Haber: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'de borsada eşi benzeri görülmemiş bir soygun ve vurgun yaşandığını belirterek, "Birini iki yüz yapanın bunu nasıl yaptığı ve kimler aracılığıyla yaptığı açığa çıkarılmalıdır. İster bakan ister yönetici, kim olursa olsun bu soyguna izin verenlerden hesap sorulmalıdır. Bu paranın izi sürülmeli, nereye gittiği 86 milyona açıklanmalıdır" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı Kongresi’ne katıldı.
Sezai Karakoç Kültür ve Kongresi’nde düzenlenen kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, yürütülen sürecin ilk aşamada kıymetini anlamayanlar olabileceğini, ama Türkiye tarihinde, Orta Doğu tarihinde bu sürecin ileride çok kıymetli ve çok önemli bir süreç olduğunun görüleceğini söyledi.
Bakırhan, bundan sonraki süreçte, masada, çatışma ve şiddet yerine, başta Kürt meselesi, Kürtlerin ana dili, Kürtlerin yerel demokrasi hakkı, Kürtlerin düşünce ifade özgürlüğü, kimliği, kültürünün görüşüleceğini belirterek, "Bu süreçte herkes bir an önce bir şeyler bekliyor. Ama şu ana kadar yürüyen süreç, daha çok çatışma ve şiddet zeminini siyasi ve hukuku zemine taşımak içindir. Henüz Kürtlerin demokratik haklarını konuşmadık. Henüz kayıpları konuşmadık. Henüz kimliğimizi konuşmadık. Henüz o ana sütümüz gibi helal olan dilimizi, ana dilde eğitimi konuşmadık. Henüz yüz yıldır bilinçli politikalarla geri bıraktırılmış, ekonomik olarak geri bıraktırılmış yoksulluğumuzu konuşmadık. İnşallah, bu birinci aşamayı başarıyla sonuçlandırabilirsek, ikinci aşamada biraz önce söylemiş olduğum mücadele ettiğimiz, emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız" ifadelerini kullandı.
"KÜRTLER YÜZ YIL SONRA İLK DEFA MENÜDE DEĞİL MASADADIR”
Orta Doğu'ya bir türlü demokrasi gelmediği için uluslarararası hegomanik güçlerin burayı kolaylıkla karıştırdığını, Orta Doğu'ya barışın gelmesini istediklerini söyleyen Bakırhan, şöyle devam etti:
"Orta Doğu'da silah satanlar zenginleşiyor, silah ekonomisi her gün büyüyor. Fakirin fukaranın sofrasındaki ekmek, peynir, zeytin her gün giderek küçülüyor. İşte bu süreç aynı zamanda bu kaderi, bu kaosu, bu krizi ortadan kaldırmak için var. Düzensiz ve büyük bir düzensizlik ve belirsizlik var. Biz de tam da diyoruz ki çok acı bir söz var. Diyorlar ki masada olmayan menüdedir. İşte Kürtler yüz yıl sonra ilk defa menüde değil, masadadır. Eğer kıymetini bilebilirsek, eğer doğru yönetebilirsek, eğer birbirimizle eksiklerimizle uğraşma yerine bizi yüz yıldır inkar eden, reddeden irademizi, onurumuzu, haysiyetimizi yok sayan Orta Doğu'daki bu rejimlere karşı demokratik haklarımızı inançlı, iradeli ve güçlü bir şekilde savunabilirsek, menüde olan biz olmayız. İşte Öcalan'ın, menüden Kürt halkını kaldırarak masaya oturtan bir lider olarak başlattığı bu süreç kıymetlidir, onurludur, hakkını bilmek gerekiyor.”
“BU SÜREÇTE KÜRTLERİN BİRLİK OLMASI KADAR DEĞERLİ VE KIYMETLİ BİR ŞEY YOKTUR”
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Peşmerge güçlerinin birleşmesine ilişkin konuşan Bakırhan, bu gelişmenin önemli olduğuna vurgu yaparak, "Orta Doğu'da herkesin Kürt'le uğraştığı, herkesin Kürdü yok etmeye çalıştığı bir süreçte, Kürtlerin birlik olması kadar değerli ve kıymetli bir şey yoktur. Sadece Peşmerge güçleri birleşmemelidir. Başka bir şey daha olmalıdır. Ne olmalıdır? Kürdistan Federe bölgesinde bütün Kürt partilerinin katıldığı bir birlik hükümetinin de kurulması artık acildir ve kaçınılmazdır. Millet bizimle uğraşıyor. Oradaki Kürtler hala bir tane hükümet kuramıyorlar. Ayıptır" dedi.
Bölgede bir an önce, demokratik birlik hükümetinin kurulması gerektiği önerisini dile getiren Tuncer Bakırhan, Kürdistan bölgesinin ihtiyacının, ayrışmayı büyütmek değil, ortak kurumları ve ortak geleceği güçlendirmek olduğunu belirtti. Bakırhan, "Sayın Öcalan'la İmralı'da yaptığımız dört saatlik görüşmede en fazla üzerinde durduğu konulardan birisi de buydu” diye konuştu.
“İRAN YÖNETİMİNİ KÜRTLERİN İRADESİNİ TANIMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Tuncer Bakırhan, İran yönetimine de Kürtlerin iradesini tanıması çağrısında bulunarak, “İran'da da yine farklı şeyler oluyor. İran bir türlü bu Kürt düşmanlığını bir kenara bırakmadı. Yakın zamanda hem Kürdistan bölgesine hem oradaki kentlere hem oradaki kurumlara dönük yoğun saldırılar içerisine girdi. Bunu da buradan kınıyoruz" dedi. İran yönetimini, Kürt kentlerini bombalama yerine orada Kürtlerin iradesini tanımaya çağıran Bakırhan, "İran'da çözüm çok basittir. İdam sehpası yerine Kürt'ü tanıyacaksın. İran'ı demokrasiye, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini tanımaya ve saldırılardan vazgeçmeye çağırdığımızı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
“KÜRTLERİN ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI SURİYE'DE ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR”
Suriye Demokratik Güçleri’nin feshedilmesinin ardından Suriye’de yaşanan duruma ilişkin konuşan Bakırhan, Suriye'de Kürtlerin anayasal haklarına kavuşmasının önünü açan bir sürecin başladığını aktardı. Tuncer Bakırhan, "Bakın 'önünü açan bir süreç' diyorum. Sadece önü açıldı. Gerisi yine bize bağlı. Mücadeleye bağlı. Gerisi birliğimize bağlı. Gerisi elli altmış milyon Kürd'ün Kamışlo'da ana dilde eğitim talebi yapan Kürt'le dayanışmasına kaldı. Daha dün Suriye Devlet Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bir şey söyledi. Ne diyor biliyor musun? Diyor ki Kürtçe eğitim dili olacak. Anayasal haklar tanınacak. Bunların yapılmasını biz de istiyoruz. Kürtlerin ana dilde eğitim hakkı Suriye'de anayasal güvence altına alınmalıdır. Öyle saatle, öyle seçmeli, öyle kısıtlı değil. Kürtler ana dilinde eğitim görmelidir. Ve Kürtlerin temel hakları Suriye'de anayasal güvenceye kavuşmalıdır. Suriye Devlet Başkanının bu dediklerini yakinen takip edeceğiz” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE'DE EKONOMİK SIKINTILARINDAN DOLAYI HER GÜN İNSANLAR YAŞAMINI YİTİRİYOR”
Eş Genel Başkan Bakırhan, Türkiye’deki ekonomik sorunların yurttaşların yaşamını zorlaştırdığını, Kürdü, Alevisi, Türk'ü bütün toplumun üç tane gündeminin bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Biri ekmektir, biri haysiyettir, birisi de gelecektir. Ekmek konusunda Türkiye çok kötü bir noktadadır. Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi'nin önünde emekli bir polis memuru 'geçinemiyorum' diyerek yaşamına kıydı. Türkiye'de ekonomik sıkıntılarından dolayı her gün insanlar yaşamını yitiriyor. İntihar ediyor, psikolojisi bozulmuş. Asgari ücretli geçinemiyor. Emekli, torununa harçlık veremiyor. Bu kötü tablonun ortadan kaldırılması gerekiyor. Türkiye'nin başka bir sorunu haysiyet sorunudur. Yönetime sesleniyoruz. İnsanların onuruyla oynamayın, insanların kimliğine oynamayın, yok saymayın. Kürtler, Aleviler, diğer halklar ve inançlar kendi kimliğiyle, insanca eşitçe yaşamak istiyor. Bunun kime ne zararı var? Üçüncüsü gelecek meselesi. Kürt, Alevi, üniversitede okuyan genç geleceğinden kaygılı. Yani Türkiye, ekmek meselesini, haysiyet meselesini ve gelecek meselesini eğer çözebilirse emin olun bu bölgenin hem ekonomik olarak hem demokratik olarak en örnek ülkelerinden birisi olabilir."
“HALK BU 500 BİN İNSAN NE OLACAĞINI SORUYOR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, fon soruşturmasına ilişkin de konuştu. Borsada eşi benzeri görülmemiş bir skandalın yaşandığını belirten Bakırhan, en az 500 bin yatırımcının bu vurgundan ve soygundan etkilendiğinin söylendiğini belirtti. Bakırhan, şunları kaydetti:
"500 bin az değil. Her birisinin dört tane evinde nüfus olsa iki milyon insan bu üç gündür süren vurgundan olumsuz bir şekilde etkileniyor. Bu 500 bin insan ne olacağını soruyor. Ama her zaman olduğu gibi ne olacağı konusunda yetkililer ortada yok. Bugüne kadar 500 bin insanı ikna eden, tatmin eden tek bir açıklama yapıldı mı? Yapılmadı. Onlar rahatlatacak tek bir söz söylendi mi? Söylenmedi. Ya valla aşkına bu 500 bin insanın her birisinin çocuğu var. Evi var. Kirası var. Geçim derdi var. Okuyacak çocuğuna harçlık gönderme gibi bir derdi var. Onlar sadece birer hayat değil, birer aile değil. Onlar aynı zamanda çocuklarının hayallerini ve umutlarını ve güvencelerini yaşayan taşıyan yüz binlerdir. Şimdi bu 500 bin insanın paralarına göz göze göz göre göre el konulmasını hep birlikte izliyoruz. Ama biz izlemeyeceğiz, onu söyleyeyim.”
“GELİYORUM DİYEN BİR SOYGUNA NİYE BU ÜLKENİN YÖNETİCİLERİ MÜDAHALE ETMEDİ?”
Borsadaki bu durumun "geliyorum" dediğini, kaç gün, kaç aydır alarm verdiğini söyleyen Bakırhan, "Ama buna müdahale edilmedi. Size soruyorum. Geliyorum diyen bir krize, bir vurguna, bir soyguna niye bu ülkenin yöneticileri müdahale etmedi?" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili fon soruşturması kapsamındaki iddiaları da hatırlatan Bakırhan, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Geçmişte bakanlık yapmış, şu anda bir partinin genel başkan yardımcısının, yüz lirası iki bin lira oluyor. Yirmi kat, dört ayda para kazanıyor. Sana sormazlar mı? 500 bin insanın geleceğinin çalındığı, soyduğu bu süreçte, bu eski bakanın yüz lirası nasıl iki bin üç yüz lira oluyor? Dolayısıyla bu mesele enine boyuna araştırılmalıdır. O 500 bin insanımızın hakkını, hukukunu kimlerin soyduğu açığa çıkarılmalıdır. Bakın yüz lira iki bin lira oluyor. Kimsenin ruhu duymuyor. Barış annelerimiz çocuklarına IBAN'la para gönderiyor, yargılanıyor. Bir tane arkadaşımız geçinemiyor, kardeşinden iki bin lira, bin lira para istiyor, devlet soruşturma açıyor.
Ya kurban olduğum, emekçinin üç lirasını, beş lirasını mercek altıına alıyorsun, hakkında soruşturma açıyorsun. İban mağdurları var cezaevinde şu anda dolu, içeri atıyorsun. Ama senin bakanlığının bir lirası iki yüz lira olmuş sessiz kalıyorsun. Buna itiraz ediyoruz. Bunu kabul etmiyoruz. Yetkililere sesleniyorum. Bu soruşturma da bu denetim de şeffaf bir şekilde yapılmalı. Karartılmamalı. Halkın gözü önünde yapılmalı. Ailelerin en az ana parası şimdilik teslim edilmelidir. Sorumlular hukuk önüne çıkarılmalıdır. Birini iki yüz yapanın bunu nasıl yaptığı ve kimler aracılığıyla yaptığı açığa çıkarılmalıdır. İster bakan, ister yönetici, ister kim olursa olsun bu soyguna izin verenlerden hesap sorulmalıdır. Bu paranın izi sürülmeli, nereye gittiği 86 milyona açıklanmalıdır. El konulan varlıklar var, bu varlıklarda da bu varlıklar küçük yatırımcıya önce verilmelidir."