(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, "Ücretli öğretmeni kölelik ücretiyle çalıştırıyorsun, bir de onların sorunlarını dinlemek için ya kendiniz ya da bakan yardımcılarınız randevu dahi vermiyor. Biber gazıyla, ters kelepçeyle öğretmene zulmetmekten vazgeç Sayın Yusuf Tekin" dedi.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, partisinin Genel Merkezi'nde gazetecilerle bir araya geldi. İktidarın eğitim politikalarını eleştiren Kaya, "AKP iktidarı eğitimde iki büyük tahribat yarattı. Birincisi: Kamusal eğitimden piyasa eğitimine geçiş. İkincisi ise Bilimsel-laik eğitimden ideolojik eğitime geçiş. AKP iktidarının 24 yılda kamusal eğitimi nasıl zayıflattığının kanıtıdır" diye konuştu.
Kaya, 2002’de 41 bin 300 olan devlet okulu sayısının 2025’te 56 bin 336'ya çıktığına işaret ederek, şunları söyledi:
"Peki bu süre zarfında özel okul sayısı ne oldu? 2 bin 395’ten 14 bin 700’e çıktı. Yani devlet okulu sayısı yüzde 37 artarken özel okul sayısı yüzde 513 arttı. Peki öğrenci sayılarındaki değişim ne durumda? 2002 de devlet okulunda okuyan öğrenci sayısı 13 milyon 675 bin 285 iken 2025’te bu sayı 15 milyon 336 bin 143’e yükseldi. Yani Öğrenci sayısı yüzde 12, 15 arttı. Bu tablo bize sadece kamu okullarının zayıflayıp özel okulların güçlendiğini söylemiyor. Eğitim sisteminin ağırlık merkezinin de artık özel okullardan yana değişmiş olduğunu söylüyor.
"EĞİTİM HAKKI, GİDEREK EĞİTİM HARCAMASI HALİNE GELİYOR"
Buradan çıkarılması gereken sonuç, ‘Veliler çocuklarını özel okula göndermek istiyor’ değildir. Asıl gerçek şudur: Veliler özel okulu tercih etmiyor; çocuklarının nitelikli bir eğitim alabilmesi ve geleceğinin güvende olması için özel okula yönelmek zorunda bırakılıyor. Yani veliler, özel okulu değil, çocuklarının geleceğini satın almaya zorlanıyor. İşte tam burada AKP ’nin yarattığı bu sistemin bir sonucu olan kaygı devreye giriyor ve veli şu sorulara yanıt aramaya başlıyor; ‘Çocuğum iyi eğitim alabilecek mi?’ ‘Sınavda geri kalacak mı?’ Böylece kaygı büyüyor ve aile çözümü satın almak zorunda hissediyor. Ve artık eğitim hakkı, giderek eğitim harcaması haline geliyor."
"EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK YALNIZCA PARAYLA DEĞİL, DOĞDUĞUNUZ YERLE DE BELİRLENİR OLDU"
Kaya, CHP olarak kamusal eğitimi yeniden inşa edeceklerini, eşitlikçi eğitim anlayışını yeniden ayağa kaldıracaklarını ve hiçbir çocuğu geride bırakmayacaklarını bildirdi.
Okul öncesi eğitimin de bugün bir ayrıcalığa dönüştüğünü savunan Kaya, "CHP iktidarında her çocuğa ücretsiz, nitelikli tam gün okul öncesi eğitimi sağlayacağımızın sözünü veriyoruz. Çocuklarımızın okulda aç kaldığı bir düzende eğitim hakkından söz edilebilir mi? Okul öncesi, ilk okul ve ortaokulda okuyan tüm öğrencilerimiz için bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli okul yemeğinin de verilebileceğini iktidarımızda hep birlikte göreceğiz. Eğitimde eşitsizlik yalnızca parayla değil, doğduğunuz yerle de belirlenir oldu. Son 24 yılda kapatılan köy okulu sayısı 24 bini geçti. Cumhuriyetin en zor zamanlarında, savaştan çıkmış bir ülkede yıkıntılar arasında kurulan köy okulları AKP eliyle birer birer kapatıldı. CHP olarak köy okullarını yeniden açacak ve yerinde eğitimi tüm teknolojik altyapılarını tesis ederek yeniden başlatacağız" ifadelerini kullandı.
"OKULLARDA YİNE TEMİZLİK GÖREVLİSİ, GÜVENLİK GÖREVLİSİ, REHBER ÖĞRETMEN, YOK"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenen Kaya, şunları söyledi:
"Öncelikle dünden bu yana ücretli öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nda sizinle görüşmek için randevu bekliyor. Milli Eğitim Bakanlığı önünde bekleyen bir avuç ücretli öğretmene neden randevu vermiyorsun? Bir an önce ücretli öğretmenlerin randevusunu gerçekleştir. Ayrıca şu çağrıyı da yapmak istiyorum: Şu anda Türkiye genelinde okullara ücretsiz dağıtılan ders kitaplarının ancak yüzde 20’si dağıtılmış durumda. Okullarda yine temizlik görevlisi, güvenlik görevlisi, rehber öğretmen yok. Öğretmen açığı var. Ücretli öğretmeni kölelik ücretiyle çalıştırıyorsun, bir de onların sorunlarını dinlemek için ya kendiniz ya da bakan yardımcılarınız randevu dahi vermiyor. Biber gazıyla, ters kelepçeyle öğretmene zulmetmekten vazgeç Sayın Yusuf Tekin."
Özel eğitim kurumlarıyla ilgili sorunlara dikkati çeken Kaya, "Son 4 yılda özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine aktardığınız yaklaşık 111 milyar Türk lirası ile 2025 yılı resmi yapı yaklaşık maliyetleri esas alındığında; bin 224 adet devlete ait kalıcı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi yapabilirdiniz ama yapmadınız. Neden? Çünkü devleti okul ve kurum inşa eden değil, giderek özel sektörün faturasını ödeyen bir yapıya dönüştürmek istiyorlar. Özel gereksinimli evlatlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini ücretsiz ve nitelikli şekilde gerçekleştirilmesini mutlaka sağlayacağız” değerlendirmesini yaptı.
"AKP’NİN EĞİTİMDE YARATTIĞI BİRİNCİ TAHRİBAT KAMUSAL EĞİTİMDEN PİYASA EĞİTİMİNE GEÇİŞTİ"
Nitelikli, kamusal eğitimin öğretmenle mümkün olduğunu vurgulayan Kaya, “Biz öğretmeni yeniden öğretmen yapacak, ücretli öğretmenliği, mülakatı kaldıracak, öğretmen yetiştirme sistemini sağlıklı hale getirecek, eş durumu tayininde aile bütünlüğünü esas alacak, usta öğreticilerimizin çalışma koşullarını güvence altına alacak, tüm eğitim kadrolarına eğitim-öğretim yılı başında 1 maaş karşılığı eğitime hazırlık ödeneği vereceğiz. AKP’nin eğitimde yarattığı birinci tahribat kamusal eğitimden piyasa eğitimine geçişti" diye konuştu.
İktidarın eğitimdeki ikinci büyük tahribatının laik ve bilimsel eğitimden ideolojik eğitime geçiş çabaları olduğunu söyleyen Kaya, şöyle devam etti:
“Herkes çok iyi biliyor ki evrensel, bilimsel ve demokratik eğitim çocuğa ne düşüneceğini dikte eden değil, nasıl düşüneceğini öğreten eğitimdir. İyi eğitim çocuğun zihnini doldurmak değil, çocuğun zihnini özgürleştirmektir. MEB’in tarikat ve cemaatlere bağlı vakıf ve derneklerle yapmış olduğu ÇEDES ve benzeri protokolleri, eğitim faaliyetlerinin pedagojik sorumluluğu ve laik eğitim ilkesi bakımından asla kabul etmiyoruz. Biz eğitim-öğretim faaliyetlerinin pedagojik yeterliliği ve kamusal denetimi olmayan aktörlere bırakılmasına izin vermeyeceğiz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitimden beklentisini cisimleştiren, ‘Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ nesil yetiştirme hedefidir. Maarif modelde ise ‘aklıselim, kalbiselim, zevkiselim’ nesiller yetiştirme hedefine yönelmiş, hürriyet gibi bir özden arındırılmış, böylece yeni nesillerin pasif ve evcil olması amaçlanmıştır. Cumhuriyet'in eğitim anlayışında çocuk, devletin biçimlendireceği bir nesne değildir. Çocuk, kendi geleceğini özgürce kurabilmesi gereken bir yurttaştır. Ve bizim eğitim anlayışımızın temel sorusu ‘Nasıl bir insan yetiştireceğiz’ değil, ‘Her çocuğun kendi aklıyla, kendi vicdanıyla ve kendi özgür iradesiyle nasıl bir insan olabileceğinin önünü nasıl açacağız’ sorusudur.
"GELECEĞİN EĞİTİMİNİ BUGÜNDEN KURMAK İÇİN YOLA ÇIKIYORUZ"
Bizim cevabımız nettir, özgür düşünen, bilimden yana, laik, demokratik, eşit yurttaşlar yetiştiren bir ‘Kamusal Eğitim Cumhuriyeti’ için eğitim anlayışını yeniden kuracağız. Kamusal Eğitim Cumhuriyeti, eğitimi piyasanın, dinsel yapıların ya da siyasal iktidarların müdahale alanı olmaktan çıkararak yeniden toplumun ortak hakkı ve kamusal sorumluluğu haline getirme iradesidir. Bizim için eğitim, çocuğun doğduğu ailenin gelirine, yaşadığı mahalleye, cinsiyetine, diline, inancına ya da sahip olduğu olanaklara göre değişen bir ayrıcalık değil, herkes için eşit ve nitelikli bir yurttaşlık hakkıdır. Bu nedenle Kamusal Eğitim Cumhuriyeti, laik, bilimsel, demokratik, karma, eşitlikçi ve parasız eğitimi, güçlü ve güvenceli öğretmenlik mesleğini, çocukların özgürce düşünebildiği, sorgulayabildiği ve kendisini gerçekleştirebildiği okulları savunur. Teknolojiyi ve yapay zekâyı da insanın ve toplumun hizmetine sunar, verinin metalaştırılmasına, eğitimin şirketlerin kâr alanına dönüştürülmesine karşı çıkar. Biz yalnızca kaybettiklerimizi geri almak için değil, geleceğin eğitimini bugünden kurmak için yola çıkıyoruz. Kamusal Eğitim Cumhuriyeti, eğitimin yeniden herkesin hakkı, okulun, toplumun ortak yaşam alanı ve öğretmenin bu dönüşümün kurucu öznesi olduğu bir gelecek iddiasıdır.”