(İZMİR) - CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç, gelecek yasama yılında 13. Yargı Paketi kapsamında TBMM gündemine gelmesi beklenen nafaka, mal paylaşımı ve velayet konularında kadınların hak kaybına uğramaması için yeni düzenlemelerin toplumsal mutabakatla hazırlanması ve sivil toplum kuruluşları ile baroların görüşlerinin mutlaka alınması gerektiğini vurguladı.
CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı avukat Nilay Kökkılınç, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran'da "süresiz nafaka" düzenlemesini iptal etmesinin ardından, 13. Yargı Paketi kapsamında hazırlanan yeni yasal düzenlemelerin Ekim ayında TBMM gündemine geleceğini belirtti.
Yargı uyuşmazlıkları içerisinde en çok yer kaplayan dosyaların Aile Mahkemelerinde görülen boşanma, nafaka, eşler arasındaki mal tasfiyesi ve müşterek çocuklar üzerindeki velayet hakkı gibi uyuşmazlıklar olduğunu anlatan Kökkılınç, kadınların uğradığı şiddetin sebepleri arasında da bu uyuşmazlıkların ne yazık ki önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Nilay Kökkılınç, Meclis’te yapılacak kanun çalışmaları akabinde getirilecek yeni yasal düzenlemelerin hak ölçüsünde çözümler sunması ve bozulan aile ilişkilerinde kadınların mağduriyetinin etkin bir şekilde önüne geçebilmesi gerektiğini ifade etti.
"SİVİL TOPLUM VE BAROLARIN GÖRÜŞÜ MUTLAKA ALINMALIDIR"
Kadın hakları konusunda çok değerli çalışmalar yapan sivil toplum örgütleri, meslek odalarının kadın hakları çalışma grupları, kent konseyleri ve baroların süreçte aktif rol alması gerektiğini belirten CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Av. Nilay Kökkılınç, şöyle devam etti:
"Meclis'te nafaka ile ilgili yapılacak yeni yasal düzenlemede bu kurumların görüşlerine mutlaka başvurulmalıdır. Kadın hakları insan haklarındandır ve yeni yasal düzenlemeler en geniş toplumsal mutabakatla yapılmalıdır."
"ZAMAN AŞIMI SÜRELERİ VE EK SÜRE KISITLAMASI HAK KAYBINA YOL AÇACAK"
Avrupa Birliği ülkelerinde uzun yıllardır nafaka, çocuklarla ilgili velayet hakları ve mal paylaşımı davalarının boşanma davalarından ayrı olarak görüldüğünü vurgulayan Kökkılınç, öngörülen düzenlemedeki riskli unsurları şöyle sıraladı:
"Mal paylaşımında açılacak davalar yönünden 10 yıllık zaman aşımı süresi gerçekten uzun bir süredir. Yeni yasal düzenlemede bahsedilen 5 yıllık zaman aşımı süresi de aslında uzundur. Boşanma kesinleştikten sonra 2 yıllık bir dava açma süresi makul olandır. Son yıllarda erkekler tarafından kadınlara karşı bu davaların açılmakta olduğunu görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında uzun zaman aşımı süreleri kadın-erkek ilişkilerinde yeni uyuşmazlıkların başlangıcı olabilmektedir.
İLERİ YAŞTAKİ KADINLARIN NAFAKA HAKKI
İleri yaştaki kadınların nafaka süresi bittikten sonra en geç bir yıl içerisinde ek süre talep etmemesi halinde hak kaybına uğrayacağı yolundaki düzenleme de pek çok kadının mağduriyetine yol açacaktır. Nafaka talebinde bu ek süreyle ilgili kısıtlama mutlak surette düzenlemeden çıkarılmalıdır."
