(ANKARA) - BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin, "İnşallah 2028’de yine Cumhurbaşkanı adayımız olarak, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenecek" dedi. Destici, seçimlerin 2028 yılında mart-nisan aylarında yapılacağını düşündüğünü belirterek, "2027 yılında bir seçim öngörmüyorum" ifadelerini kullandı.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısı düzenledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı'nda, 14 Eylül'de bir araya geldiklerini hatırlatan ve görüşmenin detaylarını anlatan Destici, görüşmede, başta "Terörsüz Türkiye" süreci ile ilgili düşüncelerini Erdoğan'a aktardığını, gıda ve tarım sektöründe yaşanan sorunlar ile çiftçilerin taleplerini, çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV’nin kaldırılması hususu gibi konuları da görüştüklerini söyledi.
Destici, "Bunun yanı sıra enflasyon, faiz baskısı, sanayicinin, tüccarın, esnafın ucuz krediye ulaşamaması, hatta yüksek faiz oranlarında bile krediye ulaşmakta zorluk çekmesi, emeklilerimiz başta olmak üzere düşük gelirli, sabit ücretli çalışan kesimlerimizin sorunları ve talepleri ile kamuoyunda vatandaşlarımızın dillendirdiği diğer konuların hemen hemen tamamını istişare etme, bu konudaki düşüncelerimizi, halkımızın ve vatandaşın taleplerini kendisiyle paylaşma fırsatı bulduk" diye konuştu.
YAZICIOĞLU'NUN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN SORUŞTURMA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma sürecine ilişkin de görüşlerini ilettiğini aktaran Destici, şunları kaydetti:
"Uzun yıllardır bu soruşturmanın Ankara’da yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Bir dönem Yargıtay 5. Dairesi baktı biliyorsunuz dosyaya. Güzel de bir mütalaa yazdı aslında. O da ışık tutuyor bu soruşturma sürecine. Tıpkı Devlet Denetleme Kurulu kararı gibi, tıpkı Meclis’teki araştırma komisyonu kararı gibi. Burada biliyorsunuz Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in de bir kararlılığı var. Hem Muhsin Başkanımızın ve arkadaşlarımızın şahadet süreciyle ilgili hem de diğer faili meçhul cinayetlerle ilgili. Her gün bunları takip ediyoruz, kamuoyumuzla paylaşıyoruz. Dolayısıyla bu süreçle ilgili gelinen noktaya dair düşüncelerimizi de kendisiyle konuşmak fırsatı bulduk."
BBP Genel Başkanı Destici, kabulleri ve samimi sohbeti için Erdoğan'a teşekkür ederek, "Kendisine başarılı, hayırlı ve sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. İnşallah 2028’de yine Cumhurbaşkanı adayımız olarak, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenecek ve inşallah Cumhurbaşkanı olarak yoluna milletimizin desteğiyle devam edeceğiz" dedi.
"SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN TEKRAR ADAY OLABİLMESİ İÇİN İKİ YOL VAR"
Destici, basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Erdoğan’ın 2028 yılında yeniden cumhurbaşkanı adayı olması, erken seçim ve anayasa değişikliği konularının gündeme gelip gelmediği"ne ilişkin sorusuna Destici, şu yanıtı verdi:
"Cumhurbaşkanı'mızın tekrar aday olabilmesi için iki yol var, birincisi sizin dediğiniz gibi bir anayasa değişikliği ikincisi de Meclis'in alacağı bir seçim kararı, 360 milletvekilinin oyu ya da imzasıyla. Bu ikinci seçeneğin bir süresi yok. Normal seçimler ne zaman yapılacak, 2028 Mayıs'ında, Yüksek Seçim Kurulu bir seçim takvimi ilan etmeden önce TBMM, 360 üyesinin oyuyla bir seçim kararı alırsa Cumhurbaşkanı'mız yeniden aday olabilir.
Onun için benim kanaatim ikinci ihtimalin daha güçlü olduğu ama yeni anayasa ile ilgili bu da olabilir. Türkiye’nin zaten daha önce de defalarca ifade ettik, evet, pek çok maddesi değiştirilmiştir ama özü, ruhu itibarıyla darbeci bir anayasadır, 1980 darbesini gerçekleştiren cuntacıların talimatıyla, onların istekleri doğrultusunda yapılmış bir anayasadır, onun için Türkiye’nin bu darbecilerin yaptırdığı anayasadan kurtulması gerekiyor. Bu imkana kavuşabilir mi? Bu sayı Meclis’te bulunabilir mi, ki Meclis’te bulunsa bile bizim görüşümüz, mutlaka yeni bir anayasa değişikliği olursa ya da yeni bir anayasa kurulursa onun mutlaka ama mutlaka millet onayına sunulması gerekir. Yani mutlaka referanduma gitmesi gerekir. Ama benim bütün bu görüşmelerden edindiğim izlenim, ben seçimlerin 2028 yılında, yani Mart-Nisan gibi yapılacağını düşünüyorum. 2027 yılında bir seçim öngörmüyorum."
"GÜVENİLMEDİKLERİ ORTADA"
Destici, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan için yaptırıldığı iddia edilen konut üzerinden devam eden tartışmaların yanı sıra Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek'in ifade vermesinin sorulması üzerine ise şunları söyledi:
"Büyük Birlik Partisi olarak görüşümüz net. Bugün de yaşananlara baktığımızda haklı olduğumuzu ortaya çıkıyor. Güvenilmedikleri ortadadır. Çünkü bunlar Türk milletinin bir parçası olmayı reddediyor. Türkler değil bunlar. DEM'lilerden, PKK'lılardan bahsediyorum. Biz İmralı canisinin, bebek katilinin hep hak ettiği cezayla buluşmasını ifade ettik ve söyledik. Milletimiz Büyük Birlik Partisi’ne bu anlamda bir yetki versin, sonu yine öyle olacak.
"NE KADAR ÇALINMIŞ PARA VARSA, DEVLETİN KASASINA GETİRİLMELİ"
Yargıdaki konulara gelince, onları hepimiz takip ediyoruz zaten. En ince ayrıntısına kadar örneğin yazılıyor, çiziliyor. Onun için onları milletimizin takdirine bırakıyoruz. Siyasette eleştiri yapılabilir. Eleştirebilirsiniz, düşüncelerinizi söyleyebilirsiniz. Eleştiriler makul seviyede, bir hakarete, bir iftiraya varmadığı sürece de hoş görülmelidir. Bunu da ifade ederiz. Çünkü Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Herkesin de bu anlamda, her tarafın, her kesimin bu anlamda bizim ortaya koyduğumuz bu dini örnek alması ve bu hususta özenli olması gerekiyor. Kimsenin özelinde bir şey söylemiyor ya da dava süreçleri üzerinde bir şey söylemiyorum. Ama devleti yönetenlere düşen görev ve sorumluluk nedir? Ortada bir haksızlık varsa, bir adaletsizlik varsa, bir soygun varsa, bir hırsızlık varsa mutlaka ama mutlaka devlet bu hırsızların, yolsuzluk yapanların, suç işleyenlerin yakasına mutlaka ama mutlaka yapışmalı, gereğini yapmalı ve içeride ve dışarıda ne kadar çalınmış, yolsuzlukla elde edilmiş para varsa Türkiye Devleti hazinesinin kasasına getirmeli."