(TBMM) - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, "çerçeve yasa", Meclis'in yaz dönemi çalışmaları ve Genel Kurul gündemindeki kanun tekliflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM'de peş peşe torba kanun tekliflerinin görüşüldüğünü belirten Koçyiğit, "Yaz günü aslında toplumun, insanlarımızın, halklarımızın derdine deva olmayan bir dizi torba kanunun üst üste komisyonlara, ardından da Genel Kurul'a gelip neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadan iktidarın çoğunlukçu anlayışıyla yasalaştığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.
ÖĞRENCİ AFFINA "TERÖRLE İLTİSAK VE İRTİBAT" ŞARTINA TEPKİ
Teklifte birçok sorunlu düzenlemenin yer almaya devam ettiğini savunarak özellikle öğrenci affında "terör örgütü ile iltisak ve irtibat" şartına tepki gösteren Kılıç Koçyiğit, "Öğrenciler açısından 'terör örgütü ile iltisak ve irtibat' gibi son derece muğlak, hukuki belirlilik ilkesi olmayan, yargı kararıyla tescillenmeyen ve tamamen idarenin keyfi bakış açısıyla öğrencinin eğitim hakkını gasp etmeye dönük bir düzenlemenin hala bu yasanın içerisinde korunmasını görüyoruz. Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur" dedi.
"ÇOCUKLARI KORUMAK YERİNE DAHA FAZLA CEZALANDIRMA ANLAYIŞI"
Kılıç Koçyiğit, Genel Kurul gündemine gelmesi planlanan çocuklara ilişkin kanun teklifinin yalnızca teknik bir düzenleme olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, teklifin çocuk adalet sistemine yaklaşımı bakımından temel bir tercih ortaya koyduğunu söyledi.
Kanun teklifinin kamuoyundaki tepkiler gerekçe gösterilerek hazırlandığını savunan Koçyiğit, iktidarın uzun yıllardır çocukları suçtan koruyacak sosyal politikaları hayata geçirmediğini ileri sürerek, "24 yıldır iktidardasınız. Çocukları suçtan koruyacak, onları güçlendirecek, eğitim hayatında kalmalarını sağlayacak, yoksulluktan koruyacak, çocuk işçiliğini engelleyecek politikalara imza atmamışsınız. Bugün bu ülkenin bir Çocuk Bakanlığı yok. Meclis'in bir Çocuk İhtisas Komisyonu yok. Ama çocukları yetişkin ceza sisteminin içerisine çekmeye çalışan bir anlayış var" ifadelerini kullandı.
"Cezasızlık algısı" gerekçesinin çocuklara yönelik düzenlemeler açısından doğru olmadığını savunan Koçyiğit, farklı suç türlerinde asıl cezasızlığın yaşandığını ileri sürdü. Koçyiğit, "Bugün kadınları öldürenler açısından cezasızlık algısı değil, cezasızlık var. Nefret suçlarında cezasızlık var. Çocuk istismarı dosyalarında cezasızlık var. Kamu görevlilerinin işlediği suçlarda cezasızlık var. Ama çocuk suçluluğu söz konusu olduğunda 'çocuğu daha fazla cezalandıralım' diyen bir anlayışla karşı karşıyayız" dedi.
Gülistan Doku dosyasına da değinen Koçyiğit, kamu görevlilerinin korunmasına ilişkin eleştirilerde bulunarak, "Demek ki sistem aslında suçluyu koruyor. Ama konu çocuk olunca daha fazla cezalandırmayı esas alan bir yaklaşım geliştiriliyor" diye konuştu. Çocukların suçla buluşmasının nedenlerine ilişkin TBMM Araştırma Komisyonu raporuna işaret eden Koçyiğit, raporda yapısal sorunların ortaya konulduğunu söyledi.
"ÇERÇEVE YASA BİR SONUÇ DEĞİL, YENİ BİR BAŞLANGICIN İLK ADIMIDIR"
Kılıç Koçyiğit, Meclis'e gelmesi beklenen "çerçeve yasaya" ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak yaklaşık 50 yıllık çatışmalı sürecin ardından tarihi bir döneme girildiğini belirtti. "Çerçeve yasanın" sürecin sonu değil, başlangıcı olacağını söyleyen Kılıç Koçyiğit, "50 yıllık çatışmaların ardından tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısı, örgütün ateşkes ve fesih kararıyla barış ve demokratik toplum süreci artık hukuki zemine taşınma arifesindedir. Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasayı bir sonuç olarak değerlendiren yaklaşımlar var. Oysa bu çerçeve yasa bir sonuç değil, aksine yeni bir başlangıcın ilk adımını oluşturuyor" dedi.
Kürt meselesinin tek bir yasayla çözülemeyeceğini ifade eden Kılıç oçyiğit, doğru siyasi iradeyi yansıtan ilk adımın kalıcı barış açısından önemli katkı sağlayacağını belirterek, "100 yıllık Kürt meselesi elbette tek yasayla çözülmeyecektir. Ancak doğru iradeye yansıyan ilk doğru adım, sorunun çözülmesine ve gerçek anlamda kalıcı barışın tesis edilmesine çok büyük katkı sunacaktır" diye konuştu.
Kılıç Koçyiğit, çıkacak düzenlemenin kapsayıcı olması gerektiğini ifade ederek "Yasanın kategorik ayrımlar içermemesi ve barış sürecine katılmak isteyenlere kapsayıcı bir kapı aralaması gerekmektedir. Demokratik siyasete katılımı, dönüşleri ve silahların devreden çıkarılmasını hukuki güvenceye bağlamalıdır" dedi.
Sürecin hukuki zemine kavuşmasının önemine işaret eden Koçyiğit, daha önce de "barış hukuku" ve "süreç hukuku" ihtiyacını dile getirdiklerini belirterek, "27 Şubat'ta rahmetli Sayın Sırrı Süreyya Önder'in de ifade ettiği gibi çağrının pratikleşmesinin koşulu olan hukuki ve siyasi zemin tartışmasında artık yeni bir dönemdeyiz, yeni bir eşikteyiz" ifadelerini kullandı.
"YASA GENİŞ UZLAŞIYLA HAZIRLANMALI"
Yasanın hazırlanış yönteminin de en az içeriği kadar önemli olduğunu söyleyen Koçyiğit, geniş katılımlı bir istişare süreci yürütülmesi gerektiğine işaret ederek, "Olabildiğince geniş bir istişare zemininin olması, geniş bir uzlaşı arayışının mutlaka yapılması ve ortak akılla şekillenen bir yasanın Meclis'e gelmesini önemsiyoruz" dedi.
Kılıç Koçyiğit, TBMM'de grubu bulunan bütün siyasi partilere çağrıda bulunarak tarihi bir fırsatla karşı karşıya olunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Gerçekten tarihi bir sorunu konuşuyoruz. 100 yıllık bir sorunu, 50 yılı aşkın çatışmalı geçen bir süreci geride bırakmayı, Türkiye'nin en önemli sorununu demokratik ve barışçıl bir şekilde çözmeyi konuşuyoruz. Dar güncel tartışmalara hapsolmadan, dar parti çıkarlarına sıkışmadan bu soruna yaklaşmak önemlidir. Herkesin bizim gibi düşünmesini beklemiyoruz. Farklı görüşler, eleştiriler ve öneriler olacaktır. Bunların Meclis zemininde ifade edilmesi ve yapıcı katkıya dönüşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu tarihi fırsatın kaçırılmaması için herkesin sorumluluk alması ve elini taşın altına koyması gerekiyor."
"BARIŞ İZLEME VE TAKİP KURULU OLUŞTURULMALI"
Çerçeve yasanın kabul edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını kaydeden Kılıç Koçyiğit, uygulama sürecinde de TBMM'nin aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, "Meclis çatısı altında bütün siyasi partilerin temsil edildiği bir Barış İzleme ve Takip Kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurul süreci takip eden, sorunları erken tespit eden ve diyaloğu kolaylaştıran çoğulcu bir yapıda olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Kılıç Koçyiğit, "çerçeve yasanın" ardından başka yasal düzenlemelere de ihtiyaç duyulacağını belirterek "İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu başta olmak üzere demokratikleşmeyi engelleyen mevzuatta köklü değişiklikler yapılması gerekiyor. Çıkacak çerçeve yasanın referans yasa, kök kanun niteliğinde olması ve sonraki değişikliklere temel oluşturması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
DEM Parti'nin sürece yapıcı katkı sunmayı sürdüreceğini ve eksiklikleri dile getirmenin süreci zayıflatmak anlamına gelmediğini vurgulayan Kılıç Koçyiğit, "Eksiklikleri söylemek süreci zayıflatmak değil, kalıcı ve onurlu barışı mümkün kılmak için sorumluluk almaktır. Biz bu sorumluluğu ilk günden itibaren aldık, bugün de aynı sorumlulukla hareket ediyoruz" diye konuştu.
"ÇERÇEVE YASA REFERANS NİTELİĞİNDE BİR DÜZENLEME OLMALI"
Kılıç Koçyiğit, çerçeve yasanın yalnızca mevcut sürece ilişkin sınırlı bir düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, ilerleyen dönemde yapılacak yasal değişikliklere de temel oluşturacak bir nitelik taşıması gerektiğini söyledi.
"Çıkacak çerçeve yasanın bir referans yasa, bir kök kanun olması ve yapılacak bütün değişikliklerin de oraya referansla değiştirilmesi, dönüştürülmesi ya da gerçekten köklü bir şekilde ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor" diyen Kılıç Koçyiğit, DEM Parti'nin sürecin önünü açan ve yapıcı katkı sunan bir tutum içerisinde olmaya devam edeceğini kaydetti.
Kılıç Koçyiğit, sürece ilişkin eleştirilerin barış sürecine zarar vermek amacı taşımadığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Eksiklikleri söylemek, süreci zayıflatmak değil; kalıcı ve onurlu barışı mümkün kılmak için sorumluluk almaktır. Biz bu sorumluluğu ilk günden aldık. Bugün de bu sorumlulukla davrandığımızı ifade etmemiz gerekiyor. Türkiye'nin önünde tarihi bir fırsat var ve bu tarihi fırsatı değerlendirmek için sabır, cesaret, doğru muhataplık ve güçlü demokratik irade gerekmektedir. Siyasetin gerçekten var olan kalıpların dışına çıkması, var olan ezberlerini aşması ve yeniyi kurmak için cesaretle adım atması gerekiyor. Eskinin aklıyla, eskinin zihniyetiyle, eskinin bakış açısıyla yeniyi kurmak mümkün değildir. Bugün yeni bir Türkiye'yi konuşuyorsak o zaman yeni bir dile, yeni bir bakış açısına ve güçlü yeni adımlara ihtiyacımız olduğunu ifade etmek isterim."
"BEKLENTİMİZ ÇERÇEVE YASANIN MECLİS KAPANMADAN YASALAŞMASI"
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, çerçeve yasa hazırlıklarına ilişkin temasların sürdüğünü belirterek, İmralı Heyeti'nin hem iktidar hem de diğer siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.
Koçyiğit, yasa taslağının çerçevesine ilişkin görüş alışverişinin devam ettiğini belirterek, "Heyetimiz çeşitli görüşmeler yapmaya devam ediyor. Hem iktidar partisiyle hem de diğer partilerle yasanın çerçevesine ilişkin ön görüşmeler yürütülüyor. İmralı Heyetimiz, İmralı'da yürüyen tartışmalara vakıf olması nedeniyle yasayı şekillendirmek konusunda görüş ve düşünce alışverişini sürdürüyor. Bu hafta içerisinde de yoğun bir trafik bekliyoruz" dedi.
Görüşmelerin büyük bölümünün basına kapalı yürütüldüğünü ifade eden Koçyiğit, "Bunların çoğunun basına açık olması gibi bir durum yok. İhtiyaç halinde basına açık toplantılar yapılabilir ancak daha ziyade karşılıklı istişare ve görüş alışverişi niteliğinde toplantılar yürütülüyor. Gün içerisinde bazen birkaç toplantı da olabilir. Bu hafta yoğun geçecek" diye konuştu.
"TAKVİM NETLEŞMİŞ DEĞİL"
"Çerçeve yasa" için henüz netleşmiş bir takvim bulunmadığını belirten Koçyiğit, beklentilerinin yasanın TBMM tatile girmeden önce yasalaşması olduğunu söyledi. Koçyiğit, şöyle konuştu:
"Halihazırda henüz takvim netleşmiş değil. Bunu çokça söyledik; en kısa sürede olmasını istiyoruz. Ama şu anda önümüzde duran kritik eşik nedir diye sorarsanız, Meclis kapanmadan diyebilirim. Meclis kapanmadan mutlaka yasanın Adalet Komisyonu'na gelmesi ve daha sonra Genel Kurul'a gelip yasalaşması beklentimizi yeniden ifade etmek istiyorum. Eğer tartışmalar olgunlaşırsa, süreç bir olgunluğa erişirse zaten Meclis'e sunulacaktır. Bu hafta itibarıyla da görüşmeler, tartışmalar ve karşılıklı görüş alışverişi devam ediyor. Meclis kapanmadan çıkacağına dair bilgiyi yeniden teyit edebilirim."
Yasanın en kısa sürede TBMM gündemine gelmesini beklediklerini ifade eden Koçyiğit, DEM Parti'nin de bu konuda çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
TBMM Başkanı'nın koordinasyonunda Grup Başkanvekilleri düzeyinde yapılması planlanan toplantıya ilişkin BİR soru üzerine Koçyiğit, kendilerine henüz resmi bir davet ulaşmadığını belirtti. Koçyiğit, "Koordinatör Grup Başkanvekilleri ile ilgili biliyorsunuz bu konudaki çağrıyı Meclis Başkanı yapmıştı. Kendisi siyasi partilerle yaptığı görüşmelerin ardından da açıklamada bulunmuştu. Ancak şu saat itibarıyla bize ulaşmış bir çağrı yok. Böyle bir çağrı gelirse partimiz adına elbette gider, katılırız. Diğer partilerle de yasanın ortak akılla üretilmesi, kapsayıcı ve sürece hizmet eden bir düzenleme ortaya çıkması konusunda çeşitli düzeylerde görüşmelerimiz ve temaslarımız devam ediyor" diye konuştu.
"YASANIN MADDELERİ HENÜZ OLGUNLAŞMADI"
Yasa üzerindeki uzlaşı arayışına ilişkin değerlendirmede bulunan Kılıç Koçyiğit, maddeler üzerinden konuşmanın henüz erken olduğunu belirterek, farklı yaklaşımların ortaklaştırılması için çalışma yürütüldüğünü söyledi. Koçyiğit, "Bunu tek tek şu madde, bu madde diye tarifleyemem. Farklı bakış açıları var, yasanın ele alınışında farklılıklar var. Birçok başlıkta görüşleri yakınlaştırmaya, ortaklaştırmaya çalışan bir mesai yürütüyoruz. Daha kapsayıcı, daha demokratik, daha özgürlükçü ve sürecin önünü açan bir yasa çıkması konusunda çabalar devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Kılıç Koçyiğit, yasanın ortak imzayla TBMM'ye sunulup sunulmayacağına ilişkin soruya ise bu konuda henüz kesinleşmiş bir durum bulunmadığını söyleyerek, "Gerçekten herkesi tatmin eden, herkesin altına imza koyabileceği mutabakatla çıkan bir yasa olursa ortak imza konusunda bir sorun olmaz. Ama ortak imza verilip verilmeyeceği henüz konuşulmadı. Bağlanmış bir durum yok. Verilebilir tabii ki" dedi.
Yasanın kapsamına ilişkin beklentilerini de dile getiren Kılıç Koçyiğit, düzenlemenin silah bırakanlar, sürgünde bulunanlar ve cezaevindeki kişilere ilişkin hukuki düzenlemeler içermesini beklediklerini ifade etti. Koçyiğit, "Yasanın maddeleri henüz tam anlamıyla olgunlaşmadığı için 'şunu kapsar, bunu kapsar' demek istemem. Ama beklentimiz; silah bırakanların dönebileceği, sürgünde olanların dönebileceği, cezaevindekilerin tahliye olabileceği ve demokratik siyasete katılabilecekleri bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesidir. Bunun ne kadarını karşılayacağı, bunun takvimsel olarak hemen mi yoksa aşamalı mı olacağı, bütün bunlar konuştukça netleşecek ve kamuoyuyla paylaşılacaktır. Şu an için bu konuda kesinleşmiş bir durum bulunmuyor" diye konuştu.