(ANKARA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muhtarlar Günü Buluşması'nda yaptığı konuşmada, bölgedeki çatışmalara işaret ederek, "Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık, tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik" dedi. Erdoğan, muhalefeti de eleştirerek, "Daha önce muhtar deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten, kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlenen Muhtarlar Günü Buluşması’nda konuştu. Muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü'nü tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 vilayette görev yapan muhtarlara Türkiye ve Türk milleti adına ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür etti. Vefat eden muhtarları rahmetle anan Erdoğan, görev başındakilere de başarılar diledi.
Muhtarları "milletin evi" olarak nitelendirdiği Külliye'de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, ilk muhtarlar buluşmasının 27 Ocak 2015'te 17 ilden gelen 409 muhtarla yapıldığını hatırlattı.
"12 YIL BOYUNCA O BAĞI HER ZAMAN CANLI TUTTUK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman sergi salonumuzda Türkiye'nin tüm vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu, en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik, yeni bir yol açtık. Gün oldu, milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu, dertleştik. Gün oldu, birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni sadece devletin merkezi değil, milletin evi haline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabbim muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın diyorum.
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak tıpkı sizler gibi milletin iradesiyle, milletin teveccühüyle bulunduğu makama gelen bir kardeşiniz olarak şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki, sizelerle beraber yol yürümekten, sizelerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabı Allah'a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb'im ömür verdikçe sizelerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim.
Bu bitmez sevda; Türkiye sevdasıdır, millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda, Türkiye Cumhuriyetinin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. Bu sevda, son nefesimizde de kalbimizde burcu burcu tutacak elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb'im hepimize bu sevdayı layığıyla taşımayı bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin diyorum. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.
"BİZİM HER İCRAATIMIZA YAPTIKLARI GİBİ MUHTARLAR BULUŞMAMIZA DA KARA ÇALMIŞLARDIR"
Sizilerle aramızdaki sarsılmaz bağı anlayamayanlar, bizim her icraatımıza yaptıkları gibi muhtarlar buluşmamıza da kara çalmışlardır. Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki, içlerinde yıllardır biriktirdikleri milli irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. 'Muhtar bile olamaz' diyerek, güya bizi aşağılaklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler.
Rahatsızlıklarının sebebi, bizim burada hasbihal etmemiz asla değildir. Rahatsızlıklarının sebebi, sizin buraya kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara'ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye'nin değiştiğini, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.
"TABİRİ CAİZSE SİYASETTE BİR MUHTAR AÇILIMI YAŞANDI"
Devletin zirvesinin kapıları muhtarlarımıza açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosfer tüm Türkiye satına yayıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapıları da muhtar kardeşlerime ardına kadar açılmaya başladı. Bu iş sadece yerel düzeyde de kalmadı. Türk siyasetinde de buluşmalarımızın dönüştürücü etkisi oldu. Tabiri caizse siyasette bir muhtar açılımı yaşandı. Daha önce muhtar deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten, kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar.
Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile muhtarlar buluşması düzenlemesini Türkiye'de milli iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir.
"TAKLİT HER ZAMAN ASLINI BÜYÜTÜR"
Şurası da bir gerçek ki, taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki, ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah'ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz. Burada şunu tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evel emirde yerelde başladığına inanan bir kardeşiniz olarak muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyuyorum. Bu başarıda nacizane emeğimin olmasından ayrıca memnuniyet duyuyorum.
Muhtarlar buluşmamızın sadece tek parti bakiyesi tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarlarımızın özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları oldu. Sizlerin vatandaşlarımıza daha iyi hizmet sunabilmeniz, görevinizi daha iyi yerine getirebilmeniz için biliyorsunuz hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık. Sorun ve önerileri bizzat muhtarlarımızdan dinledik, notlarımızı aldık ve gerekli adımları hızlıca attık. Bunların neler olduğunu sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz.
"BÖLGEMİZDE ŞİDDETİ GİDEREK ARTAN BİR KRİZ FIRTINASI YAŞANIYOR"
Sizler de görüyorsunuz bölgemizde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşanıyor. Hemen kuzeyimizdeki Rusya - Ukrayna savaşı, birkaç ay sonra beşinci yılını dolduracak. İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran'daki gerilim, tam olarak bitmeden bu sefer Yemen'de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad'daki havalimanına düzenlenen saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.
Lübnan'a bakıyoruz maalesef, orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye'den güzel haberler geliyor, lakin Siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya etrafımız ateş çemberi diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye'nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun, şimdiye kadar bunlara başarılı olduk.
"BUGÜN DE BÜYÜK BİR MÜCADELENİN TAM GÖBEĞİNDEYİZ"
Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık, tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik. Burada şunu da siz muhtar kardeşlerime açık açık söylemek istiyorum, unutmayın: Büyük milletlerin imtihanı da büyük olur. Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu.
Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler.
Kimi zaman FETÖ gibi suret-i haktan görünen içerideki ajanlarıyla, kimi zaman dışarıdaki lobileriyle, kimi zaman ekonomik tetikçileriyle, kimi zaman da uluslararası basındaki maşalarıyla, kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler. Dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar, pencerelerimizi sökmeğe, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah'ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.
"BÖLGEMİZİ KAN DERYASINA ÇEVİREREK KENDİLERİNE REFAH DÜZENİ KURMAK İSTEYENLERE BOYUN EĞMEYECEĞİZ"
Dünyayı sömürerek, bölgemizi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceğiz. Karanlık ve kirli oyunlara, bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacağız. Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız. Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz halinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb'im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum.
Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar gününüzün tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bir kez daha buraya geldiğiniz için milletin evini şereflendirmeniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum. Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet olunuz diyorum. Kalın sağlıcakla."