(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, 2027 yılı Bütçe Kanun Teklifi'ni eleştirerek, "Önümüzdeki yıl 22 trilyon 139 milyar lira vergi toplanması hedefleniyor. Vatandaş bu devletin kasasını her gün dolduruyor; doldurmaya da devam ediyor. Peki sıra o kasadan vatandaşın hakkını vermeye geldiğinde neden birden kaynak sıkıntısı başlıyor? Vergiyi toplarken herkesi buluyorlar, refahı dağıtırken herkesi unutuyorlar" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıç, sözlerine, dün gece Antalya'da yaşanan hortum felaketinde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı.
Kılıç, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
"Cumhuriyet Halk Partisi olarak bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlayacak ortak bir savunma kapasitesi geliştirmesini gerçekten önemsiyoruz. Ancak söz konusu ülkemizin güvenliği, askerimizin hayatı ve Türkiye'nin geleceği olduğunda hiçbir anlaşmaya da açık çek vermemek gerekiyor. Çünkü savunma anlaşmalarında asıl mesele barış zamanında verilen sözler değil, savaş ihtimali doğduğunda kimin hangi kararı vereceğidir. Önümüzdeki anlaşmada açıklığa kavuşturulması gereken ciddi meseleler vardır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak çekincelerimizi hem Dışişleri Komisyonu'nda hem Genel Kurul aşamasında bütün hukuki ve askeri boyutlarıyla dile getireceğiz. İtirazlarımızı, önerilerimizi ve gerekli gördüğümüz şerhleri de ortaya koyacağız. Özellikle Meclis'in anayasal yetkinliğinin korunmasını, askeri yükümlülüklerin sınırlarının belirlenmesini ve Türkiye'nin bağımsız karar alma iradesinin bağlayıcı güvencelere kavuşturulmasını istiyoruz. Biz bu anlaşmanın taşıdığı imkânları da elbette görüyoruz ama beraberinde getirebileceği riskleri de görmezden gelemeyiz.
"OTOMATİK ASKERİ MÜDAHALE RİSKİNİ ORTADAN KALDIRACAK GÜVENCELER OLUŞTURULMALIDIR"
Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan'la, Suudi Arabistan'ın Yemen'le yaşadığı sorunlar açıkça ortadadır. Yarın bu ülkelerden biri askeri yardım istediğinde ne olacaktır? Mehmetçik, Türkiye'nin doğrudan ulusal çıkarını ilgilendirmeyen bir savaşın tarafı mı yapılacaktır? Anlaşmanın ikinci maddesindeki derhal yardım yükümlülüğünün kapsamı belirsizdir. Bu yardım silah desteği midir, istihbarat paylaşımı mıdır yoksa doğrudan asker göndermek midir? NATO'da dahi danışma mekanizmaları ve ulusal karar yetkileri bulunmaktadır. Bu anlaşmada da otomatik askeri müdahale riskini ortadan kaldıracak güvenceler oluşturulmalıdır. Türkiye'nin savunma teknolojileri, milli istihbaratı ve NATO kapsamındaki gizli bilgileri de açık güvenceler olmadan paylaşım konusu yapılamaz.
"TÜRKİYE'NİN ULUSAL ÇIKARLARINI VE ANAYASAL YETKİLERİNİ AÇIK GÜVENCELERE BAĞLAYIN"
Çağrımızı bir kez daha yeniliyoruz: Meclis'i bilgilendirin, belirsizlikleri giderin, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını ve anayasal yetkilerini açık güvencelere bağlayın. Gerekirse —daha önce de söylemiştik— kapalı oturum yapılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi anlaşmanın bütün sonuçları hakkında bilgilenmelidir. Devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken hususlar olabilir. Ancak Meclis'ten onay isteniyorsa, milletvekillerinin bu anlaşmaya onay vermesi isteniyorsa milletvekilleri tam olarak neye onay verdiklerini bilmelidir. O yüzden komisyonu takip ediyoruz. Genel Kurul'a geldiğinde de zaten partimizin görüşlerini biz de milletvekili arkadaşlarımıza getireceğiz."
"ASIL FELAKET HATA YAPMAK DEĞİL, UTANMA DUYGUSUNU KAYBETMEK VE O YANLIŞTA ISRAR ETMEKTİR"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Gaziantep ziyaretine ilişkin konuşan Kılıç, şunları söyledi:
"Bizim Gaziantep'te yaptığımız, yoğun kalabalıklarla gerçekleşen ziyaretleri bazı milletvekilleri içlerine o kadar sindirememiş ki üç yıldır devam eden, sarıldıkları yalana ve manipülasyona dün bir kez daha sarılmış oldular. Dün bir WhatsApp görseli bazı milletvekilleri tarafından büyük bir hevesle dolaşıma sokuldu. Şimdi bu arkadaşlara sormak istiyorum: Bir zamanlar aynı çatı altında siyaset yaptığınız, kapısında yatıp kalktığınız, siyaseten elde ettiğiniz makamları borçlu olduğunuz insanlarla hesaplaşmak için elinizde kala kala bu yalan dolandan oluşan WhatsApp dedikodusu mu kaldı Allah aşkına? Bir milletvekilinin eline telefon alıp her gördüğünü paylaşması çok kolay. Ama zor olan, taşıdığı unvanın sorumluluğuyla hareket etmektir. Siyasette yolunuzu ayırabilirsiniz; ama gerçeklerle de yollarınızı ayırırsanız elinize yalnızca sahte WhatsApp dedikoduları kalır. İnsanlar hata da yapabilir; doğal, hepimiz yapıyoruz zaman zaman. Hatayı görmek ve kabul etmek ise erdemdir. Asıl felaket ise hata yapmak değil, utanma duygusunu kaybetmek ve o yanlışta ısrar etmektir."
"SANAYİCİ FABRİKASINI AYAKTA TUTMAK İSTİYOR"
Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başlayan bütçe görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu sabah Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 yılı bütçesini sundu. Görüşmeler de devam ediyor şu anda. Orada tablolar açılıyor, orada oranlar anlatılıyor, hedefler sıralanıyor. Ben de buradan o tabloların, satırların aralarında hayatı sıkışan milyonların durumunu anlatmak istiyorum sizlere. Sanayici fabrikasını ayakta tutmak istiyor. Çiftçi gelecek yıl tarlasını ekebilmek istiyor. Esnaf kepengini açtığında o günün masrafını çıkarabilecek mi, onu düşünüyor. Emekli zaten bırakın gelecek yılı hesaplamayı, ayın sonuna ulaşmaya çalışıyor. Ankara'da hazırlanan bütçenin Gaziantep'te bir mutfağa, İzmir'de bir işçi evine, Anadolu'da bir çiftçinin tarlasına ne getireceğine bakmamız gerekiyor.
Ve karşımıza çıkan en ağır rakam şu: 3 trilyon 975 milyar lira faiz! Bakın, bu rakamın büyüklüğü söylendiği anda anlaşılamayabiliyor. Gelin hepimizin anlayacağı şekilde zamana bölelim bunu. Yılın tamamına yaydığınızda her gün yaklaşık 10 milyar 890 milyon lira faiz işliyor. Her dakika yaklaşık 7.5 milyon lira faiz işliyor. Yani 2027 yılı bütçesine göre bizim burada geçirdiğimiz 6-7 dakikada dahi faiz baronları 45 milyon lira kazanacak. Vatandaşın geçinemediği her dakikada bütçenin bu faiz sayacı milyon milyon işlemeye devam ediyor. Üstelik bu para borcun ana parasını da kapatmıyor; sadece faiz ödüyor.
"ÜLKEYİ BORÇLANMAYA BAĞIMLI HÂLE GETİREN KİM"
İktidar yıllardır millete sabır tavsiye ediyor. Emekliye sabır, işçiye sabır, memura sabır, öğretmene sabır, atama bekleyen mühendislere sabır... Sabır da sabır! Peki ya neden yalnızca vatandaş alacağını beklesin? Emekliye verilen sözler erteleniyor. Öğretmenin ataması erteleniyor. Çocuğun bir öğün yemeğini hâlâ tartışmaya devam ediyoruz. Ama faiz takvimi şaşırmıyor; tıkır tıkır işliyor. 2027 yılı için yaklaşık 27 trilyon 276 milyar liralık bütçe gideri öngörülüyor. Beklenen açık 3 trilyon 868 milyar lira. Faize ayrılan para bütçe açığının bile üzerinde! Bu tabloyu meydana getiren siyasi tercihlerin tabii ki hesabını soruyoruz ve sormaya da devam edeceğiz. Ülkeyi borçlanmaya bağımlı hâle getiren kim? Üreticinin önünü göremediği, vatandaşın parasına güvenemediği, yatırımcının hukuk güvencesi aradığı bu ortamı kim yarattı? Çeyrek asra yaklaşan iktidarların sonunda hâlâ fatura vatandaşa kesiliyor. İktidarın mazeretleri değişiyor; faturanın gönderildiği adres hep aynı, o adres değişmiyor: Ücretli çalışan, emekli, küçük esnaf, çiftçi...
Önümüzdeki yıl 22 trilyon 139 milyar lira vergi toplanması hedefleniyor. O paranın içinde işçinin, memurun daha eline geçmeden maaşlarından kesilen vergiler var. Bir annenin çocuğuna aldığı sütün vergisi var. Çiftçinin mazotundan, esnafın elektriğinden alınan vergiler var. Vatandaş bu devletin kasasını her gün dolduruyor; doldurmaya da devam ediyor. Peki sıra o kasadan vatandaşın hakkını vermeye geldiğinde neden birden kaynak sıkıntısı başlıyor? Vergiyi toplarken herkesi buluyorlar, refahı dağıtırken herkesi unutuyorlar!
"BİZ BU MECLİSTE HER ÖDENEĞİN PEŞİNE DÜŞECEĞİZ"
Biz bu Mecliste her ödeneğin peşine düşeceğiz. Faiz yükünün nasıl azaltılacağını, üretimin nasıl destekleneceğini, verginin hangi omuzlara yüklendiğini elbette soracağız. Çocuğun yemeğini, emeklinin insanca yaşamını, öğretmenin atamasını bütçe görüşmelerinde merkeze koyacağız. Çünkü bütçe, iktidarın millete nasıl bir hayatı layık gördüğünü gösterir. İktidar önümüze koyduğu tabloda vatandaşın payına yine beklemek, sabretmek ve ümit etmek düşüyor. Biz o bekleyişe itiraz ediyoruz. Bu millet her yıl daha çok vergi ödeyip her yıl daha az hayat yaşamayı hak etmiyor. O bütçenin kaynağı milletin alın teridir; ve biz milletin alın terinin karşılığını alması için mücadele edeceğiz.
Gerek komisyonda gerek Genel Kurul'da Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerini hem basın mensupları hem vatandaşlarımız izlesin. Nasıl bir muhalefet yapılır ve bütçe nasıl yapılmalı, bunlara tüm Türkiye hep beraber arkadaşlarımızla birlikte göstereceğiz diyorum."