz olarak işletilen bir parfüm ve kolonyağı imalathanesinde, bırakın iş sağlığı ve güvenliği tedbirini, insani koşullar bile sağlanmayan bir biçimde çalıştırılan yakınlarımızı kaybettik. Aylar süren soruşturma sonucunda, iş yerinin sahipleri, binanın sahibi, iş yerini denetlemekten kaçınmış iş sağlığı uzmanlarından oluşan bir grup katil yargılanmaya başladı. Ancak bu ne yeterli ne de adaletli bir yargılamadır. Davada ifade veren görgü tanıklarının da belirttiği gibi iş yerini denetlemekle görevli zabıtaların, eli boş gelip de ellerinde kutu kutu kolonya ve parfüm ile çıktıkları bu imalathaneden biz sevdiklerimizin cansız bedenlerini çıkardık. Hemen iki bina yanında İş-Kur olan bu binada çalışan sevdiklerimizin, çalışma koşullarına şahit olmamaları imkansız olmasına rağmen susan SGK görevlileri, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan binayı yıkmak yerine kullanılmasına göz yuman belediye ve bakanlık yetkilileri başta olmak üzere, bu olaydan sorumlu hiçbir kamu görevlisi henüz yargılanmadı.
"KATLİAM ORTAMINI YARATAN KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANMIYOR"
Bırakın yargılanmayı, hemen hepsi görevlerine devam ediyorlar. Dilovası Kaymakamı, en son kararname ile farklı bir ile gönderilerek yargı çevresinden kaçırıldı. Bizim sevdiklerimizi, görevlerini bile isteye yapmayarak ölüme götürenler, şu anda aramızda dolaşıyor ve yapmadıkları görevlerinin başında hayatlarına devam ediyorlar. 7 ay oldu ve kamu görevlileri dosyasında halen elle tutulur bir gelişme yaşanmadı.
Bu 7 ayda, sevdiklerimizin katledilmesine sebep olan kişilerin bir kısmının yargılandığı davada ise ilk celse 1, ikinci celse 3 kişi tahliye edildi. Biz adalet arıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz, ancak yargı bizim mücadelemizi ve yakınlarımızın adaletini yok sayarak, katilleri ve katillerin işbirlikçilerini serbest bırakıyor; katiam ortamını yaratan kamu görevlilerini yargılamıyor. Serbest bırakmaların artarak çoğalmaması için bu nöbet yoluyla yürüttüğüz mücadelemiz sonuç verdiği için, geçtiğimiz Cuma günü yapılan tutuk incelemelerde tutuklu sanıkların tümünün tutukluluğuna devam kararı verilmiştir. Ancak bu yeterli değil, serbest bırakılan sanıkların tekrardan tutuklanması, kamu görevlilerinin soruşturması derhal sonuçlandırılarak yargılanmalıdırlar.
"TAHLİYE EDİLENLER TUTUKLANSIN"
Yargı süreçleri özensiz, yavaş ve kötü niyetli şekilde yürütülür, duruşma kamuoyundan ve halktan kaçırılarak Kandıra'ya götürülür; adeta 'bu işin peşini bırakın' denirken çeşitli kanallardan bize ulaşılarak 'helalleşme' istekleri dile getiriliyor. Siyasi parti yöneticileri, farklı kentlerin belediye başkanları, sanık yakınları üzerinden örtük bir şekilde, adalet mücadelemizden vazgeçmemiz isteniyor.
Daha önce de dediğimiz gibi bizim acımız da kederimiz de satılık değil, olmayacak! Biz adalet arıyoruz. Bunu yaparken de yalnızca halkımıza, biz ve kaybettiğimiz yakınlarımız ile aynı yazgıyı paylaşan emekçilere güveniyoruz. Bu sebeple, adalet nöbetimizi başlattık ve sürdürüyoruz. Tüm işçi ve emekçi kamuoyuna, halkımıza buradan sesleniyoruz: Kamu görevlileri görevlerini yapmadıklarında, hepimiz ölüm ile burun buruna yaşıyoruz. Kamu görevlileri ise hakim karşısına bile çıkartılamıyorlar. Bizim ölümümüze sebep olanlar yargılansın istiyoruz. Başka katliamlar yaşanmasın istiyoruz. Herkesi taleplerimiz etrafında dayanışma göstermeye, nöbetimize davet ediyoruz. Kamu görevlileri yargılansın. Tahliyeler dursun, tahliye edilen herkes tutuklansın. Etkin soruşturma yürütülsün. Meclis araştırma komisyonu derhal kurulsun!"